Yazarlar Yobazlık tanımı ve şeriat kavramı

Yobazlık tanımı ve şeriat kavramı

Sadık Albayrak
Sadık Albayrak Gazete Yazarı

Cumhuriyetin 50. yılında, bir takım seminerler düzenlenir ve bu seminerlerde yapılan konuşmalar, kitap haline getirilir. 1975''de TTK (Türk Tarih Kurumu), "Türkiye''de din ve devlet ilişkilerinin tarihsel gelişimi", adlı ord. prof. dr. Ömer Lütfî Barkan''ın eserini yayınlar.

Orada, Barkan şöyle der; İslâm şariatı/hukuku hakkında:

"İslam şeriatı sadece itikad ve ibadete ait kaideler vaz etmekle yetinmemiş, İslam memleketlerini idare etmesi lazım gelen hukukî, sosyal ve politik her türlü nizam ve usulleri de bütün ayrıntıları ile ve bir daha değişmelerine lüzûm kalmayacak bir şekilde mükemmel olarak tesbit etmiş olmak iddiasında bulunmuştur." (sh: 49)

Böyle bir "iddia"da bulunan nizamın, tenkidi veya karşıtlığı olacak, diğer şeriatlar da yaşama hakkını elde etmek için, kendini koruyacak kurallara sarılmak zorunda kalacaktır.

Nitekim, Kur''an-ı Kerîm''e bakıldığında, "geçmiş şeriatlar"ın bir kısım ahkâmı da, daha sonra gelen ümmetlere bir miras olarak bırakmıştır. Bunun dayanağı da, "Şûra: 13-14"de geçer:

"Allah Nuh''a buyurduğu şeyleri size de din olarak emr etmiştir."

Bu ayet-i kerime''yi, tahlîl ve tefsîr ederek yorumlayan bir başka alim şöyle der:

"Semavî şeriatleri gönderen kaynak bir ve o da Allah olduğuna göre, bunların özü de birdir. Şura: 13''de hüküm de bu hususu açıkça belirtmektedir. Bilginler bunun üzerinde icma etmişlerdir." (prof. dr. Muhammed Ebu Zehra, İslam hukuku metodolojisi (Fıkıh usulü), Ankara/1986, sh: 262)

Yani, İslam kendinden önce gelip geçmiş olan "din kuralları"nın bir kısmını almış bir kısmını da "nesh" edip, statükoyu red etmiştir.

Yani, toplumda, bir gelişme olması için, bir değişmenin de gerekli olduğu görülüyor.

Bu bakımdan, tamamen red cephesi oluşturup, "istemezükçü" bir dünya görüşü ile ortaya çıkmanın faturası her gelişmekte olan toplumların tabanına ödetilmiştir.

Ve giderek, "yobazcılık"la uğraşanlar, dinî hisleri kuvvetli olan ve bildiği üzere "amel-i salih"te bulunanları "aşırı sağ akımcılar" olarak damgalamışlardı. (Çağatay, Gerici Akımlar, sh: 70)

Barkan''a göre, İslam şariatının topluma yansıyan yaşam biçimleri "hakikî bir müslüman"ın yaşam biçimi olarak görüldüğü, veya öyle yorumlandığı halde; bir başkası "gericilik"le karşı cephe oluşturmaya çalıştığında, her iki cephe de "din" ve "devrim yobazı" olarak iki havzada kürek sallaması gibi bir durum ortaya çıkartır.

Biz deriz ki, bu ülkede, tutuculuğu değil, her birimizi olduğu gibi görüp, olması gereken kulvarda koşmaya hazırlayan dinamizmi yakalamalıyız!

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.