
Hakan Şükür, “Sezon sonunda Galatasaray''ı bırakıyorum” demişti. Şimdi düşünüyorum, bu ayrılış Galatasaray için yararlı mı olur yoksa pişmanlık mı yaratır? Zor bir soru.
Hakan, son yıllarda tartışılan adam olarak dikkatleri çekti. İyi niyetle söylediği sözlerde art niyet arandı. Dedikodular bitmek bilmedi.
Kulübede otururken, oyundan çıkarken, saha içinde, saha dışında, gözler hep üzerindeydi. Ne yapıyor, tepkisi ne olacak, neler söyleyecek? Hocasıyla arası açık mı? Yönetime kafa mı kaldırıyor? Ne gibi bir mesaj vermek istiyor?
Şükür, hep bu tür sorularla gündeme geldi ve tartışıldı. Onun, içinden geldiği gibi davrandığı, duygularını yoğun yaşadığı ve en duru biçimde bunu dışarıya yansıttığı, olasılıklar içerisinde genellikle yer almadı.
Hakan son günlerde, arkadaşlarına moral pompalayan adeta bir enerji kaynağı. Kulübede çırpınıyor, son 15 dakika oyuna giriyor, orada da çırpınıyor. Antrenör, ağabey, kaptan, her şey.
Cimbom''un son haftalardaki şu görkemli kükreyişine bir bakın hele. Bu nasıl bir bütünleşmedir ve de kararlılıktır. Bu tabloda Şükür''ün büyük payını kim inkar edebilir? Ben derim ki, aynı misyonla bir yıl daha Şükür.
- Kaptan doğruyu söylemiş. Beşiktaş''taki bu müthiş (!) transfer politikasıyla Üzülmez bir on sene daha oynar.
- Tamam da, komada da, bitkisel yaşamda da hafif hafif nefes alındığını unutmayalım.
- Sevgili Sinan, aman dikkat. Fazla açılmayın boğulursunuz.
- Seba''sız yıllarda Beşiktaş durmadan gol yiyor. Ne dersiniz Seba yeniden gol atmaya başlasın mı?
- Polat 20.45''i ne de çabuk unuttu. Doğru ya dün dündür, bugün de bugün.
- Hocam, ilk iki gittikten sonra bu işin incesi, kalını, hesabı, kitabı mı kaldı ?
Beşiktaşlı dertli mi dertli. “Ah''lar, vah''lar” bitmiyor, bitmek bilmiyor. Özellikle son haftalara yanıp tutuşuyorlar. Büyükşehir ve Oftaşspor yenilgilerine ağıt yakıyorlar. İnönü''deki Fenerbahçe yenilgisine çıldırıyorlar. “Geçen sezon olduğu gibi, bu sezon da avucumuzun içinden kaçtı gitti şampiyonluk” diyorlar.
Bu arada haklı olarak hakemlere de ateş püskürüyorlar. Gerçekten hakemler tarafından resmen katledildiler, ince kıyım doğrandılar.
Fazla gerilere gitmeden, yenildikleri şu son 3 maça bakalım. Büyükşehir Belediye maçında Bobo''nun haksız yere kırmızı kart görmesi... Oftaş maçında iki net penaltılarının verilmemesi... Fenerbahçe maçında Colin Kazım''ın kendi ceza alanındaki smaçına ses çıkarılmaması, son derece ilginç (!) kararlardı.
Beşiktaşlı bu haksızlıklara isyan ediyor. Ancak takımının sergilediği futbola da hiçbir şekilde yeşil ışık yakmıyor. “Helal olsun oynadılar ama olmadı” diyemiyor... Ve Ertuğrul hocaya, “Sezon başında sözünü verdiğin, 90 dakika mücadele eden, seyir zevki veren takım hani nerede?” diye soruyorlar.
Evet hani nerede? Sezonun tamamı, birkaç maç dışında tatsızdı, zevksizdi ve taraftar 90 dakikaları doğum sancıları çekerek tamamladı. Takım, seyirciyi keyiflendiremedi.
Son maçlardaki ''yalan rüzgarı''na kimse aldanmasın. Bu takımın geri dörtlüsü kaliteli oyuncularla baştan aşağıya yenilenmeli. Gökhan Zan, İbrahim Toraman ve İbrahim Üzülmez alternatif oyuncular olarak düşünülmeli. Orta alana, futbolun iki yönünü oynayabilen biri, muhakkak transfer edilmeli. Yoksa aynı acılar, aynı ızdırap gelecek sezonda da yaşanır.
“Yaşattığınız her şey için teşekkürler''... “Her zaman her yerde hep destek tam destek''... Fenerbahçe-Gençlerbirliği maçındaki bu pankartlar beni mest etti. Bayıldım, hayran kaldım. Spor işte bu. Fair-play ruhu işte bu.
Derbiden sonra ortalığı pisleyen birkaç kendini bilmeze büyük çoğunluğun tokadı müthiş oldu. Ancak yine de araya sızan çatlak sesler vardı. Maldonado''ya, Ali Bilgin''e yükselen “Yuh'' sesleri, ıslıklar canımızı sıktı. Sağ duyulu o büyük grubun, bu mikropları zamanla içlerinden atacağına inanıyorum.
Hep en üst noktada başarıyı dünyada hiçbir takım bugüne kadar gerçekleştiremedi, gerçekleştiremez de. Başarı ve başarısızlığın belli kriterleri vardır.
Son haftaya şampiyonluk iddiası kaybolmadan giren bir takıma hangi insafsız, “Başarısız” damgasını vurabilir. Fenerbahçe şu anda Şampiyonlar Ligi''ni garantiledi. Sezon içinde Şampiyonlar Ligi''nde mükemmel sonuçlarla ve çok iyi futbolla hepimizin göğsünü kabarttı.
Daha ne olacak? Daha ne istiyoruz? Sadece ipi göğüsleyen mi önemli? Arkadan kıl payı farkla, gümbür gümbür gelene alkış tutulmayacak mı? Fenerbahçe''yi, çok iyi bir sezon geçirdikleri ve taraftarlarını mutlu ettikleri için, son maçı beklemeden alkışlıyorum. Birinci ve ikinciyi birlikte şeref kürsüsüne çıkarmasını artık öğrenelim.
Fenerbahçe-Gençlerbirliği maçının devre arasında soyunma odasına inen Aziz Yıldırım, oyunculara şu konuşmayı yapmış: “Gözünüzün yaşına bakmam. Çıkın adam gibi oynayın. Galip gelmezseniz çok kötü olur. Hak etmeyene bu formayı bir daha giydirmem.”
İşte bu müthiş (!) konuşmadan sonra Fenerbahçe sahaya çıkmış ve fırtına gibi esmiş. Böylece bir “Azizsilin!” daha gerçekleşmiş.
İyi, güzel, harika! Zico, başkanın soyunma odasına inmesine ve böyle konuşmasına izin veriyorsa, bize sadece “Nice Azizsilin''lere” demek düşer.
Sivas''ta çok renkli bir cümbüş. Tribünlerde bayram havası. Destek, sevgi, bağlılık,coşku ve saygı en üst düzeyde. Her iki takıma alkış yağıyor. Golü yiyen üzülüyor, atan seviniyor. Sevgide, saygıda yine en ufak bir eksilme olmuyor.
Sonunda Galatasaray kazanıyor. Sivaslı bükemediği bileği öpmesini bilerek, bir kez daha büyüklüğünü ortaya koyuyor. Böylelerine bin kere helal olsun.
Ankaragücü-Beşiktaş maçında bir ara kulaklarıma pamuk tıkamayı düşündüm. Maç öncesi, arası ve sonrası, en az 3 saat küfür bombardımanına uğradık. Bu, artık terbiyesizliğin de ötesi.
Şu son yıllarda Ankaragücü''nün oldukça fazla sayıda bir taraftar grubu oldu. Bu durum hepimizi çok mutlu ediyor. Ama küfür ederek, bu tabloyu çirkinleştiriyorlar.
Bir Beşiktaş düşmanlığıdır gidiyor. Beşiktaş size ne yapmış, ne olmuş? Anladık Bursaspor''la kankasınız. Peki Bursaspor''un saçmaladığını göremiyor musunuz? Benden söylemesi, görüntü ve ses kirliliğine neden oluyorsunuz. Yakışmıyor, yakışık almıyor.
Elbette sistemle, futbolcularla öyle zırt, pırt oynamamak gerekir. Ancak öyle maçlar vardır ki teknik direktörün hiç vakit geçirmeden müdahale etmesi gerekir.
Zico, Gençlerbirliği karşısında işte bunu yaptı. Değişikliklerle oyunun akışını tersine döndürdü. 35. dakikada iki oyuncuyu birden dışarı almak yürek işidir. Semih ile Kazım Fenerbahçe''nin ofansif gücünü bir anda artırdı. 67''deki Selçuk-Kezman değişikliği de oyunu dengeledi. Zico doğru hamlelerle işi bitirdi.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.