
Vefat eden birisinden bahisle hayatını kaybetti dedikleri vakit bana çok garip geliyor. Öldü, göçtü, dünyasını değişti, ahirete doğdu, dâr-ı bekâya irtihal etti, rahmet-i rahmana kavuştu; bunlar tamam ama hayatını kaybetti, garip.
İnsan kaybetmez mi? Kaybeder elbet; çantasını, telefonunu, arabasını, yolunu… Bulur ama bulamazsa yenisini alır, imkan yoksa alamaz ama kendisi kaybına rağmen var olmaya devam eder. Ölen için böyle mi ya?
Aklını kaybeder insan, bulamazsa deli olur; bulunursa meczup. Ama iki durumda da var olmaya devam eder; akılsızdır ama vardır, cazibesine kapılmıştır göklerin, ama vardır. Bazen insan kendisini de kaybeder, ‘çok sinirlendim, normalde yapmam böyle bir şey ama kendimi kaybetmişim’ deriz hani. Anlıktır bu kayıp da, gelir geçer, buluruz kendimizi.
Ölen için hayatını kaybetti dendi mi, sanki hayatı yok da kendisi var gibi bir anlam çıkıyor, bunu garipsiyorum. O bizim için çok kıymetliydi, hayatı yoksa da hatırası, kendisi bizimle manasına kullanılsa hani bir yere kadar kabul edilebilir. Ama haberleri sunan spiker ‘filanca hayatını kaybetti’ deyince, yani kendisi ile hiçbir tanışıklığı olmayan birisinin vefat haberini böyle verince bu mana da ortadan kayboluyor.
Ölenler hayatlarını kaybetmez, vade tamam olur ölür, ancak bazı diriler vardır ki yaşamaya devam ederler ama hayatlarını kaybetmişlerdir.
Müslüman adamdır mesela, beş vakit namazındadır, muhabbetlidir, mütevazıdır. Nefsi için değil hakikaten hizmet derdiyle siyasete girer, bir ucundan bulaşır bu işlere. Başlangıçta gayet samimidir, Allah için koşar, çabalar. Siyaset yap ama aman alışma derim. Tebessümle mukabele eder, Allah korusun der, içtenlikle niçin orada olması gerektiğini izah eder. Eyvallah der, dua ederim. Birkaç sene sonra bilvesile karşılaşırız, bu kez eyvah derim. Çevresindeki insanlara, onlarla diyaloğuna, yürüyüşüne, olayları yorumlayışına, konuşma biçimine, dert ettiği meselelere, gün günden pratikleşen zekasına, kalpten dudağa savrulan sohbetine bakar eyvah derim, hayatını kaybediyor!
Güzel adamdır mesela, kendi halindedir, okumaya yazmaya meraklıdır, ince zevkleri vardır, garip gurabanın derdiyle hemhaldir. Bir yerlerden şöhrete bir kapı aralanır. İmtina eder önceleri, uzak durur, bize göre değil bu işler der. Şartlar biraz daha mecbur edince göz önünde olmaya başlar, şöhret artar günden güne. Aman derim bu işler bozmasın seni. Yok yahu der, dün yapmaya çalıştığımız güzel işleri bugün daha rahat halledebilir duruma geldik, yoksa ne işimiz olur bizim meşhur olmakla filan. Sokağa çıktığında fotoğraf çektirenler, sağda solda imza isteyenler, televizyon programları, dinleti işleri, ‘Euro yâ kulum’ derken adam önce kaybolmaya başlar sonra hayatını kaybetmeye!
Çok parası pulu yoktur mesela, kazancı kendisine yetecek kadardır. İyidir, hastır, cömerttir. Nafakasından artırdığıyla akrabasının, fukaranın, yetimin imdadına koşar. Mevla birbiri ardınca kapılar açar, parayı bulur, zengin olmaya başlar. Sevinirim, sohbet arasında aman derim dikkat et, para pul işlerine kurban vermeyelim seni de. Allah korusun der samimi bir şekilde, mangır cebimizde çok olsun; gönlümüzde yok! Oturup kalktığı insanlar değişmeye başlar önce, sonra gidip geldiği mekanlar, derken kendisi bir başkası olmaya başlar kendisinden. Bir de bakmışsın gazetenin birinde bir vefat haberi: Eşinden ayrılan filanca yeni sevgilisiyle bilmem nerede boy gösterdi!
Muhabbetini, tevazuunu, duruşunu, derdini, mukaddesini, şahsiyetini, haysiyetini kaybeden insan, aslında hayatını kaybetmiştir. Hem de hayatı yaşamak için kendisine lazım olan araçları amaç haline getirdiği için kaybetmiştir hayatını.
Sadece siyaset, şöhret, zenginlik değildir insanın kaybolma sebepleri. Herkesin karşısına bir başka şekilde çıkar bu imtihan, herkes bir başka soruda zorlanır. Paradan geçer kimisi kadından sınıfta kalır, şöhretten geçer kimisi koltuktan sınıfta kalır, makamdan geçer kimisi şak şaktan sınıfta kalır. Say sayabildiğin kadar.
İmtihanı vermek isteyenin yapması gereken elbette çok şey vardır ama en önemlilerini iki maddede özetleyebiliriz sanırım. Birincisi çevre, ikincisi kendisi kalabilmek.
İnsan etrafından ibarettir. Halleri ve sözleriyle size sabrı ve hakkı tavsiye edenleri etrafınızdan uzaklaştırmaya başladığınız an çevrenize bunların tam aksi istikamette düşünenler doluşmaya başlar ve bir müddet sonra sizi de kendilerine benzetirler, yaşarsınız bu hayatı ama hayatınızı kaybederek!
Makamın, şöhretin, zenginliğin olmazsa olmazı gibi takdim edilen bazı ezberler vardır ki aslında hepsi birden olmasa da olur! Siz oralardan renk alacak bir cüssedeyseniz bu işlerden uzak durun ama oraya rengini verip, oralarda kendisi kalabilecek kadar çapınız varsa korkmayın belki ölürsünüz ama asla hayatınızı kaybetmezsiniz!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.