
Biz küçük şeylerle mutlu olmasını bilen bir milletiz. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer''in ilk ayında sergilediği tavır çoğumuzu mutlu ediyor...
Çankaya Köşkü''ne en kestirme caddenin bir adı da ''Protokol Yolu''dur; cumhurbaşkanının makam otomobili o yoldan geçer. Protokol Yolu''nun trafiğini sekiz yıldır yöneten polis memuru Necati Gülcan, "Cumhurbaşkanı Sezer kurallara uyuyor diye öteki sürücüler daha titiz davranıyor" demiş... Güzel. Yeni cumhurbaşkanını halk pazarında görenler önce şaşırıyor, sonra mutlu oluyorlarmış... Bu da güzel. Önceki gün kendisini ziyaret eden Gazeteciler Cemiyeti üyelerini Sezer''in ''ilkeli samimiyeti'' etkilemiş... Bu daha da güzel...
Mütevazı, ilkeli, titiz ve samimi bir cumhurbaşkanına sahip olmak beni de mutlu ediyor elbette; ancak, yine de içimdeki bir duyguyu bütünüyle yok edemiyorum. Şu sıralarda elimden düşürmediğim Amerikalı bir meslektaşın kitabıyla paralel okuma teşkil ettiği içindir belki de...
Jack W. Germond bir siyaset yazarı. Gannett Grubu''nun gazeteleri kırk yıldan fazla süredir onun siyasi yorumlarıyla çıkar... ''McLaughlin group'' diye bilinen bizim ''başkent kulisi'' benzeri bir siyasi-sohbet programının temel taşlarından biriydi; şimdilerde ''Inside Washington'' adlı bir başka programda yer alıyor... Gazeteciliğinin köşe taşlarını teşkil eden anılarını, ''Fat man in a middle seat: Forty years of covering politics'' (Ortada oturan şişko: Politikanın peşinde kırk yıl) adlı eserde kitaplaştırdı Germond. Kitap, tahmin edilebileceği gibi, Amerikan başkanlarıyla ilgili değerlendirmelere de yer veriyor...
ABD başkanlarının en mütevazı ve en samimi olanlarından biriydi Jimmy Carter; bugün de ülkesi adına barış görevleri üstleniyor, kendi mânevi duygularını başkalarıyla paylaşmayı amaçlayan eserler kaleme alıyor... Germond insanî kalitelerini sevdiği Carter''ın başkan seçilmesinden mutluluk duymuş... "Sosyal ve ekonomik adaleti sağlama kararlılığı ile o kararlılığı toplumdaki yanlışları düzeltmek için kullanma becerisi olduğuna inanıyordum" diyor ve ekliyor: "Politikayı izlerken bir sürü yanlış yapmış biriyim, ama Carter''ın başkan olarak potansiyelini değerlendirmedeki hatamın bir benzerini hiç yaşamadım..."
"Daha önce farkına varmalıydım" dediği Carter''daki bir eksikliğin altını çiziyor Germond: "Etrafında kendisiyle aynı yaşta, hata ettiğinde bunu yüzüne karşı söyleyebilecek hiçbir yakın dostu yoktu..." Valilik yaptığı Georgia''dan bazı danışmanlar taşımış Beyaz Saray''a, ama hepsi de genç insanlarmış bunlar ve Carter''a akıl verecek durumda değilmişler... "Kendine o kadar fazla güveniyordu ki" diyor yazar, "Birilerinin, düşüncelerinin beş para etmediğini söylemesi şarttı..."
Washington''a gelince günlük politikaya sırt çevirmiş Carter... Düşüncelerinin politikacıları ve Meclis''i hizaya getirecek güzellikte olmasını yeterli görmüş... Şu satırları beraberce okuyalım: "Başkanın başarısı güçlü bir liderlik göstermesiyle ölçülür. Başarılı yönetim düşüncelerin serbest rekabetine değil, başkanın sorunları belirleme, çözüm teklif etme ve onları hem halka hem de herbirinin kendi gündemi ve öncelikleri bulunan 535 üyeli Kongre''ye pazarlama becerisine bağlıdır..." (s. 130-131) Fikirlerin güzel ve doğru olmasının fazla bir anlamı yok; önemli olan o fikirleri devlet politikasına dönüştürebilmek...
Siyasi yorumcular bazen çok acımasız oluyorlar; Germond''un anı kitabı yüz buruşturularak okunacak bölümlerle dolu. Sözgelimi George Bush ile ilgili hükümleri... "Washington''da geçirdiğim süre içerisinde Oval Ofisi işgal eden en boş adam Bush''tu" diyor... Bush ile ilgili şu satırların da altını çizdim: "Zaten olağanüstü görevlerle dolu özgeçmişine bir de orayı katmak için başkanlığı istemişe benziyordu. Beyaz Saray''a çıktığında, toplumun durumunu iyileştirmek konusunda ne yapacağını bilmediği sinyallerini verdi. Önemsediği tek şey vergi zammına direnmekten ibaret kaldı." Amerikan halkına sorumluluklarını hafife almasına örnek olarak, herkesi kendine güldüren Dan Quayle gibi kalitesiz birini iki kez başkan yardımcısı seçmesini gösteriyor Germond ve Anayasa Mahkemesi''ne ''sadece ırk konusunda mesaj vermek'' amacıyla bir atama yapmasını da eleştiriyor... (s. 239).
Carter''la ilgili bölümde anlattığı bir olay var ki kayda değer... Bir gün Beyaz Saray''a çağrılmış Germond. Değerlendirmelerinden hoşnut olmadığını öyle bir dille anlatmış ki Carter, gazeteci, o an, başkandaki eksikliği anlayıvermiş: "İşe bakın, ABD başkanı ve hür dünyanın lideriyle kadeh tokuşturuyorum, adam bana kızgınlığını ifade ediyor, ama aldırmıyorum... Eğer karşımdaki Lyndon Johnson olsaydı, şu anda ahırımın ateşe verildiğinden endişe duymam gerekirdi. Ya da Richard Nixon olsaydı karşımdaki, ertesi gün vergi memurlarının kapıma dayanmasını beklerdim. Carter''dan korkmak gerekmiyordu..." (s. 134) Gazeteye döndüğünde, "Ne oldu Beyaz Saray''da?" diye soran bir başka gazeteciye, "Başkan bana kızmış" demiş, aldığı cevap şu: "Ya öyle mi? Yarın görüşürüz..." Germond''un hükmünü okuyun: "Johnson gibi tokadı ağır veya Nixon gibi intikamcı olmak gerekmeyebilir, ama başkanın hoşnutsuzluğunun bir bedeli olacağını insanların bilmesi fena olmaz..."
Sezer daha döneminin başında; ardından verilecek hüküm çok önemli...
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.