İki KKM: Biri dost biri düşman

04:0027/08/2023, Pazar
G: 26/08/2023, Cumartesi
Yusuf Dinç

Merkez Bankası’nın ağustos ayı Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizinde 750 baz puanlık tarihi büyük bir artış yapıldı. Toplantıdan çıkan şahin tavırla Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarının tasfiyesi tartışması da ciddiye bindi. Ekonomi yönetimini yeniden hatırlatmak belki yardımcı olur; biri Şimşek, biri Timur (Demir), biri Çelik, biri Kaya. Bankalar bu anlamda Merkez Bankası’ndan evvelce gelen tavsiyeye gayriciddi mukabele ettiği için bu şekilde ifade etme ihtiyacı hissettiğimi

Merkez Bankası’nın ağustos ayı Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizinde 750 baz puanlık
tarihi büyük
bir artış yapıldı. Toplantıdan çıkan şahin tavırla Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarının tasfiyesi tartışması da ciddiye bindi. Ekonomi yönetimini yeniden hatırlatmak belki yardımcı olur;
biri Şimşek, biri Timur (Demir), biri Çelik, biri Kaya.

Bankalar bu anlamda Merkez Bankası’ndan evvelce gelen tavsiyeye gayriciddi mukabele ettiği için bu şekilde ifade etme ihtiyacı hissettiğimi belirtmeliyim.

Hatırlanırsa geçtiğimiz haftalarda aldığı kararla Merkez Bankası KKM mudilerinin TL mevduat hesaplarına yönlendirilmesi arzusunu ifade etmiş buna mukabil bir banka genel müdürü müşterilerine TL mevduattansa KKM önermeye devam edeceklerini beyan etmişti.

KKM ile ilgili kamuoyunda bir yanlış anlaşılma var, diye düşünüyorum. Aslında bahsi geçen banka genel müdürünün yaklaşımı bu sorunu konunun uzmanları için yeterince izhar ediyor. Yine de durumu herkese anlaşılır kılmak adına bu yazıyı kaleme aldım.

Türkiye iki ayrı KKM uygulaması deneyimledi. Birisi faiz sınırı olan KKM, diğeri faiz sınırı kaldırılan KKM. Faiz sınırı olan KKM dost, faiz sınırı kaldırılan KKM düşman. Bugünkü KKM, düşman KKM.

Hatırlanırsa KKM ilk tanıtıldığında politika faizi kadar bir faiz sınırıyla hesaplar açılabiliyordu. 1 trilyon TL seviyelerine çıkıp tıkanmıştı. Bu ilk KKM döviz tevdiat hesapları aleyhine çalışıyordu. Yani KKM’deki artış döviz tevdiatlarında azalış anlamına geliyordu. Bu haliyle ekonomi politikası içinde faydası maliyetinden yüksekti. Dost saymayanlar dahi düşman kabul edemezdi.

Ama bir sorunu olduğu düşünülüyordu. Bildiğiniz üzere KKM’de kurdaki değer kaybının oranı sunulan faiz üzerindeyse opsiyon çalışıyor ve Hazine (TL’den dönüşler) yahut Merkez Bankası (dövizden dönüşler) farkı telafi ediyordu. (Hazine-Merkez ayrımı sonra kalktı.) Merkez Bankası, KKM’nin sınırı olan ve kendi belirlediği faiz düşük olduğu halde bankaların taşın altına daha az elini koyduğunu değerlendiriyordu.

Buna göre faiz sınırı kaldırılırsa bankalar taşın altına daha çok elini sokacaktı. Aslında bankalar için rasyonel olan faiz sınırı kalksa dahi KKM faizini artırmamaktı fakat irrasyonel biçimde ve Merkez Bankası’nın düşündüğü şekilde KKM için önerdikleri faizi artıracaklardı.

Faiz sınırı böylece kaldırıldı. Bu ölümcül bir hataydı. Bankalar da bırakın faizi artırmayı ön ödemeli faiz vermeye başladılar. Sonra birden ve hızlıca, faiz ve kur farkı tahakkuklarının çok ötesinde, KKM 3 trilyon TL seviyelerini aştı. Bugün 3,5 trilyon TL’ye dayandı.

İşte bu KKM düşman KKM. Çünkü faiz sınırı olmayan bu KKM döviz tevdiatların değil, TL mevduatların aleyhine çalışmaya başladı. TL mevduat faizleri KKM ile rekabet edemez durumda kaldı. Bunun yanı sıra TL mevduat hesapları KKM’nin hedge (risk giderme) avantajına da sahip olmayınca mudinin ilgisini kaybetti.

Yani KKM liralaşmanın değil, dolarizasyonun aracı haline geldi.

Bu gidişle TL mevduat diye bir bankacılık ürünü kalmayacak. O yüzden Merkez Bankası’nın müdahale edeceğini beklemek gerekirdi. Merkez Bankası’nın müdahalesinin muhatapları olan bankalar tarafında ise karşılık bulması gerekirdi.

Daha önce rasyonel davranmayan bankalar bu defa aleyhte gitmede rasyonel (kendi çıkarını düşünen) davranmaya başladı ve Merkez Bankası ile uyum göstermeyi reddetti.

Türkiye’nin evvelki politika tercihlerine muhalefet edip aleyhine giden ve boşa çıkaran da bankalar olmuştu. Bu sefer bu uyumsuzluklarına göz yumulmayacak gibi duruyor. Çünkü politika tercihindeki değişim dahi finansal kesimi reel sektöre tercih etmek için yapıldı. Ortodoks politika reel sektörü krize sokmayı göze alıp finansal kesimi kayırır. Buna rağmen bankalar niyeti bozmuşsa KKM’nin zararı tolere edilemez hadlere çıkabilir.

KKM hesaplarını karşı silah haline getir(t)en burada tartıştığım gibi faiz sınırının kaldırılması kararı idiyse mücadele için KKM hesaplarına faiz sınırının yeniden getirilmesinden başlanabilir
düşüncesi de gelip orta yere oturuyor. KKM yeniden dost edinilemezse de en azından düşmanlık bitirilebilir.

Böyle bir hamlenin çok yönlü komplikasyonları da olur elbet. Dolar kurunda 26-28 bandında bir denge kurulacağı, son politika faizi kararından sonraki piyasa gelişmelerinden anlaşıldı. Gerçi açık piyasada Merkez’in döviz alıcısı olması beklenirken faiz kararı esnasında satıcı olduğunun anlaşılması faiz artışından daha büyük sürpriz oldu.

Gene de kurun 27 lira seviyesinde istikrarlı kalacağı öngörülüyorsa faiz sınırı getirilmesi gerçekten işe yarayabilir.

Bunu kurda istikrarın kanıksanmasının, KKM’den çıkan mudinin döviz tevdiat hesaplarına gitmekten imtina edeceği değerlendirmesiyle tespit ediyorum.

Kurda istikrarın faiz artışı-rezerv toplama (Ortodoks önermedeki gibi) silsilesiyle sağlanacağı düşünülürse KKM’nin tasfiyesi için Merkez Bankası yeterli kurşuna sermaye girişleri ile sahip olacaktır. En azından davranışsal olarak tasfiye gücüne sahip olduğu düşünülse dahi KKM kendiliğinden çözülmeye başlayabilir.

Bankalar faiz indirim dönemindeki gibi bugün de uyum göstermeyi reddederse bu yola makroihtiyati tedbirlerle sokulmaya zorlanabilirler. Besle kargayı oysun gözünü bu şartlarda affedilmez.

#Ekonomi
#Kur Korumalı Mevduat
#Yusuf Dinç