
Ben, televizyonda en çok film seyretmeyi severim. Renkleri cansız veya karanlık filmleri pek sevmem. Sonra, uyuz uyuz, ağır ağır yürüyen filmleri de sevmem. Biraz aksiyon olacak. Biraz zekaya hitap edecek. Ya da kalbe…
Bazı belgeselleri seviyorum. ''World'' diye bir kanal var, oraya uzun zaman takılırım. Geçenlerde kara deliklerle ilgili bir belgesel vardı, muhteşem, heyecan verici bir şeydi.
TRT''nin de güzel belgeselleri var. ''Ömür Dediğin'' bir numara. Düşünenlerin kafasına, yapanların ellerine sağlık.
Maç seyretmeyi de seviyorum. Ama, futbolcular yukarıda filmler için dediğim gibi, uyuz uyuz oynamayacak. Bürokratların masalarında evrak beklemesi gibi, mevkilerinde top beklemeyecekler, topun peşinde koşacaklar.
Tartışma veya oturup konuşma programlarını pek sevmem. Ancak çok sıcak bir gündem varsa, konuşanlar da makul insanlarsa seyrederim.
Siverekli bir arkadaşımız var. Adı Emin. Bizim mahallede, kahvedeydik.
İki kişi tavla oynuyordu. O da yanlarında, seyrediyordu.
Sonra Emin öfkelendi, kalktı masadan. “Abi” dedi, “Yanlış tavla oynayanları seyrede seyrede vallahi dert sahibi oldum.”
Harika bir laf! O andaki hissiyat, bundan daha güzel anlatılamaz.
Belki benzer bir saikle, biraz uzak duruyorum oturup konuşma programlarından.
Katılmayı da pek sevmiyorum. Fakat ara sıra, dostlarımızın hatırı için, katılıyorum.
Önceki akşam, Bugün TV''de, Erhan Başyurt''un ''Perde Arkası'' programındaydık. Bülent Tanla da konuktu. Güzel sohbet oldu. Ben yine de, seyircinin yerinde olsam, iyi bir maç veya iyi bir film seyretmeyi tercih ederdim.
Programda CHP''yi de konuştuk. Kılıçdaroğlu''nun ''küfür etmeye teşebbüs''ü de dahildi konuşmaya.
CHP''nin, laiklik veya ''laikçilik'' merkezli bir seçim kampanyası yürütmemesinin olumlu bir şey olduğunu söyledim orada.
Bülent Bey, eski bir CHP milletvekili olarak, itiraz etme ihtiyacı hissetti. Aslında itiraz da sayılmaz. Bir ''not düşme'' diyelim.
Dedi ki, -mealen aktarıyorum- “Laiklik, Anayasa''nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen maddesidir. Dolayısıyla, CHP''nin laiklik hassasiyetini terketmesi mümkün değildir.”
Doru bir şeydi Bülent Bey''in bu vurgusu. Zaten ben de aksini iddia etmiyordum.
Sonra, devam ettim.
Bu tutumun, toplumdaki yapay kutuplaşmayı azaltacağını, bu yüzden iyi bir şey olduğunu söyledim.
“CHP takıyye yapıyor bile olsa, bu iyi bir şey” dedim.
Olur ya, milletten oy almak için bu konuları arka planda tutar, oyları aldıktan sonra da başlar milletin camisiyle, Kur''an kursuyla, başörtüsüyle, abdestiyle uğraşmaya.
Kılıçdaroğlu''nun ''küfür girişimi'' takıyye konusunda ''dışavurum'' örneği olabilirdi, ama girmedim o kadar mevzuya. Orada bıraktım.
Programdan ayrılırken, ''yarın bunu yazayım'' diye düşündüm.
Yazacaktım. Birtakım detaylara da girmeyi düşünüyordum. Varacağım yer şuydu: “CHP takıyye yapıyorsa bile, seçim sürecinde laiklik tartışmalarını merkeze almaması iyi bir şey.”
Sabah, gazeteleri karıştırırken baktım, Hürriyet''te Ahmet Hakan takıyyeyi yazmış. Demek ki konu gündeme gelmiş, ben kaçırmışım. Kime cevaben yazıyordu bilmiyorum ama, doğru da yazmış.
Gerçekten, birilerinin takıyye yaptığını varsayarak yargıda bulunmak doğru değil. Doğru değil ama, birisi yazdıysa ne yapacaksın, yazmış işte.
Konunun yazılmış olduğu anlaşılınca yazının tavı kaçtı. İşte şu okuduğunuz şeye dönüştü.
Ahmet Hakan, Yeni Şafak''ın Pazartesi günkü manşetine de çakmış. Hiç bahsetmeden geçsem, ''onu gördün de bunu görmedin mi'' diye sorarlar adama.
Gördüm.
Manşeti tekrar okudum.
Konuyla ilgili kanaatimi söyleyeyim. ÖSYM Başkanı Ali Demir''in iyi niyetli bir bürokrat olduğunu düşünüyorum.
Ama, ''şifre'' krizinde, başından beri, konuya hakim bir görüntü vermedi. Bu, tabii ki bir yönetim zaafı olarak değerlendirilir.
Muhalefetin, ''şifre krizi''nden yararlanmaya çalıştığını, bir kampanyaya dönüştürdüğünü de düşünüyorum. Bu da normal. Adam fırsat bulmuş, kullanacak.
Şifre krizi, ÖSYM içinden destek almış mıdır? Bunu dümdüz bir kanaat olarak söyleyemem. Ama öyle bir kuşku var, bunu söyleyebilirim. Zaman içinde var olup olmadığı ortaya çıkar.
Seçime kadar birkaç sınav daha var. Her sınavda bir sorun çıkarsa, bu külliyetli bir muhalefet malzemesi haline gelir.
Manşet de aşağı yukarı bu çerçevede.
Gerekli etkiyi de yaptı zaten.
Bu etki, bazı çevreleri rahatsız etmiş midir? Etmiştir.
Ne diyelim? Allah başka rahatsızlık vermesin.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.