Bazıları, “yasağı sadece üniversitelerde kaldıralım, bu kadar yeterli” diyerek adeta yasakçılarla aynı noktaya gelmiş oluyorlar. “Ben başörtüsü yasağını kaldırdım, git üniversitede oku, diplomanı al, evinde otur” demek sorunu çözmüyor
Haber Ajanda dergisi bugüne kadar hiç yapılmayan önemli bir iş yaparak, başörtüsü sorununu, derginin kapağına “Türkiye'nin Gerçeği” başlığıyla koymuştur. Dergi bununla herkesin dikkatini, başörtüsü yasağına çekme amacını gütmüştür.
Bu ülkede birçok fabrika ve iş yeri başörtüsü üretiyor. Ayrıca yurt dışında da üretilen başörtüler Türkiye'de satın alması için mağazaların vitrinlerine ve raflarına yerleştiriliyor. Bazı firmalar da, tesettür ve başörtüsü defileleri düzenleyerek kendilerine müşteri arıyorlar. Demek ki, başörtüsü üretmek ve satmak serbest, sadece satın alınan başörtüsünü başa takmak yasak gibi bir ters durumla karşı karşıyayız.
Bu tersliği AK Parti iktidarı düze dönüştürmelidir. Yani yasağı kaldırarak çalışanların ve okuyanların ızdırabı ortadan kaldırmalı, onlarla alay edilmeleri hakarete maruz kalmaları önlemelidir. T.C. vatandaşı olan insanların sırf başlarını örttükleri için okuma ve çalışma haklarını ellerinden alınması, hiçbir şekilde medeni bir topluma ve güçlü bir devlete yakışmamaktadır. YÖK başkanı göreve başlar başlamaz Üniversitelerdeki yasakların kaldırılacağını söylemesi, belli çevreleri hemen harekete geçirmiştir. “Üniversitelerde başörtüsü yasağı kaldırılamaz, çünkü mahkeme kararları var” demek suretiyle tepkilerini dile getirmişlerdir.
Burada da çok dikkat çekici bir husus şudur: Yasağa karşı olan rektörler, “mahkeme kararları var” diyorlar ama, “kanun bunu yasakladı” diyemiyorlar. Çünkü başörtüsünü hem üniversitelerde hem sokakta yasaklayan bir kanun yoktur. Anayasa'nın eşitlik ilkesi göz önüne alındığında her vatandaşın kanun önünde eşit olduğu, böylece başı örtülülerin bu eşitlik hakkından mahrum edilemeyeceği gerçeği karşımıza çıkmaktadır. Anayasa göre her vatandaşın kanun önünde eşit olduğu ve fakat başı örtülülerin çalışma ve okumada, kılık kıyafetini inancına göre düzenlemede bu eşitlikten yararlandırılmadıkları görülmektedir.
Yine anayasaya göre, kanunun öngördüğü şartlara haiz olanlar kamu hizmetine girme hakkına sahiptirler. Bunun gibi kanunun öngördüğü şartları yerine getirenler de seçilme hakkını kullanabilirler.
Başörtülüler ne yazık ki bu Anayasa ile güvence altına alınan haklardan da yararlanamamaktadırlar. 28 şubat süreciyle başlatılan ve insanların okuma ve çalışma hakkını elinden alan bu başörtüsü yasağını kaldırmanın zamanı gelmiş ve geçmektedir. Sivil Anayasa çalışmalarında bu husus mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.
Son zamanlarda bazı kişiler, sadece Üniversitelerde yasağı kaldırılmanın yeterli olabileceğini ileri sürmektedirler. Böyle bir anlayış çözüm değil, çözümsüzlüğün sürmesini sağlar. Bir insanın Üniversite bitirmesi, meslek sahibi olması ve bu mesleğini icra edebilmesi için başını açması gerekmektedir. O halde başörtüsü yasağı ele alırken hem okuma, hem çalışma açısından sorunu çözme zorunluluğu vardır.
“Ben başörtüsü yasağını kaldırdım, git Üniversitede oku, diplomanı al, evinde otur” demek başörtüsü sorununu çözmüyor. Böyle bir anlayış Üniversite bitirip Avukat yada Doktor olan insanların diplomalarını çerçeveleyip bir köşeye asmalarından başka bir işe yaramaz. Çünkü YÖK, başörtüsü yasağı nedeniyle yurt dışına giden ve oralarda Üniversite bitirerek Türkiye'ye dönenlerin bitirdikleri Üniversiteyi kabul etmemektedir.
Böyle olunca yurt dışında okumaları, aile sıcaklığından uzak kalmaları ve küçümsenmeyecek para harcamalarına rağmen, yurt dışında Üniversite bitirmeleri YÖK'e göre hiçbir anlam ifade etmemektedir. Bir insanın başını örtmesi inancının gereği olduğu halde, yasağı savunanların, başını örtenlerin, laikliğe ya da Atatürk ilkelerine aykırı olduğu iddiasında bulunmaları tutarlı değildir.
Eğer iş böyleyse başörtüsü üreten fabrikalar ve satanların suç işlediğini kabul etmek gerekir. Bir yandan üretilmesi ve satılması serbest olacak, öte yandan, “sen bunu satın aldın ama bunu başına takamazsın” diye yasak konulacak. Bunun inandırıcı hiçbir tarafı yoktur.
AK Parti iktidarı artık içinde bulunduğu ortamda başörtüsü yasağını kaldırarak vatandaşa olan borcunu ödemesi ve inancına olan saygısını kanıtlaması gerekmektedir.
Hangi şekilde olursa olsun başörtüsü sorununu çözmek, anayasaya konulacak bazı hükümlerle mümkündür. Madem ki, hukuk düzeninde en üstün kurallara sahip olan anayasadır ve madem ki anayasanın kurallarına uyulmak zorunluluğu vardır, o taktirde başörtüsü yasağını ortadan kaldırılmasını sağlayacak ve Anayasa konulacak kurallara herkes uyacaktır.
Bazı çevreler yasağın kaldırılacağı telaşı ile yapılacak Anayasa değişikliğine bile karşı çıkıyorlar. Bazı kimseler de, “yasağı sadece üniversitelerde kaldıralım, bu kadar yeterli” diyerek adeta yasakçılarla aynı noktaya gelmiş oluyorlar.
* Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı






