ABD’nin bilişsel savaş hamlesi

04:005/03/2026, Perşembe
G: 5/03/2026, Perşembe
Yeni Şafak
Arşiv
Arşiv

Dr. Emine Çelik / Uluslararası Güvenlik Uzmanı

ABD’nin açık bir şekilde “bilişsel harp” kapasitesini geliştirdiğini biliyoruz. Salt Pentagon bağlantılı olmamakla birlikte, genel olarak ABD menşeili META, X ve Google gibi teknoloji odaklı şirketler başta olmak üzere özel sektör, kamu kurumları ve askeri yapıların etkileşimli bir ekosistemi şeklinde tasvir edilmekte. Olası kullanılan yapay zeka destekli araçlarla birlikte ilk olarak deepfake videolar ile krizler meydana getirilip ardından sosyal medya bot ağlarının devreye sokulmasıyla hedefli psikolojik operasyonların düzenlendiğini söyleyebiliriz.

28 Şubat itibarıyla “Operation Epic Fury” isimli operasyonla başlatılan saldırılar akabinde Trump’ın İran halkına yönelik “Özgürlüğünüzün saati yaklaştı”… “Hükümetinizi ele geçirin” söylemi, dijital alanın jeopolitik olarak araçsallaştırılmasına örnek teşkil etmekte. Ayrıca; İran vatandaşlarına yönelik gönderildiği iddia edilen hedefli kısa mesaj kampanyaları, CIA’in resmi X hesabından da Farsça yayınlanan ve CIA ile güvenli iletişim kurma yollarının paylaşılması, Telegram üzerinden İran’ın kritik bölgelerine dair görsel ve videoların CIA’e iletilmesine yönelik mesajlar bilişsel operasyonların bir parçası olarak değerlendirilebilir.

YAPISAL AVANTAJ

Küresel ölçekte sosyal medya platformlarının büyük ölçüde ABD merkezli olması, Washington’a yapısal bir avantaj sağlamaktadır. Bunun yanında yüksek hesaplama kapasitesi, büyük veri analitiği ve özel sektör–savunma sanayi entegrasyonu ABD’nin bilişsel savaş alanındaki en önemli güç çarpanlarıdır. Bu bağlamda ABD’nin İran’a karşı yapay zeka destekli araçları; iç kamuoyunca rejimin kırılgan olduğu algısını oluşturma, elit bölünmesi söylemlerini güçlendirme ve protesto çağrılarını görünür kılma bağlamında kullanıldığını görüyoruz. Sonuç olarak bakıldığında da META, X gibi sosyal medya şirketlerinin salt iletişim aracı olarak değil, veri yoğunluğu nedeniyle birer jeopolitik güç enstrümanı haline geldiğini söylemek mümkün.

PROJE MAVEN KULLANILDI MI?

ABD, İran’ın üst düzey yöneticilerini izlemek için yapay zeka entegreli sistemleri kullandığına dair bir takım öngörüler mevcut. Özellikle Maven Projesi ve Mosaic Sistemi bunlar arasında en bilineni. Proje Maven; başlangıçta Google tarafından yönetilen, Orta Doğu’da faaliyet gösteren ve ABD’ye ait IHA’lar tarafından üretilen büyük miktardaki veriyi işleyebilecek sistemleri geliştirmeyi amaçlıyordu. Maven’in temel çalışma prensibi IHA gözetleme görüntülerinden askeri hedefleri otomatik tanımlanması ve operasyonel müdahale için komutanlara iletilecek verilerin sağlanmasıydı.

Palantir şirketiyle Proje Maven’ın modernizasyonunun gerçekleştirilmesinin akabinde, Maven Irak ve Suriye’de kullanılarak ABD askeri istihbarat çalışmalarına önemli destek sağlamıştır. Gelinen noktada ise Maven’ın insan analistlerin incelemesi için gizli askeri varlıkları ve sığınak girişlerini otomatik olarak tespit edebilme kabiliyetine ulaşabilmesi sağlanmış görünüyor. Böylelikle, ABD’nin dünyanın birçok yerinde uydu ve IHA görüntülerinden elde edilen devasa miktardaki veriyi işleyen yapay zeka programı Maven’ı kullanarak İran’a yönelik saldırılarındaki nokta atışı hedeflemeleri gerçekleştirdiğini söyleyebiliriz. İlaveten, Maven’ın ise yapay zeka destekli araçların radar verilerini ve sinyallerini işleyerek gizli yer altı sığınak ağlarını haritalayabileceği belirtiliyor. Bu bağlamda da İran’a yönelik düzenlenen hava saldırısında Maven’ın kullanıldığına dair analizler mevcut.

MOSAIC SİSTEMİ BİR SAVAŞ HAZIRLIĞI MIYDI?

İsrail ile İran arasında 2025 Haziran’ında yaşanılan 12 günlük savaşta gölge casusluk teknoloji firması olarak bilinen Palantir tarafından geliştirilen Mosaic platformunun oynadığı rol yapay zeka entegreli sistemlerle İran’ın nasıl manipüle edildiğini/edilebileceğini ortaya koydu. Bilindiği üzere Obama döneminde ABD ile İran arasında imzalanan Ortak Kapsamlı Eylem Planı’yla birlikte Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) İran’ın nükleer tesislerine engelsiz erişim sağladı. Söz konusu bu erişimle birlikte İran’ın nükleer silah geliştirilmediğinden emin olunmasına dair gözlemler yapıldı. Süreçte, tesisler hakkında ve tesislerin içinde, gözetleme kamerası görüntüleri, ölçüm verileri ve belgelerde dahil olmak üzere çok miktarda veri toplandı.

Mosaic platformu, IAEA’nın İran’daki doğrulama misyonu adına “analitik çekirdek” ve “tercih edilen plaftorm” görevi üstlendi. Platform sosyal medya akışları ve uydu fotoğrafları da dahil olmak üzere dünya çapında yaklaşık 400 milyon “dijital nesneden” verileri analiz etti. Mosaic’in sadece IAEA tarafından toplanan belgeleri değil, Mossad tarafından çalınan on binlerce hassas dosyayı da toplu olarak incelemekle görevlendirildiği iddia edildi. Ayrıca, gizli bilgilerin veri tabanları haritalarına dönüştürülerek İran’daki nükleer faaliyetler için kullanılan yerler, çalışan kişiler ve materyaller arasındaki bağlantıları görselleştirmede yardımcı olduğu da iddialar arasında. Bu bağlamda da saldırılarda Mosaic tarafından oluşturulan verilerle İsrail’e ve ABD’ne nükleer geliştirmede çalışan bilim insanları ve tesislere giriş yetkisi olan üst düzey yetkililerin isimleri verilmiş olabilir mi? Nitekim nükleer bilim insanları, Devrim Muhafızları komutanları ve üst düzey İranlı yetkililere yönelik suikast dalgası bu sorunun cevabı niteliğinde.

ÇATIŞMA MİMARİSİNDE ÜSTÜNLÜK KİMDE?

ABD’nin üstünlüğünün doğrudan propaganda üretiminden değil, küresel dijital altyapının ana aktörü olarak kabul edilen META, X ve Google gibi teknoloji odaklı şirketlerin merkezinde bulunmasından kaynaklandığını ve dolayısıyla bilişsel savaşta bir adım önde olduğunu söylemek mümkün. Operation Epic Fury saldırısında da algı yönetimi, elit bölünmesi söylemi ve rejim kırılganlığı anlatısıyla bilişsel zemin hazırlığı gerçekleştirebileceği söylenebilir. Bot ağlar, hedefli içerikler ve deepfake görselleriyle dijital yoğunlaştırma yapılabilir. 21. yüzyıl çatışma mimarisinde artık üstünlüğün; toprağı değil, zihni kontrol edebilen aktörün elinde şekillendiği söylenebilir.

#ABD
#Savaş
#Sosyal medya