
Türkiye'nin en ünlü karikatüristlerine son dönemde siyasi karikatür geleneğimizde yaşanan tıkanmayı sorduk. Siyaset sahnesinin yeni aktörlerinin "karikatürize edilmek için fazla düzgün fizikli olduklarını" belirten ustalar, kendilerini ilk aşamada zorlayan bu sorunun kısa sürede aşılacağını söylediler.
---------------------------------- manset -------------------------------------------
1970 ve 80'ler boyunca, özellikle Gırgır dergisi ekolünün liderliğinde altın çağlarını yaşayan siyasi karikatür geleneğimiz, son dönemlerde neredeyse yok olma noktasına geldi. Geçmişte hemen her mizah dergimizin haftalık kapakları mutlaka ünlü bir siyasetçimizin güncel demeçlerini hicveden karikatürlerle bezenirken, şimdilerde ise "Ankara'nın seçilmişleri" bu dergilerde arada bir, o da ancak iç sayfalarda yer bulabilmekteler.
Siyasi karikatürün önde gelen ustalarından Salih Memecan, Latif Demirci, Heten Keten ve Necdet Konak, yeni döneme kısa sürede ayak uydurabilenler arasında ilk akla gelen sanatçılar. Bunun yanısıra Habertürk kanalında "Cilalı Taş Devri" adıyla animasyonları yayımlanan Emre Ulaş da, gerek sevimli çizgileri gerekse yüksek espri kalitesiyle dikkati çeken bir başka sanatçı. Bu isimlerin dışındaki geniş bir çizer topluluğu ise seleflerinin aksine siyasi figürlere artık pek fazla yüz vermiyor.
Görüştüğümüz mizah ustalarının üzerinde birleştikleri bir nokta karikatürün siyasi arenanın aktörleri açısından bir çeşit "ustalık diploması" anlamına gelmesi. Salih Memecan, "Ben siyasetçiye siyasetçi demem, siyasetçi benim bandıma konuk olmadıkça" derken, Latif Demirci "Siyasiler karikatürlerinin çizilmesine asla bozulmazlar" şeklinde konuşuyor. Heten Keten'e göre ise "karikatürize edilmek, işi bilen bir siyasetçi için halka malolmanın en güzel yollarından biri."
Turgut Özal'a kadar Türkiye'de cumhurbaşkanı karikatürü çizmenin bir tabu olduğunu anlatan Keten, Özal'dan sonra Köşk'e de bu konuda büyük bir hoşgörü geldiğini ifade ediyor. Görüştüğümüz karikatüristler, siyaset hayatı boyunca hiç karikatürize edilmemiş, mizahî öykülere konu edilmemiş bir siyasetçinin buna olsa olsa oturup ağlaması gerektiğini vurguluyorlar. İnönü'den Özal'a, Erbakan'dan Ecevit'e, Çiller'den Yılmaz'a dek Türk siyaset tarihinin simgeleri arasında yer almış hiç bir siyasetçinin karikatüristlerle çatışmaya girmediğini hatırlatan çizerler, aynı hoşgörünün yeni dönemde de artarak sürmesini diliyorlar.
Türk karikatürüne "Eşşek Herif" ve "Cork" gibi unutulmaz klasikler kazandıran Heten Keten (Hasan Kaçan) başta Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül olmak üzere, "çağdaş siyasetçilerin lüzumundan fazla düzgün fiziğe sahip olduklarını" ve bu durumun karikatüristleri afallattığını belirterek şöyle devam ediyor: "Alıştığımız o eski siyasal aktörlerin hepsi gitti. Şimdi artık yepyeni yüzlerle karşı karşıyayız. Ancak, yenilere alışmak için de belli bir zamana ihtiyacımız var. Sezer, Erdoğan, Gül, Mumcu, Baykal, hepsi de düzgün fizikli adamlar. Hiçbirini kolayca biçimlendiremiyoruz. Suratlarında öyle çok fazla oynayacak, evirip çevirecek bir açıkları yok. Çoğu artist gibi. Mesela Erkan Mumcu ne kadar karikatürize edilebilir ki? O zaman ne yapacaksın, başlayacaksın orasından burasından çekiştirip oynamaya. Tayyip Erdoğan da aslında zor bir model, ama Abdullah Gül'e göre biraz daha karikatürize edilmeye yatkın bir lider. Gül'ün bu konudaki şansı ise zaman içinde artar. Kaşları, alın ve çene yapısı karikatüristlere gelecek için umut veriyor."
Latif Demirci, " Yeni liderler arasından, doğrusu Tayyip Erdoğan benim karikatürüme çok uygun biri. Yüzü, kaşı gözü, bıyığı dışında bir de vücut dili var ve bu benim için çok ideal. Aynı özellik, Turgut Özal'da da vardı mesela. Portre çizerken, kaşı-gözü, burnu benzesin diye bir telaşım yok. Daha çok vücut dili benzemeli, bu beni daha çok ilgilendiriyor. Aynı özellikleri Abdullah Gül'de de yakaladım. Deniz Baykal ise vücut dili açısından daha plastik ve nötr geliyor bana" diyor.
----------------- imza------------------
----------------- imza------------------






