Depolarda daha göremediğiniz binlerce eser var

Ayşe Olgun
Ayşe Olgun
04:006/06/2021, Pazar
G: 6/06/2021, Pazar
Yeni Şafak
Milli Saraylar’a bağlı Beykoz Cam ve Billur Müzesi Türk cam sanatının Anadolu topraklarından İstanbul’daki saray hayatına uzanan 800 yıllık hikayesini anlatan 1500 parça sanat eserine ev sahipliği yapıyor.
Milli Saraylar’a bağlı Beykoz Cam ve Billur Müzesi Türk cam sanatının Anadolu topraklarından İstanbul’daki saray hayatına uzanan 800 yıllık hikayesini anlatan 1500 parça sanat eserine ev sahipliği yapıyor.

Milli Saraylar Başkanı Dr. Yasin Yıldız, dünyanın en zengin koleksiyonuna sahip olan saraylarda tarihi eserlerin yıllardır depolardan çıkarılmadığını, depoların ise bir çoğunun koşullarının iyi olmadığını dile getiriyor. Milli Saraylar’da 300 bin kadar eserin bulunduğunu ifade eden Yıldız, iki yıl içinde eserlerin yüzde 20’sinin depolardan çıkarılarak ziyarete açılacağını belirtiyor. Depolar ise son teknoloji imkanıyla yeniden düzenleniyor.

Bugünlerde yolunuzu Beykoz’a düşürmeniz için çok güzel bir sebebiniz var: Milli Saraylar Başkanlığı’nın üç yıllık çalışması sonucunda geçtiğimiz Nisan ayında kapılarını açan Beykoz Cam ve Billur Müzesi görülmeye değer. Beykoz’da 350 dönüm koruluk içinde sanatseverlerin beğenisine sunulan müze 12 bölümden oluşuyor. Toplam bin 500 cam objeye ev sahipliği yapan müzede camın Anadolu topraklarındaki 800 yıllık hikayesine tanık tutuluyorsunuz. Selçuklulardan Osmanlı dönemine uzanan bir zaman dilimde kullanılmış cam eşyaların yanında farklı ülkelerden hediye edilen eserlerin sergilendiği müzedeki eserlerin yüzde 80’i ilk kez ziyaretçiyle buluşuyor. Geçtiğimiz hafta Milli Saraylar Başkanı Dr. Yasin Yıldız’la hem müzeyi gezdik hem de başta Topkapı Sarayı olmak üzere Milli Saraylara bağlı müzelerin depolarında yer alan hazinelerin sergilenmesi için nasıl bir çalışma yürütüldüğünü konuştuk.



Öncelikle Beykoz Cam ve Billur Müzesi’nden başlayalım. Bu bölgenin müze olmadan önceki halini merak ettim.

Osmanlı döneminde Abraham Paşa’ya aitmiş. Sultan Abdülaziz tarafından vezirliğe kadar yükseltilen Abraham Paşa, 19. yy’da bu arazide köşkler, kuşhaneler, havuzlar, tiyatro binası ve ahır inşa etmiş. Aynı zamanda koruda özel bitkiler yetiştirilmiş. Bu binaları en son Tarım Bakanlığı fidanlık olarak kullanıyormuş. Binaların bir kısmı yıkılmıştı. Diğer tarafta da sahipsiz kalmış 200 dönümlük bir ormanlık alan vardı. Orası da Orman Bakanlığına aitti. Abraham Paşa’nın çiftliğinin bir bölümünü oluşturan bu ormanlık alan aynı zamanda ülkemizin en önemli botanik bahçelerinden. Bugün hala bin 750 çeşit endemik bitkinin yer aldığı bir alan. Yine 90 ağaç çeşidi var ki bunların bir kısmı Türkiye’de yetişmeyen ağaçlar. Şu an ormanlık alan botanik parkı olarak hizmet veriyor. Bilhassa botanik ilmiyle ilgilenen araştırmacıların, hoca ve öğrencilerin büyük ilgi gösterdiği bir alan diyebiliriz.



DÜNYADAKİ SAYILI MÜZELERLE YARIŞACAK KONUMDA

Dünyadaki diğer cam müzeleriyle karşılaştırsak bu müze için neler söylersiniz?

Dünyadaki cam müzeleriyle ilgili epey araştırma yaptık. Rahatlıkla şunu söyleyebilirim ki içerik ve çeşitlilik olarak dünyadaki sayılı cam müzeleriyle yarışacak zenginlikte oldu. 350 dönümlük koru içinde fidanlık deposu olarak kullanılan binaları üç yıl gibi bir sürede restore ederek müze olarak hizmete açtık. Müze 12 tematik bölümden oluşuyor ve bin 500 eser sergileniyor. Kültür Bakanlığı ve diğer kurumlarla yaptığımız ortak işbirliği sonucunda Anadolu topraklarındaki 800 yıllık cam birikimini gözler önüne seren bir müze açtık diyebilirim.

Anadolu topraklarındaki en eski cam eserlerden neler var müzede? Ne kadar eskiye gidebiliyoruz?

Müzede sergilenen ve Anadolu topraklarından çıkıp müzeye gelen en eski eserlerden birisi 13. yy’a ait Selçuklu Sultanı 2. Giyaseddin Keyhüsrev’in isminin geçtiği Kubadabad Tabağı. Tabak Beyşehir’deki Kubadabad Sarayı’nın kazıları sırasında bulunmuş. Karatay Müzesi’nde bulunan ve Kültür Bakanlığı’ndan sergilemek için ödünç aldığımız bu eser Anadolu topraklarından müzemize gelen en eski eser.


YÜZDE 80’İ İLK KEZ GÖRÜLÜYOR

Bu eserler ilk kez mi görücüye çıkıyor?

Eserlerin yüzde 80’ni ilk kez sergileniyor diyebiliriz. Sergideki diğer en eski eserler ise Topkapı Sarayı’ndan geldi. Mesela Memluklular dönemine ait olan kadeh şeklindeki kandil, Topkapı Sarayı’ndan buraya getirilen yine nadide eserlerimizden. Orhan Gazi’ye Memluklular zamanında hediye edilmiş. Bursa’dan da Topkapı Sarayı’na getirilmiş 1300’lü yılların başına ait önemli bir eser.

Sergilenecek eserleri neye göre belirlediniz? Nasıl bir yol izlendi?

Bu eserleri üç gruba ayırabiliriz. Birincisi Topkapı Sarayı’nda bulunan çok önemli olan en eski cam koleksiyonumuz burada bulunuyor. Bugün saraylarımızda toplam 12 bin civarında cam eserimiz var. Bu cam eserlerin 6 bin dolayı Topkapı Sarayı depolarındaydı. Burada sergilenen bin 500 parça eserin 500 adeti Topkapı Sarayı’nın depolarından geldi. Ayrıca müzemizde Kültür Bakanlığı gibi diğer kurumlarla yapılan işbirliği sonucunda onların envanterlerinde bulunan ama sergilenemeyen cam eserler mevcut. Üçüncü gruptaki eserler ise Milli Saraylar’a bağlı Dolmabahçe ve Yıldız saraylarına ait olup depolarında ve tefrişlerinde olan eserlerden seçilen 18. ve 19.. yy’lara ait eserler. Bugün bize bağlı saraylarda bulunan cam eserlerden yüzde 10’u müzemizde sergileniyor. Bu da oldukça iyi bir rakam diyebiliriz.

Bu yıl kapılarını açan Milli Saraylar Resim Müzesi’nden sonra Beykoz Cam ve Billur Müzesi de sarayların depolarındaki eserlerin önemli bir bölümünü gün yüzüne çıkardı. Depolardaki eserleri sergilemek için başka konsept müzeler de gelecek mi? Bu konuda bir çalışmalarınız var mı?

Evet , konsept müzelerin devamı gelecek. Biliyorsunuz Milli Sarayları artık halkımız müze kartıyla gezebiliyor. Bu konsept müzeler de aynı şekilde müze kartıyla gezile biliniyor. İçerik olarak dünyadaki saray müzeleriyle yarışacak durumdayız. Hatta eser ve tefriş olarak diğer saray müzelerine göre çok daha fazla yoğunuz. Monarşi yönetimindeki ülkelerin saraylarında görülecek bir yoğunluk var müzelerimizde. Ama artık saray müzelerinin yanında, konsept müzelerimizde de yoğun olarak depolarımızdaki eserlerimizi ziyaretçilerle buluşturmak için çalışıyoruz.

Bugün Milli Saraylar’da ne kadar eser var. Rakam olarak verebilir misiniz?

300 bin taşınabilir eser bulunuyor. 36 koleksiyonumuz var. Takdir edersiniz ki bu kadar eseri tefriş etmemiz mümkün değil. Bu konsept müze fikri de buradan çıktı. Önce Cumhurbaşkanımızın teşrifiyle resim müzemiz açıldı. Şimdi de bu müzeyi açtık. İki yıl içinde porselen, kaftan, saat, hat ve el yazmaları gibi pek çok koleksiyonumuz için Topkapı Sarayı içinde özel galeriler açacağız.


DARPHANE’DE EN NADİDE PORSELENLER İÇİN SERGİ

Porselen koleksiyonunda öne çıkan parçalar arasında neler var?

Topkapı’da açılacak olan sergi için yürütülen çalışmaların sonuna geldik diyebilirim. Uluslararası bu heyetle çalışıyoruz ve heyet içinde bilim adamları sanat tarihçiler var. Darphane binasının içinde iki bin metrekarelik alan içerisinde Topkapı Sarayı’ndan seçilmiş iki bin parçalık çok önemli bir koleksiyon sergilenecek. Dünyadaki en değerli koleksiyon diyebilirim.

Sergilenecek koleksiyonlar arasında başka neler var?

Mesela saat koleksiyonu. Biz buna saat hazinesi diyoruz. Yaklaşık 400’e yakın parçadan oluşan bir saat koleksiyonumuz olduğu halde maalesef çok kısıtlı bir bölüm sergilenebiliyor. Bu koleksiyonun tamamı gelecek yıl Topkapı Sarayı içinde özel bir bölümde görülebilir. Yine hat ve el yazması eserler bir araya getiriliyor. Muazzam bir koleksiyonda 5 bine yakın hat, 20 bine yakın el yazması var. Maalesef bu eserler bugüne kadar iyi bir şekilde korunamamış. Eserler şu anda ciddi bir konservasyondan geçiriliyor. Bu koleksiyondan bir seçki Topkapı Sarayı’nda sergilenecek. Ha keza yine kaftanlar için de bir çalışma yapılıyor. Bu çalışma da bitmek üzere. 500 civarında padişah ve sultan kaftanı bulunuyor ve daha önce sergilenme imkanı bulunmamış pek çok kaftan ve tılsımlı gömlek bu koleksiyon içinde yer alıyor. Bu kaftanların kimlere ait olduğuyla ilgili tek tek notlar tutulmuş. Aidiyet belirtilmiş. Çok kapsamlı bir sergi olacağını şimdiden söyleyebilirim.

PİRİ REİS HARİTASI SERGİLENECEK

Ne zaman sergilenecek bu eserler. Nasıl bir takvim belirlediniz mi?

Bu yıl sonuna kadar porselen, kaftan ve saat koleksiyonumuz yetişecek. Hazırlıklar tamamlandı sayılır. Hat ve el yazmaları için ise yıl sonu ya da 2022 yılının başını ön görüyoruz. Aynı zamanda şunu söylemeliyim ki Topkapı’nın Milli Saraylar’a devrinden sonra Kaşıkçı Elması, Topkapı Hançeri ve Arefe Tahtı gibi eserler yeniden gün yüzüne çıktı.Piri Reis Haritası ise sergiye hazırlanıyor.



Topkapı Sarayı’nda 200 bin eser var

Şu an Topkapı Sarayı’ndan ne kadar eser sergileniyor?

Şu an Topkapı Sarayı’nda bin 250 eser sergiliyoruz. Bu sayı 200 bin eserin olduğu saray için çok düşük bir rakam. Kabul edilebilir bir sayı değil. Bir buçuk iki yıl gibi bir sürede zannediyorum depolardaki 15-20 bin eser ziyaretçiyle buluşmuş olacak.

Dönüşümlü bir sergi mi olacak?

Evet. Biz burada bir eseri koyup yıllarca sergilemek yerine koleksiyonlarımızdan yeni parçalar eklemeyi uygun buluyoruz. Mesela 20 bin parçalık el yazması koleksiyonumuzun her biri çok kıymetli eserlerden oluşuyor. Orada 20 tane sergileyip ertesi yıl ayrı 20 eser seçip sergilemek istiyoruz. Bu arada sergilenen eserlerin de konservasyonu yapılarak kaldırılacak ve bu eserlerin artık dijitalleri de dünyada olduğu gibi bizde de ziyarete açılacak.


Envanterleri çıkarılmamış eserler var mı peki?

Topkapı Sarayı’nda 4 binin üzerinde taş eser ve kitabe var. Maalesef 300 tanesinin kaydı alındı gerisinin envanter çalışmaları yapılıyor. Bu eserler açılacak olan taş ve kitabe galerisinde yine dönüşümlü olarak sergilenecek. Bu kitabeler maalesef bugüne kadar sağa sola atılmış kitabeler.

Sarayın içinde restorasyon çalışmaları da var. Nasıl bir çalışma yürütülüyor? Mesela daha önce hiç görmediğimiz mekanları görme imkanımız olacak mı?

Biz şu an Topkapı’da birinci, ikinci, üçüncü bölümü geziyoruz. Dördüncü bölümdeki bahçelerimizin bir bölümünü ayrıca Bağdat ve Revan köşkünü gösterebiliyoruz. Oysa dördüncü avlu çok önemli bir kasıra, Mecidiye Kasrına ev sahipliği yapıyor. Burası diğer kasırların, batılı tarzdaki saray ve köşklerin atası durumda. Çünkü Abdülmecid bu konuda ciddi bir adım atıyor bildiğimiz klasik saray tipini terk ediyor. Bu yüzden çok önemli. Ancak bu önemli kasrın maalesef daha önce bodrumu restoran olarak kullanılmış. Biz şu an gerekli önlemleri aldık. Konservasyonu yapılıyor. Milli Saraylar’ın bir çatı altında toplanmasının faydasını burada da gördük. Mesela bu kasıra ait eserler alınıp Dolmabahçe Sarayı’na götürülmüş. Bu eserler tekrar yerine getirilecek ve önümüzdeki aylarda bu mekanı ziyarete açacağız. Böylece 16-17. Yüzyıl içinde bir 19. Yüzyıl eklentisi olarak görülmüş olacak.


MUKADDES EMANETLERDEN GENİŞ BİR SEÇKİ ZİYARETE AÇILACAK

Mecidiye Kasrı dışında başka nereleri göreceğiz?

Yine bizden önce başlamış çok iyi bir çalışmanın yürütüldüğü Fatih Köşkü’nden bahsedebiliriz. 1940’larda restorasyon sırasında iyi niyetle yapılmış kötü müdahalelerden arındırılıyor. Ahşap kubbeler alınarak yerine bin 500 ton ağırlıkta beton dökülmüş. Saraydaki kayma da öyle başlamış zaten. Kültür Bakanlığı bizden önce özellikle zemin üzerinde ciddi önlemler almış. Şimdi ise bina içten ve dıştan çelik bir örtüye alındı ve bu kubbeler kaldırıldı. Gelecek yıl restorasyonu bittikten sonra Hazine koleksiyonunu bu köşkte sergileyeceğiz. Üstelik bu defa koleksiyonun çok daha büyük bir bölümü sergilenecek. Yine Mukaddes Emanetler Bölümü’nde 800 parçalık bir koleksiyonumuz var. Bugün ancak bu eserlerden 100’e yakını sergileniyor. İnşallah oranın da tefrişi yapılacak ve daha fazla eser sergilenecek.

Darphane binalarının bir kısmı yıkılmak üzere

Darphaneler bölümü ile ilgili geçtiğimiz günlerde bir takım tartışmalar basına yansıdı. Nedir durum?

Maalesef buralar daha önceleri hep tahrip edilmiş ve bazı binaları yıkılmak üzere. Hiçbir müzenin eseri bu haldeyken bu binalarda bulunamaz. O eserlere yazık. O eserleri çağdaş depolara kazandırmamız gerekiyor.

Dolmabahçe Sarayı’nda depolardaki eserleri sergilediğiniz bir bölümü ziyarete açmıştınız. Aynı şekilde Topkapı’da da böyle düzenleme yapılır mı?

Tabi örnek olarak Dolmabahçe’de yaptığımız Saray Koleksiyonları Müzesi gibi gezilebilir, görülebilir depo müzelerini çoğaltmak lazım. Bu depo müzelerinin mutlaka daha çok olması gerektiğini düşünüyoruz.Bugün Yıldız ve Dolmabahçe’nin depolarında 65 bin eserimiz var. Ve bu 65 bin eserin 2 bin civarını depo müzemizde sergiliyoruz. Sergilenen eserleri değiştiriyoruz. Bana göre öncelikle ziyaretçinin bir eseri depoda ve müzede görmesi ve farkı algılaması gerekir. Dolmabahçe’den sonra şimdi de bir benzerini Topkapı Sarayı için yapmak istiyoruz.

Topkapı’da hiç görmediğiniz bölümler ziyarete açılıyor

Şu an Topkapı Sarayı’nı gezen biri sarayın kaçta kaçını ziyaret ediyor? Bu çalışmalardan sonra ne kadarlık bir bölümünü göreceğiz?

Topkapı’da toplam 200 bin taşınabilir eser var ve biz bu eserlerin ancak bin 250’sini sergiliyoruz. Bu çalışmalarla birlikte öncelikle sergilenen eserleri 20 bine yani yüzde 10’a çıkarmayı hedefliyoruz. Üstelik görülen eserler dönem içinde sürekli yenilenecek. Yine mekan olarak şu an Topkapı Sarayının yüzde 15-20’sini geziyoruz. Ancak özellikle Harem’deki restorasyonlardan sonra yeni bölümlerle sarayın yüzde 50’si gezilecek diyebilirim. İnşallah 2023 yılına kadar Topkapı Sarayı’nın yüzde 75’ini ziyarete açmış olacağız. Bu çok önemli bir şey. Dünyadaki benzer müzelerde de olduğu gibi yerli ve yabancı ziyaretçi geldiği zaman Osmanlı Türk kültürünün net bir fotoğrafını görmüş olacak. Mesela birinci avluda 1930’larda yapılmış bir laboratuvar var. Bu ülkemizdeki ilk laboratuvar çalışması ama tarihi fırınların üzerinde yapılmış. Şu an fırınların restorasyonu bitmek üzere.

Laboratuvar kalıyor mu peki?

Biz tabi ki bu ilk laboratuvar binasını da koruyoruz ama oradaki fırın kalıntılarının da konservasyonunu yapıp ziyaretçilere göstereceğiz. Aynı zamanda fırıncılar mescidi de restorasyondan geçti ve kurtarıldı. Bizim ayrıca çok güzel sancaklar koleksiyonumuz var ve burada sergileyeceğiz. İnanıyorum ki Topkapı Sarayı iki yıl içinde hakkettiği yere gelecek. Bu işler bitecek demek değil. Ama gelen ziyaretçi Topkapı Sarayı’nda nasıl bir yaşam sürülmüşü net olarak görecek.

32 depo devraldık önemli bölümünün şartları kötüydü

Topkapı Sarayı’ndaki depolar ne durumda? Nasıl bir çalışma yapıyorsunuz?

Topkapı Sarayı’nın en önemli sorunlarından birisi depolama sorunu. Biz burada 32 depo devraldık ancak önemli bir bölümü şartları uygun değildi. Geçici depolara eserleri aktararak sorunu geçici de olsa çözdük. Yıl sonuna kadar bu depolar ziyarete açılacak. Yine aynı kompleks içinde atölye, korsarvasyonlarımızı ve laborautvarlarımızı da oluşturuyoruz. Bu şu demek: Bu binanın içinde bir eser uzmanlar tarafından izlenecek ve binadan çıkmadan konservasyonu, restorasyonu yani ihtiyacı ne ise o yapılacak. Sonra eser sergilenmesi gerekiyorsa sergiye depolanması gerekiyorsa depoya aktarılacak.

Bu ülkemiz için çok ileri bir aşamadır. Umut ediyorum ki bu çalışmalar diğer kurumlara da örnek olacaktır.

Gülhane’de saray bahçeleri yapıyoruz

Gülhane için yapılacak çalışmada neler öne çıkıyor?

Gülhane’de saray bahçelerimiz var. Bu bahçelerde de çalışmalarımız yürütülüyor. Burada Sultan Abdülaziz döneminde yapılmış dört tane depomuz var. Oraların restorasyonu da devam ediyor. Bu depolarda da bir kısım eserler sergileme ve yine bu alt bahçeleri de gösterebilmeyi arzu ediyoruz. Bu bahçelerde 22 adet sarnıç, çok sayıda nişantaşı var. Burada orijinal saray bahçesinin bir bölümünün canlandırılmasını düşünüyoruz. Yaklaşık 100-150 dönümlük bu bahçeler hiçbir zaman ziyaret edilememiş. Üstelik çok ciddi kalıntılar da var. Bunların hepsinin bir bütün olarak gösterilmesine yönelik çalışmalarımız sürüyor. Bu bölgeler hep askeri depolar olarak Cumhuriyet tarihinde kalmış. Topkapı Sarayı sadece üç dört avludan ibaret değil, öncelikle bunun anlaşılması gerekiyor. Gerçekten bizim toplumumuzun son derece seçkin ince eserlerini ziyaretçiyle buluşturma gayretindeyiz.


Harem hayatını canlandıracağız

Harem bölümünde de çok büyük bir restorasyon çalışması başlattınız. Burada daha önce görmediğimiz bölümler de var değil mi? Nasıl bir çalışma yapılıyor?

Maalesef çok büyük bölümlerde bizden önce restorasyon çalışmaları başlamış ama yarım kalmış. Biliyorsunuz bugün ikinci bir biletle Harem bölgesi geziliyor ancak ziyaretçi birkaç bölüm dışında fazlasını göremiyor. Harem’de çok büyük bir restorasyon çalışması yapılıyor. Bu çalışma Karaağalar Koğuşu’nu gün yüzüne çıkarıyor. Burası klasik Osmanlı’da çok önemli bürokrasi kesime ayrılmış diyebiliriz. Çünkü bizzat padişahın ailesiyle ilgilenilen bir makam burası. Restorasyonun büyük bir kısmını tamamladık. Bu bölgede teknolojiyi de kullanarak bir düzenleme yapacağız böylece ziyaretçinin gezerken bu mekanı tam olarak algılamasını sağlayacağız. Buranın arkasında Cariyeler Koğuşu bulunuyor. Bu koğuşta da ilimizdeki cariyelere ait eşyaları sergileyeceğiz. Orada nasıl bir yaşam sürüldüğünü gelen ziyaretçiye göstermek istiyoruz.

#​Depo
#Milli Saraylar
#Yasin Yıldız