Eşi başörtülü olduğu için 28 Şubat sürecinde ordudan emekli olmak zorunda bırakılan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 'Ergenekon' davasının 200'üncü duruşmasında 'tanık' olarak dinlendi. O dönem TSK'da 'emir komuta zinciri dışındaki odak' tarafından 'iç tehdit' olarak görüldüğünü belirten Tarhan, 'Düşman olarak algılanmak çok ağırıma gitti' dedi
Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün de aralarında bulunduğu 68'i tutuklu 273 sanıklı 'Ergenekon' davasının 200'üncü duruşması dün görüldü. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'de yapılan duruşmada 28 Şubat sürecinin 'öteki' ilan ettiği subaylardan, Prof. Dr. Nevzat Tarhan tanık olarak ifade verdi. 1996 yılında 'kurmay albay' rütbesindeyken, yaşadığı baskılardan ötürü emekli olmak zorunda bırakılan Tarhan, eşinin başörtüsü nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir yapının kendisini 'düşman' olarak gördüğünü belirtti.
Ünlü psikiyatrist Nevzat Tarhan, 14 yaşında askeri okula gittiğini, 1996 yılında da kurmay albayken emekli olmak zorunda bırakıldığını belirterek, yaşadığı süreci anlattı. Tarhan, 1997 yılında 1555 subay, astsubay ve askeri öğrencinin TSK'dan uzaklaştırdığını kaydederek, '14 yaşında girdiğim silahlı kuvvetler içinde neden birdenbire iç tehdit olarak görüldüğümüzü araştırmak amacıyla Adaleti Savunanlar Derneği'ni kurduk. 28 Şubat sürecinde askerlerin planlı bir şekilde tasfiye edildiğini toparladık. Bunları 'Ben Disiplinsiz Değilim' adlı kitapta anlattık' diye konuştu.
Silahlı kuvvetler içinde emir komuta zinciri dışında çalışan bir yapı ve odak olup olmadığına ilişkin savcıya ifade verdiğini dile getiren Tarhan, Haydarpaşa GATA'da askeri hekim olarak görev yaptığını, kendisinin doğrudan herhangi bir örgütle temas yaşamadığını belirterek, şunları kaydetti:
'1994 yılının yazında Cumhuriyet Gazetesi'nde 'GATA'da irtica' şeklinde haber çıktı. Bundan sonra GATA'da denetlemeler başladı. 35 öğretim üyesinin tayini çıktı. Doçenttim, profesörlüğüme 1 yıl kalmıştı. Çorlu'ya veteriner kısım amirliğine gönderildim. Makul bir tayin değildi. İtiraz edip mahkemeye verdim. Göreve iade edildikten 5 ay sonra yine tayinim çıktı. O dönemde Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir'di. Tekrar mahkemeye verdim. Göreve iade edildikten sonra Haydarpaşa'nın komutanı Çetin Harmankaya ile görüştüğümde bana 'Silahlı kuvvetler içinde emir komuta zinciri dışında bir odak var, sizi istemiyorlar, yaşam tarzınızı beğenmiyorlar' dedi.'
'Rahmetli eşim tesettürlüydü. Bu, 'iç tehdit' olarak algılanmak için yetiyormuş. Düşman olarak algılanmak çok ağırıma gitti. Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Hikmet Köksal ve GATA Komutanı Fahrettin Alparslan'a dava açtım. Tazminat kazandım. Mahkemenin başkanı değişti. Yargıtay'dan sonra karar aleyhime sonuçlandı. O dönemde silahlı kuvvetlerde zararlı unsur olarak görüldüm' diyen Tarhan, ordu içindeki yasadışı yapıyla ilgili bir şüphesinin olmamasına rağmen bunu kanıtlayamayacağını belirtti.
Ergenekon davasının duruşmasında 'tanık' sıfatıyla dinlenen, emekli Kurmay Albay Nevzat Tarhan, 28 Şubat sürecinde eşi başörtülü olduğu için kendisini TSK'dan dışlayan yasadışı yapıyla ilgili ilginç bir anekdot anlattı. 'Silahlı kuvvetler içinde emir komuta zinciri dışında bir odak var, sizi istemiyorlar, yaşam tarzınızı beğenmiyorlar' denilerek ordudan uzaklaştırılan ünlü psikiyatrist Tarhan, 28 Şubat sürecinin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'nın sınıf arkadaşı İbrahim İşcan'ın, 'Devlet içinde devlete rağmen, bir yapı var. Karadayı da o yapının içinde' ifadesini kullandığını aktardı.






