GündemHukukideğil siyasikarar

Hukuki değil siyasi karar

Anayasa Mahkemesi, 15 Temmuz davaları ile FETÖ’cüleri yargılayan mahkemelere “siyasi operasyon” anlamı taşıyan bir kararla müdahale etti. AYM, “darbeye teşebbüs”ten yargılanan Mehmet Altan ile Şahin Alpay’ın tahliyesini istedi. Hukukçulara göre bu skandal karar 15 Temmuz davalarına bakan tüm hakimlere şantaj anlamına geliyor.

Osman ÖzganYeni Şafak
Can Dündar’ı tahliye ederek kaçmasını sağlayan Anayasa Mahkemesi bu sefer FETÖ sanıkları için devrede.
Can Dündar’ı tahliye ederek kaçmasını sağlayan Anayasa Mahkemesi bu sefer FETÖ sanıkları için devrede.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) FETÖ’nün kapatılan yayın organı Zaman gazetesinin yazarlarından Şahin Alpay ile gazeteci Mehmet Altan hakkında verdiği ‘ihlal’ kararı, mahkemenin yapısını ve aldığı kararların hukukiliğini bir kez daha tartışmaya açtı. AYM Genel Kurulu, FETÖ üyeliği ve darbeye teşebbüsten yargılanan Alpay ve Altan’ın ‘hürriyet ve güvenlik haklarının ihlal edildiğini’, ‘ifade ve basın hürriyetinin de taciz edildiğini’ ileri süren skandal bir karara imza attı. Oy çokluğuyla aldığı kararla hem yetkisini aşan hem de Anayasayı ihlal eden Yüksek Mahkeme, başvurucuların tutuklu yargılanıp yargılanmayacağı hususuna bakması gerekirken dosyaya açıkça ‘esastan’ girdi. Kendini henüz bir hüküm vermeyen ilk mahkemenin yerine koyan AYM, savcılık iddianamesi üzerinden ‘yargılama’ yapmaya kalkıştı.

REKLAM

Eser Karakaş - Şahin Alpay - Şahin Alpay

TAM DA DOĞUM GÜNÜNDE!

Skandal karar, FETÖ’cülere adeta bayram ettirdi. Kararın tüm örgüt üyeleri için ‘emsal’ niteliğinde olduğunu iddia eden binlerce FETÖ üyesi, yargılandıkları mahkemelere avukatları aracılığıyla ‘tahliye’ başvurusunda bulundu. AYM yorumunu gösterip tahliye isteyenlerden biri de Mehmet Altan’ın kardeşi Ahmet Altan oldu. 15 Temmuz’dan bir gün önce örgütün TV kanalı Can Erzincan’da katıldığı programda açıkça ‘darbeye’ işaret eden Mehmet Altan için ‘doğum günü hediyesi’ niteliğindeki AYM kararı, ilk mahkemelerin dikkate almamasıyla sonuçsuz kaldı. Altan’ın doğum gününe denk getirilen karar, FETÖ üyeleri Hidayet Karaca ile telekulakçı polislerin kamikaze hakimlerce tam da örgüt elebaşı Fetullah Gülen’in doğum gününde kaçırılmaya çalışıldığı süreci hatırlattı.

REKLAM

DÜNDAR’I DA SALMIŞLARDI

Darbe girişimini canı pahasına püskürtmüş millet üzerinde büyük hayal kırıklığına yol açan skandal karara 13. Ağır Ceza ve 26. Ağır Ceza Mahkemeleri direndi. AYM kararının aksine, Alpay ve Altan’ın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkemeler, “AYM’nin kısa kararında açıklayıcı herhangi bir husus bulunmamaktır” dedi. AYM’nin söz konusu kararı, Şubat 2016’da verdiği Can Dündar kararını hatırlattı. Yüksek Mahkeme yine yetkisini aşarak Dündar hakkında ‘ihlal’ kararı vermiş ve cezaevinden tahliye edilen Dündar, soluğu yurtdışında almıştı. AYM son kararıyla birlikte yine 15 Temmuz darbe girişimi öncesine dönmüş oldu. AYM’nin Dündar kararına karşı çıkan üyelerin o dönemki şu itirazı, yetki aşımını gözler önüne serer nitelikte: “İşin esası itibariyle bireysel başvurunun konusu olmayan ve derece mahkemelerinde görülecek yargılama neticesinde ortaya çıkacak olan olgular ve maddi gerçeklikler Anayasa Mahkemesi tarafından irdelenecek hususlar değildir” ifadesi yer alıyordu.

REKLAM
  • 15 Temmuz’dan haberleri yok
  • 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ ile mücadele kararlılıkla sürüyor. Yaklaşık 50 bin civarında örgüt üyesi tutuklu bulunurken, yargılamalar da hızla devam ediyor. Ancak FETÖ’cüler, ‘kurtulacakları’ yönünde sürekli rüya seansları yapıyor. AYM’nin sözkonusu kararı da ‘devranın değişeceğini’ iddia eden örgüt üyelerine adeta moral oldu. AYM’nin bu kararı ile yerel mahkemenin yetkisini gasp ettiğini belirten hukukçular, “AYM bu kararıyla şimdi ağır ceza mahkemesine ‘beraat kararı ver’ demiş oluyor, burada sadece tutukluk üzerinden bir değerlendirme yok, esas yönünden bir değerlendirme vardır” değerlendirmesi yaptı. Yine bir hukukçu da “AYM, bu kararı verirken Türkiye’de 15 Temmuz olduğundan haberi yok muydu?” diyerek karara tepki gösterdi.

Karar FETÖ ile savaşı bitirir

Daha yargılaması başlamayan Altan ve Alpay hakkında ‘ihsas-ı rey’de bulunan AYM, bireysel başvurularda yerel mahkemenin yetki alanına girmemesi gerekirken bunu yapmayıp sınırları ihlal etti ve sanıklar hakkında hüküm verdi. Sanıklara isnat edilen eylemlerin suç oluşturup oluşturmadığı, bunların gazetecilik faaliyeti sayılıp sayılamayacağı gibi konular yargılamayı yapan yerel mahkemece belirlenebilecekken AYM, açıkça delil değerlendirmesi yapmaya girişti; kendini ilk mahkemenin yerine koydu ve davayı sonuçlandırdı. Yüksek Mahkeme’nin bu kararı, yerel mahkemeye ‘beraat’ mesajı olarak yorumlandı. Altan ve Alpay’a ilişkin verilen ‘hak ihlali’ kararının gerekçesi, karardan birkaç saat sonra Yüksek Mahkeme’nin internet sitesinde yayımlandı. AYM’nin kararına yazdığı ‘gerekçe’ ise FETÖ davalarını etkileyecek nitelikte.

REKLAM

AYM’nin gerekçesi, neredeyse tüm FETÖ davalarının düşürebilecek tehlikeli bir kapıyı açacak nitelikte. Alpay hakkında düzenlenen iddianamede, özellikle 17-25 Aralık darbe girişimi sonrasında FETÖ’yü öven ve örgüte yönelik soruşturmaları akamete uğratmayı hedefleyen yazılar yazdığı belirtiliyordu. Gerekçede, Alpay’ın yazılarına ilişkin, “Aylarca ülke gündeminde yer alan güncel bir konuda kamuoyunun bir kısmının ve muhalefet liderlerinin dile getirdiklerine benzer görüşlere yer vermiştir” gibi komik bir değerlendirme yapılması dikkat çekti. Kararda ayrıca, başvurucunun görüşlerini açıkladığı sözkonusu yazıların, “FETÖ’nün amaçları bilinerek ve bu amaçları doğrultusunda kaleme alındığına dair tek başına yeterli bir olgu olmadığı” iddiası da dikkat çekti.

REKLAM
  • Süper temyiz değilsiniz!
  • Anayasa Mahkemesi’nin skandal kararına Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ tepki gösterdi. Sosyal medya hesabında paylaştığı mesajda Bozdağ, “Alpay ve Altan kararıyla Anayasa Mahkemesi; anayasa ve yasaların çizdiği sınırı aşmış, kendini ilk derece mahkemesi yerine koyarak vaka ve delil değerlendirmesi yapmış; suçun oluşumunu ve delil durumunu değerlendirmiştir” dedi. Bireysel başvuruları karara bağlamanın AYM’nin görevlerinden olduğunu anımsatan Bozdağ, şöyle yazdı: “Bireysel başvuruları karara bağlarken AYM, Anayasa ve yasaların kurallarıyla bağlıdır, Anayasa ve yasaların belirlediği sınırları aşamaz, ilk derece veya istinaf ya da temyiz mahkemesi gibi hareket edemez, hiçbir kurala bağlı değilmiş gibi karar veremez. İlk derece mahkemesi veya istinaf mahkemesi ya da temyiz mahkemesi veyahut da süper temyiz mahkemesi gibi davranamaz ve bu mahkemeler gibi karar veremez. Anayasa Mahkemesinin Alpay ve Altan kararları, Can Dündar kararının kötü ve yanlış bir tekrarından ibarettir. Anayasa Mahkemesi, algıları değil anayasa ve yasaları gözetmek ve gereğini yapmakla yükümlüdür."
Hükümetten Suriye rejimine sert uyarı
Gündem

Hükümetten Suriye rejimine sert uyarı

Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Suriye rejiminin terör örgütü YPG'yi korumak için Afrin'e girmesinin felakete yol açacağını söyledi.
'Çocuk istismarına karşı komisyon kuruldu'
Gündem

'Çocuk istismarına karşı komisyon kuruldu'

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 5 saat sürdükten sonra sona erdi. Toplantı sonrası basın açıklaması yapan Hükümet Sözcüsü Bozdağ, çocuk istismarına karşı komisyon kurulduğunu belirterek "6 Bakandan oluşan komisyon kuruldu. Amaç çocukların daha etkin korunması olacaktır. Her türlü ahlaksızlığa karşı, her türlü saldırıya karşı çocuklarımızı korumak hepimizin vazifesidir. Öncelikle de hükümetimizin, güvenlik güçlerimizin ve devlet kurumlarının başta gelen vazifesidir." dedi.
Diriliş Ertuğrul'dan üzücü haber
Hayat

Diriliş Ertuğrul'dan üzücü haber

TRT 1 ekranlarında yayınlanan Diriliş Ertuğrul dizisinin yönetmeni Metin Günay, bir süredir hastanede tedavi gören babası Muhsin Günay'ı kaybetti. Vefat eden Keçiborlu Eski Belediye Başkanı Muhsin Günay, yarın Isparta'da defnedilecek.
Büyük panik: Mahalleyi yılanlar bastı
Gündem

Büyük panik: Mahalleyi yılanlar bastı

Mardin'in Artuklu ilçesinde görülen yılanlar, vatandaşları korkuttu. Mahalle sakinleri, kış ayının sıcak geçmesinin dolayı yılanların yuvalarından erken çıktığını söyledi.
Yerli ilacı kim istemiyor
Hayat

Yerli ilacı kim istemiyor

Türkiye, savunma başta olmak üzere birçok sektörde yerli atılımı yaparken ilaçta tersi yaşanıyor. Yerli firmalar kapandı, ilaç pazarı ABD'li ve Avrupalı firmaların eline geçti. İlaca yılda 25 milyar lira harcayan Türkiye’de en çok ciro yapan ilk 100 ilacın 95’i ithal.


Yerli ilaca darbe, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun (TİTCK) 2016’da yerli üretime desteği kesmesiyle indi. Hatta yabancılar aynı ilaca iki farklı hastalık için ayrı ruhsat alabilirken yerli firma ruhsat almakta zorlanıyor. Ruhsat öncesi istenen paralar ve TİTCK’e ödenen danışmanlık ücretleri de yerli üreticiyi vuruyor. Yerli şirketler ya kapanıyor ya da fason üretime geçiyor.


Yerli üretim durunca yabancı firmalar ilacı piyasadan çekiyor veya fahiş zamlar yapıyor. Mestino isimli ilaç ilginç bir örnek. İthalat özendirilince üretim İsveç’e taşındı. Fiyatı da 11 liradan 300 euroya fırladı.