
Baharda ne yiyelim? Bahar aylarında özellikle kan hızlı akar. Sirkeli, limonlu yiyecekler karaciğeri temizlemek için birebirdir. Yeşil yapraklı yiyecekler ise dengeli beslenmeye yardımcı olur. Ayrıca her gün bol su tüketilmesi gerekir.
Nisan ayı, toprağın uyanışıyla birlikte insan bedeninin de hafiflemesi gereken bir zamandır. Kış boyunca biriken hıltlar, bahar günşüyle harekete geçer, bedende bir yoğunluk oluşurur. Bu da halsizlik, bahar yorgunluğu, hatta bazen melankoliye dahi neden olabilir. İşte bu dönemde nasıl beslendiğimiz, hangi gıdayla bedenimize ne verdiğimiz, yıl boyunca sağlığımızın seyrini belirler.
Osmanlı mutfağında hıltlar teorisine göre mevsim geçişleri hassas zamanlardı. Bu dönemlerde mutfak, sadece karın doyurma yeri değil; adeta bir eczane, bir şifahane olurdu. Hekimbaşılar, mevsimsel etkilerle artan mizacın dengelenmesi için saray aşçılarına özel listeler verirdi. Bugün bizler de, atalarımızdan miras kalan bu bilgeliği mutfaklarımıza taşımalıyız.
Hıltlar Ne Der? Baharda Hangimiz Ne Yiyelim?
Osmanlı tabiplerine göre dört hılt vardı: Demevi (kan), safravi (safra), balgami (balgam) ve sevdavi (sevda). Bahar aylarında özellikle kan hıltı artar; bu da mizacı sıcak ve nemli olan bireylerde fazla enerji, uykulu haller, terleme gibi etkiler yaratabilir. Bu dönemde serinletici, arındırıcı ve dengeleyici besinler önerilirdi:
l Kuzu etinden uzak durulur, onun yerine tavuk, hindi ya da mevsim sebzeleri tercih edilirdi.
l Sirkeli, limonlu yemekler karaciğeri temizlemek için birebirdir.
l Yeşil yapraklılar, özellikle pazı, tere, roka, mevsimsel olarak dengeleyici etkidedir.
l Meyveler, günde en az 2-3 porsiyon olarak taze tüketilmelidir. Portakal, kivi, çilek gibi C vitamini zenginleri ilk tercih olmalıdır.
l Zerdeçal ve zencefil, bağışıklığı destekleyen, metabolizmayı canlandıran baharatlardandır.
Nisan Ayına Özgü Sebze ve Meyvelerle Şifa Sofrası
Toprağın cömert olduğu bu ayda sofralara renk, doku ve şifa gelir. Nisan ayında öne çıkan bazı besinler:
Enginar: Karaciğerin temizlik üstadı. İçerdiği sinarin maddesiyle bedenin toksinlerden arınmasını sağlar.
Bezelye: Lifli yapısı ve protein zenginliğiyle sindirimi destekler, kas yapımını güçlendirir.
Kereviz: Hem idrar söktürür hem de bahar ödemlerine iyi gelir.
Bakla: Damar sağlığı için birebir olup, özellikle lif ve demir zenginidir.
Taze soğan ve sarımsak: Doğanın antibiyotikleridir.
ortakal ve limon: Bol C vitaminiyle bahar nezlesine birebir.
Taze nane, dereotu, maydanoz: Vücudu serinletir, nefesi açar, şişkinliği azaltır.
Baharla gelen yorgunluğa karşı pratik öneriler:
lHer gün 2-2.5 litre su tüketin.
lKafeinli içecekleri azaltın, yerine limonlu su veya rezene çayı için.
lSabah kahvaltısını asla atlamayın; yumurta, tam buğday ekmeği, maydanoz ve lor peyniriyle güçlü bir başlangıç yapın.
lÖğlen yemeğinde sebze ağırlıklı menüler tercih edin.
lHaftada en az 3 gün tempolu yürüş yapın.
lÇayın yanında kâkuleli, tarçınlı, az Şkerli Osmanlı kurabiyesi tercih edin. Hem mideyi yormaz hem ruhu dinlendirir.
Son Söz:
Şifaya niyetle kurulan her sofranın, hem bedene hem ruha iyi geleceğini bilerek yaşayalım. Bahar, sadece doğanın uyanışı değil; insanın da kendini yeniden inşaa etme vaktidir.
İstifade edilmesi temennisiyle...
Osmanlı sarayından bir tarif
Bugün portakal dendi mi akla ilk gelen Adana’dır. Nisan da bahçeler portakal çiçeği kokar, festivalle birlikte şehir adeta canlanır. Bu mevsime özgü, Osmanlı ilhamlı, mizaca uygun bir şerbet tarifimiz var:
Malzemeler:
l2 adet portakalın suyu
l1 yemek kaşığı taze nane (kıyılmış)
l1 tatlı kaşığı rendelenmiş portakal kabuğu
l1 yemek kaşığı bal
l2 su bardağı içme suyu
l3-4 buz parçası (isteğe bağlı)
Hazırlanışı: Tüm malzemeleri karıştırın. En az yarım saat buzdolabında dinlendirin. Yemekten sonra için. İç ferahlatır, mizaca serinlik verir, kanı dengeleyip hazmı kolaylaştırır.
Nebevî Sofra Adabı Bahar Mutfağında Nasıl Yaşatılır?
Bahar sofrasında sadelik ve şükür olmalı. Resûlullah Efendimiz (sav) sofraya besmeleyle oturur, tabağında bir lokma dahi bırakmazdı. Bizler de israftan uzak, mevsimsel, hafif ve mizaç dengeli menülerle bu ahlaka yakınlaşabiliriz.
Bir sofra, sadece karın değil; ruh da doyurur. Bahar, tazeliğin, tevazuunun mevsimidir. Ve o tevazu, Resûlullah’ın sofralarından bugünkü mutfağımıza kadar bize emanet edilmiştir.








