
Malatya’da yayıma hazırlanan Hisdüşüm, 28. sayısıyla okuruna merhaba dedi. Yönetmenliğini Enes Melih Sofuoğlu’nun yaptığı dergi “Düş içine, düş içinde” üst başlığıyla yayımlanıyor. Altı yıldır çıkan ve üç ayda bir okuruna ulaşan derginin son sayısı 112 sayfa. Hisdüşüm’ün musahhihi, editörleri, sanat yönetmeni, kırk kişiye yakın yazar kadrosu ve bir sosyal medya ekibi var. Takdim yazısından anlaşılan derginin gerçek sahibi ‘Anadolu çocukları’ ölçü ve merkezse insan. Ön ve arka kapağında Nuri Bilge Ceylan’dan alınmış fotoğrafın olduğu derginin arka kapağında fotoğraf üstü yazıya yer verilmiş: Sis dağılsa da / gökyüzüne bakabilsek mâlum / gidenlerin yolunu gözlüyoruz. Öykü editörü Filiz Aydın, “Edebiyat isterse okur, yazar ve var oluruz” diyor özetle. Görünmeyen bir şiir ve öykü yarışı var dergide. Bu sayıda 14 öyküye karşılık 12 şairin çalışmasına yer verilmiş. Bu ikisini denemeler, söyleşiler ve gezi yazısı takip ediyor. Şair Hüseyin Akın Fenafilkafiye başlıklı metinle dergide. İki söyleşi konuğu var. İlk konuşma Eda Çoban imzalı. Çoban’ın konuğu olan yayın danışmanı Mustafa Alican, bir öykü üzerinde çalıştığı müjdesini veriyor. Diğer konuşmada da soruları Çoban sormuş, cevap Zeki Altın’dan. Şair Altın da bir öykü dosyası üzerinde çalıştığını belirtiyor. Bu sayının gezi yazarı Yusuf Tosun. Başlık: Balkan Günlüğü. Şiirle bağlayayım. Eda Şaffak’tan: gözden çıktıkça göze değen / tuhaf bir terazisi var hayatın. Fikir, sanat ve kültür dergisine, hisdusumdergisi@gmail.com e posta adresinden ulaşılabilir.
YÜZLER!
Nihayet dergimizin 125. sayısına kavuştuk ve okuyuverdik nihayet! Dergimiz, parlak kâğıda renkli basılıyor. ‘Yetkin’ isimlerden oluşan bir kadroya sahip. Aylık yayımlanıyor. 136 sayfa. Mustafa Albayrak’ın sahibi olduğu Nihayet’i şair Ahmet Murat Özel yönetiyor. Tuba Kaplan, Merve Akbaş ve Ümit Aksoy dergi editörleri. İstanbul’da hazırlanan dergiye, iletisim@nihayet.com e posta adresinden veya 0212 467 65 07 no’lu telefondan ulaşmak mümkün. Yaklaşık 30 ismin katkı sağladığı derginin Mayıs sayısında, maskeleme ve fişleme kıskacında ‘yüzün yeni halleri’ dosya konusu olmuş. “Yüz bütün maddiliğine karşın manevi olanın kaçınılmaz sahnesidir” diyor Ahmet Murat. 60 sayfa ayrılan dosyanın ilk yazısı Murat Küçükçifci imzalı Doğanın Yüzü, Kültürün Yüzleri başlıklı metin. Miyazaki’nin Yüzleri başlıklı son yazıysa Aybala Hilal Yüksel’e ait. Cihan Aktaş, Hayat Memat’ta (arkadaşı) Gökçe Değirmen’in kıskanılacak mücadelesini hikâye ediyor. Kevser Çelikel, şehir ve çiçekler üzerine bir yazı kaleme almış. Evrak-ı Perişan Arasında gezinen Necati Tonga’ysa A. M. Dıranas’ın Unutulmuş Bir Hikâyesi’ni ele almış. Ömer Yalçınova, Nihal Atsız’ı roman karakteri Pusat’ı merkeze alarak inceliyor. Kayıtlar, Hayat Memat ve Kültür Atlası bölümlerinde de okura birbirinden önemli metinler sunan Nihayet’in yolculuğu Türkiye ve dünyadan kitap tanıtımlarıyla bitiyor.
Çorum’un sesi
Şehir Defteri’nin, ‘19. sayı’sı raflardaki yerini aldı. Çorum Belediyesi’nin yayını olan derginin yönetmenliğini Turhan Candan üstleniyor. Yılda üç kez yayımlanan derginin son sayısı 116 sayfa. Üş kişilik yayın ekibiyle dört kişilik fotoğraf ekibi olan derginin (Künyeyi benim gibi ihtiyarların okuması zor!) ön sayfasını bir fotoğrafla Cahit Sıtkı Tarancı’nın şu dizeleri süslüyor: Memleket isterim / Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun; / Olursa bir şikâyet ölümden olsun. Arka sayfadaysa Yasin Mortaş’ın fotoğrafı ve Çorum’a ithaf edilmiş şiiri bulunuyor. Yazı işleri ekibi de dahil yaklaşık 60 kalem erbabının katkı sağladığı dergideki metinler, şiir ve fotoğraflar yedi bölümde toplanmış. ‘Şehir ve Tarih’ ilk bölümün adı. Diğerleri şunlar: Aktüalite, Hafıza, Musıkî, Uzaklar ve Kitap. Çorum’u resmeden yazıların çoğunlukta olduğu dergide 20 şiir yer bulmuş. Ön kapağın içine eski Çorum fotoğrafları konulmuş. Bu sayının söyleşi konuğu halk bilimi uzmanı Hayrettin İvgin. Hocayla İbrahim Gösterir konuşmuş. Yazımı Suna Kızılırmak’ın dizesiyle noktalayayım: ikimiz / yazgıyla ayrılan yarımşar dünya / âlemi dolanır da / gelmez ellerimiz bir araya. Kültür, sanat ve edebiyat dergisine sehirdefteri@hotmail.com e posta adresinden ulaşılabilir.
Hüsamettin Arslan için
Altınordu İlçe Milli Eğtim Müdürlüğü’nce yılda bir defa yayımlanan Taşbaşı dergisinin 4. sayısı çıktı. Tuna Eselioğlu yönetimdeki derginin Eselioğlu, Hatice Gülpınar ve Yavuz Selim Uğurlu’dan (Künyede, soy isimleri neden ‘büyük’ yazıyoruz?) oluşan üç kişilik yayın kurulu var. Dördüncü sayısı 154 sayfa olan Taşbaşı’nın ön kapağını Sevil Şentürk imzalı güzel bir Ordu fotoğrafı süslüyor. Arka kapaktaysa Ordu’nun (Mesudiye) evladı rahmetli Hüsamettin Arslan’ın Tunceli Öğretmen Okulu öğrencisi olduğu yıllardan fotoğrafına ve sözüne yer verilmiş: Bizi yalnızca söz ya da kelam yahut dil özgürleştirebilir. Çünkü özgür olmak ‘hayır’ diyebilmektir. Yaklaşık 40 ismin katkı sağladığı bu sayının dosya konuğu 2018’de ebediyete uğurladığımız Hüsamettin Arslan. Rahmetliyi yakından tanıyan arkadaşları, dostları ve akademisyenlerden Cenan Kuvancı, Cemal Kurnaz, Mustafa Zeki Çıraklı, Namık Açıkgöz, Nesrin Karaca (selam olsun hocama!), Asım Öz, Gürol Delice, Burhan Sakallı ve Yusuf Yavuzyılmaz yazılarıyla dosyaya destek vermişler. Dergide imzalı birçok fotoğraf ve çizim de var. Dörder isim fotoğraflar
4 isim de çizgilerle Orhan Zafer’se tablosuyla Taşbaşı’na katkı sağlamışlar. Yeni sayının söyleşi konuğu bağlama ustası Çetin Akdeniz. Bir Ordulu olarak, derginin ‘mevsimlik’ olmasını istediğimi belirteyim. Eğitim, kültür, sanat ve edebiyat dergisine, altinorduozelburo@gmail.com e posta adresinden ulaşılabilir.

Edebiyat Ortamı dergisinin eski yönetmeni Sadık Yalsızuçanlar’ı Zeytinburnu’nda misafir ettik. Aykut Ertuğrul yönetiminde Zeytinburnu Kültür Sanat’ta gerçekleştirilen 100 Yüze İmza ve Söyleşi programına konuk olan Yalsızuçanlar’la çay ve tütün eşliğinde sohbet etme imkânı bulduk. Neşeli geçen sohbetin ardından söyleşiye geçildi. Rumi adlı yeni romanı üzerine konuşan ve soruları cevaplayan yazar eserini, “Rumi çok sesli bir roman. Postmodern bir anlatı da değil. Nitelikli ve kapsamlı bir tür olan Mevlevi Ayin-i Şerifi’nin formatını taklit ediyor. Dört ana selam var. Her selam yedi ilahi ismi ima ediyor. Esma eğitimi, geleneksel irfanî eğitim. Genelde yedi esma üzerinden gerçekleşiyor. O yüzden kitapta da yedi alt bölüm var. Girişte ve sonda peşrevin olduğu, yirmi sekiz tanıklı bir anlatı” şeklinde değerlendirdi. Kitabın, dinleyicilere hediye edilmesi ve yazarı tarafından imzalanması söyleşiye renk kattı.








