Tanbur ve kemençenin mutlu evliliği

Büşra Sönmezışık
00:008/01/2012, Pazar
G: 7/01/2012, Cumartesi
Yeni Şafak
Tanbur ve kemençenin mutlu evliliği
Tanbur ve kemençenin mutlu evliliği

Kurtlar Vadisi'nin müzikleriyle tanıdığımız Özer Özel, 24 yıldır Klasik Türk Müziği'nde hem yorumcu hem de Tanburi. Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat Tasarım Fakültesi'nde kendisi tanbur, eşi Aslıhan Hanım ise kemençe dersi veriyor. Amaçları sıkıcı bir müzik türü gibi algılanan Klasik Türk Müziği'ni sevdirmek. Görünüşe bakılırsa hem birbirlerine, hem de müziğe olan sevgi ve bağlılıklarıyla, gençlere bu müziği sevdirmeyi başaracaklar.

Özer bey ile Aslıhan Hanım'ın tanışıklıkları üniversite yıllarına dayanıyor. Aralarındaki yakınlaşma ise Aslıhan Hanım'ın bir müzik grubu kurmasıyla başlıyor. Grupta bir Tanbur sanatçısına gerek olunca akıllarına Özer Bey geliyor, sonra kendisine teklif götürmeye karar veriyorlar. Peki kimin aklına gelmişti Özer Özel'in adını vermek? Ben bu soruyu sorduğumda ortamda bir sessizlik oldu. Özer Bey soruyu yineledi "Sahi kim vermişti benim adımı?" dedi. Aslıhan Hanım bir süre durdu sonra cevap olarak "ben vermiştim" dedi. Daha önce Özer Bey'in bile bilmediği bir gerçeği o an hep birlikte öğrendik. Zaten ne olduysa ondan sonra oluyor. Birlikte müzik yapmaya başlamışlar. Çalmışlar, söylemişler… Aslında bütün bunlar olup biterken ikisi de bir gün kendileri gibi bir müzisyenle evleneceklerini düşünmemişler. Bu durumu sadece alınyazısı olarak yorumluyorlar.

ÖZER'DEN EVLİLİK TEKLİFİ ALINCA ÇOK ŞAŞIRDIM

Aslıhan Hanım Özer Bey'den evlilik teklifi alınca çok şaşırmış "Zaten hep sizi anlayan bir insan olsun istersiniz, benim de öyle oldu. Fakat ben Özer Bey'den evlilik teklifi alacağımı hiç tahmin etmezdim. Açıkçası çok şaşırdım ve bu bana bir lütuf gibi geldi" diyor. Aslıhan Hanım bu sözleri söylerken Özer Bey bir taraftan dinliyor, diğer taraftan bize çay ikram ediyordu. Cevap verme sırası bu defa Özer Bey'e geliyor. O ne zaman teklifi yapmaya karar vermişti? "Dayanamadığım zaman teklif etmeye karar verdim. Vuslat bana ağır gelmeye başlamıştı. Çünkü o sırada sazımı da çalışamıyordum. Görmek istiyorsunuz, evine gidiyorsunuz, kapısını çalıyorsunuz, kimse çıkmıyor… Her zaman yanınızda olsun istediğiniz için evlilik şart oluyor". Fakat Özer Bey önce kızı babasından değil annesinden istemiş, sebebi: babasının verebileceği "hayır" cevabına dayanamayacak olması. Aslında Aslıhan Hanım ve ailesi sıklıkla Özer Bey'in konserlerine geliyorlarmış. O yüzden kayınpeder Özer Bey'i de sanatını da gayet iyi biliyormuş. Aile durumu öğrenince gayet anlayışlı, “Kızımız ne isterse o olur” demişler. "Ben de, 'kızınız istiyor evet' dedim. Zaten Aslı Hanım'ın babası da bağlama çalıyordu. Herhalde beni kendilerine daha yakın buldular ve kızı bana verdiler". Bu sözün üzerine, Aslıhan Hanım hemen araya giriyor ve "babam bana güvenirdi" diyor, "bu yüzden evlilik konusunda yaptığım seçime de güvendi".

BİRBİRİMİZLE HİÇ YARIŞMADIK

Evliliklerinde iki tarafın da sanatçı olması birbirlerini daha iyi anlamalarını sağlamış. Ama tabi bir şartı var. Aslıhan Hanım "Bütün evliliklerde söz konusu olan bir şey var o da aynı düşünemediğimiz noktalar olsa da birbirimize saygılı olmamız." Özellikle çocukları olduktan sonra ikisi de evde müzik yapamaz hale gelmişler. Şimdi kızları da müzikle ilgileniyormuş. İki müzisyen de böylelikle geçici esaretten hep birlikte kurtulmuşlar. Aralarında ego çatışması olmuş muydu sonuçta ikisi de sanatçıydı… Biri tanbur diğeri kemençe çalıyordu… Aslıhan Hanım "Yetenek açısından eşit olmayabiliriz. Sadece ben değil pek çok kişi Özer'in yeteneğini zaten biliyor. Ben ona hayrandım. Özer'e hep hoca olarak baktım. Sağ olsun bana hep bir şeyler öğretti. Hiçbir zaman onunla yarışacak bir seviyede olmadım. Ben hala öğrenciyim." diyor.

MİKROFON SAMİMİYETİ ÖLDÜRÜYOR

Aslıhan Hanım kemençeyi unutmamak için eğitim veriyor. Bir dönem eşi gibi tanbur çalmayı düşünmüş ama yapamamış. Sanatçı, teknik olarak birbirinden farklı olduğu için bir türlü alışamadığını sonunda bıraktığını itiraf ediyor. Fakat Özer Bey onun tanbur çalmayı öğrenmesini çok istemiş. Çünkü kemençeye olumlu etkisi varmış. Yıllar önce 1995'te Asitane adında bir grup kurmuşlar. Enstrümantal müzik olarak başlamışlar. Çekirdek kadro olarak kalmayı uygun görmüşler. Konserlerin önemli bir özelliği de mikrofonsuz oluşu. "Konserlerimizde ilgi yoğundu. Katı bir klasiklik içinde müzik yapmıyoruz. Seyirciyle iletişim içindeyiz. Mikrofon aradaki samimiyeti öldürüyor. Ben çıplak sesi seviyorum." diyor. Bir de grupları var. Korkut Akbilgin, Orçun Güneşer, birlikte konser veriyorlar.


Piyasada gerçek sanatçının kıymeti yok

Özer Bey'in bulunduğu camianın dışına çıkararak diğer çevrelerde tanınmasını sağlayan çalışmalardan biriydi Kurtlar Vadisi için yaptığı albüm. Özel, Asiye, Acem kızı türküleriyle daha çok bilindi. Müzisyen bu çalışmanın kendisine tecrübe dışında başka hiçbir şey vermediğinin altını çiziyor. Sitemkâr sözlerine şöyle devam ediyor; "O piyasanın ne içler acısı olduğunu görmüş oldum. Çalan ve söyleyenin kıymeti yok. Bana iki albüm yapma sözü verdiler fakat sözlerinde durmadılar. O yüzden albüm yapmaktan ziyade “konserlerime gelinsin istiyorum" diyor. Popüler olmaktan korkmadığını söyleyen Özel, Popülariteyi şöyle yorumluyor "Popülarite iyi bir şey yapmasan da seni öyle gösteriyor. Kendinizi tanıyorsanız korkacak bir durum yok. Bir avantajı var, kendinizi geniş bir kitleye duyurma şansınız oluyor".


Böyle giderse Yunanlılardan tanbur öğreneceğiz

6 ay boyunca günde 18 saat çalışırsanız tanbur çalmayı öğrenebiliyorsunuz. Özer Bey'in söylediğine göre her enstüruman zor. Fakat o zorluk hem öğrenciye hem de hocaya bağlı. Özel, disiplinli bir hoca… Her ne kadar öğrencileri ona şaka yollu "Özer hocanın Özel işkenceleri" dese de o eğitirken hocanın öğrenciye yaptığı işkencelere karşı. Özel, disiplin kazandırma peşinde olduğunu söylüyor. "Ülkemizde iyi müzik icra edenlerin sayısı az, daha çok olması lazım" diyen Özel; "Ben elimde tanburla dolaşırken biri çıkıp 'bu elinizdeki piyano mu?' diye soruyorsa çok üzülüyorum. İlgiye bakılırsa biz yunanlılardan tanbur öğreneceğiz gibi görünüyor" diyor.


Dört yaşındaki kızları da klasik söylüyor

Çiftin dört buçuk yaşlarında bir de kızları var. Kızlarının önce kendi kültürünü iyice tanımasını istiyorlar. Hatta onlar için bu bir kural. Çünkü Türk kültürünü ve kimliğini öğrenmesinin kendi kimliğini oluşmasında çok önemli bir etken olduğunu düşünüyorlar. Aksi halde ne yapacağını bilmeyen biri olup çıkacağı görüşündeler. Türk müziğinde de sanıldığının aksine çocukların rahatlıkla söyleyebilecekleri ezgiler olduğunu belirtiyorlar. Aslıhan Hanım "Mesela bizim kızımız nane şekeri satıcısının söylediği Nane Şekeri şarkısını söylüyor. Karagöz musikisinde yer alan bir eserdir. Arabada radyo dinlemiyoruz çünkü radyomuz bozuk. Ama çok şanslıyız çünkü babasının sesi güzel. O söylüyor biz dinliyoruz". Kızlarını şimdiden çocuk ebrusuna götüren çift, Suziki metoduyla keman dersi aldırıyorlar. Bunun nedenini ise şöyle açıklıyorlar:"Ne yazık ki o yaştaki çocuğa ancak keman eğitimi aldırabiliyorsunuz. Türk müziği aletleri için böyle bir eğitim yok"