Vesîletü'n-Necat/ Mirac Bahri

00:0015/05/2011, Pazar
G: 10/05/2011, Salı
Yeni Şafak
Vesîletü'n-Necat/ Mirac Bahri
Vesîletü'n-Necat/ Mirac Bahri

Gel beru ey aşk oduna yanıcı

Kendi maşuka âşık sanıcı

Dinle gel mi'râcın ol şâhın ayân

Aşık isen aşk oduna durma yan

Bir düşenbih gecesi tahkik haber

Leylei Kadr idi ol gece meğer

Ol hümâyun baht ol kadri yüce

Ümmü Hâni hanesindeydi gece

Anda iken nâgehân ol yüzü ak

Cennete var dedi Cebrail'e Hak

Bir murassa tac bir hulle kemer

Hem dahi al bir burak-I muteber

Ol Habib'ime ilet binsün anı

Arşımı seyreylesün görsün beni

Cebrail çün cennete vardı revân

Gördü kim bihad burak otlar hemân

İçlerinden bir burak ağlar kati

Yimez içmez kalmamşı hiç takati

Gözlerinden yaşı Cephûn eylemiş

Ciğerini derd ile hûn eylemiş

Dedi Cebrail nedir ağladığın

Hüzn ile can ü ciğer dağladığın

Baki yoldaşın yiyüp içüp gezer

Sen inilersin di canın ne sezer

Dedi kırkbin yıldürür kim yâ Emin

Aşkdır bana yimek içmek hemîn

Nâgehân bir ses işitti kulağım

Gitti aklım bilmezem solum sağım

Yâ Muhammed deyuben çağırdılar

Bir sada birle ki yürekler deler

Ol zamandan bilmezem kim n'olmuşam

Ol adın ıssına âşık olmuşam

Yüreğim içinde eridi yağım

şık oldu görmeden bu kulağım

Cenneti başıma aşkı dar eder

Gece gündüz işim ah ü zâr eder

Gerçi zâhir cennet içre dururam

Ma'nide nârın azabın görürem

Ger eremezsem visâline anın

Ediserem terkini can ü tenin

Cebrail dedi buraka ey burak

Verdi Hak maksûdunu kılma firak

Kimde kim aşkın nişanı vardürür

Akıbet maşuka anı ergörür

Gel beru maşukuna ergöreyim

Yüreğin zahmine merhem süreyim

Aldı Cebrail burakı ol zemân

Tâ Cenab-I Ahmed'e geldi revân

Hak selâm etti sana yâ Mustafâ

Kim mübârek hatırın bulsun safâ

Dedi kim gelsün konuklaram anı

Arşımı seyreylesün görsün beni

Bu gece zâhir olur esrâr-ı Hak

Gösteriserdir sana dîdâr-ı Hak

Zemzem ile doldu kevn ile mkân

Arşa varır dediler Fahr-ı cihân

Hem sekiz cennet kapısın açtılar

Alemin üstüne rahmet saçtılar

Gel gidelim Hazrete yâ Mustafâ

Muntazırdır anda ashâb-I safâ

Sana cennetten getirdim bir burak

Dâvet-I Rahmandır ey Nûr-I Hak

Durdu yerinden hemandem Mustafa

Kodu tacı başına ol pür safâ

Çekti ol demde burakı Cebrail

Önüne düştü ana oldu delîl

Hoş süvar oldu ana şâh-ı cihân

Açtı perrini burak uçtu hemân

Tarfetü'l ayn içre Sultân-I ümem

Geldi Kuds'e erdi ve bastı kadem

Enbiyâ ervâhı hâzır geldiler

Mustafâ'ya cümle ikrâm kıldılar

Erdi ol dem Haktan ervâha nidâ

Kim kılalar Mustafâ'ya iktidâ

Pes geçip mihraba ol Hayrü'l-enâm

Enbiyâ ervâhına oldu imâm

İki rekât kıldı Aksâ'da namâz

Öyle emretmiş idi ol biniyâz

Gördüler nurdan kurulmuş merdivan

Merdivandan oldular göğe revân

Erdiler evvel göğe bilihtirâm

Kapu açıldı ve girdi ol hümâm

Gördü gök ehli ibâdette kamu

Her biri bir türlü tâatte kamu

Kimi tehlil ü kimi tahmid okur

Kimi takdis ü kimi temcid okur

Kimi kıyâmda kimi kılmış rüku'

Kimi Hakka secde kılmış bâhuşû

Kimisini aşk-I Hak almışdurur

Vâlih ü hayrân u mest kalmışdurur

Hep gök ehli cümle karşı geldiler

Mustafâ'ya izzet ikrâm kıldılar

Merhaba yâ Muhammed dediler

Ey şefâat kânı Ahmed dediler

Her biri kutluladı mi'râcını

Dediler giydin sa'âdet tâcını

Yürü kim meydan senindir bu gece

Sohbet-I Sultân senindir bu gece

Ermedi evvel gelen bu devlete

Kimse lâyık olmadı bu rif'ate

Ol gece durmadı cevlân eyledi

Şöyle kim eflâki seyrân eyledi

Her birinden türlü hikmet gördü ol

Tâ ki vardı Sidre'ye erişdi yol

Cebrail'in durağıdır ol makâm

Nüh felek tâ kim tutalıdan nizâm

Kaldı Cebrail makâmında hemin

Dedi ana Rahmeten li"'l-âlimin

Bilmezem bu yolları ben nideyim

Kim garibim bunda kande gideyim

Cebrail dedi Resül'e yâ Habib

Sanma gıl bu yerde sen seni garib

Senin içün yaratıldı nüh felek

İns ü cin ü hûr ü cennet hem melek

Bunda hatmoldu benim cevlãngehim

Mâverâsından dahi yok âgehim

Bana böyle emredüptür Zü'l-Celâl

Açmayam ben bundan öte per ü bal

Ger geçem bir zerre denlü ileru

Yanaram baştan ayağa ey ulu

Dedi Cebrail'e ol Fahr-I cihân

Pes makâmında dur imdi sen hemân

Çün ezelde bana aşk oldu delil

Yanar isem yanayım ben ey Halil

Rah-I aşkta kim sakınur canını

Ol kaçan görse gerek canânını

Rah-I aşkı sanma gafil serseri

Belki kemter nesnedir vermek seri

Ger dilersiz bulasız oddan necât

Aşk ile şevk ile edin es-selât

Maşuk
: sevilen, âşık olunan

Nagehan
: Ansızın, birdenbire

Murassa
: Kıymetli taşlarla süslenmiş

Visâl
: Kavuşma, ayrılıktan kurtulma.

Muntazır
: bekleyen ruhlar

Rif'at
:Yüksek ve büyük rütbe sahibi olmak

Mavera
: Öte, Görülen âlemin ötesi

Sidre
: Ağaca teşbih edilen, yedinci kat gökte bir makam ismi

Düşenbih
: Haftanın ikinci günü, pazartesi

Hümayun
: Mübarek. Kutlu. Uğurlu.

Ervah
: Ruhlar. Canlar

İktidâ
: uyma tâbi olma, birinin hareketini örnek alarak ona benzemeye çalışma.

Revân
: akıp gitmek. Yolculuk. Gidiş.

Hümam
: Himmetli. Bir işe sıkı sıkıya sarılıp o işi bitiren.

Kemter
: Aciz. Fakir. İtibarsız.

Tahmid
: Hamdetmek

Temcid
: Cenab-ı Hakk'ın büyüklüğünü bildirmek. Tazim ve sena etmek.