Hasta çocuğunuza, bir başkası ÖLDÜRÜLEREK bulunan
İzlandalı yönetmen Baltasar Kormákur Samper'in bir dizi Hollywood yıldızının da dostane destekleri eşliğinde, denk kadrolu filmlere göre nisbeten daha düşük bir bütçeyle kotardığı 'Nefes Nefese', küçük kızı ölüm döşeğindeki bir savcının trajedisi üzerinden kanun koruyucularla suç ve suçlular arasındaki sınırın inceliğini bir kez daha duyumsatan; 'organ mafyası' gibi çağdaş suç örgütleri üzerine anlattıklarıyla ise izleyiciyi iliklerine kadar titreten kayda değer bir gösteri...
NEFES NEFESE / Inhale
Yapım Yılı ve Ülkesi:
2010, İzlanda-ABD ortak yapımı
Türü ve Süresi:
Aile Draması-Serüven / 100 dakika
Yapım Bütçesi:
10.000.000 Amerikan Doları
Gösterim Formatı:
35 mm standart pelikül film
Perde Formatı:
2.35:1
Yönetmen:
Baltasar Kormákur Samper
Senaristler:
(Christian Escario'nun bir öyküsünden uyarlamayla)
Walter A. Doty, John Claflin
Görüntü Yönetmeni:
Óttar Gudnason
Özgün Müzik Bestecisi:
James Newton Howard
Kurgucu:
Elísabet Ronaldsdóttir
Yapım Tasarımcısı:
Monte Hallis
Sanat Yönetmeni:
Caitlin Reilly
Set Dekoratörü:
Wilhelm Pfau
Kostüm Tasarımcısı:
Katie Saunders
Makyaj Tasarım Ekibi Şefi:
Tammy Ashmore
Saç Tasarım Ekibi Şefi:
Jeri Baker
Oyuncular:
Mia Stallard (Chloe), Dermot Mulroney (Paul Stanton), Diane Kruger (Diane Stanton), Sam Shepard (James Harrison), Jordi Mollà (Aguilar), Rosanna Arquette (Dr. Rubin), Vincent Perez (Dr. Martinez), David Selby (Henry White), Cesar Ramos (Ines), Kristian Ferrer (Miguel)
İthalatçı Şirket:
D Productions
Dağıtıcı Şirket:
Pinema Film
İçerik Uyarıları:
Genel olarak temiz bir film sayılabilir. Ancak, bazı şiddet sahneleri ve argo konuşmalar nedeniyle, ilköğretim çağındaki çocuklar için uygun bir yapım değildir.
Ailece izlenebilir mi?
/ HAYIR
(İlköğretim çağındaki çocuklara uygun değil)
Yeni Şafak-Sinema Puanı:
* * *
Bir yandan ünlü ve zengin bir adama açılan seks suçlaması dâvâsına yoğunlaşmak zorunda kalan Paul, diğer yanda da kızını kurtarmak için çeşitli yöntemler araştırmaktadır. Her iki ciğerinin birden değiştirilmesi gereken ve organ nakli için sıra bekleyen Chloe'nun durumu ise gittikçe kötüleşmektedir. Sonuçta, kızlarının durumunu takip eden Doktor Rubin (Rosanna Arquette) onlara hastalığı son aşamaya ulaşan Chloe'nin hayatını kurtarmak için elinden hiçbir şey gelmediğini söyler; fakat “eğer yeterli paraları varsa organ donörü bulmanın başka yolları da olduğunu” fısıldar.
Kızlarının hayatını kurtarabilmek için yasaları çiğnemek zorunda kalabilecekleri gerçeği karşısında şaşkına dönen Paul, tavsiye almak üzere yakın arkadaşı James Harrison'a (Sam Shepard) danışır. Harrison, Meksika'daki Tijuana şehrinde organ nakli ameliyatları gerçekleştiren gizemli doktor Navarro (Vincent Perez) hakkında bilgisi olduğunu söyler. Ancak, bu işin peşinden koşarsa, elindeki her şeyi, “namuslu bir kanun adamı” olarak şöhretini, kariyerini ve hattâ hem kendisinin hem de kızının hayatlarını kaybedebileceği gerçeğini de hatırlatır.
Evlatlarını kaybedecek olma korkusuyla çılgına dönmüş durumdaki Paul ve Diane ise bütün bu riskleri göze alarak, söz konusu doktoru bulmaya karar verirler. Aldıkları kritik karar, onları Meksika'nın en karanlık işlerinin döndüğü yeraltı dünyasına götürecektir. Paul'ün araştırmaları, sonunda onu yozlaşmış bir Meksikalı polis memuru Aguilar'a (Jordi Molla) ve aslında Dr. Navarro'nun nakil ameliyatlarını bağış yöntemiyle değil, kaçırdığı yoksul ve sahipsiz insanların ölümleri pahasına yaptığı gerçeğine ulaştırır.
Uluslararası ölçekte çalışan organ mafyasıyla yüzyüze gelen Paul, kendi kızını kurtarıp çenesini kapatmakla, büyük bir insanlık suçunu ortaya çıkararak yüzlerce çocuğun hayatını kurtarmak arasında dehşetengiz bir seçim yapmak zorunda kalacaktır.
* * *
Sağlıklı, fakat kendilerini koruyamayacak durumdaki sahipsiz ve yoksul insanları kaçırarak, bunların çeşitli organlarını hasta ve varlıklı insanlara nakletmek; sonra da silah zoruyla
“donör”
olarak kullanılan o zavallıları
“imha etmek”
… Evet; kimi devletler ya da siyasetçiler inatla kabul etmek istemeseler de günümüzde dünya üzerinde artık böyle korkunç bir suç tipi mevcut. Hem de son derece organize bir biçimde çalışıyor
“organ mafyası”
denilen bu şeytanî işin mensupları…
Öyle ki yalnızca,
1999-Marmara Depremi
'nde bile, çevrelerindeki insanlar tarafından ilk aşamada sağ salim vaziyette görülmelerine karşılık, o kargaşada sonradan sırra kadem basan yüzlerce insan olduğunu bilmekteyiz. Son olarak, kamuoyunu bir yıla yakın bir süredir meşgûl eden
“kayıp Kayserili çocuklar”
vak'asında, cezaevindeki bir mahkûmun polise gönderdiği mektupla
“kaçırılan çocukların organlarının başkaları için alınıp cansız bedenlerinin nehre atıldığını"
ihbar etmesiyle birlikte söz konusu suç şebekelerinin ülkemizdeki uzantıları bir kez daha gündeme geldi.
İşte, şimdiye kadar ülkesindeki düşük bütçeli kısa filmler ve belgeseller çekmiş olan
1966-İzlanda
doğumlu aktor, senarist, yapımcı ve yönetmen
Baltasar Kormákur Samper
de Hollywood'da gösterişli bir kadro eşliğinde çektiği ilk büyük bütçeli filminde, bizleri namuslu bir kanun adamının bireysel trajedisi üzerinden bu kirli dünyanın karalık dehlizlerine sokuyor. Konu her ne kadar rahatsız edici olursa olsun, kaçılarak kurtulamayacak kadar gerçek ve can acıtıcı. O yüzden de belli bir tahammül eşliğinde izlendiğinde,
“organ mafyası”
denilen iğrenç sektörün kendine özgü çalışma ahlâkı (!), küresel çaptaki işleyiş sistemi ve bu devâsâ organizasyon içinde irili ufaklı roller alan kirlenmiş ruhların kendilerini vicdanen aklama yöntemleri hakkında pek çok ilgi çekici ayrıntıyı öğrenme fırsatı sunuyor
“Nefes Nefese”
…
Diane Kruger
,
Sam Shepard
,
Dermot Mulroney
,
Rosanne Arquette
gibi önemli yıldızların varlıklarıyla zenginleşen film, anılan sanatçıların Samper'in projesine gönülden inanıp desteklemeleri sonucunda, normal koşullarda gerekenden çok daha alçakgönüllü bir bütçeyle (10 milyon dolar) tamamlanmış durumda…
Özellikle
Mulroney
ve
Kruger
, film boyunca bizlere son derece inandırıcı ve etkileyici bir
“çaresiz çift”
portresi sunuyorlar ki bir baba olarak kendi adıma hayatta başka her türlü acıya katlanabilirim; fakat
Savcı Stanton
'un yerinde olmayı kesinlikle istemem doğrusu…
Woodstock
ve
Hamptons
gibi önemli bağımsız film festivallerine davet alan
“Nefes Nefese”
, büyük stüdyo yapımı olmadığı için ülkesi
ABD
'de yaygın dağıtım ağına giremedi ve ne yazık ki şu sıralarda bağımsız filmleri gösteren az sayıdaki sinema salonunda harcanıp gidiyor. Umarız, Türkiye'deki müşterisi anavatanından çok daha fazla olur. Çünkü, sinemanın topluma karşı
“şamata yapma”
nın dışında
“uyandırmak/bilinçlendirmek”
gibi daha başka sorumlulukları da var ve Samper'in yürek burucu çalışması bu sorumluluğun gereğini fazlasıyla yerine getiriyor.
Fırsat bulursanız mutlaka izlemeli ve (filmin yaptığı uyarıların ışığında) sevdiklerinize bundan böyle şu tekinsiz
“dünya cangılı”
nda daha yakından göz kulak olmalısınız.











