Yarın, Türkiye'nin gelecek 10 yılı için her biri 'altın' değerinde oy kullanacağız. Çünkü, Türk siyasetçisine işaret edeceğimiz yol haritası, Türk seçmeninin bu şekilde oluşmasını tercih ettiği
yeni Meclis, önümüzdeki 10 yıl için imza atacağı reformlarla, ya Türkiye'yi dünyanın ilk 14 ülkesi arasına konumlandıracak, ya da kısır iç siyasi gerginlik ve anlaşmazlıklara kurban edilen birbirinden önemli reformları tamamlayamamamız nedeniyle, Türkiye'nin ilk 20 ülke arasında kalması için dua edeceğiz; ama, dualarımız bile yetmeyebilir
. Çünkü, küresel ekonomik sistemde, 'Endüstri 4.0', 'Her Şeyin İnterneti', 'Siber Rekabet' ve 'Dijital Çağ' gibi konular artık gündemin öncelikli maddeleri.
Yarın, oyunuzu kullanırken, bu başlıklara yönelik strateji, yol haritası ve reform paketi oluşturabilecek siyasi aktörleri Meclis'e taşıyacak bir kararlılık içerisinde olmanız gerekiyor
. Yerele ve kısır siyasete gömülmüş, etnik kimliklere ve 19. Yüzyıl veya 20. Yüzyıl'a özgü konulara ve tartışmalara takılıp kalmış siyaset, Türkiye'yi 21. Yüzyıl'a entegre edemeyecek siyasi söylemler Türkiye'nin gelecek 10 yılı için büyük bir risk oluşturmakta.
Tekrar ediyorum, 2016-2017 dönemi dünya ekonomisi için zor geçecek.
Türkiye'nin tasarruflarını, kaynaklarını ve harcamalarını çok iyi yönetmemiz gerekiyor
. Kamu'da mali disiplini korumamız, Türk halkına ek vergi yükü getirecek çılgınlıklara, serüvenlere sürüklenmememiz gerekiyor. Bankacılık sektörünün mali yapısını korumamız gerekmekte.
Bankaların gelir ve kaynaklarını çarçur edecek her siyasi karar, reel sektörün finansmanı anlamında başta arızaları da beraberinde getirir
. Türkiye'nin uluslararası derecelendirme notunu 'yatırım yapılabilir ülke' düzeyinde tutmamız gerekmekte. Türk Lirası'na makul ölçüde değer kazandırmamız, TL'nin yabancı para birimleri karşısında sürekli erimesinin önünü almamız gerekiyor.
Ekonomiyi büyüteceğiz diye, popülist politikalardan uzak durmamız gerekmekte. 'Biz şimdi meydanlarda taahhüt ettiklerimizi hayata geçirmezsek olmaz' deyip, bu taahhütleri bir yıl ödeyip, sonra ekonomiyi iflas noktasına getirir isek, 1 yıl için 10 yılımızı heba etmiş oluruz.
Euro-dolarda sert dalgalanma
Türkiye 1 Kasım, yani yarınki milletvekili genel seçimine hazırlanırken, bitirdiğimiz haftanın kritik bir konu başlığı da ABD Merkez Bankası'nın (FED) Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısıydı. Piyasaların merakla beklediği karar, 28 Ekim Çarşamba gecesi geldi ve ekonomi çevrelerinin beklediği gibi FED faiz oranlarını değiştirmedi.
Ancak, 15-16 Aralık'taki bu yılın son toplantısında faiz artışı olabileceğine dair de sinyal vermeyi ihmal etmedi. Bu sinyalle birlikte, 2,88 TL'nin altında olan dolar-TL kuru 2,93 TL civarına yükseldi, euro da dolar karşısında 1,1050'den, 1,0920 dolara kadar çekildi
. Söz konusu piyasa hareketi, FED aralık veya 2016 yılının hemen başında faiz arttırdığı anda, mutlaka önde gelen 20-25 gelişmiş ve gelişmekte olan ülkenin para birimi dolar karşısında bir kademe daha değer kaybı yaşayacak.
FED, geçen çarşamba tamamlanan iki günlük toplantı sonrası açıkladığı karar metninde, eylül ayındaki toplantının karar metninde yer alan 'küresel ekonomi ve finansal gelişmeler ekonomik aktiviteyi bir şekilde olumsuz etkileyebilir' ifadesini metinden çıkardı
. FED para politikası faiz oranını değiştirmeme kararını 1'e karşı 9 oyla aldı. Karara yalnızca Richmond Fed Başkanı Jeffrey Lacker muhalefet etti. Geçen ayki toplantıda 17 FED üyesinin 13'ü ekonominin tahminler doğrultusunda büyümesiyle bu yıl bir faiz artışı beklediklerini ifade etmişti.
Bununla birlikte, perşembe günü gelen ABD'nin 3. çeyrek büyüme oranının yüzde 1,5 ile, hayli zayıf kalması ve ABD'nin 'Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) Fiyat Endeksi' de eylül ayı için, bir önceki aya göre yüzde 0,1 düşünce, küresel piyasalarda 'FED aralık ayında da faizi arttıramaz' görüşü yeniden güç kazandı
. Bu etkiyle, euro-dolar paritesi yeniden 1,1050 dolar seviyesine dönerken, dolar-TL kuru da yeniden 2,91 TL'ye geriledi.
Görünen o ki, 15-16 Aralık'taki yılın son FED toplantısına kadar böyle ilerleyeceğiz; bir aşağı, bir yukarı.
Türk şirketleri için, önümüzdeki dönem iki nedenle, euro cinsinden borçlanmanın daha avantajlı olacağına işaret ediyor.
Birincisi, Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) parasal genişlemeye devam edeceği gerçeği.
Dolayısıyla, euro bollaşmaya devam edecek. İkincisi, ECB'nin faizleri bir kademe daha negatife indirmiş olması. Üstüne, dün, 19 ülkeli Euro Bölgesi'nde eylül ayı enflasyonu eksi 0.1 geldi.
Ayrıca, ay biterken öngörülen Ekim ayı enflasyon rakamları da, Avrupa Merkez Bankası'nın parasal genişleme programını uzatması gerekliliği konusundaki beklentiyi destekliyor
. Eylül ayında işsizlik oranı da, yine Euro Bölgesi'nde, ağustos ayındaki yüzde 10,9'dan, 10,8'e düştü. 2014 yılının Eylül ayında ise bu oran yüzde 11,5'di.
Bu durumda, Türkiye için AB'nin hem ihracat yapmak, hem de borçlanmak için cazip olacağını dikkate alıp, iş dünyasında buna göre pozisyon alalım.