Takke düştü kel göründü

00:0023/10/1999, Cumartesi
G: 10/09/2019, Salı
Nazlı Ilıcak

Ahmet Kışlalı cinayetini yorumlayanları iki gruba ayırabiliriz.Bir grup, olayı dincilerin yaptığından emin.Bu grup, 28 Şubatçı, militarist ve Kemalist özellikler taşıyor. "Tehlikeli" buldukları demokrasiye, "militanca" sahip çıkıyorlar. Cumhuriyetin yeniden yapılanması taleplerini, vatana ihanet ile eşdeğer tutuyorlar.Bazı saldırgan veyahut saplantılı köşe yazarları, eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Türkan

Ahmet Kışlalı cinayetini yorumlayanları iki gruba ayırabiliriz.

Bir grup, olayı dincilerin yaptığından emin.

Bu grup, 28 Şubatçı, militarist ve Kemalist özellikler taşıyor. "Tehlikeli" buldukları demokrasiye, "militanca" sahip çıkıyorlar. Cumhuriyetin yeniden yapılanması taleplerini, vatana ihanet ile eşdeğer tutuyorlar.

Bazı saldırgan veyahut saplantılı köşe yazarları, eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Türkan Saylan, cinayeti "İslâmcılara" yıkmak isteyen cephenin göz dolduran simaları. Son bir kaç haftadır, 28 Şubat çizgisinde hizaya girdiği gözlenen Kanal 6 da, aynı istikamette yayın yapıyor.

Böylece "derin" güçlerin Laik - İslâmcı kavgası yaratma çabalarına elbirliği ile hizmet ediyorlar.

Diğer grup, 12 Eylül öncesinde olduğu gibi, yeniden oyuna gelmemekte kararlı.

Meselâ Yalçın Doğan, meselâ Zülfü Livaneli, meselâ Hasan Cemal, Güngör Mengi, Murat Birsel, Semih İdiz, Taha Akyol, Gülay Göktürk...

Seçme yorumlar

YALÇIN DOĞAN: "Ahmet Taner Kışlalı''nın teröre kurban gitmesi, laikliğe kurulan pusu olabilir. Her türlü soruna rağmen, toplumdaki kutuplaşmanın yumuşamasından rahatsızlık duyanların komplosu olabilir. ...Ama asıl, Türkiye''nin Avrupa Birliği adaylığı yaklaştıkça, Batı ile bağlarımızın kopartılması amaçlanıyor olabilir" (Milliyet)

HASAN CEMAL: "Ahmet Taner Kışlalı''ya lanet olası suikastı düzenleyenler uzlaşmadan değil, çatışmadan yana olanlar. ...Türkiye''nin demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti yolunda yürümesini istemeyenler. Bunun için cinayet işliyorlar. Türkiye''yi istikrarsızlaştırmak, karıştırmak bütün amaçları. Dün de öyleydi; bugün de öyle. Sağ - sol kavgalarını, Ülkücü - devrimci boğazlaşmasını, PKK terörünü hatırlayın..." (Milliyet)

GÜNGÖR MENGİ: "Toplumun hemen tüm kesimleri, çağdaş bir demokrasiyi kurmakta, Avrupa Birliği''ne kabul edilmemizin yarar sağlayacağında birleşmiş gibidir. Türkiye''nin, iki ay sonra Helsinki''de yapılacak zirvede, beklediği vizeyi alacağına dair çoğalan işaretlerin uyandırdığı ümit, toplumda heyecan yaratmaktadır. Ahmet Taner Kışlalı, bu tarihi fırsatı sabote etmek kastı ile hedef seçilmiştir. Amaç, toplumu nefret kamplarına bölmek, karşılıklı suçlamalarla, bu nefretin ülkeyi yeniden kan ve ateş cehennemi haline getirmesini sağlamak, yeni bir askeri müdahale ile Türkiye''yi dünyadan koparmaktır. Biz ulusça bu filmi çok gördük. Bu oyuna çok geldik." (Sabah)

ZÜLFÜ LİVANELİ: "Kimler Kışlalı cinayetinden medet umabilir? Buna bir tek cevap verilebilir. Türkiye''de istikrardan rahatsız olup, başka bir rejime geçme özlemi çekenler. Eğer bu cinayet, toplumu altüst edici başka komplolarla da desteklenirse, rejim sorununun gündeme gelmesi yakındır." (Sabah)

MURAT BİRSEL: "Türkiye Avrupa Birliği yolunda; Türkiye, bölücü terör meselesini hal''etmiş... Merve Kavakçı''ya gece baskınını, partilerüstü bir tavırla kınamış... Böl Türkiye''yi, kendi içinde debelensin, ilerleyemesin. Türk - Kürt diye bölme planı yürümedi. Köktendinci - laik iç çatışma senaryosu bir kez daha ısıtılıyor" (Sabah)

SEMİH İDİZ: "Son günlerde peşpeşe meydana gelen olaylara bakınca, başta dediğimiz gibi, işin içinde bir gizli el varmış gibi görünüyor. Özellikle Nuh Mete Yüksel ile Merve Kavakçı ve Kışlalı olaylarından sonra, bu yöndeki kuşkuların iyice artacağını sanıyorum. Peki nedir bu birilerini korkutan? Türkiye''nin çok daha demokratik bir ülke olma ihtimali mi? İşkencecilerin hak ettikleri cezaya çarptırılmaları olasılığı mı? Avrupa Birliği perspektifinin açılmasıyla ''azınlık hakları'' gibi kavramların ön plana gelecek olması mı? Halkın halâ Susurluk''un hesabını soruyor olması mı? Nedir? Acaba, ''gizli el''in içine düştüğü bu korku batağı uzun sürede etkili olacak mı? Sanmıyoruz. Çünkü bugün Türkiye''de ''gizli eli'' fazlasıyla aşan sosyolojik dinamikler yürürlükte. Bugün şu kişiyi öldürebilirler, yarın başka bir hukuk skandalı yaratabilirler. Ama sonuç değişmeyecektir. Son deprem gösterdi ki, bu millet, kuzu gibi kaderini başkalarına teslim etmeye razı değil. Annesini, babasını, kardeşini, enkaz altından kendi çıplak elleriyle çıkarmaya mahkûm edilmiş bu millet, artık insana ve insan haklarına saygı gösterilmesini istiyor" (Star)

TAHA AKYOL: "...Toplumsal gerilimi, korkuları, kuşkuları tırmandırmak, demokrasi konjonktürünü geri çevirmek, böylece içerde ve dışarda Türkiye''nin başına yeni sorunlar açmak gibi kapsamlı bir melanet planı söz konusu olabilir" (Milliyet)

GÜLAY GÖKTÜRK: "Provokatörler kurbanlarını simge insanlar arasından seçer. Dün Kışlalı''yı bombalayanlar, aslında iç barışı bombalamaya çalışıyorlar. Ülkeyi cepheleşmeye zorluyorlar: laik-antilaik çatışmasını körüklüyor, son aylarda güç kazanan ''farklı görüş, inanç ve yaşam biçimlerinin karşılıklı hoşgörü içinde birarada yaşadığı liberal demokratik bir Türkiye'' talebini bombalıyorlar. Ülkedeki demokratik gelişimi engelleyerek Helsinki zirvesine giden yolu bombalıyorlar. Dolayısıyla katilin adresini arayanların, Türkiye''nin demokratikleşmesinden ve Avrupa ile kucaklaşmasından kimlerin zarar göreceğine bakması gerekiyor." (Sabah)

"Gizli el"

Kışlalı olayının temelinde şahsi bir husumet yatmıyor. Her ne kadar, "gizli el", basın yayın kuruluşlarına, 13 Mayıs 1999 tarihli Akit gazetesinde çıkan, "Zorba Kemalist, gemi azıya aldı" başlıklı yazıyı dağıtarak, cinayetin İslâmcı kesime fatura edilmesi girişiminde bulunduysa da, bu defa, herkesi oyuna getiremedi. Söz konusu habere, Sabah gazetesi ve Kanal 6''nın haricinde, fazla itibar eden çıkmadı.

Çünkü, zekâ özürlü olmayan herkes, 162 gün önce yayınlanan bir haberden dolayı, Ahmet Taner Kışlalı''nın cinayete kurban gitmeyeceğini kolayca anlayabilir.

Eskiden terör, önemli şahsiyetleri, icraatından dolayı vururdu. Meselâ Talat Paşa''nın Ermeniler tarafından öldürülmesi. Gandhi''nin fanatik bir Hindu genç tarafından katledilmesi.

"Kızıl Sultan" diye adlandırdıkları Abdülhamit''e Ermeni Komitacıların düzenlediği suikast.

Ne gariptir ki o tarihte, ünlü şairimiz Tevfik Fikret, suikast başarıya ulaşmadı diye üzüntüsünü dile getirmişti. "Bir lâhza-i ta''ahhur" adlı şiirinde:

"Ey şanlı avcı, dâmını bîhûde kurmadın,

Attın, fakat yazık ki, yazıklar ki, vurmadın" diyordu.

Abdülhamit ölürse, ülke özgürleşecek diye düşünüyordu Tevfik Fikret.

Provokasyon

Ama artık suikastlar provokasyon amaçlı gerçekleşiyor. Öldürülen şahsa karşı doğrudan bir husumet söz konusu değil.

Bir yandan Merve Kavakçı gözaltına alınacaktı. Orada taciz edilebilirdi. Nur cemaatini temsil eden Mehmet Kutlular Ulucanlar''da kimvurduya gidebilirdi. Eşzamanlı olarak, Kemalist, laikçi, militarist bir aydına suikast düzenleniyordu. Üstelik suikast tam da Yargıtay''ın Abdullah Öcalan hakkında karar vereceği güne denk gelmişti.

Ama, Kavakçı operasyonu engellendi; Kutlular, bir üst mahkemenin kararı ile serbest kaldı; Yargıtay Öcalan kararını erteledi.

Ortaya bir koordinasyon bozukluğu çıktı. "Gizli el" şapa oturdu.

Üstelik, 1980 öncesindeki ayak oyunlarını iyi bilen Ecevit ve Demirel bu defa çok duyarlı davranıyor.

Demirel, "başka niyetlerden" söz ediyor, zamanlamaya dikkat çekiyor. Ecevit ve Demirel''in, Nuh Mete Yüksel''in davranışını şiddetle eleştirmelerinin ve onu engellemelerinin altında da, bir tertibi önleme telaşı yattığını seziyoruz.

Kısacısı bu defa bir kaç zekâ özürlü, farklı pozisyon alsa dahi, çoğunluk oyuna gelmeme kararında.

"Gizli el" bu yüzden oturduğu şaptan kurtulamayacak. Çünkü takkesi düştü keli göründü.