Vicdana tam saha pres!

00:009/12/2011, الجمعة
G: 5/09/2019, الخميس
Özlem Albayrak

Futbolu sevmem, izlemem; ama sevmeyişimin nedeni futbol oyununun kendisi değil. Çünkü futbol mantığı itibariyle, basketbol, hentbol ya da voleybol gibi benzeri takım oyunlarından daha saçma kurallar üstüne bina edilmiş değil.Bu özel sevgisizliğin en büyük nedeni sanırım, futbol izleyicisinin maç izlerken girdiği trans halinin o izleyiciyi kafkaesk bir dönüşümün öznesi yapması; halim selim bildiğimiz adamların maç izlerken Sirius''tan Gelen Kurbağa gibi, henüz yeryüzüne inmiş birer ''alien'' davranışları

Futbolu sevmem, izlemem; ama sevmeyişimin nedeni futbol oyununun kendisi değil. Çünkü futbol mantığı itibariyle, basketbol, hentbol ya da voleybol gibi benzeri takım oyunlarından daha saçma kurallar üstüne bina edilmiş değil.

Bu özel sevgisizliğin en büyük nedeni sanırım, futbol izleyicisinin maç izlerken girdiği trans halinin o izleyiciyi kafkaesk bir dönüşümün öznesi yapması; halim selim bildiğimiz adamların maç izlerken Sirius''tan Gelen Kurbağa gibi, henüz yeryüzüne inmiş birer ''alien'' davranışları sergilemeye başlaması.

Üstelik sadece maç izleme anıyla sabit olsa bir nebze katlanılır olurdu bu durum. Ama Aziz Yıldırım''ın içeri alınmasından sonra Fenerhahçe taraftarının bir kısmının, Fenerbahçe camiasının tamamına hakaret edilmiş gibi, tüm Fenerbahçeliler suçsuzken zan altında bırakılmış gibi davranma biçiminde gösterdiği ortak refleks, bu hipnotik hallerin sadece maç izlerken husule gelmediğini de kanıtlar bir mahiyet taşıdı/taşıyor.

Birbirlerine arkadaş diyen ve bir masanın çevresine sohbet niyetiyle oturdukları halde, takımlarını yarıştırırken girdikleri tartışmayı kavgayla nihayetlendirerek o masadan kalkan çok er kişi gördüm. Ama mesele sadece, futbol sözkonusu olduğunda eğitimli, akıllı, kültürlü adamların göğsünü yumruklayan bir Recep İvedik''e dönüşmeleri değil.

Mesele, bu sevginin taraftarı saflaştırması, Aziz Yıldırım''ın hapse atılmasını, kendi nefsine yapılmış bir hakaret gibi algılayan taraftar, Fenerbahçe''nin Karun kadar zengin eski yöneticisi hapisten çıksa ne kazanacağını, çıkmasa ne kaybedeceğini bilmiyor. Kabahatli olduğu iddia edilen Yıldırım''ın aslında çok kişisel olan olası suçunun tüm manevi ağırlığını üstüne alacak kadar, takımını dehşetli seviyor. Hep veren ama hiç almayan böylesi bir kara sevdadan, kendisine hayır sadır olmayacağını da bilmiyor/bilmediğini de bilmiyor.

Bu orantısız ve bence sebepsiz aidiyet hissisiyle futbol endüstrisinin birbirlerini diyalektik olarak büyütmeleri, çoğaltmaları ve beslemeleri futbola sevgisizliğimin bir diğer nedeni. Büyük paraların döndüğü yerlerde, büyük ayak oyunlarının ve büyük kanunsuzlukların sözkonusu olduğu da, takdir edersiniz ki bir sır değil.

Evet bildiniz, konuyu şike yasasına getireceğim. Ancak, 6 ay önce onaylanıp yürürlüğe konmuş olan ve örgütlü suçlara çok ağır cezalar getiren şike yasasıyla, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül''ün TBMM''ye iade ettiği yasa tasarısını teknik yönden karşılaştıracak değilim, yukarıda anlattıklarımdan dolayı alanım değil, daha önemlisi gerekli de değil...

Bendeniz meselenin ortalama vatandaş tarafından nasıl algılandığıyla ilgiliyim, ki bir yasanın hukuki geçerliliğinin sözkonusu olabilmesi için kamu vicdanını mutmain kılması gibi bir kabulümüz varsa, doğru olanın da bu nokta-i nazardan bakmak olacağını sanırım.

Vatandaşın tüm bu olup bitenlerden anladığı şu; Şike yaptığı ispatlanırsa –ki öyle gözüküyor- örgütlü suçtan dolayı çok ağır cezalar alacağı öngörülen Aziz Yıldırım, Meclis''teki dört partinin de mutabakatıyla hazırlanan yeni bir yasayla kurtarılmaya/kayırılmaya çalışılıyor. Hele ki yeni tasarının, davanın sürdüğü bugünlerde çıkarılmaya çalışılması bu kanıyı pekiştiriyor.

Bu algıda gerçeklik payı olup olmadığını tespit edecek bir niyetölçerimiz yok, ancak kamu vicdanında; AK Parti, MHP, BDP ve CHP''nin örgütlendiği ve örgütlü suçtan hüküm giyecek olan bazı güçlü adamları koruduğu kanaati olduğu bir gerçeklik olarak ortada duruyor. Ortak vicdan umutsuzca, güçlülerin rakip takımlarda sahaya çıksalar da, gün gelip bir ortak çıkar uğruna birleşerek birbirlerini kollayacağına inanıyor.

Kamu vicdanında, şike operasyonunun, şike yapılmak suretiyle by-pass edilmek istendiğine; güçlülerin hep birleştiğine, hep birbirlerini haklı çıkardığına, didişseler de; ama er ama geç bir kesişim kümesinde muhakkak buluştuklarına dair bir kanaat var. Sonradan hortumlarını savura savura çamur banyosu yapmaya gidecek olan fillerin hep çimenler üstünde tepiştiğine, olanın yani hep çimenlere/güçsüzlere/yoksullara olduğuna dair bir algı var.

Konu bir kulübün, bir kişinin ya da kişilerin ceza almasını dilemek filan değil. Kamuoyunun yakından takip ettiği büyük bir dava görülürken o davayı etkileyecek bir yasanın çıkarılmasının toplumdaki adalet duygusunu örseleyeceği. Ve adalet duygusu incitilmiş bir toplumun, tüm değerlerinin yara alacağı realitesi...

O dört partinin 550''ye yakın milletvekili Cumhurbaşkanı''ndan iade aldıkları şike yasasını tekrar görüşürken konunun bu tarafını da bir düşünseler keşke... Güçlülerin haklı olduğu, kaybedeni hiç değişmeyen o oyunu bir kez daha kurmasalar keşke… O oyunu kurmanın, başka oyunları peşinden getireceğine ayılsalar keşke…