Savaş Karşıtı Masalsı Bir Gerçeklik

04:0023/03/2025, Pazar
G: 23/03/2025, Pazar
Samed Karagöz

Ay Işığıyla Dans Kanadalı sanatçı Marcel Dzama’nın Peraa Müzesi’nde geçtiğimiz günlerde açılan sergisinin başlığı. Kanadalı dediğime bakmayın, sanatçı New York’ta yaşıyor. Ve kökleri itibarıyla İtalyan, Suriyeli ve Ukraynalı. Bu karışımın izlerini eserlerinde görmek mümkün. Ama eserlerinde ne baskın unsur gece ve karanlık. Rengarenk resimlerinde bile bu husus renklere rağmen yer alıyor. Sanatçı geceleri çalışmayı tercih ediyor. Bu yüzden de eserlerinde sıklıkla, serginin başlığından da anlaşıldığı

Ay Işığıyla Dans Kanadalı sanatçı Marcel Dzama’nın Peraa Müzesi’nde geçtiğimiz günlerde açılan sergisinin başlığı. Kanadalı dediğime bakmayın, sanatçı New York’ta yaşıyor. Ve kökleri itibarıyla İtalyan, Suriyeli ve Ukraynalı. Bu karışımın izlerini eserlerinde görmek mümkün. Ama eserlerinde ne baskın unsur gece ve karanlık. Rengarenk resimlerinde bile bu husus renklere rağmen yer alıyor.

Sanatçı geceleri çalışmayı tercih ediyor. Bu yüzden de eserlerinde sıklıkla, serginin başlığından da anlaşıldığı üzere, ay eşlik ediyor. Serginin bir de alt başlığı var: Raymond Pettibon’dan küçük bir yardımla. Pettibon da bir ressam ve iki sanatçının ortaklaşa ürettikleri eserleri sergide görmek mümkün. Dzama’ya bir başka yardım da 12 yaşındaki oğlundan gelmiş. Oğluyla beraber yaptıkları yakın tarihli işleri de sergide görüyoruz.

Dzama, gotik masallar ile gerçek dünya arasındaki sınırları bulanıklaştıran büyüleyici eserleriyle tanınıyor. Çizimleri, enstalasyonları ve videolarında çocukluk fantezilerini, karanlık bilinçaltı öğelerini ve politik mesajları iç içe geçirerek izleyiciyi hem büyüleyen hem de rahatsız eden bir atmosfer yaratıyor. Dzama’nın dünyası, hem şiddetin hem de direnişin sahnelendiği bir tiyatro perdesi gibi. Bazen Bosch’un bazen de Goya’nın eserleri andırıyor. Ama en çok da adaşı Marcel Duchamp’ın izlerini görmek mümkün. Marcel Duchamp gibi Dzama da eserlerinde satranca yer veriyor. “Tüm sanatçılar satranç oyuncusu olmasa da tüm satranç oyuncuları sanatçıdır” Marcel Duchamp’ın meşhur sözlerindendir. Zaten Duchamp “sanatı bırakıp” uzun yıllar boyunca profesyonel satranç oyuncusu olarak hayatını sürdürüyor. Ama gizliden gizliye baş yapıtı sayılan Étant donnés isimli eserini yapıyor. Dzama’nın eserlerinde de hem stranç hem de Marcel Duchamp eserlerine göndermeler önemli bir yer tutuyor.

Çalışmaları, savaş karşıtı duruşuyla ve grotesk anlatımıyla zaman zaman Bosch’un cehennem tasvirlerini andıran bir etki bırakır.

Kökler ve Etkileşimler

Dzama’nın sanatı, 20. yüzyılın avangart akımlarından, özellikle de Dadaizm ve Sürrealizm’den beslenir. Sanatçının estetik tercihlerinde, Winnipeg’deki çocukluğunun ve yetiştiği coğrafyanın önemli bir yeri vardır. Kanada’nın soğuk ve izole atmosferinde büyüyen Dzama, hayal dünyasının beslenmesi için sürekli kendi içine dönmek zorunda kalmıştır. Kendi iç dünyasındaki fantezi unsurları, ilerleyen yıllarda sanatına yön veren temel yapı taşları haline gelmiştir.

Savaş Karşıtı ve Politik Söylem

Marcel Dzama’nın eserlerinde öne çıkan en güçlü temalardan biri savaş karşıtlığıdır. Politik baskıyı, savaşı ve toplumsal çöküşü hicveden çalışmaları, çağımızın en büyük trajedilerinden olan savaşın sıradanlaşmasını eleştirir. Eserlerinde sıkça görülen maskeli figürler, kukla benzeri askerler ve grotesk yüzlü liderler, militarizmin ve otoriter rejimlerin karanlık yüzünü simgeler.

Stalin, Trump, Putin hatta Elon Musk gibi diktatörlük eğilimli figürler Dzama’nın eserlerinde sıklıkla eleştirilir. Kadınları şiddetin, yıkımın ve diktatörlüklerin karşısına birer idea olarak sunar. Dzama’nın eserlerinde kadınlar edilgen birer kurban değil yaşanan sıkıntılara meydan okuyan figürlerdir.

Marcel Dzama’nın sanatı, masalsı bir estetik içinde sunduğu güçlü politik mesajlarla dikkat çekiyor. Kendi iç dünyasının ürkütücü ama büyüleyici sahneleri, izleyiciyi hem gerçek hem de hayalî bir yolculuğa çıkarıyor. Savaş karşıtı söylemi, grotesk figürleri ve anti-militarist duruşuyla, Dzama çağdaş sanatın en etkili ve çarpıcı seslerinden biri.

Pera Müzesi’nde Alistair Hicks’in küratörlüğünde gerçekleşen sergi 17 Ağustos’a kadar ziyarete açık. Sergi kataloğunda küratörün kapsamlı bir sunuşuyla birlikte, Alya Soley’in sanatçıyla atölyesinde yaptığı bir röportaj ve Ezgi Bakçay’ın sanatçıyı değerlendirdiği bir yazısı mevcut.

#Aktüel
#Hayat
#Samed Karagöz