Adalet yerini bulsa Kara Sevda olmazdı!

04:0017/04/2016, Pazar
G: 13/09/2019, Cuma
Sema Karabıyık

Oldukça klişe bir hikâyeyle, klişe bir başlangıç yapan Kara Sevda; tüm klişeleri içinde barındırarak yoluna devam ederken, ilginç bir şekilde seyirci topluyor ekran başına. Zengin kız fakir oğlan aşkının önündeki en büyük engel olarak zengin psikopat bir karakteri nazara verirken; yan hikâyelerini tüm klişe renklerine rağmen güçlendirmeyi başardığı için.



Kemal'in yakın dostu olarak hikâyeye dâhil olan, ilk bölümde Nihan'ın annesi zannedilen Leyla'nın, annesi değil teyzesi olduğu açığa çıktığında klişeyi ters köşeden ağlara gönderdi. Yıllar önce düğün günü, müstakbel kocası kız kardeşi tarafından elinden alınmış bir yaralı kalpti Leyla. Yerli dizilerde “Yaprak Dökümü” sendromu olarak varlık gösteren, kız kardeşlerin aynı erkeğe aşık olması klişesini, hadiseden yıllar sonra detayıyla hikaye etmesi, Leyla'nın onurlu, gururlu bir kadın olarak karakterize edilmesi, farklı bir bakış açısıyla yazılması, ilgiyi diri tuttu.



Kemal'in kız kardeşi Zeynep'in önce müstakbel yengesi Nihan'ın kocası Emir'le, sonrasında kardeşi Ozan'la münasebeti yerli diziler adına bildik tanıdık hareketler. Emir'in maşası Tufan kayıp kardeş mi sorusunu sordurduktan sonra; Kemal'i karşılıksız aşkla seven Asu'nun, Emir'in kardeşi çıkması ters köşe adına yapılmış bir hamleydi ama seyirci üzerinde etki yapamadı. Başlangıçta değil de sonradan verilmiş bir karar olmasından dolayı.



Kara Sevda; yan hikayelerine, klişelerine rağmen bütün gücünü “o geceden” alan bir dizi. O gece yaşanmamış olsaydı, Nihan ve Kemal mutlu hayatlarına yelken açacaklardı önermesine bel bağlayan bir dizi. Önce terk edilme sebebini merak eden Kemal o geceye dair yaşananları öğrendi. Sonrasında Kemal ve Nihan dedektif hallerine bürünerek o geceyle ilgili gerçeğe ulaşmak üzere araştırmalara başladı. Nihayetinde Nihan “bizi ayıran o geceydi” dedi; Kemal “Hayır bizi ayıran Emir'di” diyerek düzeltti Nihan'ı.



O gece ne olduğuna gelirsek…. Nihan'ı takıntı haline getiren Emir, evlenmeye mecbur bırakmak üzere kardeşi Ozan'a tuzak kurdu. Epilepsi hastası olduğu için, ailenin zayıf tarafı kabul edilen, her daim korunması kollanması gereken Ozan, bir kızın ölümüne sebep oldu. Emir, delilleri ortadan kaldırmaya karşılık Nihan'ı evlenmeye zorladı, Ozan bu sayede hapse girmekten kurtuldu.



Dizi başladığından bu yana defalarca kez tekrarlandı; âşıkları ayıranın o gece, dolayısıyla Emir olduğu. Yerli dizilerin klişelere teslim olmasının, hikâyelerin illaki eninde sonunda klişelere boğulmasının sebebi, felsefelerinin olmaması, Kara Sevda'da olduğu gibi. Nihan ile Kemal'i ayıran ne o gecedir ne de Emir! Görünürde öyle sadece. Asıl sebep; yerli dizi/film evreninde sıkça kullanılan, değişmez bir gerçek olarak kabul edilen, kişi ailesini sevdiğini korumak uğruna her şeyi göze alır, her şeyi yapar klişesi. Korumak kollamak olduğunda doğru bir önerme. Ama nerde kaldı adalet yerini bulsun, suçlu cezasını çeksin inancı.



Kişi suç işlemişse cezasını çekmeli, adalet yerini bulmalı düşüncesi baskın olabilseydi; Nihan o gece Ozan'ın cinayet işlediği gerçeğiyle karşılaştığında, kardeşini korumak adına Emir'in şantajına boyun eğmezdi. Ozan masumsa zaten ortaya çıkardı, masum değilse, şartlar, hastalığı göz önüne alınarak işlediği suçun cezasını çekerdi. Kimsenin hayatı böylesine alt üst olmaz, raydan çıkmazdı. Kemal, Nihan'ı kurtarmaya çalışırken kendi kardeşlerini ateşe atmazdı. Kız kardeşinin zenginlik zaafı, abisinin aşağılık kompleksi olmasaydı bunlar yaşanmazdı denebilir, doğruluk payı da vardır. Ama tüm yaşananlar Emir'in tuzaklarından ibaret. Emir hayatlarında olmasa, kendi küçük dünyalarında yine hata yaparlardı büyük ihtimal. Ama en azından Tarık katil olmazdı; katil olarak Emir'in kuklası haline dönüşmezdi.



Yaşadığımız olaylarda, başımıza gelen şeylerde suçlu öteki ya da başkası değildir; savunduğumuz, inandığımız düşüncelerdir.




#Kara Sevda
#medya
#diziler
#Yerli diziler