Toplumsal hareketler literatürünün önemli isimlerinden olan Charles Tilly, Fransız Devrimi’ne ayrı bir parantez açar ve söz konusu olayın literatür açısından önemli sonuçları olduğunu ifade eder. Tilly’e göre, devrimden önce daha lokal ve spesifik olan eylemler 1789’den sonra doğrudan merkezi otoriteye yönelmiş ve geniş kitleler hak ve talepler açısından devleti karşısına alabilmiştir. Modern toplumsal hareketler açısından da milat sayılabilecek bu dünya-tarihsel olay, kendinden sonraki eylemler açısından da öğretici olmuş ve Fransa bu tür hareketlilikler için hep zengin bir laboratuvar olmuştur.
Yaklaşık iki yüz yıl sonra, yine bir dünya-tarihsel olay olan 1968 protestolarının kaynağı olan Fransa, bu sefer de literatürde “yeni” olarak adlandırılan toplumsal hareketlere örnek teşkil etmiştir. Statü, kimlik, yaşam tarzı ve kadın gibi temaların ön plana çıktığı Fransa 1968’i, kısa sürede Avrupa’nın önemli merkezlerinde karşılık buldu ve 1968 yazı toplumsal hareketlilik açısından oldukça yoğun geçti. Birkaç yeri dışarıda bıraktığımızda dünyanın önemli merkezlerinde hissedilen bu toplumsal hareketliliğin Türkiye’deki karşılığı ise üniversite öğrencilerinin hızlı biçimde mobilize olduğu, işgal ve boykot süreçleri ile aşırı ideolojik bir sürecin yaşanmasıdır.
Bugün bir dünya-tarihsel olaydan bahsetmesek de Fransa’nın uzun bir süreye yayılan bir toplumsal hareketlilik ile karşı karşıya olduğunu söylemek mümkün. Yaklaşık üç haftadır devam eden ve Fransa’da başkanlık seçimleri öncesinde olası siyasi sonuçları üzerinden ele alınan öğrenci hareketleri, Fransızlar açısından da öngörülmeyen bir etki yarattı. Başlarda daha bölgesel başlayan eylemlerin kısa süre içerisinde Fransa geneline yansıması, tedirginliği artırdığı gibi etki alanı üzerine de yeni tartışmalara kapı araladı. Özellikle Bastil üzerinden Fransız Devrimi ile ilişkilendirilen bu hareketlilik, siyasette solun önemli isimlerinden Jean-Luc Mélenchon’dan da epey destek görmektedir.
ÖĞRENCİLER NE İSTİYOR?
Peki bu geniş ölçekli toplumsal hareketliliğin ana aktörleri olan öğrenciler ne istiyor? Bu hareketlilik daha uzun vadeye yansır ise Fransa’da ana akım siyaset nasıl etkilenecek? Daha yakından bakıldığında, uzunca süredir tepkisel olan Fransız halkının talep ve şikayetleri ile örtüşen bir toplumsal huzursuzluk söz konusu. Akaryakıt fiyatlarındaki artıştan işçilerin yaşadığı sorunlara oradan da öğrencilerin eğitimdeki taleplerine kadar bir dizi sorun alanı söz konusu. Daha spesifik olarak bakıldığında ise lise öğrencileri ile başlayan ve üniversite öğrencilerini de içerisine alan bu dalgada, öğrenciler eğitime yeteri kadar kaynak ayrılmadığı ve eğitimde fırsat eşitliğinin en büyük sorun olduğunu düşünüyorlar. Banliyölerdeki sorunlarla gün yüzüne çıkan bu huzursuzluğun üniversite öğrencilerinin burs ve barınma sorunları ile daha geniş bir satha yayılması, çanların daha sert çalabilme ihtimalinin belirmesi olarak yorumlanmaktadır.
Fransa açısından siyasete etkisi ise öğrenci hareketlerinin toplumun diğer bileşenleri ile kesişmesi ihtimali üzerinden ele alınmaktadır. Yani eğer işçileri temsilen sendikaların yanı sıra ekonomi yönetiminden şikayet eden kitleler de sokağa dökülürse, ana akım siyasette birtakım değişiklikler söz konusu olabilir. Yakın dönemde Sarı Yelekliler gibi bir harekete tanıklık eden Fransa açısından mevcut durumun genişleme ihtimali, yönetilmesi zor bir sorun olarak yorumlanıyor.
Siyasete etkisi üzerinden yapılan tartışmalara derinlemesine bakıldığında ise aşırı sağın ivme kazandığı bir denklem söz konusu. Son yıllarda siyaseten etki kazanan Le Pen cephesi, yapılan anketlerde ilk sırayı almaktadır. Almanya’daki son seçimler ile birlikte düşünüldüğünde, geleceğin Avrupası’na damga vuracak bir aşırı sağ fenomeni olduğu gözlemlenmektedir. Nitekim Le Pen’in girdiği seçimlerde aldığı oy oranlarına bakıldığında, siyaseten her dönem artış gösteren bir grafiği olduğu görülmektedir. Son dönemde Le Pen’in muhatap olduğu mahkeme süreçleri de dikkate alındığında, Fransa’yı yeni bir dalganın beklediğini söylemek de mümkün hale geliyor.
Le Pen her ne kadar mevcut protestolara, solun desteği ve şiddet gerekçesiyle mesafe koysa da geniş kitlelerin farklı gerekçelerle uzunca süredir eleştirdiği Fransa siyaseti, merkezin etkisini kaybettiği bir görüntü sunuyor. ABD-Çin arasındaki yapay zeka ve bilişim teknolojileri rekabetinde esamesi okunmayan, savunma sanayi ve askeri kapasite noktasında ciddi sorunlarla yüzleşen ve Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle iç politik tartışmalar yaşayan Avrupa’nın bir şubesi olan Fransa’nın, öğrenci hareketlerini sönümlendirip sönümlendiremeyeceği Fransa’nın geleceği açısından önemli bir tartışma başlığı olacak hiç kuşkusuz.

