
İsrail’in hamlelerini yakından takip ediyorum. Panik havası yansıtan bir aceleleri var. Gazze’de “Barış Kurulu çerçevesini” bozmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Batı Şeria kararı (1968’de durdurulan arazi kayıt sürecinin yeniden başlatılması) bir eşiktir. “Vadedilmiş topraklar” tartışması bu eşiği ileriye taşımıştır.
Önce Somaliland’ı tanıdılar. Birkaç gün önce de ayrılıkçı Somaliland’dan bir heyeti Tel Aviv’de ağırladılar. İsrail Cumhurbaşkanı Herzog Etiyopya’ya gitti, “Ülkenizin denize ulaşımını destekliyoruz” dedi (İsrail, Etiyopya’nın Somaliland’la 2024’te yaptığı anlaşmayı uygulamasını istiyor. Hedef Somali’yi bölmek). Aynı saatlerde Netanyahu İsrail’de, “İttifaklar Altıgeni’nin” paydaşı Hindistan Başbakanı Modi ile görüşüyordu. İşin içinde IMEC (Avrupa-İsrail-Ortadoğu-Hindistan ticaret koridoru) var. Hindistan’ın Türkiye ve Pakistan kuyruk acısı var. İsrail’in izolasyondan kurtulma çabası var. Netanyahu’nun tarihsel gerçekleri çarpıtarak Osmanlı/Türk kimliğini hedef alması var…
Fundamentalist İsrail yönetiminin amacı bölgesel gerilimi artırmak. Neden? Bir. Türkiye’nin de parçası olduğu bölgesel koordinasyon planlarını bozuyor. İki. Filistin devleti ihtimali ödünü koparıyor. Üç. S. Arabistan’ın İbrahim Anlaşmaları’na katılmaması, Netanyahu’nun içeriye satacağı “başarıyı” elinden aldı. Batı Şeria kararı buna cevap. Daha önce Körfez baskısından çekinerek, “Batı Şeria’da hiçbir şey olmayacak” diyen ABD’nin pozisyon değiştirmesi, konsolosluk hizmeti vermeye başlaması da bunun parçası. ABD’li elçi Huckabee’nin “vadedilmiş topraklar” sözlerini de buraya koyun. Sözde vadedilmiş topraklar Mısır ve S. Arabistan’ın da bir kısmını kapsar. İsrail (ve ABD) Arap dünyasını tehdit ediyor.
Dört. İsrail ekimde seçime gidecek. Stratejik ihtiyaçlarla iç politik dengeler birbirine karışıyor. Netanyahu gerilimden oy devşirmeye çalışıyor. İşin kötüsü… İsrail toplumu radikalleştiği için, Netanyahu’ya dur demesi gereken muhalefet ondan daha ileri gidiyor.
ABD-İran gerilimi tüm bu gelişmelerin en sıcak noktası. Trump, Netanyahu’nun baskıları sonucu gerilimi artırdı. Sahada büyük bir yığınak yaptı. Dün, heyetler “son tur müzakere” için Cenevre’deydi. İran tarafının önceki gün Umman aracılığıyla ilettiği anlaşma taslağı ele alındı. ABD’nin İran önerisini kabul edip etmeyeceği, yani savaş mı barış mı diyeceği, siz bu satırları okurken belki de netleşmiş olacak.
Öncül işaretler hayra alamet değil. CIA, Kongre’deki Sekizler Grubu’na İran sunumu yaptı. Senato Azınlık Lideri Schumer, “Yönetim, Amerikan halkına kendi gerekçesini anlatmak zorunda” dedi. Trump, önceki gün ilk kez elini gösterdi: “İran’dan ‘nükleer silahımız olmayacak’ şeklindeki o sihirli sözleri duymadık” dedi. Ama daha önemlisi, herkesin kaçırdığı noktadır: İsrail’i aradan çıkardı. İran meselesini doğrudan ABD-İran gerilimine dönüştürdü. “İran füzeleri ABD’yi tehdit ediyor” dedi. Bu vurgu müzakereler kapsamında yenidir. “İsrail’den bize ne” diyen MAGA tabanını maniple etme amacı taşır.
İran’ın taslağından sızan bilgilere göre… Tahran’ın Trump’a Obama’dan daha iyi bir teklif sunduğu söyleniyor. Bir anlaşma olursa bu 25 yıllık değil ömürlük olacak. Tahran’ın zenginleştirilmiş uranyum seviyesini yüzde 60’tan 3,5’e düşürmeyi kabul ettiği, İran’ın 7 ila 10 yıl uranyum zenginleştirmeyeceği, daha sonra uluslararası kuruluşların sıkı gözetimi altında bunu yapacağı konuşuluyor. Anlaşılamayan tek maddenin İran’ın elindeki 400 kg’lık zenginleştirilmiş uranyumun akıbeti olduğu söyleniyor. Seyreltme teklifi sunan İran, bunu üçüncü ülkelere göndermeyi reddediyor. Umman, ABD tarafının “yaratıcı fikirler” konusunda esneklik gösterdiğini söyledi. Umut vericidir.
Masadan bir anlaşma çıksa da çıkmasa da… Hayra alamet olmayan bir gelişme de şudur: El Mudun’da çok ilginç bir istihbarat sızıntısı oldu. Hamaney’e yakın bir İranlı generalin Irak’a gittiği, Haşdi Şabi unsurlarıyla güncel istihbarat verilerini paylaştığı, İsrail’in; ABD’nin İran›ı vurup vurmayacağına bakmaksızın Irak’taki unsurları hedef alacağı, bu kapsamda İsrail Hava Kuvvetleri’nin simülasyon yaptığı ileri sürüldü. ABD eğer “kontrollü bir gerilim” istiyorsa, İsrail’in böyle bir adım atması işi kontrolden çıkarabilir. İsrail’in silahlandırdığı İran’daki ayrılıkçı terör gruplarının (PKK’nın İran kolu dahil) geçtiğimiz günlerde bir araya gelerek ortak açıklama yaptığı düşünülürse… Haşdi Şabi’nin kontrolündeki Sincar’ı da hesaba katarsak… Bu gelişmelerin Terörsüz Türkiye sürecini zehirleme ihtimalini de göz ardı etmemek gerekir. Elimizi çabuk tutmalıyız.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.