
ABD-İran müzakereleri yeniden çıkmaza mı girdi? ABD Başkanının kafası mı karışık? Öyle düşünmüyorum. Bana kalırsa mevcut taslak Trump için tamamdır. O halde anlaşmayı neden erteliyor. Çünkü Netanyahu’ya, Lübnan’ın güneyindeki hedeflerine ulaşması için zaman kazandırması gerekiyor.
İsrail, bundan sonraki askeri-stratejik hedefi (Suriye) için Lübnan’ı bir mevzi olarak görüyor (Çok erken bir tarihte, İsrail’in Litani Nehri’ni geçerek 20 km kuzeydeki Zehrani Nehri’ne ulaşmaya çalışacağını, bunun doğrudan Suriye ile ilgili olduğunu, iki ülkede işgal ettiği toprakları birleştirme planı yaptığını vurgulamıştık. Bknz, Haritalar anlatıyor: İsrail iki ülke toprağına el koyma peşinde, 20 Mart.) İsrail ordusunun önceki gün Litani Nehri’ni geçmesi bu planla örtüşür. Muhtemelen ABD-İran anlaşması, İsrail Lübnan’daki hedeflerine ulaştığında imzalanır. Elbette Trump, Netanyahu’ya bunun için bir süre tahdidi koymuştur. Aylara yayılacak bir ertelemeyi seçimleri etkileyeceğinden istemez.
Savaştan önce, ABD Başkanının kafasında bölgesel bir mimari vardı. Güvenliği sağlanmış, Filistin’i ele geçirmiş bir İsrail; İsrail’le normalleşen bir Arap dünyası; İran’ın çevrelendiği, tüm vekil güçlerin ve terör örgütlerinin tasfiye edildiği, merkezi devletlerin güçlendiği bir “geniş bölge”. Bu, Çin’e odaklanmak isteyen Trump için ideal senaryoydu. Ancak evdeki hesap her zaman çarşıya uymuyor. İran’a saldırı Trump’ın düştüğü büyük bir tuzaktır.
Ama ABD Başkanı, İran krizini fırsata çevirerek “çıkış” yapmak istiyor. Bölge ülkelerine İbrahim Anlaşmalarını şart koşması bu kapsamdadır. Bu plana yanıtı, sevgili dostum Sinan Tavşan’la yaptığı röportajda Dışişleri Bakanı Fidan vermiştir. “İki devletli çözüm oluştuğu takdirde normal hayata dönebiliriz” demiştir (Aynı pozisyon S. Arabistan’dan da geld.) O röportajdan şunu da anladım: Türkiye, S. Arabistan, Katar, Mısır, Pakistan arasında konuşulan “bölgesel koordinasyon” İbrahim Anlaşmalarına alternatiftir. İşler normale döndüğünde İran’ı da kapsayabilir. Filistin devleti kurulursa İsrail de bunun parçası olabilir. İbrahim Anlaşmaları İsrail’i merkeze alır. “Bölgesel koordinasyonda” ise kimse hegemon değildir, tüm tarafların hukukunun korunduğu bir düzlemi işaret eder.
Trump, “bölgesel koordinasyona” hayır demiyor ama İsrail’in baskısıyla İbrahim Anlaşmalarını da sıcak tutuyor. Onun kafasında İbrahim Anlaşmaları herkesin İsrail’le normalleştiği ama İsrail’in her şeye sahip olamadığı bir düzlemdi. ABD Başkanı, Filistin’i, kafasında, Tel Aviv’e yazmıştı. Lübnan konusunda kararsızdı (Daha sonra İsrail’in baskısıyla Trump’ın Özel Temsilcisi Thomas Barrack, Lübnan dosyasından çıkarıldı. Dışişleri Bakanı Rubio tek aktör haline geldi. Rubio; Lübnan ve Suriye konusunda İsrail’in tezlerine yakındır. Böylece İsrail, Trump’ı Lübnan konusunda ikna etmiştir.)
Suriye’de ise Trump, “Anahtarın Türkiye’nin elinde olduğunu” düşünüyor. Irak ve Suriye dosyasını Ankara ile çalışmak istiyor. Ama İsrail planlarından vazgeçmiş değil. Bu kapsamda Barrack’ı görevden aldırmak için çok uğraştılar (Bu lobiye Yunan-Rum lobisi de destek oluyor.) Sebebi; Barrack’ın Lübnan, Suriye ve Irak konusunda Türkiye ile neredeyse hemfikir olmasıdır. Hakkını teslim edelim: SDG’nin entegrasyonu konusunda çok önemli ve pozitif bir rol üstlenmiştir. Şara yönetimine desteği tamdır. Ama Trump’ın çizdiği çerçevenin de dışına çıkmaz. İran’a saldırılar ilk başladığında ayrılıkçı Kürt gruplarla temas kurmuştur (Bknz, Bu olmadı Sayın Büyükelçi, 2 Mart.)
ABD Dışişleri Bakanı Rubio, 180 günlük görev süresi dolan Barrack’a teşekkür mesajı paylaşınca görevden alındığı düşünüldü. Rubio’nun Barrack’tan “hoşlanmadığı” biliniyor. Ama daha sonra bir düzeltme mesajı paylaşmak durumunda kaldı. Barrack’ın yeni durumda Suriye ve Irak Özel Temsilcisi olacağını bizzat Trump açıkladı. Trump “Tom, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın tam desteğiyle hareket edecektir” diyerek Rubio’nun kulağını çekmişe benziyor.
Bu atamanın önemi; Bir. İsrail lobisinin istediğini elde edememesidir. İki. Trump’ın Suriye ve Irak’ta Türkiye ile çalışma perspektifini kurumsallaştırmasıdır. Üç. Irak’ta yeni gelişmelerin habercisidir. Konuya vakıf dostlarım “Barrack, Irak’ta DEAŞ’la mücadele, petrol-enerji işleri, İran’ın etkisini azaltma ekseninde çalışır” deseler de sürpriz gelişmelerin ayak sesleri artık daha yüksek çıkıyor.
Ankara’nın Talabani ile yeni bir sayfa açtığını (Bknz, Kerkük’te bir şeyler oldu, 24 Nisan), Talabani’ye yakın isimlerin K. Irak’ta iki idareli sistem tartışması başlattıklarını (Bknz, Kalın’ın sürpriz Şam ziyaretinden yansıyanlar, 21 Mayıs) daha önce yazmıştık. Bu da yenidir: Göreve yeni başlayan Irak hükümetinin, İran’a yakın Haşdi Şabi grupları ve Peşmerge güçlerini -evet yanlış okumadınız- tek bir Irak ordusu çatısı altında toplamaya çalışacağı belirtiliyor. Bu kapsamda Federal Güvenlik Bakanlığı oluşturulacağı, ordu dışındaki tüm silahlı grupların bu bakanlığa bağlanacağı bölge medyasına yansıyor. Tıpkı Suriye’deki gibi… Bu gelişme aynı zamanda Terörsüz Türkiye süreciyle de konuşur.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.