Bugün 26 Eylül 2017 Salı.

Tarihteki 26 Eylüllere bakınca Sırpsındığı Savaşı, sonra 1907’de Yeni Zelanda’nın İngiltere’den bağımsızlığını kazanması, 1947’de İngiltere’nin Filistin’den, Yahudilerle Filistinliler kendi kararlarını versin diye çıkma kararını görüyoruz.


Devamında 1962’de Türkiye’de “Irkçı Türkler Derneği”nin kurulması, iki yıl sonra Türk ve Yunan alaylarının Ada’da kurulan Kıbrıs Barış Gücü emrine verilmesi var.

1971’de Altın Koza’da Ağıt filmiyle bütün ödülleri toplayan Yılmaz Güney’in dönem için iyi bir meblağ olan 25 bin liralık para ödülünü Türk Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’na bağışı yine bir 26 Eylül hatırası.

1978’de Carter’ın haşhaş nedeniyle başlayan ambargoyu kaldırmasını, 1984’te Hong Kong’un on üç yıl sonra Çin’e devredileceği anlaşmasını ve 1989’da Vietnam’daki son Amerikan askerinin Kamboçya’dan ayrılmasını not etmiş tarih…

Ve şimdi siz bu yazıyı okurken Kuzey Irak’taki referandum sonuçlanmış sandıklar açılmış, ne yönde karar çıktığı açıklanmış olacak. Referandum yapıldığına göre ne karar çıktığını bilmek için kahin olmaya da gerek yok. Hemen bütün grupların, ki aralarında başta şiddetle karşı çıkan İran etkisinde olanlar veya ısrarlı Sünni siyasetin takipçileri de olanlar dahil son gün desteklerini açıkladıkları bir oylamanın sonucu belli. Belki önemli bir detay, Kerkük’ten çıkacak oy oranının ne olacağı sadece.

Bundan sonrası böyle bir referandum kararının tabii ki bölünen ülke olarak Irak başta olmak üzere bütün bölge ülkelerini nasıl etkileyeceği meselesi. Sırada fiilen bölünmüş Suriye’nin olduğundan kimsenin şüphesi yok. Kürtlerin yoğun yaşadığı diğer iki ülke Türkiye ve İran yine en çok etkileneceği düşünülen ülkeler.

Ne oldu, ne oluyor, ne olacak?

Gerçekten çok uzun bir hikayesi var referandumla bir aşama daha kaydeden bu meselenin. Sosyal, ekonomik, politik, askeri, kültürel, uluslararası dengeler açılarından ciltler dolu kitap yazıldı, birkaç katı daha yazılabilecek bir mesele.

İki dünya savaşıyla gittikçe billurlaşan süreç Birinci Körfez Harekatı’yla fiilen ortaya çıkan ve önce Irak işgali ardından son on yıldır Ortadoğu’da yaşananlarla birlikte artık bir Kürt Devleti meselesini ilgili ülkelerin, bölgenin ve nihayet bütün uluslararası sistemin öncelikli başlıklarından biri haline getirdi, kucağına bıraktı.

O yüzden ‘ne oldu’ ile ‘ne oluyor’un cevapları üzerinde uzlaşma olmasa dahi biraz daha anlaşılır; fakat ‘ne olacak’ sorusu daha netameli bir soru.

Bütün sürecin uluslararası gelişmelere sıkı sıkıya bağlı olduğu Ortadoğu’nun “Kürt Meselesi” ister istemez bir büyük şüpheyi de tam bu uluslararasılık nedeniyle içeriyor.

Bunun tetiklediği sonuçlardan biri Milliyetçilik ama bir yandan da Milliyetçilik üzerinden yapılan bir okuma, meselenin tam da “Milliyetçilik” olarak tartışıldığı bir sırada nasıl bir çıkış sağlayabilir, bu sorunun cevabını bulmak da güç.

Soruların, teorik tartışmaların anlamı kalmayan bir dönemde “güç namlunun ucundadır” bakışının hem doğuracağı maliyeti ile hem de sorunu çözüp çözmeyeceği, ileri bir tarihe daha büyük bir sorun olarak itekleyip iteklemeyeceğini de düşünmek gerekiyor.

Şu anda görebildiğim tek şey uluslararası sistemin epeydir Kürt Devleti’ni, yaygın deyimiyle ‘satın aldığı’.

Sovyetler döneminden beri Kürt milliyetçiliğinin destekçisi Ruslar bu konuda yine asgari örtülü desteğini sunuyor. ABD sürecin hızlanıp bu aşamaya gelmesinde çeyrek yüzyıldır motor gücün sahibi ve ayrıca devamındaki Suriye toprakları için rengini saklamıyor zaten.

Avrupa’nın belli başlı ülkeleri içinde buna karşı çıkanlar değil doğrudan ya da dolaylı destekleyenlerin varlığından şüphemiz yok.

Elin oğlunun ne düşündüğü bir tarafa, meselenin bu toprakların öz çocuklarının kendi arasındaki bir mesele olduğunu yeniden hatırlayıp “ne olacak” sorusuna geri dönünce yaşananlar çok umut verici şeyler söylemiyor. Kardeşlik, din kardeşliği, ortak tarih, akrabalık ve benzeri söylemlerle -bunlar ne kadar doğru olursa olsun- artık yapılacak hiçbir şeyin kaldığı bir yerde değiliz.

Her çatışmanın ve savaş yoğunluğunun arttığı dönemin küresel düzeyde ekonomik krizlere denk gelmesinin tesadüf olmadığını bilecek kadar da tecrübeliyiz üstelik.

Hepsini toplayınca ortaya ortak çözümün bulunması mümkün olmayan bir manzara çıkıyor.

Şimdi Bağdat, Tahran ve Ankara sınırları, ticareti, gümrükleri kapatıyor; askeri önlemleri artırıyor.

Bekleyiş başladı.

Acaba bizden sonraki kuşaklar tarihte 26 Eylüllerde ne olmuş diye bakınca Kuzey Irak, referandum ve sonuçları için ne okuyacak?

Ve en önemlisi ne okumalı?

Onların ne okuyacağı, belki tamamen değil ama az biraz da olsa bizim elimizde.

Başlıklar :ABDBarzani
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026