31 mart ve 12 mart bağlamında son darbe teşebbüsü

Doç. Dr. Cemal Fedayi
00:0019/03/2014, Çarşamba
G: 18/03/2014, Salı
Yeni Şafak
Gündem
Gündem

31 Mart isyanına her türden insan katılmıştı. Aralarında İslamcılar bile vardı. Hepsinin ortak bir amacı vardı: Abdülhamid''i devirmek. Gezicilerin arasında da İslamcılar dahil her türden insan vardı. Amaçları ortaktı: Erdoğan''ı devirmek. 1909''un konjonktüründe Abdülhamid''i devirmek mümkündü. Ancak 2010''lu yılların konjonktüründe Erdoğan''ın devirmek mümkün değildir.

Gelinen son nokta itibariyle bakıldığında Gezi hadisesi ile 17 Aralık hadisesinin birarada okunması gerekiyor. Analize paralel yapı da dahil edilerek, iki hadise aynı bağlamda, yeniden ele alınmalı. Bu bağlamda bakıldığında şunu görüyoruz: Ortada, iç ve dış odaklarca tezgahlanmış bir darbe teşebbüsü var; bu teşebbüsün sol ayağı Gezi, sağ ayağı 17 Aralık. Bu iki ayağı harekete geçiren tek bir gövde var. Bu gövdenin başı dışarıda.

(Haddizatında, sadece Gezi olayları değil, son 10 yılın bütün önemli hadiseleri, analize paralel yapı dahil edilerek yeniden okunmalı, yeniden yorumlanmalı: Dink suikasti başta olmak üzere, Baykal''a ve MHP''li vekillere yönelik komplolar, Ergenekon ve Balyoz davaları, Cübbeli Ahmet Hoca, Ahmet Şık, Nedim Şener ve Hanefi Avcı gibi isimlerin tutuklanmaları…)

31 MART''IN DERVİŞ VAHDETİ''Sİ

Gezi ve 17 Aralık hadisesini tarihsel bağlamda nereye oturtabiliriz? Bu konuyu uzun zamandır düşünüyorum. İlk aklıma gelen 31 Mart darbesi oldu. Son yüzyılın başarıya ulaşmış en önemli darbesi olan 31 Mart, sağ gösterip sol vuran bir darbeydi. Zahiren İttihat Terakki''nin olumsuz icraatlarını hedefine almış gibiydi ama asıl amacı Abdülhamid''i devirmekti. Gezi olayları ağaçları, 17 Aralık girişimi de yolsuzlukları ön plana çıkarttı ama ikisinin de asıl hedefi Erdoğan''ı devirmekti. Abdülhamid''i devirmek isteyen dış güçlerin başında İngilizler ve Siyonistler geliyordu. Erdoğan''ı devirmek isteyenlerin başında da Amerikalı Neoconlar ve İsrail geliyor.

31 Mart isyanına her türden insan katılmıştı. Aralarında İslamcılar bile vardı. Hepsinin ortak bir amacı vardı: Abdülhamid''i devirmek. Gezicilerin arasında da İslamcılar dahil her türden insan vardı. Amaçları ortaktı: Erdoğan''ı devirmek. 1909''un konjonktüründe Abdülhamid''i devirmek mümkündü. Ancak 2010''lu yılların konjonktüründe Erdoğan''ın devirmek mümkün değildir. Tersine, onu devirmeye yönelik bütün teşebbüsler Erdoğan''ı tahkim ediyor. Rehavete kapılmış Ak Partili seçmeni ayağa kaldırıyor. Miting meydanlarında kalabalıklar bunun göstergesi…

31 Mart isyanının en önde giden aktörü Derviş Vahdeti isimli sahte bir hocaydı. Darbeyi olgunlaştıran yayınlar yapmış, gayri memnun bütün kesimleri galeyana getirmişti. Dönemi anlatan kitapların ortak kanaati şudur: Vahdeti, o vakitler Siyonistlere yurt kurmak için Abdülhamid''i devirmek isteyen İngilizlerin adamıydı. Acaba diyorum, Amerika''da ikamet eden ve İsrail muhibbi olan malum hoca Vahdeti''nin günümüzdeki versiyonu olabilir mi? Buna pek ihtimal vermiyorum.

Gezi olaylarının başına döndüğümüzde şunu hatırlıyoruz: Masum gösteriler şeklinde başlayan olay, polisin orantısız güç kullanmasıyla isyan boyutuna ulaşmıştı. Acaba diyorum, küçük bir alevin üzerine benzin döken o polisler, malum hocadan talimat almış olabilirler mi? Buna da pek ihtimal vermiyorum.

Derviş Vahdeti İngiliz kontrolündeki Kıbrıs''tan İstanbul''a gelmiş, İslamcı bir gazete ve İslamcı bir cemiyet kurarak icra-yı faaliyete başlamıştı. Ehl-i iman üzerinde ciddi bir tesir oluşturmuştu. Yazıları ile isyana eğilimli askerleri de etkiliyordu. Derviş Vahdeti de dahil, isyanı kışkırtanların da güya isyanı bastırmak için harekete geçen İttihatçıların da de tek bir hedefi vardı: Abdülhamid''i devirmek. İki taraf da emeline ulaştı. Fakat akıbetleri hayır olmadı. Vahdeti isyan sonrası kaçarken yakalanıp asıldı. İttihatçılar ise koskoca imparatorluğu on yıl içinde batırdılar ve o enkazın altında ezilip gittiler. Enver, Talat ve Cemal''in hazin akıbetleri malumdur…

9 MART''IN DOĞAN AVCIOĞLU''SU

Derviş Vahdeti''nin akıbetini yazarak bir imada bulunduğumu sananlar yanılıyorlar. Ben malum hoca''yı Vahdeti''ye değil daha çok Doğan Avcıoğlu''na benzetiyorum. Doğan Avcıoğlu bilimciydi, malum hoca da bilimci. Doğan Avcıoğlu tepeden inmeciydi, malum hoca da öyle. Avcıoğlu aydınlanmacıydı, malum hoca da aydınlanmacı. Avcıoğlu kendisini, her şeyden anlayan müteal bir adam olarak görüyordu, malum hoca da öyle.

Avcıoğlu''nun şu sözü meşhurdur: ''10 işçiyi kandıracağıma 1 albayı kandırırım daha iyi''. Bu cümlemin maksudu şudur: siyaset yapmadan iktidarı ele geçirmek. Malum, siyaset zordur: milyonlarca seçmeni ikna etmek, teşkilat kurmak, kampanya yürütmek, köylere kadar gitmek, konuşmak, dolaşmak, terlemek, yorulmak. Avcıoğlu, siyaset yoluyla sosyalizme ulaşmak isteyen M.Ali Aybar''ın tersine siyaset yapmadan, kestirmeden ve tepeden inme bir yöntemle iktidarı ele geçirmek istiyordu. Demokrasiyle ve milli iradeyle alay ediyordu. Cici demokrasiyi yıkıp Kemalist-Sol bir rejim kurmak istiyordu.

Avcıoğlu amacına ulaşmak için dergi ve gazete kurdu. Kitaplar yazdı. Yazılarıyla gençleri ve bilhassa ordu içindeki genç subayları adeta büyüledi. (Malum hoca da konuşmaları ve yazılarıyla tabanını adeta büyülüyor…) Avcıoğlu, 10 yıl gibi kısa bir sürede hedeflediğinden daha fazla sayıda albayı hatta paşayı kandırdı… Avcıoğlu''nun genç subayları ordu içinde büyük bir güce ulaştılar. Bütün planları hazırdı, iktidara ramak kalmıştı. Bütün cemaat, o zamanki adıyla zinde güçler, Devrim''in pek yakın olduğuna inanıyordu. Devrim sonrasının tüm planları yapılmıştı: anayasa hazırlanmış, bakanlar kuruluna alınacak isimler belirlenmişti. Darbenin tarihi bile belirlenmişti: 9 Mart 1971

Fakat son anda, darbeye ramak kala, bir muhalif rüzgar esti. Kilit rol oynayan birkaç isim öteki cepheye geçti ve 9 Mart darbe teşebbüsü akim kaldı. 9 Martçıları bertaraf etmek üzere 12 Mart darbesi yürürlüğe konuldu. Zannedildiği gibi 12 Mart''ın hedefi Demirel değildi; 9 Mart cuntasıydı…

12 Mart bütün Kemalist-Sol cemaati tarumar etti. Avcıoğlu kellesini kurtarmayı bir şekilde başardı. Kabak zavallı üç gencin başına patladı. Deniz Gezmiş ve arkadaşları asıldılar. Onları bu noktaya getiren, onların zihin dünyasını iğdiş eden akıl babaları ise bir şekilde kendilerini kurtardılar…

Ben malum hocayı Avcıoğlu''na çok benzetiyorum. Hoca da zahmetli ve meşakkatli siyaset yolunu tercih etmiyor. Siyaset yapmadan iktidarı ele geçirmek istiyor. Kolayı tercih ediyor: dersaneler yoluyla zeki gençleri avlıyor, büyülüyor ve adliye, mülkiye ve askeriyeye kurşun askerler olarak yerleştiriyor.

Malum hoca ve emrindeki paralel yapı, tıpkı 9 Martçılar gibi iktidara ulaşmalarına ramak kaldığına inanmışlardı. Gezi ile iktidar sendeletilecek ve 17 Aralık ile iktidar yere serilecekti. Fakat 9 Martçıların devrimci romantizmine benzer bir romantizme kapıldıklarının farkına varamamışlardı. Türkiye''nin siyasi bağışıklık sistemi 27 Nisan e-muhtırasına verilen tepkiden bu yana iyice güçlenmişti. Bunu fark edemediler. Siyaset hemen toparlandı, gardını aldı ve 17 Aralık''a gereken cevabı verdi. Bu ülkede meşru otoritenin kim olduğu dünya âleme gösterdi. Tıpkı 27 Nisan''da olduğu gibi.

PARALEL YAPININ DARBE PLANI

Paralel yapı, bütün planları en ince detayına kadar yapmıştı. Tutuklanacakların listesi hazırdı. Emniyet, yargı ve kısmen askeriye ellerine geçmişti. Geriye, bir düğmeye basmak kalmıştı. İktidar, olgunlaşmış bir armut gibi ellerine düşmek üzereydi. Fakat 9 Mart''ta olduğu gibi bir muhalif rüzgâr esti ve püskürtüldüler.

Yine yanlış anlaşılmasın: Paralel yapıya karşı, 12 Mart gibi bir karşı-darbe olacağını ima etmiyorum. Türkiye darbe dönemlerini çoktan geride bıraktı. Bu defa legal yollardan bir hesap sorma, bir yargılama dönemi başlayacak. Ve muhtemelen Avcıoğlu gibi malum hocanın da kılına zarar gelmeyecek. Kabak yine aldatılan, teshir edilen zavallı zinde güçlerin başına patlayacak.

Erdoğan''an kurtulmak isteyen kararlı ve öfkeli bir cephe olduğunun farkındayım. Onlara samimi tavsiyem şudur: Lütfen artık kestirme ve tepeden yöntemleri terk edin. Dış güçlerden medet ummayın. Siyasete girin, biraz yorulun, terleyin. Cahil olarak gördüğünüz halkın seviyesine inin. Yukarıyı değil aşağıyı ikna edin. Normalleşin, legalleşin. Şunu görün: artık bütün darbe teşebbüsleri akim kalıyor. Bu ülke romantik devrimcilerden çok çekti. Bu son olsun!