
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenen Dünya İnsani Zirvesi'nin kapanışında BM Genel Sekreteri Ban ki-Moon ile Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde basın toplantısı düzenledi.
Burada Erdoğan'a, Avrupa ülkelerince tıkanan vize muafiyeti konusu ve sığınmacılar için harcanacak 3 milyar avro yardımın akıbeti soruldu. Geri Kabul Anlaşması çerçevesinde Türk vatandaşlarına yönelik vizelerin kaldırılması için Terörle Mücadele Yasası'nda değişiklik şartı koşan Avrupa'ya sert tepki gösteren Erdoğan, “Böyle sürerse TBMM'den Geri Kabul Yasası çıkmaz" dedi. Haziran sonuna kadar vize muafiyetinin uygulanmaya başlanacağına dair verilen sözleri hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:
“Şu anda 1 Haziran itibarıyla geri kabul anlaşmasına yönelik bir adım vardı, 30 Haziran itibarıyla da vize noktasında, adım atılacaktı. Eğer şu anda bu konuyla ilgili olarak arkadaşlarımız görüşmeleri yapacaklar, dışişleri bakanımız, AB bakanımız, görüşmeleri yapacaklar ve bu görüşmelerde netice alındı, alındı. Alınmadığı takdirde kusura bakmasınlar. Türkiye Cumhuriyeti'nin parlamentosundan Geri Kabul Anlaşması'na yönelik uygulama sürecine yönelik adım atılmasına ait karar, yasa çıkmaz. Bunu da ben çok açık, dün de söyledim kendilerine, bugün de bu soru üzerine buradan söylüyorum. Çünkü bize ikide bir kriter dayatmasınlar, burası Türkiye."
“Bizden istenen şartlar Latin Amerika ülkelerinden isteniyor mu? Hayır. Türkiye'den müzakereci bir ülke ve gümrük birliğine üye bir ülke olması hasebiyle siz neden bunları istiyorsunuz. Temmuz ayına kadar da 1 milyar avronun verileceğine dair arkadaşlarımdan dün bana bir bilgi geldi. Bu para Türkiye'ye bir lütuf değil. Türkiye zaten yardımları yapıyor. Ama biz dürüstlük bekliyoruz. Bu bir yere kadar tahammül edilir. Bir yere kadar çekilir. Ondan sonra Türkiye kararını verir. Ondan sonra da 'siz düşünün' denir."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Binali Yıldırım'ın başbakanlığında oluşturulan 65'inci hükümette bazı isimlerin kabine dışı kalmasını da yorumladı. Erdoğan şöyle konuştu: “Sayın Başbakan'ın olduğu liste üzerinde çalışmalarımı yaptım. Sabah da onayımı verdim ve kabinede 9 arkadaşımızın değişimi söz konusu oldu, tabi bugüne kadar bu hizmeti vermiş olan arkadaşlarımıza milletim adına çok çok teşekkür ediyorum. Kurucusu olduğum bir partide arkadaşlarımın birçoğu ile beraber yürüdük. Şuan da zaten bir kısmı çok daha farklı görevlerde aslında istihdam edilecek. Yani bakan olmayabilir, partinin bazı ilkeli kurumlarında yer alır, bir kısmı parlamentoda yer alır. Yani siyasette kimse boşta kalmaz; yeter ki azmi olsun, yeter ki kararlığı olsun, yeter ki olaya sıradan bir parti mensubu veyahut da bir hükümet mensubu olarak değil dava adamı olarak baksın. Böyle baktığı zaman zaten inanıyorum ki bu ülkeye hizmette kendilerine de bir görev düşecektir. Tabi burada önemli olan adama iş mantığı değil işe adam mantığıdır."
“Sayın Başbakan bu yaklaşım tarzı ile bir liste önümüze getirdiler. Ve o liste üzerinde çalışmamı yaptım, daha sonra da onayımı verdim. Nitekim bakan olamayan bazı arkadaşlarımın Merkez Yürütme Kurulu'nda görev aldıklarını gördüm. Tabii ki bu noktada istihdam edilme alanları mevcut. Bundan sonra daha farklı birimlerde istihdam edilme şansları muhakkak olacaktır. Yeni kabineye şimdiden başarılar diliyorum. İlk bakanlar kurulu toplantısını da riyasetimde Beştepe'de gerçekleştireceğiz."
Zirvenin kapanışında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın farklı yerlerinde, hatta kimi zaman aynı yerlerde, insanların çok farklı güvenlik ve hayat standardına sahip olduğunu belirterek, “Bir tarafta lüks, israf ve şatafat hakimken, onun hemen yanı başında milyonlarca insanın sefalet, yoksulluk ve açlık içinde hayata tutunmaya çalıştığını görüyoruz. Bu, adil dünya değildir." dedi.
Erdoğan, Dünya İnsani Zirvesi'ne G7 ülkelerinden katılımın Almanya dışında düşük seviyede kalmasına tepki gösterdi. “G7 ülkelerinin, Sayın Şansölye dışında, burada olmayışı üzüntü vericidir" diyen Erdoğan, Suriye krizinde birkaç komşu ülke dışında kimsenin iyi sınav veremediğini kaydetti. “Gelişmiş teleskoplarla, uydularla uzayın derinliklerini araştıran insanlık, hemen yanıbaşındaki acıları, sorunları, krizleri adeta görmüyor. Bu çarpıklığı düzeltmek için küresel vicdanı hayata geçirmeliyiz" diyen Erdoğan, Suriye'de terörden arındırılmış güvenli bölge konusunda G7 ülkelerin liderleriyle görüşmeye devam edeceğini belirtti. Erdoğan, “Herkeste şu endişe var. 'Bunun güvenliği ne olacak?' Ben de diyorum ki, şu anda hani bir zamanlar Amerika-Meksika arasında, malum güvenlik hattı vardı, Kıbrıs'ta yeşil hat var, o da bir güvenlik hattı. Buralarda bunu nasıl sağlamışsak, nasıl başarmışsak, orada da uçuşa yasak bölgeler ilan ederiz ve BM burada gerekli güvenlik tedbirini alır, hatta hatta gerekirse NATO'yu devreye sokmak suretiyle buranın güvenliği temin edilir. Yeter ki biz terör örgütünden, DAİŞ'ten, PYD, YPG, bunlardan ne yapmayalım? Çekinmeyelim, korkmayalım ve tüm terör örgütlerinin üzerine korkusuzca gidelim. Şunu unutmayalım ki eğer biz teröristler kadar cesur değilsek insanlığın bağımsızlık mücadelesini veremeyiz" diye konuştu.
Erdoğan'la birlikte ortak basın toplantısında da konuşan Ban ki-Moon, zirveye gelmeyen G7 ülkelerinin liderlerine sitem ederek, "Bazı dünya liderlerinin şu an burada olmamış olması hayal kırıklığı yarattı. G7 liderlerinin burada olmalarını beklerdik" dedi. Zirvedeki temaslarda 400'den fazla kurumun 500'den fazla taahhütte bulunduğunu anlatan Ban, zirveye katılmamış olmalarına rağmen G7 liderlerinden Suriye krizi konusunda adım atmalarını beklediklerini dile getirdi.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban ki-Moon, Dünya İnsani Zirvesi'nin ikinci günündeki 'Kentlerin Göçe Cevabı' konulu oturumda konuştu. Dünya Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Birliği Başkanı (UCLG) ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın da katıldığı etkinlikte Türkiye'yi öven Ban, “Türk hükümeti savaş başladığı günden buyana her türlü yardım ve desteği esirgemeden üzerine düşen görevi fazlasıyla yerine getirmiştir" dedi. Suriye savaşının patlak verdiği günden itibaren göçlerin yaşandığı kamplara çeşitli ziyaretlerde bulunduğunu söyleyen Ban, şöyle konuştu:
“Gittiğim BM mülteci kampında beni sıcak bir şekilde karşıladılar. Ancak sadece bir bölgede sıcak bir karşılama olmadı, aksine protesto ve gösteriler meydana geldi ve ben de oradan kaçmak durumunda kaldım. Neden böyle karşılandığımı ve insanların bana neden bu kadar kızgın olduğunu bilmiyordum. Birkaç gün sonra yapmış olduğum görüşmeler sonrasında BM'nin kampta sürekli kuru gıda dağıttığını, hiç sıcak gıda dağıtmadığını öğrendim ve sıcak yemek dağıtılması yönünde talimatlar verdim. Olaydan kısa bir süre sonra Türkiye'deki mülteci kamplarını ziyaret ettim. Oradaki mültecilere sorduğumda çok mutlu olduklarını ve Türk hükümetinin çok iyi davranarak her öğün sıcak yemek verdiklerini söylediler. Türkiye'nin, Suriye savaşının başladığı günden buyana mültecilere çok iyi davranarak her öğün sıcak yemek verdiğini ve sıcak gönüllerini açtığını öğrendim. Türkiye her zaman mültecilerin yanında oldu."









