Prof. Dr. İbrahim Keleş, rektörlük yarışının başladığı İstanbul Üniversitesi'nde resmen adaylığını açıklayan ilk kişi oldu. Keleş, üniversiteyi yeni bir küresel vizyonla yönetmeye talip olduğunu söylüyor.
İstanbul Üniversitesi bugünlerde rektörlük seçimleri nedeniyle oldukça hareketli günler yaşıyor. Aday olacağı tahmin edilen kimi isimler kulislerde taban yoklaması yapmaya devam ederken Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Keleş ise 22. Dönem rektör adayı olarak resmen dilekçesini vererek bir adım öne çıktı. Üniversiteyi küresel vizyonla yönetme iddiasında olan Keleş, Kalp ve Damar Hastalıkları'nın yanı sıra İç Hastalıkları uzmanlığna da sahip.
Hekim ve akademisyen kimliğiyle fakültede parmakla gösterilen isimlerden biri olan İbrahim Keleş'i çetin bir idarî görevi omuzlamaya niçin talip olduğunu Yeni Şafak'a anlattı.
Keleş, rökterlük adaylığının gerekçesini 'İsyan' kelimesiyle özetlerken bu kelimeyi niçin seçtiğini ise şöyle açıklıyor: "İstanbul Üniversitesi Türkiye'nin en uzun geçmişe sahip, bugüne dek yüz binlerce değeri yetiştirmiş, gerçekten büyük bir kurum. Ne yazık ki son 30 yıldır yerinde sayıyor! Bugün bulunduğu yer, potansiyeline baktığınız zaman olması gereken, olmayı hak ettiği yer değil. Onun hayli altında. Buna isyan ediyorum. Rektörlüğe aday olmamın, talip olmamın tek nedeni bu. İstanbul Üniversitesini kendisine yakışır bir konuma yeniden yükseltmek."
İstanbul Üniversitesi'nin tarihsel misyonuna işaret eden Keleş, üniversitenin Hitler Almanyası'ndan kaçan akademisyenlere kucak açtıktan sonra çok önemli mesafeler kattettiğine işaret ederek, üniversitenin bundan 50 yıl önce dünyada ilk 100 arasına girecek kaliteye sahip olduğunu savundu. Üniversitenin bugün dünya çapında ilk 500 üniversite arasında sayıldığını ifade eden Keleş, "Ama 404. sırada… Bunu kabullenemiyorum. Biz çok daha iyisini yapabiliriz. Bunu yapacak potansiyelimiz var. Yeter ki böyle bir ülkümüz olsun. Yeter ki o doğrultuda üniversitemizde bir seferberlik başlatalım. Bu amaca yönelik bir Plan, Program yapalım. Akademik kadromuzla bir sinerji yaratalım" dedi. Üniversitenin 1980 öncesindeki heyecanından yoksun olduğunu vurgulayan Keleş, bilime tutkulu akademisyen oranının gittikçe düşmesinin, üniversitenin ihtiyaç duyduğu maddi kaynakların kesilmesinin ve özel üniversitelerdeki cazip imkanlar nedeniyle akademisyenlerin ayrılmasının üniversitenin bugünkü durumunda etken olduğunu dile getirdi.
Keleş, üniversitelerin topluma insan kaynağı yetiştirmek ve bilim yapmak üzere iki misyonu olduğunu belirterek şunları söyledi: "Bir üniversitenin öncelikle hedefi olması gereken alanlarda çalışma, araştırma yapma, buluşlar, icatlar, makaleleler ortaya koyma heyecanı pörsüdü, onun yerini nasıl olursa olsun kariyerde yükselmek hırsı aldı." Organ naklinde gerçekleştirdiği ilkler ve başarılarla öne çıkan Akdeniz ve Hacettepe Üniversitesi örneklerini veren Keleş, İstanbul Üniversitesi'nin organ nakli çalışmalarını da kapsayan Plastik Cerrahi bölümünün fiilen boşaldığını, bu bölümden umduğunu bulamayan bir çok kişinin üniversite dışına geçmeyi yeğlediğini ve Plastik Cerrahi'de şu an sadece bir akademisyenin kaldığını, bu durumun üniversitenin durumunu göstermesi açısından yeterli olduğunu dile getirdi. Keleş, rektörlüğüne aday olduğunu üniversiteyi 2023 Türkiye'si vizyonuyla uyum içinde, katılımcı, paylaşımcı, şeffaf bir yönetim anlayışıyla yöneteceğini belirtti. Keleş, hedefinin de 'küresel düzeyde yüksek kaliteli bir eğitim ve bilim merkezi' olduğunu kaydetti.






