Gündem Paylaşılamayan güzellik Akgöl

Paylaşılamayan güzellik Akgöl

Eşsiz doğal güzelliğiyle insanları cezbeden "Akgöl", Sinop ile Kastamonu arasında paylaşılamıyor. Kastamonu Valiliği’nin Akgöl’ü Hanönü’nde gösteren paylaşımına Sinop Ayancık Kaymakamlığı’ndan yanıt gecikmedi. Sosyal medya, tatlı bir atışmaya sahne oldu.

Abone Ol Google News
Haber Merkezi İHA
Paylaşılamayan güzellik Akgöl
Paylaşılamayan güzellik Akgöl

Eşsiz doğal güzelliğiyle insanları cezbeden "Akgöl", Sinop ile Kastamonu arasında paylaşılamıyor.

"BU GÜZELLİĞİ GÖRMEYE GELİN"


Kastamonu Valiliği’nin Akgöl’ü Hanönü’nde gösteren paylaşımına Sinop Ayancık Kaymakamlığı’ndan yanıt gecikmedi. Sosyal medya, tatlı bir atışmaya sahne oldu.
İlk paylaşım Kastamonu Valiliği tarafından yapıldı. Valilik, Akgöl’ün bir fotoğrafını paylaşarak “Hanönü’nde sizi bekleyen saklı güzellik...” notunu düştü. ‘Hanönü Akgöl’ şeklinde konum paylaşan Kastamonu Valiliği vatandaşları bu güzelliği görmeye davet etti.


Buna karşın Ayancık Kaymakamlığı’ndan da yanıt gecikmedi. Kaymakamlığın paylaşımında Akgöl Tabiat Parkı’nın Ayancık ilçesinin yetki ve sınırları içinde bulunduğu hatırlatıldı. Akgöl’ün fotoğrafları beğeniye sunularak, “Kastamonulu ve Hanönülü vatandaşlarımızın da severek ziyaret ettikleri Akgöl’ün, Sinop ilimizin güzel ilçesi Ayancık’ın yetki ve sorumluluk sınırları dahilinde olduğunu hatırlatmak isteriz” denildi. Sinop Ayancık Akgöl Tabiat Parkı olarak konum bildirildi.


Yaşanan tatlı atışmaya vatandaşlar da dahil oldu. Bir sosyal medya kullanıcısı Kastamonu Valiliği’ne “Akgöl Tabiat Parkı Ayancık’ta diye biliyorduk !….” diye seslenirken diğeri bir kullanıcı, “İlginç. Bir Hanönülü olarak bu paylaşımın doğruluk teyidine ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bunu araştıracak en yetkili makamsınız. Bir araştırsanız da aydınlatsanız. Bir de size yazılanlara cevap verme tenezzülünde bulunsanız, iyi olmaz mı?” şeklinde sitem etti.

AKGÖL SİNOP'UN


Tarım ve Orman Bakanlığı 10. Bölge Müdürlüğü internet adresinde konuyla ilgili, “Akgöl, 28 Mayıs 2018 tarihinde tabiat parkı olarak tescil edilmiştir. Alanı 40,01 ha olup; Sinop ili, Ayancık ilçesi, Akgöl mevkiinde bulunmaktadır. Alan Ayancık ilçesinden 42 km uzaklıkta bulunmaktadır. Mevcut bu yolun 38 km’sini asfalt olan Ayancık-Kastamonu yolu oluşturmaktadır. Anayoldan ayrılarak alana giden 4 km yol ise stabilize özellikte olup orman içi yoludur. Ayancık ilçesinden her gün İstanbul, Ankara, İzmir, Samsun ve Kastamonu hatlarında otobüs seferleri, ayrıca Kastamonu ve Sinop Merkez, Sinop Türkeli ilçesi istikametlerine de minibüs seferleri düzenlenmektedir. "

"Akgöl Tabiat Parkı’nın tescili yapılmış olup, saha henüz faaliyete geçmediğinden mevcut tesis bulunmamaktadır. Planlamaların ardından sahada, tur güzergâhı, manzara seyir, çadırlı kamp vb. gibi düzenlemeye yönelik alan ve noktalar; Kabaktarla Tepe’nin güneydoğu yönünde kalan ve göl manzarası olan mevkide seyir terası yapılması göl ve çevresinde yürüyüş parkurları ve günü birlik konaklama için yapı ve tesislerin yapılması planlanmaktadır. Yörenin doğal bitki örtüsünü ormanlar oluşturmaktadır. Bitki örtüsü çok zengin ve yoğun olup, yükselti kuşaklarına göre farklılaşmaktadır. Kıyı kesiminde yayvan yapraklı orman dokusu, makilik ve fundalıklar ile kültür bitkileri yaygındır. Kıyıdan itibaren yükseldikçe iğne yapraklı ağaç ve bitki türleri yoğunluk kazanmaktadır. Ormanlarda çam, göknar, meşe, gürgen, kayın, dişbudak, karaağaç, ıhlamur, çınar, kestane, kavak çeşitli maki ve çalı türleri yer almaktadır. Fauna olarak da; boz ayı, kaya sansarı porsuk, karaca, sincap, yaban domuzu, tavşan, kurt gibi hayvanlar bulunmaktadır” bilgileri yer alıyor.

Açık havada termal su keyfi: Şehir dışından akın akın geliyorlar
FOTOĞRAF 7
Title
Sivas Valiliği tarafından oluşturulan kent merkezine 24 kilometre uzaklıktaki Altınkale, her mevsim ziyaretçilerini ağırlıyor. Pamukkale travertenlerine benzeyen Altınkale güzelliği ile adından söz ettiriyor.
Title
Kaplıca suyuna ise içerisinde yüksek miktarda bulunan mineraller rengini veriyor. Eşsiz güzelliği ile büyüleyen Pamukkale’nin kardeşi Altınkale, kışın da ziyaretçilerini bekliyor. Sivas’ın donduran soğuklarında misafirler 40 derecelik suda keyifli anlar yaşayacak.
Title
Altınkale’yi ziyaret eden Yılmaz Elçi, “Bizim zamanımızda buralar çayırlık çimenlikti. Buralar güzelleşti, çevre düzenlemesi de yavaş yavaş tamamlanıyor. İnşallah ileride daha güzel olacak. Güzel bir turistik alan oldu. Genelde ben 3 haftadır sık sık gelmeye çalışıyorum. Sürekli geliyorum. Biliyorsunuz bizim Sivas’ta insanlar soğuğa pek gelemiyor’’ dedi.
Title
Şükrü Karabulut ise, “Buraya Suşehri’nden geldim. Yazın daha sık gelenler olduğunu düşünüyorum. Burası gayet güzel. Vakit geçirmek için ideal bir yer. Bolca fotoğraf çekindik. Şehir dışından da çok fazla gelen var. Özellikle baharda çok ciddi bir nüfus artışı oluyor. Sıcak çermiğin has bir özelliği vardır, kükürtlü su. Hamamı ve sıcak sularıyla meşhur bir yer. Burası da ayrı bir yer oldu’’ diye konuştu.
Title
Title
Title
Açık havada termal su keyfi: Şehir dışından akın akın geliyorlar
Sivas'ta bulunan ve Pamukkale'nin kardeşi olarak bilinen Altınkale, 40 derecelik kaplıca suyu ile ziyaretçilerine kış aylarında termal su keyfini yaşatacak.

Bu çiçeği kopartmanın cezası dudak uçuklatıyor
FOTOĞRAF 12
Title
Sakarya'nın kuzeyinde 14 kilometre uzunluğa sahip Kocaali sahiline renk katan kum zambaklarında tohum dökme dönemi başladı. Özellikle yaz aylarında kendiliğinden yetişen ve nesli tükenmekte olan çiçekler, görüntüsü ve kokusuyla ilgi çekiyor.
Title
Bölge halkı tarafından kum zambağının ana vatanı olarak nitelendirilen ilçede çiçek, bilinçsizce koparılmasının önlenmesi amacıyla koruma altına alındı. Plaja gelen misafirlerin bilgilendirilmesi için de farklı noktalarda uyarı levhaları bulunuyor.<br>
Title
Nesli tükenmekte olan bitkiler arasında yer alan kum zambaklarını koparmanın cezası ise adeta dudak uçuklatıyor.<br>
Title
24 saat gözetim altındalar<br><br>Kocaali ilçesinin kum zambağının ana vatanı olduğunu belirten Sezgin Genç, “Kum zambakları çok ender yetişir burada da anavatanı gibi benimsemiş dolayısıyla bu bölgede çok iyi yetişiyor. Koruma altında Türkiye genelinde ama burada biraz daha ön planda sahil şeridinde komple tabelalar yardımıyla insanlara dokunulması, sökülmesi, buradan alınarak başka bir yere götürülmesi konusunda uyarılar bulunuyor ve yasaklanmıştır ki cezası da ağırdır. Şuan mevsimsel olarak tohumlama dönemi tohumları da koruma altında ve bunlar 24 saat gözetim altındalar\" dedi.
Title
\"Kuluçka gibi kendini toprağın altına atar\"<br><br>Kum zambaklarının yetişmesinden bahseden Genç, “Birçok bitki gibi kendi ortamını sağladıktan sonra çimlenir ve alınıp yine koruması olan yere dikilir ve orada yetiştirme ortamı sağlanabilir. Bunların bakımı doğal şekilde oluyor, yani kimse bunlara dokunmuyor. Dokunulmadığı için de kendiliğinden çoğalıyor. Her mevsim olduğu gibi temmuz, ağustos gibi çiçeklerini açar ve tohumlarını da onuncu ayın sonu, on birinci ayın başı gibi tohumlarını döker. Kış döneminde ise kuluçka gibi kendini toprağın altına atar, bu şekilde bekler. Yaklaşık bir sene sonrasında da kendini koruduğu için bozulmaz ve çimlenme ile çiçek açma dönemi olur\" diye konuştu.
Title
\"Cezası ağır, sebebi ise Türkiye'de çok zor yetişir\"<br><br>Nesli tükenmekte olan çiçeğin kopartılmasının cezasının ağır olduğunu aktaran Genç, “Kum zambağının sökülmesinin cezası bildiğim kadarıyla 80 bin lira değerinde. Cezası ağır, sebebi ise Türkiye'de kum zambağı çok zor yetişir ama maalesef bazı insanlar bunu bilmiyor. Bilmedikleri için de kopartıyorlar. Bana göre bunların her birinin kök derilerinin kodlanması, numaralandırılması ve numara itibarıyla bunların tek tek kontrol edilmesi gerekiyor ki söküldüğü anlaşılsın\" şeklinde konuştu.
Title
Title
Title
Title
<br>
Title
Title
Bu çiçeği kopartmanın cezası dudak uçuklatıyor
Sakarya'nın Kocaali ilçesinde nesli tükenmekte olan kum zambağının tohum dökme dönemi başladı. Plaja renk katan ve koruma altına alınan çiçeği kopartmanın cezası ise adeta dudak uçuklatıyor.

Sümela Manastırı'nı tehdit eden 360 tonluk kaya sabitleniyor
FOTOĞRAF 12
Title
Türkiye'nin önemli tarihi, turistik ve inanç mekanlarından olan, yerli ve yabancı binlerce turistin ziyaret ettiği, UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi'nde yer alan, Trabzon'un Maçka ilçesi Karadağ eteklerindeki Sümela Manastırı'nda; Şubat 2016 yılında restorasyon, çevre düzenlemesi, kayalıkların jeolojik ve jeoteknik bakımdan araştırılması ve güçlendirilmesi projesi başlatıldı.
Title
Kaya düşme riskine karşı yamaçtaki riskli parça ve bloklar patlatma yöntemi ile düşürülerek ıslah çalışması yapıldı. Endüstriyel dağcılar, taş düşmelerine karşı yamaçları çelik ağlarla örüp, güçlendirdi.<br>
Title
360 TONLUK KAYA TEHDİDİ<br><br>1 Kasım'da 4'üncü kez ziyarete kapatılan manastır girişinde tehlike oluşturan 360 tonluk kaya kütlesi, çelik ağ ile bohçalama yöntemiyle yerine sabitlendi. Ancak kaya blokunda süren risk nedeniyle yeni bir tedbirin alınması kararlaştırıldı. Bunun üzerine manastırın giriş kapısının üzerinde yer alan kaya bloku, 16 metrelik çelik kazıklarla yamaca sabitlenmeye başlandı.
Title
\"YANLIŞ STRATEJİ İZLENDİ\"<br><br>Kaya düşmesini önleme çalışmalarında yanlış strateji izlendiğini öne süren KTÜ eski öğretim üyesi, jeoloji mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, \"5 yıldır manastırı daha güvenli hale getirmek için çalışmalar yapılıyor ama yanlış strateji izlendi. Restorasyon çalışmaları yapılmadan önce manastırda herhangi bir kaza, taş düşmesi veya birisinin yaralanması söz konusu değildi. Bölgede 'tektonik kırık' dediğimiz; jeolojik yapıda 3 farklı doğrultuda çok derin kırıklar var. Bunlar kuzeybatı, kuzeydoğu ve doğu-batı doğrultulu tektonik kırıklar. Bunlar çok derin kayaları, kesen kırıklardır. Bu kırıklar, Sümela yamacının blok şeklinde oluşmasını sağlıyor. Bir de yamacın eğimi var, grative etkisiyle bu bloklar zaman zaman düşüyor. Bunu önlemek için askıdaki kayaları düşürüp, patlattılar. Bu çalışma sonuç almadı, çünkü arkadan yine kayalar düşmeye başladı\" dedi.
Title
Giriş kapısının üzerindeki devasa bloğun düşebileceğini iddia eden Prof. Dr. Bektaş, \"Patlatmalar veya kaya düşürmeleri zamanında olmasaydı; şimdi bu kadar tehlikeli olmayacaktı. Şimdi ister istemez sabitleme çalışmaları var, kayayı düşüremiyorlar. En doğru sonuç; bohçalama yöntemiydi. Başlangıçtan bu yana bohçalama yapılsaydı; bugüne kadar 4 kere kapatmaya da gerek olmayacak ve çok daha sonuç alıcı bir çalışma yapılırdı\" diye konuştu.<br>
Title
\"KIRIKLAR ZAMANLA GENİŞLEYECEK\"<br><br>Yamaç ıslahı sırasında yapılan patlatma ve kaya düşürmelerin daha derin kırıklar oluşturabileceğini belirten Prof. Dr. Bektaş, şunları söyledi:
Title
\"Patlatmanın başlangıçta yapılmaması gerekirdi. 'Patlatma yapmadık' dediler ama bizzat şahit oldum. Bu patlatmalar yamaçtaki blokların hareketlenmesine neden oldu. Düşen ve arkadan yeniden sabit olmayan blokların yeniden hareketlenmesi söz konusu. Orada kaya düşmesini kesinlikle önlemek mümkün değil. Yüzeydeki kayaları düşürmek ile 'kaya düşmesini önledik, burayı ebediyen güvenli hale getirdik' demek; söz konusu olamaz. Kırıklar çok derin. Ayrıca ısı farkı ve yağışlar olduğu ve karlar eridiği sürece kırıklar zamanla genişleyecek ve yeni kaya blokları düşmeye başlayacak. Kaya düşürmek ve patlatmak yerine demir halat ve çelikler ile beraber bohçalama dediğimiz, kaplama yöntemine gidilseydi; bu sorun çözülmüş olurdu. Kısa zamanda çok daha az parayla ve güvenli şekilde çözülürdü. Bir restorasyonun 4-5 yıldır sürmesi teknik açıdan sorgulanabilecek bir meseledir.\"<br>
Title
SÜMELA MANASTIRI'NDA 72 ODA<br><br>Maçka ilçesinde Karadağ'ın Altındere Vadisi'ne bakan eteğinde, yaklaşık 300 metre yükseklikteki ormanda kayaların oyulmasıyla yapılan Sümela Manastırı, halk arasında 'Meryem Ana' adıyla da biliniyor.
Title
Hakkında çeşitli rivayetler de bulunan ve kuruluşu bilimsel verilere göre, 13'üncü yüzyıla uzanan tarihi manastırda, hizmet birimleri, misafirhane, mutfak ve ayazmanın dışında toplam 72 oda bulunuyor. 88 yıl sonra manastırda 2010'da binlerce kişinin katılımıyla düzenlenen ayini, Fener Rum Patriği Bartholomeos yönetti.
Title
Title
Title
Sümela Manastırı'nı tehdit eden 360 tonluk kaya sabitleniyor
Trabzon'da restorasyon çalışmaları kapsamında 4'üncü kez ziyarete kapatılan Sümela Manastırı'nın giriş kapısı üzerindeki 360 tonluk kaya kütlesi, 16 metrelik çelik kazıklarla yamaca sabitleniyor. Patlatma ve kaya düşürme çalışması nedeniyle sürecin uzadığını belirten Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) eski öğretim üyesi, jeoloji mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, "Patlatmanın başlangıçta yapılmaması gerekirdi. 'Patlatma yapmadık' dediler ama bizzat şahit oldum. Bu patlatmalar yamaçtaki blokların hareketlenmesine neden oldu" dedi.


6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.