
Çanakkale Zaferi'nin bugün yıldönümü. Dünya tarihinde önemli bir yeri olan Çanakkale Savaşları'nın 100 yıl önce dünya basınına nasıl yansıdığını yazar Halil Ersin Avcı 10 yıllık çalışmanın sonucunda derlediği belgelerle gözler önüne seriyor.
Çanakkale Zaferinin 100. yılı münasebetiyle hazırlanan "Dünya Medyasında Çanakkale Savaşları 1915" adlı kitap itilaf ve ittifak devletlerinin sadece karada ve denizde değil medya üzerinden de savaşı sürdürdüklerini gözler önüne seriyor. Çanakkale savaşı üzerine araştırmalar yapan ve bu araştırmalar çerçevesinde bir çok ülkenin arşivlerinde çalışan Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Yrd.Doç.Dr Halil Ersin Avcı’nın 10 yıl boyu topladığı 3 bin 500 materyaldan oluşan kitap ,Çanakkale Savaşları ve Osmanlılar hakkında çıkmış propaganda afişleri, illüstrasyonlar, kartpostallar ve karikatürlerden oluşuyor.
Dokuz ülkenin görsellerinin yer aldığı kitabın yazarı Avcı, Osmanlı medyasına savaşın yansımalarıyla ilgili tespitleri şöyle: "Osmanlı Devleti, Almanya ve Avusturya-Macaristan ittifakına karşı zamanla sayıları 28’i bulan İtilaf devletlerinin medyası para ve teknik açıdan üstün görünüyor. Ancak Almanların çizimlerini bir kenara koyarsak Osmanlıların tek başlarına yayınladıkları siyah-beyaz karikatürlerle verdikleri mücadele Çanakkale Savaşı’nın medyadaki versiyonudur bence. İngiliz-Fransız ittifakı ve bağlaşıklarının renkli ve çok ilgi çekici görsellerine karşı Osmanlı medyasının kısıtlı imkanlarla siyah-beyazın asaleti ile adeta vuruşması gerçekten destansı bir yapıya sahip. İçerik bakımından Osmanlı medyası görsel kalite bakımından ise İngiliz basınının bir üstünlüğü var diyebiliriz."
Materyallerde özellikle bazı ülkelerin çok sık 'kadın unsuruna' yer verdiğini dile getiren Avcı, "Bizim tespit ettiğimiz görsellerde bilhassa batı medyası kadın figürünü batılı erkeği cepheye sevk etmek ve âdete tahrik etmek için önemli bir 'araç' olarak kullanmış. Savaşmaya çağrılan erkeklere Fransa'da sevgililer, İngiltere ise anneler üzerinden “git” dedirtirildiğini görüyoruz. Yeni İngiliz sömürgesi olan Avustralya ve Yeni Zelanda da aynı sembolizmi görmek mümkündür" dedi.
İngiliz, Fransız, Rus gazetelerinde çıkan her haber hemen Türk, Alman, Avusturya gazetelerinde cevaplanıyordu. Aynı şekilde, bu haberlerin etkisini arttırmak için haberlerin yanında veya müstakilen yayınlanan karikatür, illüstrasyon, kartpostal, afiş, gibi görsel malzemelerdeki fikir ve iddialar da ya hemen cevaplanıyor veya daha etkin bir görsel ile bastırılmaya çalışılıyordu. En çok kullanılan çizim türü karikatürler.Batı'da afiş Osmanlı'da ise dergiler en yaygın propaganda araçları.
Kitapta görseller kronolojik sıraya göre yer alıyor. Savaşın şiddeti artınca medyadaki yansımaları da aynı şiddette oluyor. Avcı'nın tespitine göre dil sertleşse de asla itilaf devletleri de ittifak devletleri de hakaret etmiyor. Avcı, "Küçümseme var, alaya alma var ancak asla bir hakaret dili kullanılmıyor. Dönemin medyasının hemen hepsi için günümüze göre çok edepli olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Yayın sıklığı ve yinelenen mesajlarda şiddet artıyor. Batı medyasında savaşa davetten zamanla gitmemenin nasıl bir ihanet olduğuna, giderek adaletin yerine getirilebileceğine kadar çeşitli savlar kullanılırken biz de adeta bir sürpriz olarak gelen Çanakkale Deniz Zaferinden sonra kara savaşları boyunca önce halkı sonra da zamanla İslam dünyasını toptan cepheye koşmaya teşvik var. Büyük bir kurtuluş hamlesine Çanakkale Savaşları’nı dönüştürme gayreti izleniyor"diye konuştu.
Halil Ersin Avcı, hangi ülkelerin daha fazla medyayı kullandığıyla ilgili ise şunu tespit etmiş: "En önde direnen Osmanlılar var hemen ardından İtilaf Devletleri’nin yardımını bekleyen Ruslar, onları İngilizler ve İngiliz dominyonundaki ülkeler(Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda vs) takip ediyor. Bundan sonra ne kadar çok müttefik askeri Çanakkale’de meşgul olursa Avrupa’da o kadar çok rahat edecek Almanya ve askerlerinin her birine Almanya’ya karşı acilen ihtiyaç duyan Fransa yer alıyor. En rahat ve tuzu kuru ise Amerika Birleşik Devletleri, herkesin güç kaybetmesini bekliyor ve adeta pazarı kendi toplamayı hedefliyor. "
"İnsanlar olup biten hakkındaki tüm bildiklerini gazete ve dergilerden öğreniyorlardı" diyen Avcı, "Gazeteler sabah ve akşam baskıları yapıyorlar, devlet halka duvar afişleri, kartpostallar vasıtasıyla doğrudan tesir ediyordu. I. Dünya Savaşı çıktığında medyanın önemini fark etmiş liderler daha ilk günlerden itibaren gücünü kullanmaya başlamışlardı. Ancak medyanın kısa zamanda yeni bir savaş alanı olacağını, halkları meydanlara toplayacak kadar büyük önem taşıyacağını belki de kimse tahmin etmemişti. Yazılı basın, kamuoyunun yönlendirilmesinde, insanların cepheye koşmasında büyük bir rol üstlendi. O kadar ki, gazete tirajları adet bakımından bu günlerdekilere yaklaştı. Gazeteler sabah ve akşam baskılarını 5 ila 10 misli katladılar" şeklinde konuştu.







