
Nihayet dergi ekim sayısı çıktı. Her ay çok iyi bilip yaşadığımız ama görmezden gelinen konuları işleyen dergi, yeni sayısında pandemi günlerinde sıklıkla gündemimizde olan ve giderek daha da sorunsallaşmaya başlayan can sıkıntısını ele aldı. Nihayet derginin bu dosyası Beyza Karakaya’nın “Can Sıkıntısının Tarihi ve Tarifi” başlıklı yazısıyla başlıyor. Karakaya, bu kavramın icadına ve tarihsel sürecine mercek tutarken derginin diğer sayfalarında “Hayat Can Sıkıntısıyla Geçer mi Hiç?” gibi başlıklı pek çok yazı var.
Can sıkıntısı gerçekte var olan bir şey midir? Tarih, psikoloji, sosyoloji, felsefe onu nasıl tanımlar; edebiyat nasıl yorumlarla karşımıza çıkarır? Biz modern insanların canı neden sıkılıyor? Peki, bizden öncekilerin, mesela en yakın tarihte dedelerimizin ve ninelerimizin de canı sıkılır mıydı? Bu ay tüm bu sorulara farklı disiplinler ve başlıklarda cevaplar aradık. Ve ortaya pandemi günlerinde sıklıkla gündemimiz olan ve giderek daha da sorunsallaşmaya başlayan bir “can sıkıntısı” dosyası çıktı.
Hayat Can Sıkıntısıyla Geçer mi Hiç?
Nihayet’in Kayıtlar, Hayat Memat ve Kültür Atlası sayfalarında da okuru birbirinden önemli yazılar bekliyor.
- Ayrıca,
- Kelimat Sanat Evi’nde sergisi devam eden İpek Mursaloğlu sanat yolculuğunuMerve Akbaş’a anlatırken,
- Ömer Torlak“Görünür Olma Telaşındaki İnsanın Unuttuğu”
- İbrahim Baran, Afrika seyahatlerinden sonra değişen Afrika algısı,
- Mustafa Uçurum, “Sürgün’den Beyrut Manzaraları” yazılarıyla Ekim sayısına katkı sağlıyor.












