Beyoğlu'nda İstiklal Caddesi'nde bir pasaj Hacopulo. Yıllara meydan okuyan tarihi pasajın ruhunu yitirdiğini söyleyen esnaf eski günleri özlemle anıyor
İstiklal caddesinin kalabalığından sıyrılıp Hacopulo Pasajı'nın sakin dünyasına adım atmak insanı rahatlatıyor. Bu pasaj yılların yaşanmışlığını taşıyor üzerinde. Telaş içinde pasajdan geçmediğiniz bir anınızdaysanız kafanızı kaldırıp dükkânların üzerindeki binalara bakın. Şimdi boş olan bu eski evlerde çok değil bundan yirmi-otuz yıl önce yaşayan insanlar varmış. Şimdi harabeye dönen binalarda yaşayan gayrimüslim vatandaşlarr evlerini terk edince pasajın ruhunu da birlikte götürmüşler. Piyano tamircileri, radyo imalatçıları, özel mayo yapanlar ve daha birçok özel işler çıkaran gayrimüslim esnafın gitmesi de pasaj için yeni bir dönemin başlangıcı olmuş. Şimdilerde birkaç kişi kalmışlar. Özel müşterilerin sıcak sohbetleri yerini, gelen geçenlerin yabancı bakışlarına bırakmış. Pasaja hareket getiren tek şey ise çaycı Mustafa ağabeyin dükkanına yaz kış demeden gelen gençler. Çoğu, pasajın tarihi hakkında pek bir şey bilmiyor. Yazın merdivenlerine dizildikleri kışın ise paltolarını çıkarmadan büzülerek oturdukları Mustafa ağabeyin dükkanından ve lezzetli çaylarından vazgeçemiyorlar. Madam Katya, Erol Bey , Odabaşı ve çaycı Mustafa pasajın en eski sakinleri, hepsi eski tatlarının kalmadığını söylüyor. 6-7 Eylül olaylarından sonra hiçbir şeyin eskisi olmadığını belirten esnaf Beyoğlu gibi pasajın da anlamını yitirdiğine inanıyor. Yine de İstiklal'e yolunuz düştüğünde Mustafa ağabeyin çayından yudumlarken pasajın tarihe tanıklık eden duvarlarına bakıp nostalji yapmanın zamanı.
Şapka dükkanı işleten Madam Katya annesinin mesleğini devralmış. Çocukluğunu pasajda geçiren Madam Katya Beyoğlu'nun değişen ve yozlaşan havasının doğal olarak pasaja da yansıdığını dile getiriyor: “Eskiden insanlar en güzel kıyafetlerini giyip Beyoğlu'na tiyatroya gelirlerdi. Şimdi sadece yemek yemeye alışverişe, eğlenmeye geliyorlar. Artık kaliteden anlayan insanlar Beyoğlu'na gelmiyor. İstiklal caddesine çıktığında göreceğiniz şey bir sürü restoran oluyor.” Yalnızca özel müşterileri olan Madam Katya annesinin hatırasını yaşatmak için özel müşterilerine şapka yapmaya devam ediyor..
Hacopulo'nun en eski esnaflarından biri olan Erol Bey 1970 yılından beri pasajda çalışıyor. Çalıştıkları dükkanı Ara Güler'in babası Dacat Güler'den devralmışlar. O dönem Dacat Bey'in eczane olarak kullandığı dükkan şimdi bir diş deposu. Dacat Bey'in sanatçılara pudra yapıp sattığı dönemlerde birçok ünlü yıldızla yakından tanışmış Erol Bey. Şimdilerde ise Ara Güler geçmişi yad etmek için dükkana gelip kahvelerini içiyormuş. Piyano tamircisi Pier, radyo imalatçısı Macal ve daha birçok gayrimüslim esnafın özel bir renk kattığı pasajın onların gitmesiyle eski ruhunu yitirdiğini ifade eden Erol Bey, eski günleri özlemle andığını belirtiyor.
Pasajın odabaşısı Malatyalı Celal Bey babasından devraldığı mesleği sürdürüyor. Ömrü pasajda geçen Celal Bey de hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını söyleyenlerden. 6-7 Eylül olaylarını dün gibi hatırlayan odabaşı o günleri şöyle anlatıyor: “Yağmacıların kapıları kırmasına engel olmaya çalıştık. Fakat başarılı olamadık Pasajın içine girdiklerinde burada bir kilise vardı ve oraya yöneldiler. Kapıyı açmam için ısrar ettiler. Dayak yedim ama kapıyı açmadım. Çok acı olaylar yaşandı tabi o zamanlar. Ardından sıkıyönetim ilan edildi pasajdaki esnaf moralman çökmüştü. Burada bazı Türk arkadaşlar pasajın ortasına masaları dizip sofralar kurdu. Gayrimüslim arkadaşlara destek olmak için eğlence düzenlendi. O gün hiç aklımdan çıkmaz. Yıkıntıların arasında kurulan sofrada her şeyi unutup sohbet etmiştik.”
İsmi 1980'lerde Danışman, sonra da Han Geçidi olarak değiştirilen, ancak İstanbulluların hâlâ sadakatle Hacopulo, ya da Hazzopulo olarak andığı han, 136 yıllık tarihinde pek çok olaya, insan hayatına tanıklık etti. Pasajı kimin inşa ettirdiği hakkında farklı bilgiler mevcut. İstanbul Ansiklopedisi'nde, adını ilk sahibi zengin Rum tüccar olan M. Hacopulo'dan aldığına dair kayıt var. Başka bir kaynakta ise İstanbul'un en ünlü Rum bankerlerinden ve Adalar'ın eski belediye başkanlarından Kiryako John Hacopulos tarafından inşa edildiği belirtiliyor.






