
Sultan Abdülaziz’in Türk ve Batı müziği bestelerinden oluşan özel bir konser, bu akşam AKM’de dinleyiciyle buluşacak. Türk müziği alanında bestelediği eserleri seslendiren ekibi yöneten Aylin Şengün Taşçı’yla Abdülaziz’in bestekârlığını konuştuk. Taşçı, “Türk müziği, onun için aidiyet ve gelenek alanıdır. Batı müziğinin ise arayış ve temas alanı olduğunu söyleyebiliriz” dedi.
Sultan Abdülaziz’in Türk ve Batı müziği bestelerinden oluşan özel bir konser, bu akşam saat 20.00’de Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Tiyatro Salonu’nda dinleyiciyle buluşacak. Abdülaziz’in Türk müziği alanında bestelediği eserler Doç. Dr. Aylin Şengün Taşçı yönetimindeki Osmanlı Dönemi Müziği Uygulama ve Araştırma Merkezi (OMAR) İcra Heyeti sanatçıları tarafından seslendirilecek. Bestekârın Batı müziği alanındaki eserlerini ise Bora Kayalar yönetimindeki Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Modern Folk Müziği Topluluğu sanatçıları icra edecek.
Sultan II. Abdülhamid’in yaşayan 3. kuşaktan torunu Harun Abdülkerim Osmanoğlu ve 4. kuşaktan torunu Nurhan Osmanoğlu’nun izleyici olarak katılacağı konserde, Sultan II. Abdülhamid’in 5. kuşak torunu Saara Osmanoğlu da bir eser seslendirecek. Bu özel konseri Aylin Şengün Taşçı’yla konuştuk.
19. YÜZYIL OSMANLI MÜZİĞİ DİNLENECEK
Konserin, Osmanlı’nın son döneminde müzikle kurulan çok katmanlı ilişkinin sahneye taşındığı tarihî bir sunum olacağını belirten Taşçı, şunları söyledi: “Sultan Abdülaziz hem devlet adamı hem bestekâr kimliğiyle müzik tarihimizde istisnai yere sahip padişah bestekârlarımız arasındadır. Konserimizin ayırt edici yönü, Sultan Abdülaziz’in Türk müziği ve Batı müziği alanındaki eserlerinin aynı program içinde, iki farklı icra geleneğiyle ama ortak bir tarih bilinciyle sunulmasıdır. Böylece izleyici, tek bir şahsiyet üzerinden 19. yüzyıl Osmanlı müzik dünyasının zihinsel ve estetik ufkunu doğrudan deneyimleme imkânı bulacak. Özellikle Batı müziği alanındaki eserleri, konser programlarında nadiren yer bulmuş çalışmalardır. Ayrıca konserin başlangıcında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hikmet Toker’in Sultan Abdülaziz’i değişik yönleriyle ele alan mini sunumu konserin içeriğine farklı bir zenginlik kazandıracak.”

TÜRK MÜZİĞİ TARAFI AĞIR BASAR
Sultan Abdülaziz’in hem Türk müziği hem de Batı müziği alanında beste yapmasının yüzeysel bir “etkilenme” değil, bilinçli ve derinlikli bir kültürel temasın sonucu olduğunu dile getiren Taşçı, şöyle konuştu: “Türk müziği, onun için aidiyet ve gelenek alanıdır. Batı müziğinin ise arayış ve temas alanı olduğunu söyleyebiliriz. Nicelik ve süreklilik açısından Türk müziği tarafı daha ağır basar. Ancak Batı müziği eserleri, dönemin Osmanlı entelektüel dünyasının dış dünyayla kurduğu sanatsal ilişkiyi çok net biçimde yansıtır. Bunu bir ikilik olarak değil bir bütünlük olarak görmek daha doğru olacaktır. Sultan Abdülaziz’in Türk müziği eserleri, yüksek bir müzikal iddia taşımaktan ziyade üslup bilinci ve makam hâkimiyeti açısından dikkat çekicidir. Bu eserlerde, geleneğe saygılı ama bireysel zevki olan bir bestekâr profili görürüz. Abartıdan uzak, ölçülü ve zarif bir dil söz konusudur. Bu yönüyle eserleri, Osmanlı saray müzik çevresinin estetik anlayışını anlamak için son derece kıymetlidir.”

TARİHSEL TANIKLIK
- Sultan Abdülaziz’in 5. kuşak torunu Saara Osmanoğlu’nun bu konserde bir eserle yer almasının programın sembolik ve duygusal yönünü güçlendiren çok özel bir ayrıntı olduğunu dile getiren Aylin Şengün Taşçı, “Henüz üniversite öğrencisi olan Saara Osmanoğlu profesyonel bir müzisyen değil, sahne hayatı ya da düzenli konser icraları bulunmuyor. Ancak aile geleneği içinde müzikle kurulan bağın tamamen kopmadığını gösteren bu katılım, tarih ile bugünün sessiz ama anlamlı bir temas noktasıdır. Bu yönüyle sahneye çıkışı bir ‘konser performansı’ndan çok, tarihsel bir tanıklık niteliği taşımaktadır” ifadelerini kullandı.









