Seçim MHP Seçim Vaatleri 18 Nisan 1999 | AK Parti Seçim Bildirgesi

MHP Seçim Bildirgesi

SUNUŞ

 

Aziz Türk Milleti,

7 Haziran 2015’te yapılacak olan Milletvekili Genel Seçiminde hedefimiz, milletimizin desteği, Cenab-ı Allah’ın izniyle tek başına iktidar olmaktır.

Biz Türkiye’nin önüne aydınlık ufuklar açarak, ülkemizi ve milletimizi  güvenli bir geleceğe taşımaya kararlıyız.

Türkiye’yi yaşadığı sıkıntılardan kurtaracak program ve projelerimizin yanı sıra 46 yıllık tecrübe, yetişmiş kadrolar ve imanımız iddiamızın kefilidir.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin hem meselelere bakışında hem de çözüm önerilerinin temelinde; Türk milletine millî, manevi ve insanî açılardan seslenen; sevgiyi, adaleti, özgürlüğü, barışı ve güven içinde  bir gelişimi amaçlayan Türk milliyetçiliği anlayışı bulunmaktadır.

 

Milliyetçi Hareket,

. Türkiye’nin millî varlığına ve tarihi misyonuna sahip çıkmanın ve bütün mazlum milletleri kendi ayakları üzerinde başı dik yaşatacak  kutsal bir görevin adıdır.

. “Önce Ülkem ve Milletim” anlayışını kendisine düstur yapan yüce bir davadır.

. Adalette yarışmak, yoksullukla savaşmaktır.

. Türkiye’nin uluslararası gücü ve yüksek prestiji için onurlu mücadeledir.

. “Tek vatan, tek bayrak, tek millet, tek devlet, tek dil” anlayışını hâkim kılma ve yaşatma iradesidir.

. Ahlak, mukaddesat ve Türkiye merkezli yeni bir medeniyet hareketidir.

. Ülkemizin kalkınması, milletimizin refah ve huzurunun temin edilmesidir.

. Yenilikçiliğe, demokratikleşme ve özgürleşmeye, kardeşlik ve barışa açılan siyaset penceresidir.

. Toplumsal onarımı gerçekleştirecek ve huzurlu bir geleceği tesis edebilecek yegâne güçtür.

Milliyetçi Hareket; adalette, demokraside, güvenlikte, kardeşlikte, ahlakta, kalitede, güvende, itibarda ve ekonomide ortaya çıkan  fiyasko, çöküş ve bozulmaları yok edecek, açıkları kapatacak  program ve projeleri ile Türkiye’yi içinde bulunduğu kısır döngüden kurtaracak ve refah içinde bir toplum inşa edecektir.

Uygulayacağımız politika ve projeler ile;

. Ekonomide toparlanma ve canlanma,

. Devlet ve yönetimde onarım ve yeniden yapılanma,

. Uluslararası düzeyde saygınlık ve sözü dinlenir olma,

. Karşılıklı güveni esas alan vatandaş odaklı bir yönetim,

. Adaletine inanılan bir yargı sistemi,

. Devlet ve toplum hayatında ahlak ve kalite,

. Üniter milli devlete yönelen bölücü saldırıların hak ettiği karşılığı aldığı, terörün son bulduğu ve asayişin sağlandığı güvenlikli bir yaşam,

. Temel hak ve özgürlüklerin teminat altına alındığı, hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik bir düzen, tesis edilecektir.

 

Milliyetçi Hareket Partisi olarak;

Kaos, kargaşa, kan ve gözyaşı ile anılır olan küreselleşme sürecinin bir an önce insani bir mecraya sokulmasını ve küresel ölçekte bir adalet hareketine dönüşmesini istemekteyiz. Türk milletinin ve bütün insanlığın barış ve mutluluk içinde insanca  yaşayacağı bir dünya idealinin ise Türkiye merkezli yeni bir medeniyet inşasıyla mümkün olabileceğine inanmakta ve bu doğrultuda  siyaset yapmaktayız.

Demokratik olgunluk ve uzlaşı kültürünün egemen olduğu, dışlayıcı ve ötekileştirici söylem ve üslubun törpülendiği, Türkiye’nin milli ve manevi değerlerinin ortak payda olarak kabul edildiği bir siyaset anlayışının hâkim kılınmasını önemli bulmaktayız.

Parlamenter demokrasilerde egemenliğin yegâne sahibinin millet olduğuna, siyasi iktidarların meşruiyetinin milli iradeye dayandığına, milli iradenin tecelli ettiği yerin ise Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğuna inanmaktayız.

Demokrasiyi; hukukun üstünlüğünün, insan şeref ve haysiyetinin, fikir, teşebbüs, din ve vicdan özgürlüğünün teminatı olarak kabul etmekte; sosyal ve siyasî ilişkilerde, demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla işletilmesini asgari bir gereklilik olarak görmekteyiz.

Sağlıklı bir demokrasinin tesis edilebilmesinin bireysel hakların geliştirilmesine ve bireyin özgürleştirilmesine bağlı olduğunu düşünmekteyiz. Ekonomik, siyasi ve sosyal hayatta, sağlıklı gelişmelerin önünün açılabilmesinin ise fikri hür, vicdanı hür bireylerin yetişmesine fırsat vermekle mümkün olabileceğine inanmaktayız.

Gelinen noktada meselelere salt “siyasî parti” çerçevesinden değil “siyasî duruş”, “ilke”, “amaç ve hedefte uzlaşma” çerçevesinden bakılmasının mecburiyet haline geldiğini değerlendirmekteyiz. Türkiye’nin ve Türk milletinin geleceğe taşınması için benzer hassasiyetleri paylaşan tüm kesimlerin böyle bir bütünleşme ideali etrafında toplanmasının ise içinden geçilen bunalımlı dönemden çıkmanın ilk şartı olduğu fikrini benimsemekteyiz.

 

Bu çerçevede;

. Milli ve manevi değerlerin yıpratıldığına inananları,

. Cumhuriyetin temel niteliklerinin aşındığını düşünenleri,

. Yolsuzluk, usulsüzlük, istismar ve aldatma düzeninden bizâr olanları,

. Siyasi vesayetin her alana hükmetmesinden kaygı duyanları,

. Namusuyla çalışan, helal lokma için ter döken ve bunun sonucunda emeğinin karşılığını görmek isteyenleri,

. Vatan ve millet sevgisi ile Türkiye’nin onurlu ve huzurlu geleceği ortak paydasında aynı duyguları, hassasiyetleri ve endişeleri paylaşanları,

. Gelecek nesillere güçlü ve kalkınmış bir Türkiye bırakma arzusunda olanları,

. Bireysel hakların en geniş anlamda kullanılabildiği, temel hakların güvence altına alındığı müreffeh bir Türkiye inşasına katkı vermeye hazır bulunanları,

. Yolu Ahmet Yesevi’nin, Mevlana’nın, Yunus Emre’nin, Hacı Bektaş-ı Veli’nin yolu olanları,

. Türkiye’nin birliğine, dirliğine ve geleceğine duyarlı, demokrasinin erdemine inanan, tam bağımsız Türkiye ve barış içinde bir vatan bekleyenleri,

“Bizimle Yürümeye”, Türkiye’yi lider ülke yapma yolunda Milliyetçi

Hareket Partisi’ne güç ve omuz vermeye, ortaya koyduğu programa

destek olmaya davet ediyoruz.

Bunu başarabilecek kadro, fikri hazırlık, azim ve irade bizde mevcuttur. Tek ihtiyacımız yüce Türk milletinin güçlü desteğini almaktır. Milliyetçi Hareket sağduyunun ve milli vicdanın sarsılmaz sesidir. Onun için;

Yolsuzluğa, rüşvete, adaletsizliğe ve ahlaksızlığa karşı “Bizimle Yürü”,

Kutuplaşmaya, kaosa, kavgaya ve karanlığa karşı “Bizimle Yürü Türkiye”.

Çözülmeye ve çöken dış politikaya karşı “Bizimle Yürü”,

Bölücülüğe ve ihanete karşı “Bizimle Yürü Türkiye”.

Türkiye’nin kırılan onurunu, kaybolan huzurunu, yok olan kardeşliğini, çürüyen değerlerini, bozulan ekonomisini onarmaya “Bizimle Yürü Türkiye”.

Refah ve mutluluğa, hak ve adalete, güçlü bir demokrasiye, barış içinde bir hayata, ahlaklı bir kalkınmaya “Bizimle Yürü Türkiye”.

Toplumsal onarım ve huzurlu bir gelecek için bir adımın yeter… “Bizimle Yürü Türkiye”.

“Toplumsal Onarım ve Huzurlu Gelecek” adını taşıyan Seçim Beyannamemizi Türkiye’yi bölgesel ve küresel güç yapma hedefi doğrultusunda Milliyetçi Hareket’in sözü olarak aziz milletimizin değerlendirmesine ve onayına sunuyoruz. Gayret bizden, destek milletimizden, takdir Cenab-ı Allah’tandır.

Saygılarımla.

 Devlet BAHÇELİ

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı

 

 

A

AKIL TUTULMASINDAN AKILLI DEVLETE

Türkiye, on iki yılı aşkın bir süredir tek başına iktidar olan bir siyasi partinin kurduğu hükümetler tarafından yönetilmektedir. Bu süre içinde millettin desteği, adalet, huzur ve refah için kullanılmak yerine gerilim, kutuplaşma ve çatışma ekseninde heba edilmiş, “Milli irade” yolsuzluk, adaletsizlik ve bölücülük için kılıf yapılmıştır. Bugünkü Türkiye tablosu milli ve manevi değerlerimizin tahrip edildiği, terörün azdığı, bölücülüğün cesaret bulduğu, işsizlik ve yoksulluğun tırmandığı, yolsuzluk ve adaletsizliğin zirve yaptığı, eğitimin milliliğini kaybettiği, Türkiye’nin uluslararası camiada itibarsızlaştığı, vatandaşların borç yükü altında bunaldığı bir yıkım ve hezimet tablosudur. Türkiye meşruiyetini başka mahfillerde arayan, liyakatsiz ve basiretsiz AKP hükümetlerinin idaresinde, başta Büyük Ortadoğu Projesi olmak üzere emperyalist projelerin taşeronu olma zilletine düşürülmüş, kan, gözyaşı ve katliamlara ortak edilmiştir.

Son yıllarda, Türkiye’nin tek milletli ve tek devletli olarak ilelebet yaşama ülküsünü zedeleyen gelişmeler birbiri peşi sıra meydana gelmiştir. Başta bölücülük hareketlerinin hiç olmadığı kadar güç kazanması olmak üzere, siyasî taviz politikalarıyla terör meselesinin aynı zamanda bir kimlik meselesi hâline getirilmesi, sözde demokratik söylemlerle kılıflandırılan bölücü taleplerin kabul ve karşılık görmesi, Türkiye üzerindeki sosyal ve siyasî basıncın yükselmesi bunlardan bazılarıdır.

Millî kimlik ve milli tarih şuurundan yoksun AKP yönetimleri, sistematik biçimde yürütülen Türk milletini tasfiye projesinin ilmek ilmek örülmesine uygun vasat oluşturmuşlardır. Bu süreçte önce milletin fertleri arasındaki güçlü bağlar gevşetilmeye çalışılmış, bu amaçla çoğu ayrıntı düzeyindeki farklılıklar öne çıkarılmış, tarihi ve kültürel derinliğe sahip ortak değerler kıymetsizleştirilmiştir. Sürekli olarak 36 etnik gruptan söz edilerek toplumda etnik ayrılıkçılık öne çıkarılmış, ötekileştirici bir dil ile de mezhepçilik kaşınmıştır.

“Siyasî/hukuki” kimlik ile “etnik/kültürel kimlik” arasındaki ayrımın anlaşılamaması, “insani hak talebi” ile “etnik /ayrılıkçı imtiyaz talebi” arasındaki farkın da anlaşılamamasına sebep olmuş, bu durum ise bölücülüğün ivme kazanmasına yol açmıştır. “Millet olma hâli”, böylelikle topyekûn ve organize bir saldırıya maruz bırakılmıştır.

“Türk” isminin tüm dünyada zihinlerde çağrıştırdığı ihtişamın içinin boşaltılması çalışmalarına girişilmiş, bu çerçevede, Anadolu coğrafyasında mukim irili ufaklı etnik topluluklarla birlikte telâffuz edilerek “Türk” kelimesinin kapsayıcı, kuşatıcı, heybetli ve en az bin yıldır bir medeniyete gönderme yapan niteliği örselenmiştir. Türk isminin ve tanımlamasının karşılık bulduğu evrensel çerçeve bu şekilde zayıflatılmaya, vatandaşlarımızın bu tanımlamayla olan duygudaşlıkları kurutulmaya ve irtibatları kesilmeye çalışılırken, eşzamanlı olarak bir etnik grubun milletleştirilmesi ve ait olduğu kültür havzasından soyutlanarak emperyalizme yem edilmesi gayretleri de hız kazanmıştır.

Açılım sürecine paralel olarak yapılan birçok yasal ve idari düzenleme, etnisite merkezli, farklılıkları ve ayrımcılığı öne çıkartan bir anlayışla şekillendirilmiş, bu kapsamda sürdürülmekte olan hukuki süreçler, giderek Türkiye’nin üniter yapısını zorlayan bir mahiyete sürüklenmiştir. Bölücü terörle yürütülen müzakere süreci, ne PKK’nın dağdan inmesine ve silah bırakmasına ne de birlikte yaşama iradesinin güçlenmesine yol açmıştır. Sadece taviz ve teslimiyet döngüsünde ilerleyen bir hükümet icraatı ile birliğimiz zedelenmiş ve Türkiye zayıflatılmıştır. Yol kesme, yakma, yıkma, adam kaçırma, bombalama ve katliamlar sürmektedir. PKK terörü Türkiye’nin bekasını, vatandaşın can ve mal güvenliğini, huzur ve refahını tehdit etmeye devam etmektedir.

Bu sonuç AKP’nin “açılım politikası”nın iflas ettiğini, MHP’nin haklılığının bir kez daha ortaya çıktığını göstermektedir. Bize göre zaman geçirilmeden Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Türk milletinin bekasını tehdit eden bölücü terörle mücadele kapsamında yeni bir yaklaşım geliştirilmelidir. Güvenlik kuvvetlerinin savunmacı bir anlayışla kışla ve karakollarına hapsedilmesi uygulamasına ve terör örgütüyle örtülü ve/veya açık müzakerelere derhâl son verilmelidir. Bölücü terör sorununun çözümünün öncelikle terörist unsurların etkisiz hâle getirilmesine bağlı olduğu gerçeği doğrultusunda kendileri de terör örgütünün tehdidi altında olan birtakım siyasî figürlerden medet umma yaklaşımı terk edilmelidir. Eş zamanlı olarak da terör unsurlarının istismar ettiği ekonomik ve sosyal sebeplerin ortadan kaldırılması için tedbirler hayata geçirilmelidir.

Milli birlik ve beraberliğin tesisi ancak ortak değerler ve geçmiş üzerinde inşa edilen bir millet anlayışıyla ve müşterek bir gelecek yürüyüşü ile mümkün olabilecektir. Ortadoğu coğrafyasında yaşanan büyük karmaşa ve kargaşa, hem tarihî ve kültürel ilişkileri, hem de bölgeye olan doğal yakınlığı sebebiyle Türkiye’yi olumsuz etkilemektedir. Aynı zamanda dar bir bürokrasi çevresinin tekelinde ve şahsî egolar ekseninde şekillenen dış politika yaklaşımı, sadece Ortadoğu’da değil, diğer bölgelerde de Türkiye’nin işini zorlaştıracak ve manevra alanını daraltacak bir mahiyet kazanmıştır. Türkiye makroekonomik büyüklükler açısından da gittikçe kırılgan hâle gelmektedir. Gerekli tedbirlerin alınamaması durumunda bu kırılganlıklar, Türk halkı için sarsıcı sonuçlar doğurabilecektir.

Sıcak para akışına dayalı ve üretmekten çok tüketmeye, bilgi ve teknoloji  yoğun, rekabetçi yatırımlar yerine hizmet sektörüne dönük yatırımlara ve rant ekonomisine dayalı yaklaşımlar sürdürülebilir olmadığı gibi, Türkiye ekonomisinin geleceği için de önemli bir risk faktörü oluşturmaktadır. Rekabet gücü yüksek, üretken ve dinamik bir ekonomiye sahip ülkeler, bölgesel ve küresel siyasette daha fazla rol alabilmektedir.

Türkiye’nin böylesi sağlıklı bir ekonomik düzene kavuşması, önümüzdeki yılların şekillenmesini etkileyecek en önemli hususlardan birisi olacaktır. İşsizlik, yoksulluk, gelir dağılımındaki adaletsizlik, eğitim sistemindeki çarpıklıklar ve sosyal güvenlik sistemindeki yetersizlikler ile her alanda yaşanan yozlaşma ve yolsuzluk, Türkiye’nin önünde duran ve köklü temelleri bulunan başlıca sosyo-ekonomik sorunlardır. Politik iklimin sertleştiği, siyasî söylemlerin zaman zaman seviyesiz bir nitelik arz ettiği, uzlaşma kültürünün zayıfladığı, kamplaşmaların körüklendiği ve kardeşlik hukukunun yara aldığı bir Türkiye manzarası, son zamanlarda daha çok konuşulur hâle gelmiştir.

17-25 Aralık’ta deşifre olan yakın siyasi tarihimizin hükümet üyeleri eliyle yapıldığı iddia olunan en büyük yolsuzluk ve rüşvet olayları ile bu iddiaların üstünün iktidar gücü kullanılmak suretiyle örtülmesi; toplumsal huzur, kardeşlik ve güven için en çok ihtiyaç duyulan hak, adalet, eşitlik ve meşruiyet gibi değerlerin örselenmesine ve bu değerlere inancın kalmamasına sebep olmuş, insanların adalet arayışında meşru mekanizmalardan umudunu kesmesine yol açmıştır.

Bu manzara karşısında Türkiye’nin; neredeyse bir asırdır süregelen ve birçoğunun toplumsal karşılığı olmayan tartışmaları bir kenara bırakması, enerjisini müreffeh bir ülkenin inşası ve yüksek değerlerle donanmış yeni bir Türk medeniyeti oluşturulması hedeflerine yöneltmesi gereklidir.

Zira Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve siyasi olarak sağlıklı bir zemine oturamaması ve gelişmiş çağdaş demokratik ülke standartlarına erişememesi; ana çerçevesi çizilmiş, ayrıntıları üzerinde düşünülmüş, devletin ve milletin geleceğe dönük yol haritası olarak müştereken benimsediği bir medeniyet projesinin bulunmamasından kaynaklanmaktadır. Bu çerçeve içinde öncelikle Türk milletinin türedi bir topluluk olmadığı hususunda başta siyasî partiler olmak üzere üst düzeyde bir mutabakat sağlanmalıdır. Türk milletini etnik gruplara göre sınıflandırma gafletinden behemehâl vazgeçilmelidir.

Türkiye’nin sadece bir ülkenin adı değil, görkemli bir medeniyetin ve zengin Türk-İslam geleneğinin mirasını barındıran toprakların adı olduğu; ayrıca bu toprakların batı dışı dünyada yeni buluşma ve uzlaşmalar için bir sembol değeri taşıdığı unutulmamalıdır. Bize göre Türk- İslam medeniyetinin temsil ettiği ruhu ve kök değerleri bugün yeni bir başlangıç noktası yapmak, Türkiye’yi içinde bulunduğu kafa karışıklığından ve kısır döngüden çıkaracağı gibi mazlum milletler için de bir umut ışığı olacaktır.

Türk milletinin başlatacağı yeni bir medeniyet yürüyüşü; manevi iklimini Türk-İslam kaynaklarından, kültürel temellerini kadim değerlerimizden alacaktır. Bu yürüyüş, öncelikle Türkiye’yi kendisine güvenen, kendi gücüyle ayakta duran, başı dik, karnı tok ve özgür insanların yaşadığı onurlu bir ülke hâline getirme yürüyüşüdür. Giderek acımasızlaşan küreselleşme olgusunun insani bir nitelik kazanmasını, adaletsizliklerin azaltılmasını ve milletler arasındaki dayanışmanın artırılmasını hedefleyen insan merkezli bir yürüyüştür.

Türk milleti sahip olduğu engin tarihi tecrübeye ve kültürel derinliğe, demokratik değerlerle teçhiz edilmiş evrensel kazanımları da katarak yeniden büyük bir sentez yaratma imkân ve potansiyeline sahiptir.

Bu anlayışın gerçekleşebilmesi, siyasetin her seviyede toplumla bütünleşmesinin yolunu açacak olan “kesintisiz tam demokrasi” ile devletin toplumdan, tarihten ve millî kimlikten uzaklaşmasına yol açan antidemokratik, gayri milli kural, kurum ve yapıların tasfiyesini; ayrıca Türkiye’nin kendi kabuğunu yırtabilme ve mazlum milletlere medeniyet yapıcı değerleri ulaştırma gücünü yakalayabilmesini sağlayacak kural, kurum ve yapıların ihdasını gerekli kılmaktadır.

Gücünü mukaddesattan, inançlarından, ilkelerinden ve Türk milletinden alan Milliyetçi Hareket Partisi, siyasette “toplumsal merkezi” hem inşa hem de temsil iddiasını taşımaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi çatışmacı değil uzlaşmacı, ayrıştırıcı değil bütünleştirici, kavgacı değil barışçı, ötekileştirici değil kucaklayıcı, bölen değil birleştiren, kaostan değil huzurdan beslenen, Türkiye’yi ve Türk milletini geleceğe birlikte taşıma iradesini ortaya koyan bir siyaset diliyle bu iddiasını pekiştirmektedir. Bireysel hakların en geniş manada kullanımını sağlayarak “hür bireyi”,  güçlü sanayi, güçlü ekonomi, güçlü demokrasi ile yatırım, üretim ve istihdamı artırarak “müreffeh toplumu”; bunlarla birlikte milli birlik ve bütünlük, etkin dış politika, caydırıcı silahlı kuvvetlerin tesisi ile “güçlü devleti” inşa; küresel düzeyde insan haklarını, adaleti, sürdürülebilir kalkınmayı öne çıkararak ise “daha insani bir dünya”nın gerçekleştirilmesini tasavvur etmektedir.

Milli ve evrensel düzeydeki politikalarını bu temel ilke ve kabuller ekseninde şekillendiren MHP; ülkemizin sorunlarını çözecek, Türkiye’yi dünyada saygın, sözü dinlenir, kalkınmış bir ülke yapacak projelerle milletimizin huzuruna çıkmaktadır. Temel proje alanları şu şekilde belirlenmiştir:

.Toplumsal Onarım Sürecinde Devlet ve Yönetim Reformu

. Üreten Ekonomi Programı

. Yoksullukla Mücadele Projesi

. Terörle Mücadele ve Milli Birlik Projesi

. Yolsuzlukla Mücadele, Ahlak ve Kalitenin Tesisi Projesi

Türkiye’de uzunca bir süredir yaşanan “akıl tutulmasının” sona erdirilmesi ve toplumsal bir mutabakatla, birlikte yaşama iradesinin güçlendirilmesi ve vatandaşlarını hor görmek yerine onlara değer veren bir devlet aklının oluşturulması için bu ana projeler ile bunların uygulanmasını düzenleyen alt projeler geliştirilmiştir.

Ayrıca, Türkiye’nin behemehâl çözüme kavuşturması gereken acil sorunlarına ilişkin olarak “Öncelikli Eylem Planı (ÖNEP)” hazırlanmış ve çözüme yönelik süreç takvimlendirilmiştir.

 

 

B

 

ÇAĞIN DİNAMİKLERİNE MİLLİ BAKIŞ

21’nci yüzyılın ilk yılları küreselleşme rüzgârı ile birlikte geleneksel  bazı ittifakların dağıldığı, gelişen teknolojinin üretme, tüketme, yönetme  ve yaşama tarzı üzerinde belirleyici olduğu, küresel sermayenin sınır tanımaz hareketliliğe ulaştığı ve çok boyutlu ortaklıklar ekseninde dünya düzenini yeniden şekillendirme çabalarının devam ettiği yıllar olmuştur. Bununla birlikte daha çok demokrasi, insan hakkı, adalet, barış ve refah artışı beklenilmiştir.

Her ne kadar küreselleşmenin insanlığın ortak refah ve mutluluğunun tesisi gerekçesiyle demokrasinin yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi, hukukun üstünlüğünün hâkim kılınması, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması açısından fırsatlar sunduğu söylense de bu süreç; uluslararası terörizm, göç, etnik çatışmalar, iç karışıklıklar, bölgesel çatışmalar, uluslararası hukuka aykırı çifte standartlar, açlık ve yoksullaşma, zengin ülkelerle fakir ülkeler arasında büyüyen uçurum, demokrasi adına yapılan hukuk ihlalleri, çevresel felaketler gibi sorunlarla birlikte ilerlemiştir.

Bazı güçler bu süreçte önlerine çıkan milli ve insani duyarlılıkları ve kuralları olabildiğince yok saymaya ya da ortadan kaldırmaya çalışarak kendi imtiyaz ağlarını genişletme çabasında olmuşlardır. Bunu yaparken de “insan hakları” bayraktarlığına soyunarak hedef alınan ülkelerde hükümet dışı sivil toplum yapılanmalarını, etnik ve dini unsurları en önemli araç ya da işbirliği aktörü olarak kullanmışlardır. Teknolojik ve ekonomik hâkimiyetin sağladığı üstünlükle etnik kimlikleri kaşıyarak ve milli kimliği zayıflatarak milli devlet yapısını tehdit etmeye yönelmişlerdir.

Küresel saldırı karşısında, asgari müşterekleri zayıflayan, ahenkli bir  toplumsal birliktelik zemini oluşturamayan, ortak karar ve çözüm üretemeyen toplumlar bu süreçte milli direnç kalelerini birer birer kaybetmekle  yüz yüze kalmışlardır. Özellikle etnik ve dini kırılganlığın hâkim olduğu  bölgelerde, kamu düzeni bozularak kaotik bir ortam oluşturulmak suretiyle  çok kimlikli, çok kültürlü, çok dilli ve çok hukuklu parçalı yapıların  oluşumu körüklenmiştir.

Jeopolitik konumu itibariyle çatışmaların, kaos ve kargaşanın odağında  bulunan Türkiye ne yazık ki bu döneme, meşruiyetini çatışmaların  yaşandığı bölgede egemenlik kurma peşinde koşan emperyalist güçlerde  arayan; basiretsiz, istikametsiz, kimliksiz ve kişiliksiz siyaseti ön plana  çıkarmış kadroların yönettiği AKP’li hükümetlerle yakalanmıştır. Büyük  Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı olan bir Başbakan yönetiminde Türkiye,  “demokrasi” vaadi ile girişilen Ortadoğu’ya yeniden şekil verme sürecinde rol üstlenmeye kalkmış, yaşanan çatışma, zulüm, kan, gözyaşı ve milyonlarca  Müslümanın ölümüne ortak olmuştur.

Oysa hukuk devleti ancak araçsallaştırılmamış bir demokrasi ve temiz siyasetle mümkün olabilecektir. Demokrasinin araçsallaştırıldığı bir siyasi ve sosyal ortamda demokrasiye özgü değerler de içeriği olmayan bir söylemden ileri gidemeyecektir.

Öngörüsüz, gerçeklerden uzak, başka ülkelerin önceliklerine görşekillenen politikaların bir sonucu olarak Türkiye, dünyada sözü dinlenir ülke olmaktan çıkmış, yakın coğrafyasında meydana gelen hiçbir gelişmede belirleyici olamayan, tamamen etkisiz bir duruma düşürülmüştür.

Bu gelişmelerin dünyayı ve dünyanın en stratejik bölgesinde yer alan Türkiye’yi ne denli tehdit ettiğinin farkında olan Milliyetçi Hareket Partisi, siyaset sahnesinde yer aldığı geçmiş kırk altı yılda, nasıl ki Türkiye’yi ve insanlığı tehdit eden gelişmeleri kimsenin henüz algılayamadığı dönemlerde önceden görerek kararlı duruşunu ortaya koymuşsa, bugün de küresel tehdidin ülkemizi, bölgemizi ve insanlığı sürüklediği akıbeti görmekte ve buna karşı milli tavır ve politikalar geliştirmektedir.

Bu noktadan hareketle Partimiz; küreselleşme sürecinin insani bir mecraya sokulabilmesinin ve küresel ölçekte bir adalet hareketine dönüşebilmesinin; dünya nimetleri ve teknolojik imkânların tüm insanlığın ortak geleceğine hizmet edecek şekilde kullanılması, insanların temel hak ve özgürlüklerinin teminat altına alınması, kültürler ve medeniyetler arasında ekilmeye çalışılan kin ve nefret tohumları yerine karşılıklı saygı, hoşgörü ve anlayışa dayalı işbirliğinin geliştirilmesi, açlık ve yoksulluğun önüne geçilmesi, terörizmle mücadele için ortak bir tavır geliştirilmesi, kadın ve çocuk hakları ile yaşanabilir bir çevre için seferber olunması halinde mümkün olabileceğine inanmaktadır.

Türk milletinin ve bütün insanlığın barış ve mutluluk içinde insanca yaşayacağı bir dünya ideali, Türkiye merkezli yeni bir medeniyet projesinin hayata geçirilmesiyle gerçekleşebilecektir. Türkiye, sahip olduğu imkân ve kabiliyetlerini, evrensel değerlerle bütünleştirerek küresel ölçekte etkili ve güçlü bir ülke olduğu takdirde, Türk ve İslam dünyası için ana eksen ve cazibe merkezi olabilecektir.

Türkiye MHP yönetiminde, millî varlığına ve tarihi misyonuna sahip çıkarak bugün içinde bulunduğu ataletten kurtulacak; sahip olduğu zenginlikler, köklü devlet tecrübesi ve ortaya koyacağı vakur duruş ile bölgesel güç olmanın ötesine geçecek ve küresel bir oyun kurucu haline gelecektir.

 

 

C

 

“KÜRESEL GÜÇ TÜRKİYE” VİZYONU

MHP’nin “Küresel Güç Türkiye” vizyonu, ülkemizin imkân ve kabiliyetleri ile sahip olduğu potansiyelin, gerçekçi bir şekilde değerlendirilmesi esasına dayanan bir vizyondur. Milliyetçi Hareket Partisi’nin tek başına iktidarında, tarihi ve kültürel birikimi, jeo-stratejik konumu, doğal ve beşeri kaynakları gibi sahip olduğu imkân ve kabiliyetleriyle Türkiye’nin; fırsatları değerlendirmek, tehditleri bertaraf etmek ve imkânları kullanmak suretiyle bölgesel ve küresel bir güç merkezi haline gelmesi ve “Lider Ülke” olması sağlanacaktır.

Türkiye’nin 21’inci yüzyılda lider ülke olma hedefini gerçekleştirmek için öncelikle bütün sosyal kesimlerin tarih, din, kültür gibi ortak değerler ekseninde müşterek bir anlayış ve dayanışma içinde geleceğe birlikte yürüme azim ve kararlılığına sahip olmaları temin edilecektir.

Temel millî ve insanî değerler ile millî ülküler ve hedefler ekseninde sağlanacak toplumsal uzlaşma, Türkiye’nin temel meselelerde görüş birliği içinde olmasını mümkün kılacak ve geleceğe dönük plân ve programların işbirliği içinde uygulamaya konulmasını kolaylaştıracaktır.

Siyasi istikrar içinde ekonomik büyüme, sosyal gelişme ve milli bütünleşmesini sağlamış bir Türkiye; siyasi, askeri, ekonomik ve sosyal açıdan milletler camiasının belli başlı aktörlerinden biri konumuna gelecektir.

Türkiye bölgesinde ekonomik ve siyasi işbirliğine dayalı etkin birlikteliklerin oluşturulması için inisiyatif alarak gerekli kurumsal, hukuki ve siyasi adımları atacak ve bunların hayata geçirilmesini sağlayacaktır.

Türkiye’nin öncülüğünde inşa edilecek olan işbirliği projelerinin içinde yer alacak ülkeler; demokratik standartların yükseltilmesi, refahın artırılması, insan hak ve hürriyetlerinin teminat altına alınması, adaletin hâkim kılınması, barış ve huzurun tesis edilmesi, yoksulluğun kökünün kazınması suretiyle güç kazanacaktır.

Milliyetçi Hareket’in 1990’lı yıllarda siyaset gündemine soktuğu ve bir proje olarak 1999 yılında kamuoyuna takdim ettiği, 2001 yılında ise Sekizinci Kalkınma Planına dâhil edilerek devlet politikası haline getirdiği, Cumhuriyetimizin yüzüncü kuruluş yıldönümünde Türkiye’yi dünyada lider ülke yapmayı hedefleyen “2023 Lider Ülke Türkiye” vizyonunun, 12 yılı aşkın süredir ülke yönetiminde olan AKP hükümetlerinin yetersiz performansı nedeniyle gerçekleşmesi sekteye uğramış, öngörülen hedeflerden uzaklaşılmıştır. 2023’e sekiz yıl kala Türkiye’nin dünyadaki saygınlığı azalmış, bölgesinde belirleyici olabilme vasfı kaybolmuştur.

Bu nedenle 2023’e kadar olan sekiz yıllık iki dönemde MHP iktidarıyla; AKP’nin ülkemize kaybettirdiği zamanın, yaptığı tahribatın ve verdiği açığın bertaraf edilmesi sağlanacaktır.

2015-2019 arasını kapsayan “Onarım, Bütünleşme ve Atılım” döneminin ardından Türkiye, 2023 yılında bölgesel güç ve küresel bir aktör olacak, 2053 yılında ise ekonomik, sosyal, siyasi, teknolojik ve stratejik alanlarda küresel ölçekte etkili bir güç ve lider ülke haline gelecek ve bunu sürdürülebilir kılacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye’yi küresel güç ve lider ülke yapma yolunda kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerle kamuoyunun huzuruna çıkmaktadır.

Kısa vadeli hedefimiz; tek başına iktidar olmak, 2015-2019 yıllarını kapsayan birinci iktidar dönemi sonuna kadar tahrip edilen Türkiye’nin onarılmasını, çözülen milletin bütünleştirilmesini, demokrasinin güçlendirilmesini sağlamak; ekonomik, siyasi, sosyal ve teknolojik alanlarda yapılacak atılımlarla Türkiye’yi içine girdiği kısır döngüden çıkarmak ve sıçrama yapmasını temin etmektir.

Orta vadeli hedefimiz 2019-2023 yıllarını kapsayan ikinci iktidar dönemi sonunda 2023 yılında, Türkiye’nin bölgesel güç haline gelmesi, siyasi ve sosyal sorunları aşarak küresel ölçekte söz sahibi olmasıdır. Uzun vadeli stratejimiz ise 2053 yılında Türkiye’nin “Küresel Güç ve Lider Ülke” olmasını sağlamaktır.

MHP, Türkiye merkezli yeni bir medeniyet ve yeni bir dünya tesis etme anlayışını kendisine siyasi misyon olarak kabul etmiştir. Bu misyon, hem Türkiye’yi lider ülke konumuna taşıyacak, hem de başta Avrasya coğrafyasındakiler olmak üzere, bütün mazlum milletlerin hür ve onurlu bir şekilde yaşamasına vesile olacaktır.

Bunu başarmanın şartı, öncelikle Türkiye’nin teslimiyetçilikten kurtulması ve Türk milletinin özünü temsil eden değerlere yönelmesinden geçmektedir.

Kendi milli ve tarihi değerleri ile barışık, sorun çözme kabiliyetine sahip, siyaset üretme kapasitesi yüksek, etkin bir devlet düzeni kurmuş, kaynaklarını üretime seferber edecek bir ekonomi modeli uygulamaya koymuş ve küresel sistemde saygın konuma gelmiş güçlü bir Türkiye; 21’inci yüzyılda dünya siyasetine ve ekonomik hayatına mührünü vuracaktır.

MHP, 2015-2023 yıllarını kapsayan sekiz yıllık dönemde bölgesel güç ve küresel aktör haline gelmiş bir Türkiye’yi oluşturmaya kararlıdır. Bunun gereği olarak tek başına iktidara talip olmakta ve bu hedefe matuf program ve projelerle Türk milletinin huzuruna çıkmaktadır. Birinci İktidar Dönemi: 2015-2019 Yıllarını Kapsayan “Onarım, Bütünleşme ve Atılım” Dönemi

Bu dönemde Türkiye’nin küresel güç olması yolunda ihtiyacı olan çağdaş normlarda bir devlet ve toplum düzeninin gerektirdiği kurum ve kurallar tesis edilecektir. Bununla birlikte, AKP hükümetlerinin eseri olan anti-demokratik, vesayetçi, kayırmacı, hukuk tanımaz, kişi güvenliğini ihlal edici, özgürlükleri kısıtlayıcı her türlü iş, işlem, kural ve kurumlar bütün unsurlarıyla ele alınarak bozuk düzene son verilecektir.

AKP’nin devletin kurumları, milli ve manevi değerlerimiz ile vatandaşlar üzerinde oluşturduğu her türlü tahribat onarılacak, kuvvetler ayrılığı ilkesinin gerekleri tesis edilecek, korku ve şüphe gibi travmalar toplum üzerinden kaldırılacaktır. Bu dönem vatandaşlarımız arasındaki ayrışma ve kutuplaşmanın ortadan kaldırıldığı, devlet ile milletin, demokrasi ile cumhuriyetin buluşturulduğu, kurumlar ile vatandaş arasındaki güven bunalımının giderilerek her alanda güvenin tesis edildiği bir dönem olacaktır. Tüm toplum kesimleri ve aktörler arasında uzlaşmanın tesis edileceği bu dönemde yasal ve idari tedbirlerle birlikte “yönetim üslubu” uzlaşmanın temel dinamikleri olacaktır.

Her bakımdan toparlanmanın sağlanacağı bu dönemde; öncelikle toplumsal uzlaşma niteliği taşıyan sonuç alıcı bir Anayasa yenileme girişimi başlatılacaktır. Terör tamamen bitirilerek toplumsal huzur ve güven tesis edilecektir. İşsizlik ve yoksulluk sorunu önemli ölçüde hafifletilerek vatandaşlarımızın refah düzeyi yükseltilecektir. Devletin ve milletin bütünlüğünü esas alacak şekilde devlet teşkilatı yeniden yapılandırılacaktır. Demokrasi tüm kurum ve kurallarıyla işler hale getirilecek, temel haklar teminat altına alınacak, bireysel özgürlükler güçlendirilecektir.Toplumun eğitim ve sağlık düzeyi yükseltilerek yaşam kalitesi iyileştirilecek, gelir dağılımı adil hale getirilecek, bilim-teknoloji ve yenilik yeteneği güçlendirilecek, yeni teknolojiler geliştirilecek, ulaşım ve altyapı hizmetlerinde etkinlik artırılacak, çevre korunarak ekonomik ve sosyal yapıda dönüşüm büyük ölçüde gerçekleştirilecektir.

Ayrıca, devletin düzenleme, gözetim ve denetleme fonksiyonları geliştirilecek, yerel yönetimler hizmet bakımından güçlendirilecek ve hür bir medya ve sivil toplum kuruluşları yapısı oluşturulacaktır. Yüksek standartlı bütün kamu hizmetleri herkes için erişilebilir ve kullanılabilir olacaktır.

Bilgi teknolojilerinin kullanımı yaygınlaştırılacak; özel sektörün, sivil toplumun, kamu kurum ve kuruluşlarının iş ve işlemlerinin yürütülmesinde e-kültürün tesisi sağlanacaktır.

Yargının işleyişinde ve temel unsurlarında hizmet kalitesi artırılacaktır. Hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti gerekleri çerçevesinde, yargılama sürecinin hızlı, adil, güvenli ve isabetli şekilde işlemesini temin edecek gerekli hukuki ve idari düzenlemeler yapılacaktır. Yargı kurumları üzerindeki tahakküm kaldırılacak, bağımsız yargı teminat altına alınacaktır.

Ülkemizin sahip olduğu doğal kaynakların korunma ve kullanma şartları belirlenerek bilinçsiz kullanma ve tahribat önlenecek, bu kaynaklardan etkin ve verimli bir şekilde yararlanılmasını temin edecek çevre yönetim sistemleri oluşturulacaktır.

Gıda güvencesinin ve güvenliğinin sağlanması ile doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı gözetilecek, örgütlü ve rekabet gücü yüksek bir tarımsal yapı oluşturulacaktır. Sosyal güvenlik sistemi; mevcut aksaklıkları giderilerek nüfusun tümünü kapsayan, toplumun değişen ihtiyaçlarını karşılayabilen, mali sürdürülebilirliği olan ve kaliteli hizmet sunan bir yapıya kavuşturulacaktır.

Orta ve yüksek teknolojili üretim yapan sektörlerde yenilikçilik faaliyetlerine ve Ar-Ge altyapısına öncelik verilecektir. Türk girişimcisi dünya ölçeğinde üreten ve satan, rekabet gücü yüksek girişimci haline gelecektir.

Muhtaç insanlar devletin tam koruması altına alınarak yoksullukla etkin bir şekilde mücadele edilecektir.

Araştırmacı insan gücü yetiştirilmesine önem verilecek, bilgi ekonomisi ve inovasyon için gerekli ortam oluşturulacaktır.

Bölge ülkeleri ile ilişkiler, sıkı ve kalıcı bağlarla güçlendirilecek, bölgeye yönelik yeni ekonomik ve siyasi girişimlerde bulunulacak ve bölge ülkeleriyle bozulan ilişkilerin onarılmasına bu dönemde öncelik verilecektir.

Türkiye, tüm vatandaşları ile “birlikte yaşama arzusunu” ortaya koyarak iç mücadele için harcadığı enerjisini ülkenin kalkınmasına yöneltme başarısını gösterecektir.

Yapılan teknoloji yoğun, yüksek katma değerli yatırımların üretime dönüşmeye başladığı süreçte, enerji gibi stratejik sektörlerde iç ve dış potansiyel harekete geçirilerek arz güvenliği tam manasıyla sağlanacaktır.

2015-2019 yıllarını kapsayan “Onarım, Bütünleşme ve Atılım” döneminin son yılı, 2015’ten itibaren yapılan hamlelerin sonuç verdiği, Türkiye’nin her bakımdan sıçrama yaparak demokratik, ekonomik, sosyal ve teknolojik kısır döngüden kurtulduğu, 2023 hedeflerinin alt yapısının tamamlandığı bir süreç olacaktır.

Ağırlıklı olarak 2016-2019 yıllarını kapsayacak olan birinci iktidar döneminde; yıllık ortalama yüzde 5,2 büyüme ve 700 bin yeni istihdam sağlanacak, dönemin sonunda GSYH 1,1 trilyon dolara, kişi başına milli gelir 13,3 bin dolara, ihracat 239 milyar dolara yükselecek ve istihdam yaklaşık 29,1 milyon kişiye ulaşacaktır. 2014 yılında yüzde 45,5 olan istihdam oranı, dönem sonunda yüzde 47,8’e çıkarılacaktır.

 

İkinci İktidar Dönemi: 2019-2023 Yıllarını Kapsayan “Bölgesel Güç, Küresel Aktör Türkiye” Dönemi

2019-2023 yıllarını kapsayan MHP iktidarı Türkiye’nin bölgesel güç ve küresel aktör olma, 2023 yılı vizyonunu yakalama dönemi olacaktır. Yıllar öncesinden uzun vadeli stratejik hedef olarak ortaya koyduğumuz “2023’te Lider Ülke Türkiye” siyasi vizyonunun temel amacı; ülkemizin, çağdaş dünyayı Türkçe algılama ve değerlendirme yeteneğine sahip, küresel düzeyde etkili ve ekonomide dünyanın ilk 10 ülkesinden biri olan “lider ülke” konumuna yükseltilmesidir.

MHP’nin 2023 vizyonu çerçevesinde ortaya koyduğu politikalar, Türkiye ve dünya gerçekleri dikkate alınarak geliştirilmiş, erişilebilir nitelikte hedefler olsa da, AKP iktidarı ile geçen on iki yıllık dönemde Türkiye bu hedeflerin çok gerisinde kalmıştır. Ancak, ülkemizin sahip olduğu kaynakların “2023 yılı kalkınma hedefleri” doğrultusunda harekete geçirilmesi için geç değildir. MHP bu potansiyeli harekete geçirecek birikime ve donanıma sahiptir. AKP’nin on iki yıllık tahribatına rağmen 2015-2019 yıllarını kapsayan ilk MHP iktidarı dönemi ve ardından 2019-2023 yıllarını kapsayan ikinci MHP iktidarı döneminde Türkiye’nin, yapacağı sıçrama ile 2023’yılında “bölgesel güç ve küresel aktör” olması sağlanacaktır.

2019-2023 dönemi MHP iktidarında kaynaklar harekete geçirilerek, ileri teknoloji kullanan, yüksek katma değer ve istihdam yaratan, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip bir üretim yapısı tesis edilecektir.

Bilgi toplumu olmanın bütün unsurları sağlanmış olacaktır.

“Türk Malı” markalı ürünler dünya markası haline getirilecek ve dünyanın her yerinde en çok aranan ürünler olacaktır.

Uluslararası işbirliğine açık yerli enerji sanayi kurulacak, ileri teknoloji kullanılarak yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanılacak, enerji bağımlılığını en aza indirmiş Türkiye, uluslararası enerji piyasasının önemli aktörlerinden olacaktır.

2023 yılına kadar olan dönemde Türkiye malzeme teknolojileri, bioteknoloji ve bilişim teknolojileri alanında ciddi atılım yaparak teknolojik rekabet üstünlüğü kazanacaktır.

İnsanın yaşam standartlarının artmasını sağlayan, refah düzeyini yükselten, kaliteli üretimi gerçekleştiren teknolojiler uygulamaya konulacaktır.

Türkiye, uzayın imkânlarından yararlanabilen bir ülke haline gelecek ve gelişmiş uydu üretme teknolojisi yetkinliğine kavuşacaktır.

Eğitim çağındaki nüfusun eğitim sisteminde ortalama kalma süresi 15 yılın üzerine, ilk ve ortaöğretimde okullaşma oranı yüzde 100’e ve örgün yükseköğretimde okullaşma oranı ise yüzde 75’e çıkarılacaktır.

Bin kişi başına düşen tam zamana eşdeğer araştırmacı sayısı 3’e, Ar-Ge harcamalarının GSYH’ya oranı yüzde 3’ün üzerine çıkartılacaktır.

İnsanın insan olmaktan kaynaklanan temel hak ve hürriyetleri tartışmasız bir şekilde teminat altında olacak, hukukun üstünlüğü tam olarak tesis edilecek ve Türkiye’nin içinde yer aldığı uluslararası hiçbir siyasi projede bu hakların ihlaline fırsat verilmeyecektir.

Bu dönem aynı zamanda, ülkemizin milletler camiasında saygınlığının arttığı, vatandaşlık bilincinin geliştirilerek herkesin Türk vatandaşı olmaktan gurur duyduğu bir dönem olacaktır. Böyle bir ülkede yaşamanın değerli olduğuna bütün vatandaşlarımız inanacak ve hiç kimse farklılıkların bölünme ve ayrışma unsuru olması yönündeki çabalara itibar etmeyecektir.

2015 yılında başlayan “Onarım, Bütünleşme ve Atılım” döneminden sonra, mevcut kaynak, imkân ve kabiliyetlerin stratejik bir vizyonla harekete geçirilmesi; vatandaşlık bilincinin güçlendirilmesi; tarih ve inanç temelinde kaynağını bulan ortak değerler ekseninde bütünleşilmesi; dünya ölçeğindeki karar süreçlerinde söz sahibi olunması MHP’nin tek başına iktidarında geçecek olan sekiz yıllık dönemin sonunda gerçekleştirilmiş olacaktır.

Yıllık ortalama yüzde 6,6 büyüme ve 1 milyon 25 bin yeni istihdamın sağlanacağı bu dönemin sonunda GSYH 1,7 trilyon dolara, kişi başına gelir 20 bin dolara, ihracat 400 milyar dolara yükselecek ve istihdam 33,2 milyon kişiye ulaşacaktır. İstihdam oranı ise dönem sonunda yüzde 52,5’e çıkarılacaktır.

Orta Vadeli Türkiye vizyonumuz çerçevesinde, 2023 yılına kadar Türkiye’nin şu hedeflere ulaşmasını öngörmekteyiz:

. Gerçek anlamda demokratik bir hukuk devletine bütün yönleriyle işlerlik kazandırmak,

. Yüksek demokrasi standartlarını yakalamak,

. Yargı bağımsızlığını ve hukukun üstünlüğünü teminat altına almak,

. Hak ve özgürlükleri dünya standartlarına çıkarmak,

. Temiz toplum-temiz siyaset anlayışını hâkim kılmak,

. Yolsuzlukların kökünü kurutmak, yozlaşmaya yol açan sebepleri ortadan kaldırmak,

. İçerde huzurlu ve güvenli, dışarıda onurlu ve itibarlı bir ülke olmak,

. Ekonomik ve teknolojik gelişmeyi sağlamak, “milli yenilik sistemi” oluşturmak,

. Üretim kapasitesini, sanayi ve enerji alt yapısını dünya standartlarının üzerine çıkarmak,

. Tarımda kendine yeterli olmanın ötesine geçerek bölge ve dünya pazarına yüksek katma değerli işlenmiş tarım ürünü satabilir hale gelmek,

. Kayıtdışı ekonomiyi kayıt altına almak ve vergi adaletini sağlamak,

. Doğal kaynakları optimum düzeyde değerlendirmek,

. Enerjide yerli, yeni ve yenilenebilir kaynaklara yönelerek dışa bağımlılığı azaltmak,

. Dezavantajlı ve muhtaç durumda olan vatandaşlarımızın diğer toplum fertleriyle aynı düzeyde yaşam sürmesini temin edecek yapıyı oluşturmak,

. Gelir dağılımındaki adaletsizliği gidermek,

. Sosyal güvenlik ve sosyal adaleti bütün icaplarıyla tesis etmek,

. İşsizlik ve yoksulluğu ortadan kaldırmak,

. Köklü bir eğitim reformu gerçekleştirmek ve bilgi toplumu dönüşümünü tamamlamak.

. Vatandaşlarımızın kimseye muhtaç olmayacağı ve insanca yaşayacağı bir sosyal refah düzenini tesis etmek,

Bu hedeflere ulaşmış bir Türkiye’de;

. Siyasi, sosyal ve ekonomik istikrar sağlanmış,

. Toplumsal yaralar sarılmış ve kronik sorunlar çözülmüş,

. Ortak milli ve manevi değerler ekseninde bütünleşilmiş,

. Milli birliğin siyasi, sosyal ve kültürel temelleri güçlendirilmiş,

.Terör tamamen sona erdirilmiş,

. Cumhuriyet’in temel nitelikleri ile milli ve manevi değerler, siyasi ve toplumsal çatışma alanı ve aracı olmaktan çıkarılmış,

.Zengin ortak değerlerin bütünleştiriciliğinde milli şuur oluşturulmuş,

. Husumetin yerini sevgi, ayrışmanın yerini kucaklaşma almış,

. Bin yıllık kardeşlik hukuku yüceltilmiş, olacaktır.

 

Uzun Vadeli Strateji: “Küresel Güç Türkiye Vizyonu”

MHP’nin uzun vadeli stratejik hedefi Türkiye’nin 2053 yılında “Küresel Güç ve Lider Ülke” olmasıdır. Bu hedefin gerçekleştirilebilmesi için Türkiye’nin doğal ve beşeri kaynakları ile ekonomik sosyal ve teknolojik imkân ve fırsatlarının harekete geçirilmesi ve kararlılığın en güçlü şekilde ortaya konulması, MHP iktidarlarıyla mümkün olacaktır.

MHP’nin birinci ve devam eden iktidarları döneminde Türkiye’nin her alanda küresel belirleyici aktörlerden birisi olması sağlanacaktır. Türkiye üretim yapısı ileri teknoloji kullanan, yüksek katma değer yaratan ve küresel ölçekte rekabet gücüne sahip bir ülke olacaktır.

Böylesi bir gelişimi yakalamış Türkiye, devam eden yıllarda göstereceği üstün performans ile 2053 yılında küresel güç ve lider ülke olma hedefine ulaşacaktır.

2053’te Türkiye’nin nüfusu 100 milyonu, istihdam ise 50 milyonu bulacaktır. İhracat 3,2 trilyon dolara, Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla 10 trilyon dolara, kişi başına düşen milli gelir ise 100 bin dolara ulaşacaktır.

Türkiye küresel düzeyde söz sahibi, siyasi, ekonomik ve diplomatik alanda belirleyici bir güç olacak; silahlı kuvvetleri dünyanın en güçlü ve caydırıcı üç ordusundan biri konumuna gelecek; eğitim, sağlık, adalet, hukuk, toplumsal cinsiyet eşitliği, çocuk hakları, sürdürülebilir kalkınma, sağlıklı çevre ve engelli yaşama şartları gibi evrensel normları esas alan insani gelişmişlik endeksinde en üst sıralarda yer alacaktır. Bilime, teknolojiye, insanlık yararına gelişmelere katkı yapacaktır. Dünyanın her yerinde yüksek teknolojili “Türk Malı” markalı ürünler yer alacak ve en çok tercih edilen ürünler olacaktır.

Türkiye 2053 yılında, uzayın imkânlarından etkin şekilde yararlanacak, uluslararası enerji piyasasının belirleyici aktörlerinden olacak, ürettiği değerlerle birçok alanda teknolojik rekabet üstünlüğü kazanacaktır. Türkiye’nin lider ülke olmasıyla Türkçe, dünya üzerinde öğrenilen ve konuşulan en yaygın dillerden birisi olacaktır.

Eğitim çağındaki nüfusun eğitim sisteminde ortalama kalma süresi 18 yılın üzerine, ilk ve ortaöğretimde okullaşma oranı yüzde 100’e, örgün yükseköğretimde ise yüzde 90’ın üzerine çıkarılacaktır.

OECD tarafından geliştirilen ve ülkelerde eğitim kalitesini ortaya koyan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programında (PISA) OECD ülkeleri arasında ilk 10 arasına girmesi sağlanacaktır. Türkiye kalkınmış demokratik yapısı ile sahip olduğu kültürel birikimini ve kadim değerlerini, küreselleşmenin daha insani bir nitelik kazanması yolunda kullanacak; dünyanın hiçbir yerinde açlık ve hastalıklar nedeniyle çocukların ölmediği, kimsenin zalimane davranışlara muhatap olmadığı, başta yaşama hakkı olmak üzere temel insan haklarının teminat altına alındığı, evrensel düzeyde “adaletin” tesisini esas alan, Türkiye merkezli yeni bir medeniyet inşasını gerçekleştirmiş olacaktır.

 

 

                                                                           2014     2019       2023       2016-19 Ort.              2020-23 Ort.

Büyüme                                                               2,9        6,1          6,8            5,2                               6,6

GSYH (Trilyon dolar)                                             0,8        1,1          1,7

Kişi Başı Gelir (Bin Dolar)                                     10,4       13,3        20,0

Sabit Sermaye Yatırımları / GSYH (%)                  20,4        23,9       28,9          22,1                               27,1

Yurt İçi Tasarruflar / GSYH (%)                            15,2        19,4       23,8          17,9                                22,1

Üretim Faktörlerinin Büyümeye Katkısı (%)

Sermaye Oluşumu                                              64,8         44,7      53,0          45,5                                49,9

İstihdam                                                            104,2        27,7     30,8           29,1                                30,0

Toplam Faktör Verimliliği                                     69,0 -       27,6     16,2           25,4                                20,1

İstihdam (Milyon Kişi)                                          25,9        29,1      33,2

İstihdam Artışı (Bin Kişi)                                     700         1.025

istihdam Oranı (%)                                              45,5        47,8       52,5

İşgücüne Katılım Oranı (%)                                 50,5         52,9       55,6

İhracat (milyar dolar)                                          158           239        400

İhracatın Reel Değişimi (%)                                 3,5           9,5         10,3           9,3                                  10,2

İthalat (milyar dolar)                                            242          348         559

İthalatın Reel Değişimi (%)                                  1,2 -         8,2           8,5              7,0                                 8,4

Cari Açık / GSYH (%)                                         5,7           5,2           5,1              5,1                                  5,2

Enflasyon (TÜFE yıllık ortalama)                         8,9            6,0           5,0

 

Yüzyılları bulan mazlum milletlerin sömürülmesini, demokrasi, insan hakları ve adalet adına sürdürülen zorbalık düzeninin bitirilmesini sağlayacak medeniyet inşasıyla, İstanbul’un fethinden 600 yıl sonra yeniden bir “Yeni Çağ” açılacaktır.

TABLO: ÜRETEN EKONOMİ PROGRAMININ MAKROEKONOMİK HEDEFLERİ

 

 

D

 

İKTİDAR ANLAYIŞIMIZ, TEMEL GÖRÜŞ VE HEDEFLERİMİZ

Siyaseti, milletin huzur ve refahının teminine yönelik politikaların geliştirilmesinin yolu olarak görmekte, bunun için, devlet hizmetlerinin, vatandaşların beklentilerine uygun nitelikte sunulmasını, kurum ve kurallarının bu anlayışa göre şekillenmesini öngörmekteyiz. Devlet idaresinde, milletin en iyi şekilde temsil edildiği rejim olan demokrasiyi; hukukun üstünlüğünün, insan hak ve özgürlüklerinin en geniş anlamda teminat altına alındığı bir sistem olarak benimsemekte ve demokrasinin kurumsallaşmasının hayati önemine inanmaktayız.

Demokratik siyasi kültürü, uzlaşma ve sorumluluk ahlakını önde tutan bir anlayışla siyaset yapan Partimiz; bu anlayışın Türk siyasi hayatına hâkim olmasına da öncülük etmeye devam edecektir.

Vatandaşların inançlarına saygı duyan, din ve vicdan özgürlüğünü esas alan bir laiklik anlayışını, milli birlik ve bütünlüğün güvencesi olarak görmekteyiz.

Türk milletinin tarihinden, kültüründen, geleneklerinden ve inanç dünyasından feyiz alarak şekil bulan milliyetçilik anlayışımız; gelenekten geleceğe uzanan çizgide Türk milletinin sahip olduğu milli ve manevi değerlerin varlığını anlamlandırarak sürekli kılmayı ifade etmektedir.

Yaşadığımız topraklarda bin yıllık güçlü devlet yapısının, kültürel birikimimizin, basiretsiz ve teslimiyetçi bir anlayış ile tüketilmesi, kirletilmesi, itibarsızlaştırılması ve nihayetinde bölücü unsurlara ve menfaat çetelerinin buyruklarına terk edilmesini asla kabul edilemez görmekteyiz.

Milliyetçilik anlayışımızın manevi temelini oluşturan “yaşa ve yaşat” ilkesi; tarihin imbiğinden süzülüp gelen ve milletimizin hayat kaynağı olan değerlerimizin bütün benliğimizi kuşatacak şekilde yaşamımıza anlam kazandırmasını, yaşanarak zenginleşen ve kurumsallaşan bu değerler hazinesinin gelecek nesillere aktarılmasını ifade etmektedir.

Milliyetçi Hareket Partisi beşeri ilişkilerde sevgi, hoşgörü ve adaleti tesis etmeyi hedef alan bir ahlak anlayışını benimsemektedir. Bu anlayışın, bütün kurum ve kurallarıyla toplumun her kesiminde hâkim kılınması için, yozlaşma eğiliminin önüne geçecek ilke ve standartların hayata geçirilmesini savunmaktayız.

Toplumsal dayanışma ve uzlaşma kültürünün geliştirilmesi suretiyle barış, huzur ve refah içinde topyekûn kalkınmanın gerçekleştirilmesini öngörmekteyiz.

Adalet, liyakat, hakkaniyet ve kurumsallaşmayı sağlamanın önemine, bireysel yeteneklerin ancak kurumsallaşmış bir ortamda üretim ve değere dönüşeceği ve bunun da sadece adil bir toplumda mümkün olduğu gerçeğine inanmaktayız.

Tarih, kültür ve inanç temelinde derinliği olmayan yapay farklılıkların ayrıştırıcılığı yerine, zengin ortak değerlerin bütünleştiriciliğini esas alan bir anlayışla, ekonomik ve sosyal birikimlerimizin ortak hedeflere seferber edilmesini milli birlik ve bütünlüğümüzün teminatı saymaktayız.

Hukukun üstünlüğünü, demokratik sistem içerisinde düzeni sağlayan bir kanunilikten öte, insanın yüce değerini ve temel haklarını tanımak, kabul etmek ve bunları güvence altına almak şeklinde değerlendirmekteyiz. Hiçbir kişi ya da kurumun hukukun üstünde olamayacağı gerçeğinden hareketle hukuku, Cumhuriyetin temel niteliklerinin ve evrensel değerlerin de güvencesi olarak görmekteyiz.

Sağlıklı bir demokrasinin ancak hoşgörü, dürüstlük, tutarlılık, samimiyet gibi ahlaki değerlerle bezenmiş bir siyasi kültür zemini üzerinde yükselebileceğine inanmakta ve ilkeli, seviyeli ve temiz siyaseti demokrasinin teminatı olarak görmekteyiz.

Toplumun demokrasiye ve devlete olan güven duygusunun zaafa uğramasına neden olan siyasetteki yozlaşmanın önüne geçilmesinin; milli, ahlaki ve toplumsal duyarlılığa sahip bir anlayışı hâkim kılmakla mümkün olabileceğini savunmaktayız.

Her insanın dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez temel hak ve özgürlükleri bulunduğuna; bu hakların kullanma yetki ve özgürlüğünün kutsallığına, bunları her türlü istismardan korumanın, teminat altına almanın ve işlerlik kazandırmanın vazgeçilmezliğine inanmaktayız.

Toplumsal huzur ve barışın pekiştirilmesi için gelir dağılımını adaletli ve dengeli bir biçimde gerçekleştirmeyi, toplumun millî duyarlılıklarını yaşatmayı, dayanışma kültürünü geliştirmeyi, bencillik ve vurdumduymazlığa karşı feragat ve fedakârlık gibi güzel hasletleri yüceltmeyi öngörmekteyiz.

Devlet hizmetinde verimlilik ve kaliteyi esas alan bir yönetim kültürünün yerleştirilmesini, halka güveni esas alan ve halkın güvenini kazanmayı hedefleyen şeffaf, katılımcı, hesap verebilir, kollayıcı ve koordine edici bir anlayışın ve bunlara yönelik idari yöntemlerin hâkim kılınmasını hedeflemekteyiz.

Serbest teşebbüsün esas olduğu, üretimin teşvik edildiği, rekabetçi ve hakkaniyetli bir ekonomi politikasını savunmakta, Türk girişimcisinin dünya ekonomisinde söz sahibi olabilmesi için Türk firma ve markalarının küresel düzeyde rekabet gücü kazanmasına stratejik bir önem atfetmekteyiz.

Bilgi toplumu altyapısının hızla oluşturulmasını, bilgi ve teknoloji üretimi, kullanımı ve ihracını mümkün kılacak politikaların uygulanmasını ve bu yönde toplumsal bilincin geliştirilmesini hedeflemekteyiz.

Dış politikada siyasi eşitlik zemininde; karşılıklılık esası ve milli çıkarların gözetilmesi doğrultusunda, etkin ve saygın devlet anlayışıyla, sosyal, ekonomik ve siyasi ilişkileri zenginleştirmeyi hedeflemekteyiz.

Milliyetçi Hareket Partisi, her insanı mukaddes bir varlık ve emanet olarak kucaklamak ve onların gönlünü, sevgisini ve saygısını kazanmak suretiyle bir gönül seferberliği anlayışı içerisinde “Lider Ülke Türkiye” hedefine ulaşmak istemektedir.

Bu anlayışı, yurt ve dünya barışına katkı sağlayacak vicdani bir sorumluluk olarak da kabul etmekte olan Partimiz, Türkiye’yi geleceğe taşıma ideali için belirlenecek ortak tavrın ve onu gerçekleştirme arzusunun tüm gönüllerde yer bulması ile bu hedefe daha hızla ulaşılabileceğine inanmaktadır.

Gücünü milletten alan Partimiz; ülkemize ve vatandaşlarımıza hizmet etmenin, içinde bulunduğumuz bölgede ve dünyada barış, huzur ve kardeşliği hâkim kılmanın ve “Küresel Güç Lider Ülke Türkiye” idealini gerçekleştirmenin demokratik düzen içerisinde temel yolunun siyaset kurumu olduğuna inanmakta ve bu hedef doğrultusunda milletimizin teveccühüne mazhar olarak “Tek Başına İktidar” olmayı amaçlamaktadır.

 

Milliyetçi Hareket Partisi’nin güçlü iktidarında hedefimiz;

. Hukukun üstünlüğünü ve adaleti her alanda hâkim kılmak,

.  Anayasanın ilk üç maddesinde anlam bulan esasları güçlendirecek, özgürlükleri esas alacak ve demokratik standartları yükseltecek “toplum sözleşmesi niteliğinde” bir anayasa yapmak,

.  Cumhuriyetin temel niteliklerine sahip çıkmak,

.  Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin; ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü korumak, üniter milli devleti baki kılmak,

.  Uzlaşma kültürünü geliştirerek toplumsal dayanışmayı güçlendirmek ve kardeşliği pekiştirmek,

. Temel insan hak ve hürriyetlerini teminat altına almak,

.  Güçlünün değil haklının yanında olan adil bir sistem oluşturmak,

.  Milletin değerlerini temsil eden, milletin hizmetinde, güçlü, adil, müşfik ve insani bir devlet anlayışını hâkim kılmak,

.  Adaletli, açıklığa dayalı bir yönetim anlayışı benimsemek ve bu anlayışa uygun kurum ve kuralları oluşturmak,

.  Devlet tarafından sunulan hizmetlerin ülkenin her yerinde ve çağdaş standartlarda her vatandaş tarafından erişilebilirliğini temin etmek,

.  Seviyeli, ilkeli, dürüst, ahlaki siyaset anlayışını hâkim kılmak,

.  Ahlaki kirlilik ve yolsuzluklarla kararlı ve etkin mücadele suretiyle temiz siyaset-temiz yönetimi tesis etmek,

.  Rekabetçi piyasa ekonomisini ve serbest teşebbüsü esas alan, kaynakların rasyonel kullanıldığı, bir ekonomik düzen oluşturmak,

.  Çevreye dost ve duyarlı bir kalkınma anlayışıyla ekosistemleri, tabii varlıkları ve kaynakları koruyarak büyümeyi gerçekleştirmek,

.  Teknolojik gelişmeyi, verimliliği, istikrarlı büyümeyi ve istihdam sağlamayı esas alan güçlü bir “üretim ekonomisi” oluşturmak,

.  Yatırımların; yüksek teknolojiye dayalı ve katma değeri yüksek mal ve hizmet üreten alanlara yöneltilmesini öngören bir sanayileşme stratejisini tesis etmek,

.  Özel sektörün dinamizmini ve teşebbüs gücünü desteklemek,

.  Ekonomik ve sosyal politikaları dar ve sabit gelirlileri gözetecek şekilde ahenk içinde uygulamak,

.  Vergi adaleti sağlamak, üretimin ve istihdamın sürdürülebilirliğini zora sokmayacak bir anlayışla kazancın vergilendirilmesini temin etmek,

. Tarımda kendi kendine yetebilen hale gelmek, teknoloji kullanma kapasitesi ve verimliliği yüksek bir üretim yapısına geçmek, çiftçimizin gelir ve refah düzeyini artırmak,

.  Küçük sanayici ve esnafı destekleyerek yatırım, üretim ve istihdamı artırmak,

.  Bölgeler arası gelişmişlik farklarını en aza indirmek,

.  Bilim ve teknolojide çağı yakalamış, kudretli, itibarlı ve önder bir toplum oluşturmak, hayatın her alanında “e-yaşam” tarzının benimsenmesini temin etmek,

. Adil bir gelir dağılımı sağlamak,

.  Yoksulluk, işsizlik ve yolsuzlukla mücadele etmek üzere milli seferberlik başlatmak,

.  Sosyal koruma programları geliştirerek yardıma muhtaç, yoksul ve kimsesiz vatandaşları aç ve açıkta bırakmamak,

. Çalışanların çalışma şartlarını iyileştirmek ve adaletli bir ücret sistemine kavuşturmak,

.  Bütün vatandaşlarının eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik gibi temel ihtiyaçlarının eksiksiz olarak karşılandığı, insan onur ve haysiyetine yakışır sosyal düzen oluşturmak,

.  İstihdam edilebilirliği yüksek, eğitimli, sağlıklı, vasıflı, yüksek ahlak ve seciye sahibi, Türk kültür ve değerlerini özümsemiş, evrensel düzeyde iddia sahibi bir gençlik yetiştirmek,

.  Milli ve manevi değerleri güçlendirerek kültürel ve ahlaki yozlaşmayı önlemek,

.  Milli kimliğimizin vazgeçilmez unsurlarından birisi olan Türkçe’nin, Türk dünyasında kullanılan ve anlaşılabilen ortak bir kültür ve bilim dili olmasını sağlamak,

.  Bilinçsiz ve kontrolsüz göç olgusunu durduracak, yerinde yaşamı teşvik edecek projeler geliştirmek,

. Uluslararası ve bölgesel krizlerden kaynaklanan dış göç ve kontrolsüz mülteci akınlarına karşı ülke çıkarlarını ve güvenliğini dikkate alan tedbirler almak,

.  Her türlü terör ve anarşiye son vermek suretiyle huzur ve güven ortamını tesis etmek,

.  Çevre şartlarını sürekli iyileştirerek yaşanabilir hale getirmek,

.  Türkiye’nin jeo-stratejik konumunu dikkate alan, dünya ölçeğinde siyasi, sosyal ve ekonomik politikaların oluşturulmasında söz sahibi olan, gelişmeleri ve sorunları gerçekçi, milli bir strateji çerçevesinde değerlendiren, Türkiye merkezli ve çok yönlü bir dış politika yürütmek,

.  Türkiye’nin tarihine, kültürüne, yeraltı ve yerüstü zenginliklerine, beşeri-askeri-iktisadi kapasitesine, jeopolitik avantajlarına uygun bölgesel ve küresel işbirliği programları geliştirmek,

.  Ülkemizi 2023 yılında çağdaş değerlere sahip, küresel düzeyde etkili hale getirmek, 2053 yılında ise Türkiye’nin küresel güç ve lider ülke olmasını sağlamaktır.

 

 

E

 

DEMOKRASİ ANLAYIŞIMIZ VE TEMEL HAKLAR

Demokrasi anlayışı

Hukukun üstünlüğünün, insan şeref ve haysiyetinin; fikir, teşebbüs, din ve vicdan özgürlüğünün teminatı olarak demokrasiyi sadece bir siyasî rejim değil, aynı zamanda bir hayat tarzı olarak gören Partimiz, sosyal ve siyasî ilişkilerde, demokrasinin bütün kurum ve kuralları ile işletilmesinin gereğine inanmaktadır.

Milli ve demokratik nitelikte bir Anayasanın, mümkün olabildiğince geniş bir uzlaşmaya dayanmasını, genel sınırlama hükümlerinden daha çok genel koruma hükümlerine yer vermesini ve özgürlükleri esas almasını savunmaktayız.

 

Millet ve milli irade

Parlamenter demokrasilerde egemenliğin yegâne sahibinin millet olduğuna, siyasi iktidarların meşruiyetinin milli iradeye dayandığına, milli iradenin tecelli ettiği yerin ise Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğuna inanmaktayız.

Partimiz; hangi düşünce ve gerekçeyle olursa olsun demokratik rejime ve parlamentonun anayasal yetkilerine dışarıdan her türlü müdahalenin gayri meşru ve kabul edilemez olduğuna ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin; devletin kuruluş ilkelerine, Türk milletinin ortak değerlerine,  Türkiye’nin huzuruna ve kardeşliğine, Parlamento’nun itibarına ve yetkilerine  ve siyasetin ahlakına her şartta sahip çıkması gerektiğine inanmaktadır. Milli iradeyi kılıf yaparak otoriterleşme eğilimini ise “milli irade” anlayışı ile bağdaştırmamaktadır.

 

Kuvvetler ayrılığı ilkesi

Kuvvetler ayrılığı ilkesini, demokratik hukuk devletinin hayatiyet kaynağı ve yaşam sigortası olarak görmekte olan MHP; devletin üç temel fonksiyonu olan yasama, yürütme ve yargının görev ve yetkilerinin en rasyonel şekilde dengelenmesi ve bunların uyumlu bir şekilde icra edilmesine önem vermektedir. Partimiz, erkler arasında yetki aşımı ve çatışması ekseninde yaşanan sorunların, herkesin Anayasadan kaynaklanan görev ve yetkileri ile sınırlı hareket etmesi suretiyle giderilebileceğine inanmakta, sağlam teminatlara bağlanmış yargı bağımsızlığının ve Anayasa yargısının demokratik rejim için hayati önemini her türlü tartışmanın üstünde görmekte, hiçbir organın kaynağını Anayasadan almayan bir yetkiyi kullanamayacağını savunmaktadır.

 

Siyaset anlayışı

Siyasetin ahlaki bir temele dayandığı, demokratik olgunluk ve uzlaşı  kültürünün egemen olduğu, ayrıştırıcı dilin törpülendiği, Türkiye’nin milli ve manevi değerlerini ortak payda olarak kabul eden bir siyaset anlayışının hâkim kılınması gerektiğine inanmaktayız.

Milliyetçi Hareket Partisi, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü hedef almaması, terör ve şiddeti siyasi amaç ve araç olarak görmemesi kaydıyla, her siyasi görüşün partileşerek bu görüşlerini Anayasal çerçevede, demokratik platformlarda açıklama, savunma ve yayma özgürlüğüne sahip olması gerektiğini savunmaktadır.

Siyasi partilerin sadece Türk milleti tarafından ve seçim sandığı yoluyla tasfiye edilebileceğine inanan Milliyetçi Hareket Partisi, terör ve şiddeti siyasi amaç ve araç olarak gören ve destekleyen partiler dışında siyasi partilerin kapatılmasına karşı olup parti kapatma yerine bireysel sorumluluk esasını öngörmektedir.

Milletvekili dokunulmazlığının, kamu vicdanının kabul edeceği makul esaslara bağlanması ve Türkiye Büyük Millet Meclisi içerisindeki yasama ve denetleme faaliyetlerinin dışında kalan hususlardaki dokunulmazlıkların  kaldırılması gerektiğine inanmaktayız.

 

Özgür ve bağımsız medya

Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Cumhuriyetin  temel ilkelerine, millî güvenliğe ve kamu düzenine aykırı olmamak üzere  basın, yayın ve diğer iletişim araçları üzerinde kısıtlama konulmaması, bunların sansür edilmemesi ve hür olması gerektiğine inanmaktayız.

Bununla birlikte düzeltme ve cevap hakkı, kişilerin haysiyet ve şerefine dokunulmaması ve gerçeğe aykırı yayınlar yapılmaması gibi hususları içeren basın ve yayın ahlakının gelişip kurumsallaşması, bu doğrultuda mesleki denetim ve kamuoyu denetiminin de sağlanmasını gerekli görmekteyiz.

Milliyetçi Hareket Partisi, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biri olan medyanın ahlaki ilke ve standartlara uygun hareket etmesi için hukuki düzenlemelerin yapılmasının yanı sıra, medyanın kendi öz denetimini sağlamasını da öngörmektedir.

Herhangi bir kişi ya da grubun çıkarlarını kamu çıkarlarının önüne koymayı, habercilik adına yanıltma, aldatma ve karalamaya dönük yayıncılık yapmayı, kamuoyu adına denetim yapmak yerine iktidarın şakşakçılığına soyunmayı demokratik yapı ile bağdaştırmamaktayız.

Bu kapsamda siyaset, medya ve iş dünyası ilişkilerinde geçerli olacak temel etik kuralların belirlenmesi ve etkili yaptırımlara bağlanması gerektiğine inanmaktayız.

 

 

Bireysel özgürlüklerin geliştirilmesi

Bireysel hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması ile bu hakların en geniş anlamda kullanımının teminini gerekli görmekteyiz. Sağlıklı bir demokrasinin tesis edilebilmesinin birey anlayışının egemen olmasına ve bireyin özgürleştirilmesine bağlı bulunduğuna inanmaktayız.

Ekonomik ve sosyal hayatta, adalette, siyasette sağlıklı gelişmelerin önünün açılabilmesinin, fikri hür, vicdanı hür bireylerin yetişmesine fırsat vermeyi gerekli kıldığını düşünmekteyiz. MHP olarak insanın, insan ve vatandaş olmaktan kaynaklanan haklarını kullanabileceği, herkesin kendi ayakları üzerinde durabileceği bir özgürlük alanına sahip olmasını temin edecek demokratik bir yapı, sosyal ve ekonomik düzen oluşturmayı hedeflemekteyiz.

 

İyi yönetim

Partimiz vatandaş memnuniyetini esas alan bir anlayışla kamu hizmetlerinin; açıklık, katılımcılık ve hesap verebilirlik ilkeleri çerçevesinde vatandaşa en yakından, hızlı ve etkili sunumunu esas kabul etmekte; bilgi edinme, yasal yollara başvurma ve hak arama yollarını göstermeyi de vatandaşa yakın yönetimin gereği saymaktadır.

Hesap verme anlayışı çerçevesinde, idarenin sürekli olarak kamuoyunu bilgilendirmesini, vatandaşın devlete güveninin tesisi açısından önemli görmekteyiz.

 

Sivil toplum ve katılımcılık

Milliyetçi Hareket Partisi, ülkemizde sağlıklı işleyen bir sivil toplum yapısının güçlendirilmesi için, vatandaşların birey olmanın sorumluluğunu taşıyarak içinde yer alacağı sivil oluşumların kamu hizmetlerinin denetimine iştirakini öngörmektedir.

Sivil toplum kuruluşlarının, ülkenin hukuk düzenine, değerlerine, geleneklerine, üniter yapısına ve kamu düzenine uygun faaliyet yürütmeleri kaydıyla toplum hayatında etkin bir rol üstlenmeleri esas olacaktır.

Vakıfların ve sivil toplum kuruluşlarının gelişmesi ve toplum hayatında öne çıkması sağlanarak, toplumsal ihtiyaçların daha iyi karşılanması, kamuoyu denetiminin etkinleştirilmesi ve kamuya destek olunması temin edilmiş olunacaktır.

Sivil toplum kuruluşlarının, kamuoyu adına denetim yapma görevini bırakarak, hükümet uygulamalarını aklama, pazarlama, bir ideolojik grubun ya da zümrenin kamu kaynakları üzerinde hâkimiyet oluşturma çabasına destek verme ve siyasi bir figür haline gelmelerini bu kuruluşların temel işlevleriyle bağdaştırmamaktayız.

 

 

Etik kuralların hâkim kılınması

Demokratik sistemin varlığını tehdit eden ve devlet kurumlarına olan güveni sarsan ahlaki kirlilik ve yolsuzluklarla kararlı ve etkili mücadele edilmesi “temiz siyaset-temiz yönetim” anlayışımızın gereğidir. Milliyetçi Hareket Partisi, yolsuzlukla mücadeleyi siyaset anlayışının temel unsurlarından birisi olarak görmektedir.

Bu doğrultuda, siyasette ve kamu yönetiminde, sivil toplum kuruluşları, medya ve iş dünyasında, sporda ve sanatta toplumsal tüm alanda yaşanan yozlaşma ve yolsuzluklara karşı etik kuralları aktif bir şekilde gündelik hayatımıza sokacak düzenlemelerin aciliyetine inanmaktayız. İktidarımızda toplumsal dokuyu tahrip eden bu yapı ile etkin mücadele edilecektir.

 

Temel hakların teminat altına alınması

Başta yaşama hakkı olmak üzere, insanın dokunulamaz, devredilemez, vazgeçilemez temel hak ve özgürlüklerinin korunması ve geliştirilmesi devletin başta gelen görevlerinden biri olup, bu hak ve özgürlüklerin tanınması ve teminat altına alınmasını özgürlük, adalet ve barışın temelidir.

Milli güvenliğe, Cumhuriyetin temel niteliklerine, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, kamu düzenine, genel ahlaka, genel sağlığa ve başkalarının temel haklarını kullanmasına tehdit oluşturmamak  kaydıyla temel hak ve özgürlüklerin kullanımına kısıtlama getirilemeyeceğini savunuyoruz.

 

Kişi dokunulmazlığı

Partimiz; her türlü işkence ve eziyet ile insanlık dışı ve aşağılayıcı  davranış ve uygulamalara şiddetle karşı olup, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğuna, her bireyin kişisel özgürlüğü ve güvenliğinin sağlanması ve hayatının güvence altına alınması gerektiğine inanmaktadır.

 

Düşünce ve kanaat özgürlüğü

Millî birlik ve bütünlüğü, kamu yararı ve genel ahlâkı zedelememek kaydıyla, herkesin düşünce ve kanaat, düşünceyi ifade etme ve inandığı gibi yaşama hürriyetine sahip olması düşünce ve kanaat özgürlüğü anlayışımızın esasını oluşturmaktadır.

 

Özel hayatın gizliliği ve dokunulmazlığı

Milliyetçi Hareket Partisi, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine  dokunulamayacağına inanmakta, özel hayata ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkını temel insan hakkı olarak görmekte ve konut dokunulmazlığının esas olduğu kabulü ile yasalarla belirlenen hallerde usulüne göre alınmış hâkim kararı olmadan kimsenin konutuna girilemeyeceğini temel bir ilke olarak benimsemektedir. Haberleşme özgürlüğünün temel insan hakkı olduğunu, engellenemeyeceğini ve gizliliğine dokunulamayacağını savunmaktayız.

 

Din ve vicdan özgürlüğü

Herkes vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. Toplum ve devlet hayatında din ve vicdan özgürlüğünün engellenmemesi, insanların inançları ve ibadetlerinden dolayı kınanmaması, tenkit edilmemesi, hor görülmemesi, hangi gerekçe ile olursa olsun din ve vicdan özgürlüğünün kısıtlanmaması, din ve vicdan özgürlüğü anlayışımızın esasını oluşturmaktadır.

Eğitim ve öğrenim hakkı

Partimiz herkesin eğitim ve öğrenim hakkına sahip olduğuna ve bu hakkın her ne suretle olursa olsun engellenemeyeceğine, eğitim ve öğretimin devletin gözetim ve denetimi altında yapılması gerektiğine inanmaktadır. Eğitimin her kademesinde eğitim dilinin Türkçe olması esastır.  Örgütlenme, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı  Milliyetçi Hareket Partisi; Cumhuriyetin temel ilkelerine, milli güvenliğe  ve kamu düzenine aykırı olmamak şartıyla; örgütlenme, toplantı  ve gösteri düzenleme hakkının özüne uygun olarak kullanılmasının esas  olduğuna inanmaktadır.

 

Kadın ve çocuk hakları

Partimiz kadınlara karşı her türlü fiilî ve hukukî ayrımcılığa ve kadın istismarına karşı durmakta, ailelerinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere çocukların her türlü hak ihlaline ve istismarına karşı korunmasını gerekli görmektedir.

 

Hak arama özgürlüğü ve kanun önünde eşitlik

Herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde adil yargılanma hakkına sahip olduğuna, hiçbir eylem ve işlemin yargı denetimi dışında bırakılamayacağına inanmaktayız. Partimiz herkesin kanun önünde eşitliği ilkesi uyarınca, Anayasa ve kanunlarımızdaki dokunulmazlıkların kaldırılmasını, herkesin hak arama özgürlüğüne sahip olmasını gerekli görmektedir.

Milli ve demokratik anayasa anlayışımız

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin temel harcını oluşturan “hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir” ilkesinin hukuki alanda en üst dayanağı olduğuna inandığımız Anayasa’nın; milli ve üniter devletin temeli olan “hâkimiyet-i milliye”nin yerleşmesine ve yaygınlaşmasına imkân sağlaması gerektiğini düşünmekteyiz.

Anayasa’yı, yalnızca bugün yaşayanları değil gelecek nesilleri de etkileyecek, siyasetin ve zamanın üstünde ve ötesinde bir sözleşme olarak görmekteyiz.

Partimiz Anayasa’nın, genel sınırlama hükümlerinden daha çok, genel koruma hükümlerine yer vermesini, özgürlükleri esas almasını ve bir “Toplum Sözleşmesi” niteliğinde olmasını gerekli görmektedir.

Milliyetçi Hareket Partisi, çağdaş normlarda bir Anayasa için mümkün olabildiğince geniş bir uzlaşma ile toplumun tamamının beklentilerini dikkate alan geniş bir vizyonla, farklı görüş ve düşüncelere saygı gösteren bir anlayışla, herkesin katkısının sağlanacağı uzlaşma arayışıyla ve ahlaka uygun yöntemlerle yapılmasını gerekli görmektedir.

 

 Anayasa yapılmasındaki önceliklerimiz:

Milliyetçi Hareket Partisi, anayasa değişikliği yahut yeni bir anayasa yapılmasında;

. Siyasal yapıdaki anti demokratik uygulamaları tasfiye ederek modern demokrasilerde olduğu gibi düşünce, inanç, teşebbüs, örgütlenme ve benzeri alanlarda temel hak ve hürriyetleri güvence altına alan demokratik devlet yapısına ulaşılması,

. Vatandaşlarımızın aynı milletin bir ferdi olmaktan gurur duyacağı, ayrışmayı değil bütünleşmeyi, farklılaşmayı değil kucaklaşmayı, kutuplaşmayı değil kaynaşmayı sağlayacak toplumsal uzlaşmayı gerçekleştirmesi,

. Birbirinden uzaklaşmamış, birbirine yabancılaşmamış bir millet yapısı ile etnik köken, inanç, mezhep gibi özelliklerin milli kimliğin ve bin yıllık kardeşliğin zenginliği olarak görüldüğü bir toplum hayatına kavuşulması,

. Devletin taviz ve teslimiyet döngüsünden kurtulup bağımsız karar verebilen, yeryüzünde sözü geçen ve dünyaya başkent Ankara vizyonundan bakabilen kudret haline gelmesi,

. Bizi bir millet olarak tanımlayan, milli ve üniter varlığımızı  güvenceye alan Anayasamızın başlangıç kısmında ve ilk üç maddesinde ifadesini bulan esaslara ve Cumhuriyetin kurucu değerlerine saygı ve

riayetin gerçekleşmesi, hususları üzerinde önemle durmaktadır.

 

Anayasa değişikliği veya yeni bir anayasa yapılması kapsamında

hiçbir şekilde tartışmayacağımız hususlar:

Milliyetçi Hareket Partisi; Cumhuriyetin temel nitelikleri, Türk milli kimliği, demokratik rejim ve temel insan hakları gibi değerleri vazgeçilmez olarak kabul eder ve bunların uzlaşma arayışı içinde tartışılmasını reddeder. Tek millet-tek devlet esasına dayanan, üniter yapıdaki milli devlet bünyesinde,

.Farklı etnik kimliklere siyasi ve hukuki statü tanınarak çok parçalı millet yapısı oluşturulmasına,

.Kişi hak ve özgürlüklerinin etnik temelli kolektif haklara dönüştürülmesine,

. Türkçe dışındaki dillere ve farklı kültürlere statü kazandırılarak  yapay azınlık yaratılmasına,

. Vatandaşların birbirleriyle ve milletin devletle çatıştırılmasına zemin hazırlanmasına,

. Milli kimlik tanımının değiştirilerek “Türkiyelilik” kavramının esas alınmasına,

. Vatandaşlık bağının Türk milleti kavramı yerine ikame edilmeye çalışılmasına,

.Türkçe’den başka dillerde “anadil” olarak eğitim yapılmasına,

. Türkiye’nin idari yapısının değiştirilerek yerel yönetimlerin mahalli Parlamento olarak çalışacağı özerk bölgeler sisteminin hayata geçirilmesine, zemin hazırlayacak anayasa değişikliği yahut yeni bir anayasa yapılmasını hiçbir şekilde tartışma konusu yapmayacak ve karşı duracaktır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter milli devlet yapısını esas alan parlamenter sistemi, demokratik siyasi sistemin sürdürülebilmesi bakımından gerekli görüyor ve Türk milletine en uygun yönetim şekli olarak değerlendiriyoruz. Sistemin işleyişinden kaynaklanan sorunların yine parlamenter sistem içinde çözülmesini mümkün görüyoruz. Bu sebeple iktidarın kişiselleşmesi suretiyle temel hak ve özgürlükler bakımından tehlikeli bir otoriterleşmenin önünü açabilecek, Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuruluş esaslarından kopararak devleti ve milleti farklı siyasi ve idari yapılanmalara götürecek altyapı oluşturmayı hedef alan, başta Başkanlık olmak üzere yarı başkanlık ve benzeri sistemleri uygun bulmuyoruz.

Anayasa ihtiyacını toplumsal gereklilikler yerine devleti ve milleti parçalanmaya götürecek bir sistem değişikliğine endeksleyen siyasi yaklaşımı reddediyoruz.

 

 

F

 

POLİTİKALARIMIZ

 

1- ADALET

Adalet sistemi güçlüyü değil haklıyı koruyacak Adaleti, temel hak ve özgürlüklerin güvencesi ve devletin temeli olarak  görüyoruz. Bu nedenle yargı, insanların tereddütsüz güvenebileceği, adalet duygusunun zihinlerde ve kalplerde yer ettiği bir yapıda olacaktır. Hâkim ve savcıların liyakat ve vicdan sahibi olması ile “kanaat adaletinin” tesisi, yargıya olan güvenin teminatı olacaktır. Sistemin etkin, erişilebilir ve adil olması sağlanarak adalete güven tesis edilecektir.

Yargı siyasi iktidarların veya belirli kişi ya da grupların güdümünde hareket etmeyecek, bir kısım aidiyetlerin “adalet” duygusunun önüne geçmesine imkân verilmeyecek, daima ve her şartta hakkı savunan bir yapıya büründürülecek; bu amaçla fiziki ve teknolojik imkânlar geliştirilecek, insan kaynakları nitelik ve nicelik olarak güçlendirilecek, hukuki tedbirler alınacaktır.

Çeşitli güç unsurlarının hukuk devleti kurallarına göre sınırlandırılması suretiyle güçlünün değil haklının korunması, toplumsal ahengin ve huzurun tesis edilmesi devletin temel görevleri olacaktır.

Hukukun üstünlüğü hâkim kılınacak

İnsanlarımızın adaletli ve hakkaniyetli bir sosyal düzen içerisinde yaşaması sağlanacak, hukukun üstünlüğü prensibi hâkim kılınacak, temel hak ve özgürlükler güvence altına alınacaktır.  Suçun oluşmasının önlenmesine ilişkin tedbirlerin alınması, suçun işlenmesinden sonra olaya ait delil ve bilgilerin sağlıklı bir şekilde mahkemelere intikali, mahkemelerin bağımsız, hızlı ve doğru karar vermesi sağlanacak, bu süreci etkin kılacak bilgi teknolojilerinin kullanılması temin edilecektir.

 

Reformlarla adalete güven artırılacak

Yargı reformu kapsamında yapılacak her türlü değişikliğin toplumun adalete güven duygusunu artıracak şekilde olması sağlanacaktır. Hukuk ve adalet alanında evrensel normları da dikkate alan kısa, orta ve uzun vadeli devlet politikaları oluşturulacaktır. Milli ve manevi değerleri tehdit ve tahrip eden yasal ve idari düzenlemeler kaldırılacak

AKP döneminde başta bölücü terör örgütüyle sürdürülen müzakere sürecine paralel olarak yapılanlar olmak üzere etnisite merkezli, ayrımcı, milli ve manevi değerlerle üniter milli devlet yapısını, Cumhuriyetin temel niteliklerini tahrip eden, Türkiye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmezliğini tehdit eden, yolsuzluk ve usulsüzlüğü teşvik eden yasal ve idari  düzenlemeler kaldırılacak ve oluşan tahribatı onarıcı yeni düzenlemeler hayata geçirilecektir.

 

Yargı hizmetlerinde etkinlik sağlanacak

“Geciken adaletin adalet olmadığı” ilkesinden hareketle adil ve hızlı yargılamanın sağlanması için gerekli altyapı oluşturulacaktır.

Adalet hizmetlerinin etkinleştirilmesi için devlet erk ve işlevlerinde yargıya yük getiren, verimliliği ve etkinliği azaltan unsurlar ortadan kaldırılacaktır.

Tutukluluğun cezalandırmaya dönüşmemesi ve yargılama sürecinin uzamasıyla birlikte cezadan kurtulmaya fırsat verilmemesi amacıyla yargılama sürecini hızlandıracak adli yapılanmaya gidilecek, Yargıtay’ın hizmet kapasitesi geliştirilecektir.

 

Yargı bağımsızlığı teminat altına alınacak

Hiçbir organ, makam, merci, kişi ve baskı gurubuna ayrıcalık tanınmayacak biçimde yargı bağımsızlığı tesis edilecek, hiçbir kimse ya da organ yargı denetimi dışında bırakılmayacaktır. Yargı yetkisinin kullanılmasında hiçbir organ, makam, mercii veya kişinin mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat verememesi, tavsiye ve telkinde bulunmaması esas olacak, hukukun herkes için eşit ve adil bir şekilde tecelli etmesi sağlanacaktır.

 

Yargıdaki seçimler demokratik usullerle yapılacak

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerinin seçimi demokratik usullere uygun olarak ve yargı bağımsızlığını zedelemeyecek şekilde yeniden düzenlenecektir.

Hâkim savcı atamaları ve yargıda yapılan seçimler objektif kriterlere dayandırılacaktır. Seçimlerin, hâkim ve savcıların mesleklerinin ve kararlarının önüne geçmesine yol açan siyasi, ideolojik ya da bir gurubun temsiline dönük yarışa dönüşen çarpıklıkları giderilecektir.

Adli yardım uygulaması etkinleştirilecek, aile avukatlığı sistemi oluşturulacak

Hak arama özgürlüğünün tam olarak kullanılmasının sağlanması amacıyla, adlî yardım uygulaması etkinleştirilecektir. Dezavantajlı gruplar başta olmak üzere adli yardıma erişim sağlanacaktır. Yararlanıcıların hukuki sorunlar ve dava akış süreçleri konusunda bilgilendirilmeleri sağlanacaktır.

Bu çerçevede vatandaşlarımızın muhatap olduğu hukuki meselelerde hangi hukuki yollara ne şekilde başvuracağı ile ortaya çıkmadan hukuki problemlerin önlenmesi, uyuşmazlıkların azaltılarak yargının yükünün hafifletilmesi amacıyla tüm vatandaşlarımızı kapsayan bir aile avukatlığı sistemi oluşturulacak ve hukuki koruma sigorta sistemi yaygınlaştırılacaktır.

Kadın, çocuk, engelli ve yaşlılara yönelik şiddet olaylarında dava zamanaşımı kaldırılacak Kadın, çocuk, engelli ve yaşlılara yönelik şiddet olaylarında dava zamanaşımı kaldırılacak, harç ve benzeri mahkeme masrafları alınmayacak.

Kesin hüküm olmadan kimse suçlu gösterilemeyecek

Suçlu olduğuna dair kesin hüküm bulunmayan kişilerin beyan, yayın ve diğer yollarla suçlu gösterilmesi önlenecektir.

Suç ve ceza arasında adil bir denge kurulacaktır.

Suçlular topluma kazandırılacak

Güvenli ve huzurlu bir toplum anlayışımızın gereği olarak; suçu ortaya çıkaran nedenlerin önlenmesi, suç işleme eğiliminin önüne geçilmesi, caydırıcı hukuki tedbirlerin uygulanması ve suçlunun topluma kazandırılarak yeniden suç işlemesine mani olunması sağlanacaktır.

Suç işleme eğiliminin ortadan kaldırılması amacıyla eski hükümlülerin bulunduğu toplumla uyum sağlayabilmesi için psikolog, pedagog ve sosyologların hizmetlerinden yararlanmasını sağlayacak imkânlar oluşturulacaktır.

 

Yargıda ihtisaslaşma sağlanacak

Hâkim ve cumhuriyet savcılarının örgütlü suçlar, haksız rekabet, döviz işlemleri, sigortacılık, kara para aklama, iş kazaları, sermaye piyasası suçları gibi bazı özel alanlarda uzmanlaşması sağlanacaktır.

Yargının genel bütünlüğünü bozmadan ihtisas mahkemeleri oluşturulacaktır.

Yüksek yargının içtihat oluşturma işlevi önündeki engeller kaldırılacaktır.

İnfaz hizmetlerindeki altyapı eksiklikleri giderilecek

İnfaz hizmetlerinin etkinliğinin artırılabilmesi için gerekli fiziki ve teknik altyapı eksiklikleri giderilerek teşkilat ve personel yapısı güçlendirilecektir.

Tutuklu ve hükümlülerin ceza infaz kurumlarında insan onuruna yakışır bir biçimde ve güvenlik içerisinde barındırılmaları, iaşeleri, tedavileri, sevk ve nakilleri, eğitimleri ile rehabilitasyonları sağlanacak, üretime katılmaları temin edilecektir.

Delillerin kaybolmadan toplanması sağlanacak

Suç delillerinin bozulmadan ve değiştirilmeden ileri teknoloji kullanılarak, modern yöntemlerle toplanması ve korunması için cumhuriyet savcılıkları ve kolluk kuvvetleri araç, gereç ve laboratuvar imkânları açısından güçlendirilecektir.

Suç tiplerine göre geliştirilecek bilgisayar programları ile mahkemeler, cumhuriyet savcılıkları ve kolluk kuvvetleri desteklenecek ve usul  hataları önlenecektir.

 

Yargının iş yükü azaltılacak

Bilgisayar teknolojisinin yargı hizmetlerinde kullanılması ile yargının iş yükü azaltılacaktır.

e-devlet altyapısının tamamlanmasıyla kolluk kuvvetleri, cumhuriyet savcılıkları, mahkemeler ve yüksek mahkemeler, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü ve Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü arasında suçun işlendiği andan yargılamanın sonuçlanmasına, cezanın infaz ve adli sicilden silinmesine kadar geçen süreçte adaletin maddi hatalardan arındırılmış hızlı ve doğru bir şekilde tecelli etmesi sağlanarak mahkemelerin iş yükü azaltılacaktır.

e-devlet ile nüfus, tapu, vergi gibi yargılama süreci ile yakından ilgili tüm kuruluşlar eşgüdümlü çalışacaktır.

Yargıya gitmeden bazı uyuşmazlıkların çözümü için yeni müesseseler oluşturulacaktır.

Bilirkişilik müessesesi yeniden düzenlenecek

Adli, idari ve askeri yargıda; ceza, hukuk ve idari yargılama usulünde bilirkişilik müessesesi ile bilirkişilerin seçimi ve denetimi yeniden düzenlenecek, adaletin gerçekleşmesine katkı sağlayacak bir yapıya kavuşturulacaktır. Adliyelerin fiziki şartlarının iyileştirilmesi ve E-Devlet ile UYAP sistemleri ve yardımcı diğer sistemlerdeki bütün sorun ve kullanım zorluklarının giderilmesi sağlanarak verimlilik azami düzeye yükseltilecektir.

Adalet sisteminin ayrılmaz bir parçası olan hâkim ve savcılar dışındaki görevlilerin özlük hakları ve çalışma şartları düzeltilecektir. Kolluk sisteminden kaynaklanan yapısal ve hukuki sorunlar çözülecektir. Bilirkişilerin raporlarında objektif bilimsel ölçütlerin uygulanması temin edilecektir. Yargı sisteminin ayrılmaz bir parçası olan avukatlık, noterlik, icra ve iflas idareleri ile ceza infaz kurumlarının kronik sorunları çözüme kavuşturularak adalet sistemine katkı sağlaması temin edilecektir.

Yurt dışındaki vatandaşlarımızın adalete erişiminin önündeki yapısal ve hukuki engeller, uluslararası işbirliği imkânlarına da ağırlık verilerek kaldırılacaktır.

Ailenin korunması esasından hareketle, aile içi şiddetin önlenmesi, özellikle çocuk, yaşlı ve kadınların korunması kapsamında adli mercilerin etkin şekilde koruma ve soruşturma yapmalarını sağlayacak imkânların geliştirilmesi için gerekli tedbirler alınacaktır. Ayrıca, adliye ve ceza infaz kurumlarında engellilere yönelik iyileştirici tedbirler artırılacaktır.

Yargının insan gücü yapısı etkinleştirilecek

Hâkim, savcı ve yardımcı personel ihtiyacı giderilerektir. Hâkim ve savcıların mesleki gelişmeleri takip edebilmeleri ve niteliklerinin artırılması için hizmetçi eğitim faaliyetlerinde devamlılık sağlanacaktır.

Kamuda çalışan avukatların ek göstergeleri 3600’e yükseltilecektir.

İnfaz koruma memurlarının yıpranma payı hakkı yeniden verilecek

İnfaz koruma memurlarına, çalışma sürelerinin her bir yılı için 90 gün fiili hizmet süresi zammı (yıpranma payı) hakkı verilecektir.

Mübaşir, zabıt katibi ve diğer adalet çalışanlarının özlük hakları iyileştirilecek

Mübaşir, zabıt katibi ve diğer adalet hizmetlerinde çalışanların mali ve sosyal haklarıyla diğer özlük haklarında gerekli iyileştirmeler yapılacaktır.

 

Adli teşkilat yeniden yapılandırılacak

Adli teşkilatın toplumsal ihtiyaçlar ve çağın gereklerine uygun olarak yeniden yapılandırılması temin edilecek, bu çerçevede fiziki altyapı ve teknik donanım açısından modernize edilecek, insan gücü kapasitesi geliştirilecektir.

Üniversitelerde verilen hukuk eğitiminin bilimsel gelişmelerle ve adli sistemin beklentileri ile uyumlu hale getirilmesi sağlanacaktır.

Adli hizmet sunan kolluk güçleri; idari yönden yeniden yapılandırılacak, modern delil toplama yöntem ve teknikleri ile diğer mesleki bilgilerinin artırılması amacıyla etkin bir hizmet içi eğitim, araç, gereç, bilgisayar sistemleri ile desteklenecektir.

 

Adli Tıp dış etkilerden bağımsız karar verecek

Adli Tıp Kurumunun yargı bağımsızlığı anlayışı içindeki özerk yapısı korunup güçlendirilecek, kurumun dış etkilerden uzak tarafsız bir şekilde karar vermesine yönelik düzenleme yapılacak ve etkin bir denetim mekanizması kurulacaktır.

 

2- YOLSUZLUKLA MÜCADELE, SİYASÎ VE AHLÂKÎ

 

YOZLAŞMANIN ÖNLENMESİ

Yolsuzluklarla amansız bir şekilde mücadele edilecek

Devlet idaresi milletimizin bir emaneti olarak görülecek, yolsuzluklara, rüşvete, yağmacılığa ve kayırmacılığa meydan verilmeyecektir.

Toplum hayatını, demokratik rejimi ve ahlaki değerleri tahrip eden, halkın devlete olan güvenini azaltması ve toplumsal dokuyu tahrip etmesi yanında kaynak israfına, yatırım ortamının bozulmasına ve uluslararası itibarımızın zedelenmesine yol açan yolsuzluğa karşı köklü ve kalıcı tedbirler alınacak, yolsuzluk yapanlar ve yolsuzluğu doğuran unsurlarla etkili bir mücadele yürütülecektir.

Türk siyasi ve bürokratik hayatına ilkeli, seviyeli ve temiz bir yönetim anlayışı yerleştirilecektir.

 

Rüşvet ve yolsuzluğu caiz gören anlayışa son verilecek

Siyasi ya da herhangi bir aidiyet duygusunun yolsuzluk ve usulsüzlük yapmaya vesile kılınması veya yapılan bir kamu hizmetinin karşılığı olarak doğal karşılanması gibi kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan sakat algı yok edilecektir.

Yolsuzlukla mücadelede kamu menfaatinin kişisel menfaatlerden üstünlüğü anlayışının toplumsal bir değer olarak benimsetilmesi, eğitim başta olmak üzere çeşitli araçlarla sağlanacaktır.

 

Dürüstlük kültürü yerleştirilecek

Dürüstlüğü teşvik eden davranış kuralları oluşturulacak, eğitimin her kademesinde, insanımıza dürüstlük ve sorumluluk gibi erdemlerin kazandırılmasına önem verilecektir. Bu amaçla medya ve sivil toplum kuruluşlarının desteğinden de yararlanılacak, dürüstlük kültürünün bir hayat tarzı olarak benimsenmesi sağlanacaktır.

 

Bağımsız ve etkin bir denetim yapısı oluşturulacak

Yolsuzlukların önlenmesinde etkinliği sağlamak amacıyla denetim sistemi, yapısal ve işlevsel olarak yeniden düzenlenecektir.

Denetim bulgularının, sonuç ve önerilerin örtbas edilmesini önlemek amacıyla, uygun teminatlar verilmek suretiyle denetim birimlerinin faaliyetlerini bağımsızlık ilkesi çerçevesinde yürütmesi sağlanacaktır.

Etkin bir hukuka uygunluk denetimi yanında, performans denetimi yapılması sağlanacaktır. Kamu kaynağını kullanan hiç bir kuruluş denetim dışında bırakılmayacaktır.

 

Yolsuzluk yapanlardan hesap sorulacak

Siyaset, iş çevresi, bürokrasi, sivil toplum ve medya tarafından işbirliği içinde yapılan ve karşılıklı koruma ve kollama anlayışıyla örtbas edilen her türlü yolsuzluk ortaya çıkartılarak, makam ve mevkii ne olursa olsun yolsuzluk yapanların bağımsız Türk adaleti önünde hesap vermesi sağlanacaktır.

“17-25 Aralık rüşvet, yolsuzluk ve kara para” soruşturması ile ortaya dökülen, hükümet üyeleri ile aile fertlerinin içinde yer aldığı siyasi tarihimizin en büyük rüşvet ve yolsuzluk iddiaları başta olmak üzere tüm yolsuzlukların üzerine titizlikle gidilecek, kul hakkı yiyenlerden, rüşvetçilerden, soygunculardan ve hortumculardan hesap sorulacaktır. Yolsuzluk yoluyla elde edildiği hukuki olarak tespit edilen her türlü varlığa el konulması ve suçluların bu varlıktan mahrum bırakılması amacıyla, yolsuzluktan suçlu görülen kişilerin servetlerinin nerede ve kimin adına kayıtlı olursa olsun, zaman aşımı gözetilmeksizin el konulmasına imkân sağlayacak hukuki düzenlemeler yapılacaktır.

 

“Yolsuzlukla Mücadele Kurulu” kurulacak

Yolsuzlukla mücadeleden sorumlu olan kurumların görevlerini etkin bir şekilde yerine getirebilmesi için gerekli idari, mali, teknik ve hukuki alt yapı oluşturulacak ve insan gücü kapasiteleri geliştirilecektir.

Bu doğrultuda; yolsuzlukları önlemek, yolsuzluklarla mücadeledeetkin ve kalıcı politikalar üretmek ve ilgili kuruluşlar arasında eşgüdüm sağlamak üzere, özerk bir “Yolsuzlukla Mücadele Kurulu” oluşturulacaktır.

Her alanda etik kurallar hâkim kılınacak

Yozlaşmanın önlenebilmesini teminen, kamu yönetimini, sivil toplum, medya ve özel teşebbüsü kapsayacak temel ahlaki düzenlemeler yapılacaktır.

Rüşvet ve yolsuzluğa zemin hazırlayan gereksiz bürokratik formaliteler ortadan kaldırılacaktır. Kamu yönetiminde şeffaflık ve hesap verme sorumluluğu etkili kılınacaktır.

Kamu görevinden ayrılanların yapamayacakları işler yeniden belirlenerek, kamu kaynaklarının kaybına neden olacak çıkar ilişkilerine girmeleri önlenecektir.

Kamu görevlilerinin, işe ve iş sahiplerine karşı tutum ve davranışlarını etkileyecek, ayrıcalık ve öncelik tanımasına yol açacak hediye kabul etmeleri etkin hukuki müeyyidelerle engellenecektir.

Yolsuzluk yapan kamu görevlilerine, tüketiciyi aldatanlara ve vergisini vermeyenlere ağır cezalar getirilmesinin yanı sıra, bunların kamuoyuna duyurulması sağlanacaktır.

Yolsuzlukla mücadele için eğitim yoluyla bilinçlendirmeye ağırlık verilecek

Yolsuzluklarla mücadele ile toplumdaki ahlaki değerlerin güçlendirilmesi için devlet, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları arasında işbirliği yapılması sağlanacaktır.

Kamu kurumları, meslek teşekkülleri, odalar, sivil toplum kuruluşları ve medyada çalışanlara dürüstlük, sorumluluk gibi erdemlerin kazandırılmasını sağlayacak düzenlemeler uygulamaya konulacaktır.

Temel ahlaki normlar, toplumsal kalite anlayışı, feragat ve fedakârlık duygusu, vatandaşlık bilinci, dayanışma kültürü gibi toplumsal duyarlıklar güçlendirilecektir.

Bu amaçla her türlü örgün ve yaygın eğitim araç ve yöntemleri kullanılarak, toplumun her kesimine milli bir şuur kazandırılması sağlanacaktır.

Öncelikle geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın eğitimlerine ilişkin müfredat programlarında; temel hak ve özgürlükler, sorumluluklar, hak arama bilinci, topluma zarar vermeyecek hâl ve hareketler, kamu malına en az kendi malı kadar önem vermenin erdemi, insani ilişkiler gibi hususların yer alması temin edilecektir.

Yolsuzluğun toplumumuzdaki olumsuz etkilerinin önlenmesi temiz kuşaklar yetiştirilebilmesi için her yıl 17-25 Aralık tarihleri arasındaki dönem

 

“Yolsuzlukla Mücadele Haftası” ilan edilecektir.

Yolsuzluğa zemin hazırlayan mevzuat değiştirilecek

Teşvik, ihale ve bilirkişilik gibi yolsuzluğa açık müesseseler denetlenebilir hale getirilecek ve suiistimallere açık olmaktan çıkarılacaktır.

İhale sisteminde yatırımcı kuruluşların ihale sistemi dışına çıkartılması ve istismar edilmesine dönük istisnalar ortadan kaldırılarak işlemlerin hızlı, doğru, şeffaf, güvenli ve verimli şekilde yürütülmesini teminen kamu ihale sistemi bütünüyle yeniden düzenlenecektir. Bu doğrultuda “Kamu İhale Kurumu” da yeniden yapılandırılacaktır.

Mal bildiriminde bulunma zorunluluğu olanların görev öncesi ve görev sonrası mal bildirimlerinin kamuoyuna açıklanmasını sağlayacak düzenleme yapılacaktır.

Kamu kaynaklarının istismarı ile her türlü yolsuzluk ve usulsüzlüklerin ortaya çıkartılmasında yardımcı olanların ödüllendirilmesi ve ihbarda bulunanların korunmasına yönelik kapsamlı bir düzenleme yapılacaktır.

Tüketiciyi aldatmaya dönük girişimler engellenecek, hakları korunacak

Tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, tüketiciyi aldatmaya ve istismara dönük uygulamaların önüne geçici, zararlarını tazmin edici önlemler kapsamında tüketici haklarını koruyucu yasal ve idari düzenlemeler geliştirilecek, tüketici bilincinin artırılmasını amaçlayan sivil toplum yapılanmaları desteklenecektir.

Sağlıklı işleyen sivil toplum ve medya yapısı tesis edilecek Kısıtlama ve sansürün olmadığı, basın ve yayın ahlakının gelişip kurumsallaştığı,  ahlaki ilke ve standartlara uygun hareket eden, hür ve bağımsız bir medya yapılanması tesis edilecektir. Sivil toplum kuruluşlarının; ahlaki ilke ve standartlara, meslek etiğine uygun hareket eden, kamuoyu denetimine ve kendi öz denetimlerine tabi faaliyet gösteren özgür yapılar haline gelmesi sağlanacaktır.

 

Temiz siyaset, dürüst yönetim tesis edilecek

Türk siyasî ve bürokratik hayatına ilkeli, seviyeli, dürüst ve temiz bir yönetim anlayışının yerleştirilmesine özel önem verilecektir.

Siyasi yozlaşmanın, kültürel ve ahlaki erozyonun önlenmesi için millî değerlerin yozlaşması ve medeniyet telâkkisinin kaybolmasının önüne geçilecektir.

Siyasette demokratik standartlar esas olacak, elektronik oy kullanımına geçilecek

Siyasi partiler ve seçim kanunları gözden geçirilerek siyasette demokratik ilke ve standartların hâkim olmasını sağlayacak düzenlemeler yapılacaktır.

Siyasete katılımın artırılması sağlanacak, mevzuatta yer alan engelleyici hükümler yeniden düzenlenecektir.

Siyasi parti üyeliği sağlam teminatlar altına alınacaktır.

Yurt dışında yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının seçimlerde, bulundukları yerde kolaylıkla oy kullanabilmeleri sağlanacak, bu yöndeki bürokratik formaliteler kaldırılacaktır.

Seçimlerde oy kullanımının “elektronik oylama” yöntemi ile yapılması sağlanacak ve bu yöntem ilk seçimlerde uygulanacaktır. Bu kapsamda SEÇSİS programı yerine milli bir yazılım sistemi geliştirilerek seçim sistemi güvenli hale getirilecektir.

Dokunulmazlıklar kaldırılacak ve yüce divan yeniden düzenlenecek

Milletvekili dokunulmazlıkları kaldırılarak kürsü dokunulmazlığı ile sınırlandırılacaktır. Milletvekillerinin yapamayacakları işlerin; parlamento faaliyetlerinde etkinlik sağlanması ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin saygınlığı çerçevesinde değerlendirilmesi benimsenecektir.

Yüce divan yetkisinin ve görevinin, yargılanmanın adil, bağımsız ve ihtisas sahibi mahkeme tarafından yapılması anlayışı içinde tanzimi esas olacaktır.

 

Siyasi ahlâk yasası çıkarılacak

Siyasi partilerin, TBMM üyelerinin ve üst siyasi yönetim kadrolarının faaliyet ve çalışmalarının tüm yönlerinin etik esaslara bağlanması esas olacaktır. Bu amaçla kapsamlı bir siyasi ahlak yasası çıkarılacaktır.

Milletvekilleri, belediye başkanları, siyasî partilerin merkez yönetimlerinde, il ve ilçe teşkilâtında görevli başkan ve yönetim kurulu üyelerinin görev öncesi ve görev sonrası mal bildirimlerinin kamuoyuna açıklanması sağlanacaktır.

Siyasetin finansmanı şeffaflaştırılacak ve harcamalar denetlenecek

Siyasî partiler ile parti yönetici ve adaylarının gelir kaynaklarının ve seçim harcamalarının denetim altına alınarak kamuoyunun bilgisine sunulması sağlanacaktır.

Siyasi partilere yapılabilecek bağışların üst sınırı yükseltilecek, ancak belli tutarın üzerindeki bağışların kamuoyuna açıklanması esası getirilecektir.

Anayasa Mahkemesinin, siyasi partiler hakkında Sayıştay aracılığıyla yaptıracağı denetimlere ilişkin raporları ile bütçe ve kesin hesap raporları kamuoyuna açıklanacaktır.

 

 

3- KAMU YÖNETİMİ

Halkın güven duyduğu ve halkına güvenen bir kamu yönetimi tesis edilecek

Türkiye’nin köklü devlet geleneğini çağdaş gelişmelerle buluşturan bir kamu yönetimi yapısı ve işleyişi oluşturulacak, bu doğrultuda gerçekleştirilecek reform girişiminin temel ilkelerini; hukuk devleti ve adalet, kurumsal kapasitenin artırılması, bireysel yetkinlikleri, performansı ve hizmet üretimini esas alan bir insan kaynakları yönetimi, e-dönüşüm, yolsuzluklarla mücadele ve hesap verebilirlik oluşturacaktır.

Kamu yönetimi alanında demokratik meşruiyetin güçlendirilmesi ve devlete duyulan güvenin artırılması amacıyla yolsuzluk ve usulsüzlük gibi güven sarsıcı uygulamaların önüne geçilerek hukuk devleti güçlendirilecek, diğer yandan da vatandaşların ve sivil toplum kuruluşlarının yönetim sürecine daha aktif katılımını sağlayarak vatandaşa duyarlı bir kamu yönetimi inşa edilecektir.

 

Katılımcı bir yönetim yaklaşımı benimsenecek

Demokratik hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde hakkaniyeti, verimliliği ve yeni gelişmeleri birlikte gözeten bir yönetim yapısı ve işleyişi oluşturulacaktır. Yönetimde ihtiyaçlara göre esnek ve hızlı bir yapı ile kaliteli hizmet sunumu anlayışının ve buna ilişkin etkin yöntemlerin yerleştirilmesi sağlanacaktır.

Sadece “yönetilen” vatandaş yerine, birtakım sorumluluklar ve ödevler üstlenen “aktif” vatandaş olgusu güçlendirilecektir.

Kamunun düzenleme ve denetleme yetkisi güçlendirilecek

Kamu sektörünün doğrudan hizmet sunumundaki rolü azaltılarak düzenleme ve denetleme görevini daha iyi şekilde yürütmesi sağlanacaktır. Stratejik işlevler merkezileştirilecek yerel yönetimlerin uhdesinde daha etkin hizmet sunulabilecek olan operasyonel işlevler yerelleştirilecektir.

Politikaların etkin olup olmadığı sürekli olarak değerlendirilerek alternatif politikalar üretilmesi suretiyle idarenin geliştirilmesi, vatandaşın; kendisi ile ilgili karar süreçlerine iştiraki, hizmetin nasıl yürüdüğü, sorumluları ve kalitesi konusunda bilgi edinme ve hesap sorma hakkının etkin kullanımı sağlanacaktır.

Kamu yönetimi disiplini, gelenekleri ve işleyişine ilişkin yapılan tahribat giderilecektir.

Hizmet sunumunda vatandaş memnuniyeti esas olacak

Kamu yönetimi, bütün kurum ve kurallarıyla milletin ortak taleplerini yerine getirmeye ve vatandaş memnuniyetini tesis etmeye yönelik olarak açıklık, katılımcılık ve hesap verebilirlik anlayışıyla yapılandırılacaktır.

Vatandaş memnuniyeti ilkesi doğrultusunda özellikle hizmet sunumunda kalitenin artırılması ve yeterli tercih alternatiflerinin sunulmasına önem verilecek, kullanıcı odaklı standartlar geliştirilecektir.

Vatandaşın, kamu kurumlarından aldığı hizmetten memnun ve mutlu olduğu, idari eylem ve işlemleri denetleyebildiği ve mutlak güven duyduğu bir kamu yönetimi tesis edilecektir.

 

Performans esaslı yönetim benimsenecek

Yönetim ilke ve uygulamaları ile teşkilatlanma, insan kaynakları, personel sistemleri ve halkla ilişkileri içine alan performans esaslı bir yönetim kültürü oluşturulacaktır.

Görev, yetki ve sorumluluklarla uyumlu teşkilatlanma oluşturulacak

Kamu yönetiminde politika belirleme kapasitesi geliştirilecek ve kamu politikalarının birbiriyle uyumu sağlanacaktır.

Kurumlar, kendi kendisini sürekli ve sistemli bir şekilde geliştirebilecek dinamik bir yapı ve işleyişe kavuşturulacaktır.

Devletin fonksiyonlarının belirlenmesi suretiyle, görevlerin merkez, taşra ve yerel yönetimler arasında dağılımı yapılacak, devletin yürüteceği hizmetlerle uyumlu şekilde teşkilat yapısı yeniden düzenlenecektir.  Kurumlar arasındaki görev geçişleri önlenecek, hizmette birlik sağlanacak ve kaynak israfına son verilecektir.

Düzenleyici ve denetleyici kurumlar daha etkin hizmet sunmak üzere yeniden yapılandırılacaktır.

Kamu yönetiminin iyileştirilmesi için bütün kurum ve kurallarıyla sistem kalitesinin geliştirilmesi yanında dönüşümü gerçekleştirecek ve idame ettirecek insan gücü kalitesinin birlikte geliştirilmesi sağlanacaktır.

Kamunun sağlıklı veri toplama kapasitesi artırılacak

Kamu yönetiminde sağlıklı veri toplanabilmesini ve güvenli veri oluşturulmasını sağlayacak yapılanmaya gidilecek, kamu kurumlarının sağlıklı veri toplama ve değerlendirme kapasitesi geliştirilecektir.

 

Personel rejimi yeniden düzenlenecek

Personel rejimi, liyakati esas alan ve performansı değerlendiren anlayışla yeniden düzenlenecektir. Kamu görevine girişte, ilerleme ve yükselmede objektiflik ve fırsat eşitliği esas olacaktır. İstihdamda bölgesel dengesizlik giderilecek, ülkemizin her yerinde yeterli nicelik ve nitelikte kamu görevlisi istihdamı sağlanacaktır.

Memur ve diğer kamu görevlilerinin tanımı yeniden yapılarak devletin asli ve sürekli hizmetlerini yerine getiren daraltılmış memur tanımı içine girenler ile belli özellik arz eden görevleri yürütenlerin dışında kalan kamu görevlilerine, uluslararası normlara uygun sendikal haklar ve siyasi partilere üye olma hakkı getirilecektir.

Kamuda çalışan taşeron işçiler, 4/C’liler, vekil, sözleşmeli ve geçici statüde çalışanlar kadroya geçirilecek

Kamu istihdamı gözden geçirilerek aynı ya da benzer işi yapmakla  birlikte sözleşmeli, geçici, taşeron elemanı, 4/B’li, 4/C’li, vekil ve benzeri adlar altında istihdam edilenlerin tamamının kadrolu istihdamını sağlayacak düzenlemeler yapılacak, bu alandaki karmaşa ve mağduriyetler giderilecek, eşitlikçi, adaletli ve hakkaniyetli bir istihdam düzeni sağlanacaktır.

Kamu işçilerine naklen atanabilme imkanı verilecek

Kamuda çalışan işçilerin, kamu kurumları arasında naklen geçişlerine imkân sağlanacaktır.

Dezavantajlı grupların ve kadınların istihdamını artırmak için güvenceli esnek istihdam şekilleri yaygınlaştırılacaktır.

Kamu çalışanları üzerinde uygulanan yıldırma, sürgün, ötekileştirme, torpil ve kayırmaya dayalı zulüm düzenine son verilecek ve yaşadıkları mağduriyetler giderilecektir.

Kamuda eşit değerde iş yapan eşit ücret alacak, ücret adaleti sağlanacak

Kamuda ücret adaleti sağlanacak, görev, yetki ve sorumluluk bakımından eşit değerde iş yapanın eşit ücret alması temin edilecektir.

Kamu çalışanlarının ek gösterge, denge ve hizmet tazminatı, fazla çalışma tazminatı, diğer zam ve tazminatlar ile yan ödeme gibi kurumlar ve statüler arası farklılıklara yol açan ödeme unsurları gözden geçirilerek, tüm kamu çalışanlarını kapsayacak şekilde ve hakkaniyete uygun biçimde yeniden düzenlenecektir.

 

Şube müdürlerinin ek göstergesi 3000 olacak

Kamuda çalışan şube müdürlerine 3000 ek gösterge verilecek, Kamuda çalışan müdürler, müdür yardımcıları, şef, memur ve yardımcı hizmetlilerin mali ve sosyal hakları ile ilgili mağduriyetleri giderilecektir.

Kamu çalışanları enflasyona ezdirilmeyecektir.

Ek ödemeler emekli aylığına yansıyacak, emekli ikramiyesinde yıl sınırı kalkacak

Kamu çalışanlarına çeşitli adlar altında ödenmekte olan tüm ek ödemeler emekli aylığına yansıtılacaktır.

Kamu çalışanlarına disiplin affı getirilecek

Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında verilmiş olan disiplin cezaları, Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçlar ve yolsuzluk suçları ile ilgili olanlar hariç olmak üzere bütün sonuçları ile affedilecektir.

Bir derece hakkından yararlanmamış memurlara bir derece verilecek

Memur ve diğer kamu görevlilerinden bir derece hakkından daha önce yararlanmamış olanlara bir derece verilerek eşitsizlik giderilecek ve yeni göreve başlayacak olanların da derece ve kademelerine bir derece ilâve edilmesine yönelik düzenleme yapılacaktır.

 

İmam ve müezzini olmayan cami kalmayacak

İmam ve müezzin kadrosu olmayan camilere kadro ihdası yapılacak, boş bulunan imam ve müezzin kadrolarına atama yapılarak imam ve müezzini olmayan cami bırakılmayacak.

Vekil imam ve müezzinlere kadro verilecek

Yeterlilik belgesini alan vekil imam ve müezzinler daimi kadrolara geçirilecektir.

Kamu görevlerinin nüfuz ve güç aracı olarak kullanımı önlenecek

Makamların nüfuz ve güç yeri olmaktan çıkarılarak hizmet yeri olmalarının sağlanması, yolsuzluk ve adam kayırmanın önlenmesi, kamu görevlilerinin yaptıklarının yanında ihmallerinden de sorumlu tutulmaları temin edilecektir.

Kamu görevlilerinin yargılanmaları sürecini sekteye uğratan ve dokunulmazlık olarak nitelendirilen hükümler kaldırılacak, etkin bir yargılama süreci tesis edilecektir.

Kamu görevlilerinin, vatandaşla ilişkilerde baskı, cebir, şiddet ve benzeri yöntemlere başvurması ve kamu gücünü kötüye kullanması engellenecektir.

Görevi ihmal ve görevi kötüye kullanmak suretiyle kamu kaynaklarının istismarına ve kamu zararına yol açan kamu görevlilerinin cezai müeyyideleri artırılacak, yolsuzluklara ilişkin cezalarda zaman aşımı kaldırılacaktır.

 

Yerel yönetimlerin hizmet kapasitesi artırılacak

Yerel hizmetlerin zamanında, hızlı, ucuz ve adil bir şekilde sunulduğu; çevreye ve afete duyarlı, estetiğe önem veren planların yapıldığı ve uygulandığı; fiziki ve sosyal alt yapının, yeterli yeşil alanların, spor alanlarının ve sosyal donatıların sağlandığı; doğal, tarihi ve kültürel mirasın korunduğu; yoksulların gözetildiği, yaşanabilir çağdaş bir kent ortamının temin edildiği yapı, yerel hizmet ve belediyecilik anlayışımızın esasını oluşturmaktadır.

Bazı kamu hizmetlerinin; erişimini kolaylaştırmak, kalitesini ve etkinliğini artırmak suretiyle yerel düzeyde vatandaşa sunumu esas olacak, bu amaçla yerel yönetimlerin hizmet kapasitesi artırılacaktır.

Yerel yönetim reformu, merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki ilişki biçiminin tarif edilmesi ve yetki, görev ve sorumluluk sınırlarının tam olarak belirlenmesiyle başlatılacak ve kamu yönetimi reformunun bir parçası olarak uygulamaya konulacaktır.

Yerel yönetimlerle ilgili düzenlemeler, merkezi idarenin ihtiyaç ve kriterlerine göre oluşturulmuş düzenlemeler yerine, yerel yönetimlerin ihtiyaçları da dikkate alınarak yapılacaktır.

Hizmet yönünden yerel yönetimin federasyon ve benzeri bölgesel yönetimlere dönüştürülmesine izin verilmeyecek

Hizmetin vatandaşa daha yakın ve hızlı ulaştırılmasını amaçlayan hizmet yönünden yerinden yönetim yapısının, siyasi yerinden yönetime  dönüştürülmesine hizmet edecek hiçbir düzenleme ve çabaya fırsat verilmeyecektir.

Bazı belediyelerin fiili durum yaratarak yasaları çiğnemesine izin verilmeyecektir.

Belediye meclislerinin uhdesinde olan bütçe, kesin hesap, şirket kurma, borçlanma, imtiyaz devri, davaların sulhen halli gibi bazı kararlar ile mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinde istismarı ve usulsüzlükleri önleyici etkin düzenlemeler yapılacaktır.

Büyükşehir sınırını mülki sınır yapan düzenleme kaldırılacak

Büyükşehir belediyesi sınırlarını mülki sınır haline getiren büyükşehir belediyesi kanunundaki düzenleme kaldırılacak, bu doğrultuda ilçe belediyeleri yetki ve işlevlerine yeniden kavuşturulacaktır.

Kapatılan belde belediyeleri, özel idare ve köyler yeniden kurulacak

Kaldırılan belediye, özel idare ve beldeler ile tüzel kişilikleri sona erdirilen köylerin ekonomik, sosyal, demografik ve benzeri yöreye özgü özellikleri dikkate alınarak yeniden kurulmaları ve tüzel kişiliklerine kavuşturulmaları sağlanacaktır.

Belde ve köy mülki idare temsilciliği oluşturulup, vasıflı personel alımı yapılacak

Belde ve köy Mülki İdare temsilciliği oluşturulacaktır.

Belde ve köylerde, üretim yapısı ve potansiyeli dikkate alınarak tarım, hayvancılık, sağlık, turizm, orman, maden ve diğer alanlarda kamu görevlileri görevlendirilecektir. Görevlendirilenlerden kıdem, liyakat ve benzeri hususlara göre belirlenecek birisi belde ve köy mülki idare temsilcisi  olacaktır.

 

İhtiyar heyeti üyelerine her ay 150 lira huzur hakkı verilecek

Köy ve mahalle muhtarlarının maaşları, yerleşim biriminin idari yapısı ve nüfusu gibi kriterler dikkate alınmak suretiyle en az asgari ücret kadar olmak üzere kademeli olarak yükseltilecektir.

Köy ve mahalle ihtiyar heyeti üyelerine her ay 150 lira huzur hakkı ödenecektir.

Muhtarların il genel ve belediye meclislerinde temsili sağlanacak

Köy odası ve mahalle muhtarlıkları hizmet bürolarının ilgili il özel idareleri ve belediyeler tarafından yaptırılması ve zaruri giderlerinin karşılanması, muhtarların belediye toplu taşıma araçlarından ücretsiz yararlanmaları ve muhtarların İl Genel ve Belediye Meclislerinde temsil edilmeleri için yasal düzenleme yapılacaktır.

İl genel ve belediye meclis üyeleri sosyal güvenceye kavuşturulacak

İl genel meclisi üyeleri ve büyükşehir belediye meclisi üyeleri sosyal güvenceye kavuşturulacak, aldıkları huzur hakkı iyileştirilecektir.

 

 

4- EKONOMİK HEDEF VE POLİTİKALAR

Partimizin ekonomi politikaları milletimizin karşı karşıya olduğu borçluluk, geçim sıkıntısı ve fakirliğe çare olacak acil önlemlerden oluşan “rahatlatıcı politikalar” ile bununla eş zamanlı olarak Türkiye’yi geleceğe taşıyacak “kalkınma politikaları” olmak üzere iki ana eksenden oluşmaktadır.

 

a) Ekonomi Politikamızın Esasları

Küresel rekabet gücüne sahip üretim ekonomisi Dışa açık ve rekabetçi bir yapı içerisinde dünya ekonomisiyle bütünleşerek, bölgesel ve küresel gelişmelerin önde gelen belirleyicileri arasında yer alınmasını; bilgi çağının gereği olarak bilgi üretiminin desteklenmesi, bilgiye hızlı ve kolay ulaşımın sağlanması suretiyle bilginin en etkin tarzda kullanımının gerçekleştirilmesini; kolay ve spekülâtif kazanç sağlayan ranta dayalı bir tüketim ekonomisi yerine, teknolojik gelişmeyi, yenilikçiliği, verimliliği ve istihdamı esas alan bir üretim ekonomisinin oluşturulmasını gerekli görmekteyiz.

Geleneksel ihraç ürünlerinin yerini yüksek katma değerli, Ar-Ge ve teknoloji odaklı çeşitlendirilmiş ürünlerin alması temin edilecek, işlenmiş ürünü teşvik etmeye yönelik bir endüstriyel yaklaşım benimsenecektir. Sürdürülebilir, kapsayıcı ve istihdam dostu büyüme  Piyasa ekonomisi kurallarının işletilerek tekelci oluşumların ve haksız rekabetin önlenmesi, kamunun ekonomideki rolünün yol gösterici, düzenleyici ve denetleyici faaliyetlerle sınırlandırılarak; özel sektör dinamizminin ve teşebbüs gücünün desteklendiği istikrarlı, çevreye duyarlı ve istihdam dostu bir büyümenin gerçekleştirilmesi, ekonomi politikamızın esasını oluşturmaktadır. Sadece iç talep artışını esas alan ve sıcak para ile finanse edilen, istikrarsız ve dışa bağımlı büyüme anlayışının yerine; küresel piyasalara hâkim, farklı ürünleri ve pazar çeşitlemesini esas alan,  rekabet gücü yüksek sektörel kalkınma anlayışını egemen kılan stratejiler geliştirilecektir.

Sosyal adalet ve adil gelir dağılımı İstikrarlı ekonomik büyümenin sağlanması ve güçlü bir üretim ekonomisinin tesisi suretiyle; üreten, istihdam yaratan ve üretilen değerden bu süreçte yer alan her kesimin katkısı ölçüsünde adil pay almasını sağlayan, yoksulu gözeten, gelir dağılımını adaletli kılan bir sosyal refah düzeni oluşturmak temel hedefimizdir.

Sosyal refahın asli unsuru olan beşeri sermayenin eğitimine öncelik verilecek, çalışma hayatı ve işgücü piyasası iyileştirilecektir. Güçlü bir emek piyasası; yoksulluğun azaltılması ve sosyal refah düzeni açısından vazgeçilmez bir unsurdur. Maliye politikası araçları sosyal adalet ve gelir dağılımı yönünde daha etkin kullanılacaktır.

Makroekonomik hedefleri destekleyici birbirleriyle uyumlu para ve maliye politikası Sürdürülebilir bir büyümenin gerçekleştirilebilmesi için fiyat istikrarının sağlanması ve sürdürülmesi zaruri olup, bu amaçla borç stokunu ve cari açığı ekonomide kırılganlığa yol açmayacak düzeylere çekecek para  ve kur politikası izlenecektir. Serbest döviz kuru politikası uygulanacak,  Merkez Bankasının araç bağımsızlığı korunacaktır.

Mali disiplinden taviz verilmeyecektir. Herkesin malî gücüne göre vergi ödediği, üretimi ve istihdamı teşvik eden, öngörülebilir bir vergi sistemi tesis edilecektir. Ülkemizin ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayacak şekilde kamu harcamaları önceliklendirilecektir.

Beyannamede yer alan tahhütlerimizin, vatandaşlarımızın acil sıkıntılarını gidermek üzere behemahâl hayata geçirilmesine başlanacak; yarıtılan kaynak dikkate alınarak makroekonomik istikrara ve mali disipline zarar vermeden kademeli olarak uygulanması temin edilecektir.

 

 

b) Üreten Ekonomi Programı

Üretimi ve istihdamı artıracak ekonomik program uygulanacak  Uzun vadeli stratejimizin 2015-2019 yıllarını kapsayan “Onarım, Bütünleşme ve Atılım” döneminde ekonomide de “onarım ve atılım” gerçekleştirilecektir.

İleri teknoloji kullanan, yenilikçiliği, verimliliği ve istihdamı gözeten, gelirin adil bölüşümünü esas alan, rekabet gücü yüksek üretim ekonomisini tesis etmek ve sosyal dokuyu güçlendirmek amacıyla ülkemizin kendi imkân ve şartları ile doğal ve beşeri kaynaklarını dikkate alan “Üreten Ekonomi Programı” uygulamaya konulacaktır.

Ekonomi politikalarının merkezine insanı koyan; eşitlik, ahlak ve adalet ilkelerini gözeten bir yönetim anlayışıyla halkın refahının artırılması temel hedefimiz olacaktır.

Türkiye ekonomisinin mevcut temel sorunları şunlardır:

. Başta ara malı, enerji ve sermaye malı olmak üzere ithalat bağımlılığı

. Düşük tasarruf, aşırı tüketim ve israf

.  Kaynak tahsisinde çarpıklık

.  Yüksek reel faiz

.  Yatırım yetersizliği

. İşletmelerde ölçek sorunu

.  Düşük teknolojili üretim

.  Enflasyon ve fiyat istikrarsızlığı

.  Yüksek kayıtdışılık

.  Kamu maliyesinde kalite sorunu

. Kalitesiz eğitim

.  Tarımsal yapıdaki verimsizlik

. İşgücü piyasasının etkin olmaması

. Kamu ve özel kesimde kurumsal kapasitenin yetersizliği

 

Bu temel sorunların ortaya çıkardığı sonuçlar ise şöyle özetlenebilir:

.  Düşük ve istikrarsız büyüme

.  Yüksek işsizlik

.  Düşük gelir ve adaletsiz gelir dağılımı

.  Yüksek cari açık

. Ekonomi genelinde ve işletmelerde düşük verimlilik

. Özel kesimin artan dış borcu

.  Hane halkının hızlı artan ve yüksek boyutlara ulaşan borç yükü

 

Uygulayacağımız Ekonomi Programının ulaşmak istediği hedefler şunlardır:

.  Sürdürülebilir ve yüksek bir büyüme ortamını tesis etmek

.  Ekonominin dış kaynak bağımlılığını azaltarak şoklara karşı dayanıklı hale getirmek ve kırılganlığını azaltmak

. Fiyat istikrarını sağlamak

. Büyümeden taviz vermeden cari açığı kontrol altına almak

.  Maliye politikasını makro politikaları destekleyici şekilde yürütmek

.  İstihdamı teşvik edici bir işgücü piyasası kurmak

.  Ar-Ge payını artırmak, bilgiyi ticarileştirmek, yenilikçiliği ve girişimciliği kurumsallaştırmak, dünyada Türk markalı ve patentli ürünleri yaygınlaştırmak

.  Ekonomide kaynakları üretken alanlara yönlendirmek

.  Firmaların ve hane halkının borç yükünü azaltarak sürdürülebilir hale getirmek

 

Programın temel amaçları çerçevesinde şunlar gerçekleştirilecektir:

. Rekabetçi piyasa ekonomisi geliştirilecek ve hukuki alt yapısı güçlendirilecektir.

Rekabetin Korunması Hakkında Kanun geliştirilerek günümüz şartlarına uygun, yenilikçi ve etkili bir mevzuat oluşturulacak, fikri mülkiyet hakları sadece mevzuat açısından değil fiili süreçler açısından da Ar-Ge teşvikini sağlayacak seviyeye çıkartılarak, patent hukukunun gelişmesine gereken önem verilecektir.

. Bilgi ve iletişim teknolojileri yaygınlaştırılacak, bilgiye erişim kolaylaştırılarak gerekli altyapı sağlamak suretiyle erişim maliyetleri en aza indirilecektir. Üretim ve istihdam sağlanması teşvik edilecek, iş ve yatırım ortamı iyileştirilecek, katma değeri yüksek ve yenilikçi bir üretim ekonomisi tesis edilecektir.

.  İhracat artırılacak ve ihraç malları çeşitlendirilecek, kaliteli ürünlerle uluslararası piyasalarda kalıcılık sağlanacaktır.

.  İhracattaki artışı sürdürülebilir kılacak gerçekçi bir döviz kuru politikası ekonominin gerekleriyle uyumlu bir şekilde uygulanacak, teşvik sistemi etkin hale getirilecektir.

.  Yatırımları ve istihdamı teşvik etmek amacıyla sektörel ve dar bölge teşvik sistemine geçilecektir.

.  Mali sistem ve sermaye piyasaları güçlendirilecek ve küçük yatırımcı korunacaktır. Bankacılık sistemine yönelik düzenlemeler, müşteri odaklı olacaktır.

.  Kamu mali yönetimi ve mali kontrol sistemi etkin hale getirilecektir. Şeffaf yönetim anlayışının bir gereği olarak “hesap verilebilirliği” yüksek, modern bir bütçe yönetimi benimsenecektir. Yasama organı ve kamuoyunun denetimine açık bir kamu harcama-gelir ve bütçe uygulaması esas alınacaktır.

. Kayıtdışı ekonomi ile etkin mücadele yapılacak, kayıtdışı ekonomiye yol açan kamu kaynaklı yüksek istihdam maliyetleri en aza indirilecek,  kayıt altında ve hukuken korunan bir istihdam anlayışı hâkim kılınacaktır.

. KOBİ’lerin finansman ve altyapı imkânları artırılacak; karşılıksız  danışmanlık hizmeti verilecektir. Dağınık ve bireysel işleyen KOBİ’ler yerine uluslararası piyasaları tanıyan ve entegre olan KOBİ’lerle, küresel ekonomide rekabet edebilecek güçlü bir yapı oluşturulacaktır.

.  Tarımsal üreticiyi koruyan yapısal nitelikli modern bir toprak-arazi reformunun oluşturulduğu, tarımsal şirketleşmenin üretici lehine teşvik edildiği ve tarımsal mekanizasyonun güçlendirilmesine yönelik bir anlayışın egemen olduğu bir tarım politikası esas alınacaktır.

.  Tarım sektörü modernize edilerek verimlilik artırılacak ve tarımsal ürünler yerinde ve en uygun işletme projeleriyle işlenerek katma değeri yükseltilecektir.

.  Üretici birlikleri siyasi anlayışları ve yönetim yapılarına göre değil üreticinin ihtiyaç ve isteklerine göre etkin bir üretim organizasyonuna kavuşturulacaktır.

. Yeni ve yenilenebilir enerji kaynakları çevresel etkiler, dışsal maliyet-faydalar, ekolojik dengeler dikkate alınarak, en üst düzeyde güvenli ve temiz bir şekilde geliştirilerek, enerjide dışa bağımlılık azaltılacaktır.

.  Ulaştırma altyapısı geliştirilerek, yaygın, hızlı, güvenli ve ucuz bir ulaştırma sistemi tesis edilecektir. Gerek ekonominin gerek toplumun ihtiyaçları doğrultusunda modern bir taşıma ağının oluşturulması esas olacaktır.

. Ekonomiyle ilgili kurum ve kuruluşların eşgüdüm içinde çalışması ve daha etkin bir ekonomi yönetiminin sağlanması için, öncelikle Ekonomi ve Hazine Bakanlığı adında yeni bir bakanlık kurulacak, ekonomi ile  ilgili bakanlıklar, kurum ve kuruluşlar, düzenleyici ve denetleyici kurumlar yeniden yapılandırılacaktır. Orta ve uzun dönem ekonomik ve sosyal  politika, strateji ve hedefleri oluşturmak üzere Strateji ve Politika Geliştirme Müsteşarlığı kurulacaktır.

. Türkiye’nin içine düştüğü “Orta Gelir Tuzağı”ndan çıkarılması için yurtiçi üretimde rekabet gücü ve katma değeri yüksek ürünlerin üretimine öncelik verilecek, ekonomik büyümeyi kısıtlayan tasarruf oranının artırılması sağlanacaktır.

. KOBİ’leri, esnaf ve sanatkârı, çiftçileri ve diğer vatandaşları borç  ve yüksek faiz sarmalının neden olduğu yoksulluk tuzağından kurtarmak amacıyla finansal borçların yeniden yapılandırılması için “Borç Sarmalından

Çıkış Projesi” uygulamaya konulacaktır.

 

c) Üreten Ekonomi Programının Makroekonomik Hedefleri

Yanlış ekonomik politikalar nedeniyle, 2015 yılında da çok düşük  gerçekleşeceği tahmin edilen büyüme, MHP iktidarında oluşacak güven ve istikrar ikliminde alınmaya başlanacak yapısal tedbirlerle, 2016 yılından itibaren kademeli olarak artmaya başlayacak ve birinci dönem sonunda yüzde 6,1’e ulaşacaktır. Böylece, 2019 yılında, GSYH 1,1 trilyon dolara, kişi başına gelir ise 13,3 bin dolara yükselecektir.

Hem üretim faktörlerinin büyümeye katkısı açısından hem de iç ve dış talep açısından dengeli bir büyüme hedeflenmektedir. Bu çerçevede, büyümenin ortalamada dörtte birinin toplam faktör verimliliğinden gelmesi; ihracatın büyümeye güçlü katkı sağlaması öngörülmektedir.

2019 yılında, yüksek büyümenin ve reformların etkisiyle işgücüne katılım oranı 2,4 puan artarak yüzde 52,9’a; istihdam, yıllık ortalama yüzde 2,6 artışla, 29,1 milyon kişiye ulaşacaktır. 2016-2019 döneminde yıllık ortalama 700 bin kişiye ilave iş sağlanacaktır.

2015 yılında 155 milyar dolara gerilemesi beklenen ihracatın, ekonominin yeniden üretir hale gelmesi ve ihracatı artırmaya yönelik alınacak tedbirlerin etkisiyle yıllık ortalama yüzde 9,3 reel artışla, 239 milyar dolara; kriz ortamının etkisiyle 2015 yılında önemli ölçüde azalan

ithalatın ise nispeten daha düşük artarak dönem sonunda 348 milyar dolara ulaşması beklenmektedir. Bu çerçevede, büyümenin hızlanmasına rağmen dönem boyunca cari işlemler açığının milli gelire oranının yüzde 5 civarında tutulması hedeflenmektedir.

Bir yandan israf ve aşırı tüketimin önüne geçilerek, diğer taraftan yüksek gelir artışı etkisiyle yurt içi tasarrufların milli gelire oranı dönem sonunda yüzde 19,4’e ulaşacaktır.

Belirsizlikler ve istikrarsızlık nedeniyle yatırım yapılamaz hale gelen ülkemizde yeniden yatırım hamlesi başlatarak sabit sermaye yatırımlarının GSYH’ya oranı, 4 puan artışla yüzde 24’e yükseltilecektir.

Yıllık ortalama enflasyonun kademeli bir düşüşle dönem sonunda yüzde 6’ya geriletilmesi hedeflenmektedir.

Kamu maliyesinde mali disiplinden taviz verilmeyecek, makul ölçüde faiz dışı fazla verme politikası sürdürülecek; kayıtdışılığın azaltılması,  yolsuzluk ve israfın önlenmesi ve yüksek büyüme ortamının getirdiği adil vergi artışı yoluyla politikalarımızın hayata geçirilmesi için kaynak oluşturulacaktır.  Bu çerçevede genel devlet yapısal bütçe açığının milli gelire oranı dönem boyunca yüzde 2 seviyesinde tutulacaktır.

 

d) Ekonomik Büyüme

Yapısal reformlarla desteklenmiş yüksek, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir büyüme ortamı oluşturulacak

2023’e kadar uzanan büyüme senaryosunda, bir taraftan makro dengeleri

sağlıklı bir şekilde kurarak, diğer taraftan da kapsayıcılık derecesi

artırılarak yüksek büyüme ortamına geçiş hedeflenmektedir. Bu doğrultuda,

maliye politikası ve para politikası eşgüdüm içinde daha güçlü bir

şekilde kullanılacak, bu politikalar yapısal reformlarla, özellikle de ekonominin

rekabet gücünü artıracak adımlarla desteklenecektir.

Para politikası, enflasyonun düşük seviyelere kalıcı olarak indirilmesi hedefine odaklı aynı zamanda ekonomik ve finansal aktiviteyi de dikkate alan bir yapıya kavuşturulacaktır. Bu kapsamda daha öngörülebilir bir hale getirilerek para politikasının etkinliği artırılacak ve enflasyon kademeli olarak düşürülecektir.

Maliye politikası, öncelikle gelir ve gider kalitesini artırarak üretimin desteklenmesine ve bütçe esnekliğinin sağlanmasına odaklanacaktır. Bütçe dengesini bozmadan hem gelir hem harcama tarafında etkinliği artırıcı çalışmalar yürütülecektir. Gelir tarafında, ekonomideki kaynakların üretken alanlara tahsisini sağlamaya, üretim üzerindeki yükleri azaltmaya ve gelir dağılımını daha adil hale getirmeye yönelik çalışmalar yapılacaktır. Harcama tarafındaki çalışmalarda ise, sosyal devletin bir gereği olarak korunması gereken yoksul kesimlere yönelik programlara etkin bir şekilde devam edilecektir. Ayrıca, ekonomide üretimin teknoloji seviyesini yükseltmeye yönelik programlar başlatılacak ve özel sektörü destekleyecek kamu alt yapı yatırımlarına özel önem verilecektir. Tüm bu politikalar, üretim kapasitesinin hem artırılmasına hem de daha etkin kullanılması yoluyla ekonomik büyümenin ivme kazanmasına zemin oluşturacaktır.

Güçlü para ve maliye politikasını destekleyecek yapısal reformlar,  büyümenin hızlandırılması ve kalitesinin artırılması açısından temel unsur olacaktır. İş ve yatırım ortamı, işgücü piyasası ve rasyonelleştirilmiş  teşvik politikası, doğrudan yabancı yatırımların cezbedilmesinin de katkısıyla yatırımların hızlı bir şekilde artırılmasını ve üretken alanlara yönlendirilmesini sağlayacaktır. Ayrıca, kamu kesimi bu süreci uygun altyapı yatırımlarıyla da destekleyecektir. Böylece, sabit sermaye yatırımlarının  GSYH içindeki payı 2019 yılında yüzde 24, 2023 yılında ise yüzde  29 düzeyine çıkarılacaktır.

Sağlanacak yatırım hamlesi ve bunun sonucunda hızlanan büyüme, işgücü piyasasının etkinleştirilmesini sağlayacak reformlarla birlikte istihdam imkanlarını artıracaktır. Diğer taraftan, yüksek düzeyde yeni  yatırımların sağlayacağı teknolojik yenilenme kaynaklı verimlilik kazancı yanında, Ar-Ge destekleri, dışa bağımlılığımızın en yüksek olduğu enerji alanına dönük çalışmalar gibi hedefe odaklı politikalar, ekonomi genelinde istikrarlı bir verimlilik artışını mümkün kılarak rekabet gücümüzü destekleyecektir.

Bu politika çerçevesi, güçlü ve kaliteli bir büyümeyi beraberinde getirecektir. Büyüme, 2016-2019 döneminde ortalama yüzde 5,2 seviyesine, 2020-2023 döneminde ise yüzde 6,6 seviyesine çıkartılacaktır. Bundan daha da önemlisi, ekonomimizin 2023 sonrasında büyüme hamlesini daha güçlü bir şekilde sürdürmesi için uygun bir altyapı oluşturulmuş  olacaktır.

 

Sanayide yeni bir yatırım ve üretim hamlesi başlatılacak

Gelişmiş ülkelerle olan kalkınmışlık farkının azaltılmasını sağlayacak  orta-uzun dönemli kalkınma stratejileri belirlenecek ve uygulamaya konulacaktır.

Bu kapsamda, toplumsal kesimlerin aktif destekleri ve işbirlikleri de sağlanarak, bilgi ve teknolojiye dayanan, yüksek katma değerli mal ve hizmet üretimini, verimliliği, yenilikçiliği, ileri ve öncü teknolojileri esas alan rekabet gücü yüksek bir sanayileşme stratejisinin oluşturulması ve kamu kaynaklarının seçici bir yapı içinde bu amaca tahsis edilmesi büyük önem taşımaktadır. Sanayileşme stratejilerinin belirlenmesi, geliştirilmesi ve revize edilmesi süreçlerinde ilgili kamu kurumları yanında meslek kuruluşları ve üniversiteler gibi planlama işlevine katkı sağlayabilecek kurumsal yapıların sürece dahil olmaları sağlanacaktır.

Teknoloji tabanlı, katma değeri yüksek mal ve hizmet üreten alanlara yapılacak yatırımlara gerekli vergi ve prim, kredi, yatırım indirimi, enerji, arazi ve benzeri destekler sağlanacak, yatırım için gerekli teknik ve fiziki altyapı kamu-özel sektör ortaklık anlayışı ve tamamlayıcılık ekseninde gerçekleştirilecektir.

Ekonominin orta-uzun vadede sağlıklı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması için yalnız iç talebi değil, daha büyük ölçüde dış talebi de dikkate alan bir ekonomik yapı oluşturulacaktır. 

Eğitim harcamaları, araştırma ve geliştirme harcamaları, teknoloji yatırımları, kamu yönetimi, yargı sistemi, kurumsal ve fiziki alt yapı yatırımları, iş ortamı, doğrudan yabancı yatırımlar ve dışa açıklık gibi hususlarda yapılacak atılımlarla orta ve uzun dönemde toplam faktör verimliliği artırılacaktır.

Türkiye’nin yüksek büyüme hedefinin gerçekleştirilebilmesi için faktör verimliliklerini artırmanın yanı sıra, üretime yönelik sermaye birikiminde de önemli miktarda artış sağlanması gerekmektedir. Bu çerçevede yurt içi tasarrufların artırılması, bu tasarrufların üretken alanlara yönlendirilmesi ve yatırımların yüksek düzeyde tutulabilmesi önem taşımaktadır.

Yurt içi tasarrufları artırmak için uygun makroekonomik koşullar temin edilecektir. Bu bağlamda, yurtiçi tasarruflar, kredi büyümesini ve TL’nin aşırı değerlenmesini kontrol altında tutan para ve kur politikalarıyla desteklenecek; tasarrufu arttırmaya yönelik makro ihtiyati politikalar gerekli olduğu şartlarda yeni tedbirlerle güçlendirilerek uygulanacak;  vergi politikalarının belirlenmesinde tasarrufların artırılması amacı da gözetilecektir.

Ayrıca, mali piyasa araçlarıyla tasarruflar özendirilecektir. Bu kapsamda, finansal ürün çeşitliliği artırılacak, küçük ölçekli yatırımcıların tasarruf imkânları geliştirilecek ve sermaye piyasası araçlarına erişimi kolaylaştırılacaktır.

Vergi ve kredi maliyetlerinin farklılaştırılması gibi araçlarla üretken olmayan yatırımların cazibesi azaltılacak ve tasarruflar üretken alanlarda yatırımlara yönlendirilecektir.

 

e) Para Politikası ve Fiyat İstikrarı

Enflasyon kalıcı şekilde düşürülecek, fiyat istikrarı sağlanacak MHP, enflasyon hedeflemesi sistemi içinde, enflasyonu kalıcı bir şekilde düşürerek ilk dönem sonunda yüzde 6’ya, ikinci dönem sonunda yüzde 5’e çekmeyi ve fiyat istikrarını sağlamayı hedeflemektedir.

Uygulayacağımız program çerçevesinde, bir yandan kamu açıklarının diğer taraftan cari açığın azaltılması sonucunda faiz üzerindeki baskı azaltılacak ve reel faizlerin düştüğü bir ortamda, para politikası sağlıklı bir şekilde uygulanabilecektir.

Gerçekçi maliye politikasının sürdürülmesi ve programlanan yapısal reformların gerçekleştirilmesi, bir taraftan enflasyonun düşürülme maliyetini azaltırken, diğer taraftan enflasyon bekleyişleri ve hedefleri arasındaki farklılıkları azaltarak para politikasının etkinliğini destekleyecektir.

Sürdürülebilir büyümenin sağlandığı bir ortamda, fiyat istikrarını kalıcı hale getirecek para ve kur politikaları izlenecektir.

Kurların piyasa şartlarına göre belirlendiği serbest döviz kuru politikası uygulanacaktır. Ancak piyasanın derinliğinin kaybolmasına bağlı olarak, kısa dönemde kurlarda aşırı dalgalanmalara ve spekülatif hareketlere izin verilmeyecektir.

Aynı şekilde Türk Parasının, uluslararası piyasalarda rekabeti önleyecek ve ithalatın artmasını teşvik edecek derecede, yapay olarak değerlenmesine de izin verilmeyecektir.

Merkez Bankasının araç bağımsızlığı korunacak

Para politikası uygulamalarında Merkez Bankasının araç bağımsızlığı ilkesi hâkim olacaktır.

Merkez Bankası fiyat istikrarının yanı sıra finansal piyasalarda istikrarın sağlanması amacına yönelik politikalar uygulayacak ve faaliyetlerini Ankara’da sürdürecektir.

 

f) Kamu Maliyesi

İsraf ve usulsüzlükler önlenecek, mali disipline riayet edilecek

Maliye politikasının temel amacı; kamu gelir ve harcamalarının kalitesini iyileştirmek, kamu açıklarının kalıcı bir biçimde azaltılmasını sağlayarak kamu borç stokunu sürdürülebilir bir seviyeye çekmektir. Maliye politikası makroekonomik amaçları sağlamak için etkin bir araç olarak kullanılacaktır.

Bu amaca yönelik olarak; gelirler politikası verimlilikle ilişkili ve ileriye dönük olarak uygulanacak; harcamalarda israf ve verimsizliğin önüne geçilecek ve harcamalar yeniden önceliklendirilecektir. Basit, açık, uygun, düşük oranlı, eşit ve adil vergi uygulamalarıyla ve vergi tabanının genişletilmesi suretiyle vergi gelirleri artırılacaktır. Özellikle şatafat ve gösteriş amacıyla yapılan her türlü israf ve saltanat ekonomisine dayalı harcamalara son verilecektir. Kamunun bina ve araç kiralamasındaki savurganlık önlenecektir.

Türk kamu mali yönetiminde mali ve idari etkinlik sağlanması amacıyla; plan–program-bütçe ilişkisi güçlendirilecek, mali riskler önceden hesaba katılacak, sistem daha şeffaf ve hesap verilebilir hale getirilecektir. Bütçe sürecinde performans bilgisinin kullanımı için iyi işleyen bir performans bilgi sistemi oluşturulacaktır.

Kamu harcamalarında etkinlik sağlanarak israf, usulsüzlük, rant kollama ve partizanlığın önüne geçilecek, daha az kaynakla daha fazla kamu hizmeti üretilecektir. Kamu harcamalarının denetiminde fayda maliyet analizini de kapsayan ve verimlilik ölçen yöntemler uygulamaya konulacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütçe hakkına sahip çıkılacak Kaynakların etkin dağılımı ve kullanımını sağlamak amacıyla; bütçe hazırlama sürecinde yetki ve sorumluluklar net bir şekilde tespit edilerek Parlâmentonun etkinliği artırılacak, malî raporlama ve hesap verme sorumluluğunun geliştirilmesiyle birlikte malî şeffaflık sağlanacaktır. Bu kapsamda, kamu mali yönetim ve kontrol sistemi gözden geçirilerek yeniden düzenlenecektir.

Ek ödenek kanunu çıkarılmadan başlangıç bütçe ödeneklerinin üzerinde harcama yapılmayacaktır. Kamu gelirlerinin kalitesi iyileştirilecek

Kamunun elde ettiği gelirlerin kamu harcamalarını karşılaması esas olacaktır. Kamu gelirlerinin tahakkukunda; kamu harcamalarının sağlam kaynaklardan karşılanması, yatırım, üretim ve ticaretin teşvik edilmesi gibi ekonomik politikaların yanı sıra, sosyal adaletin sağlanması, bölgesel gelişmişlik farklarının en aza indirilmesi, istihdamın artırılması gibi sosyal politikalar göz önünde bulundurulacaktır.

Gelir idaresi modern ve teknolojik bir yapıya kavuşturulacak; siyasi telkin, siyasi kadrolaşma ve siyasi gelecek beklentilerinden ayrıştırılarak liyakati esas alan bir yapı içerisinde yenilenecektir.

Kaynak dağılımında adalet ve etkinlik, hizmet üretiminde verimlilik sağlanacaktır.

Adaletli ve etkin bir vergi sistemi tesis edilecek

Herkesin malî gücüne göre vergi ödediği adaletli bir vergi sistemi tesis edilmesi esas olacaktır. Vergiye ilişkin düzenlemelerde, kamu finansmanıyla ilgili önceliklerin yanı sıra verginin üretim ve istihdam üzerindeki etkileri ile sosyal yönü birlikte değerlendirilecektir.

Üretimi, yatırımı ve etkin kaynak dağılımını sağlayan bir vergi sistemi kurulacak

Vergi sistemi, ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel yapısını dikkate alan dinamik bir yapıya kavuşturulacaktır. Bu çerçevede yatırım yapanlara, istihdam, üretim ve ihracat artışı sağlayanlara yönelik vergi indirim ve kolaylıklarını içeren bir program uygulamaya konulacaktır.

Firmaların harç ve damga vergisi gibi işlem vergileri azaltılacak

Üretim ve ticareti olumsuz etkileyen harç ve damga vergisi gibi işlem vergileri azaltılacaktır.

 

Vadeli satışlarda KDV ertelenecek

Vadeli satışlarda KDV erteleme sistemi getirilecektir.

Ekonomide zaten sınırlı olan kaynakların üretken olmayan alanlardan  üretken alanlara yönelmesini sağlayıcı tedbirler alınacaktır.

Vergisini düzenli ödeyen vatandaşlar ödüllendirilecek

Vergi muafiyeti ve istisna uygulamalarında; makro hedefler ile ekonomik ve bölgesel kalkınma politikaları dikkate alınarak seçici olunacaktır.

Vergisini düzenli ödeyen vatandaşlar ödüllendirilecektir.

Gelir vergisinin kişiselliği ve mali güce göre vergilendirme ilkeleri  dikkate alınarak üniter ve adil vergilemeye ağırlık verilecektir.

Vergi gelirleri içindeki dolaylı vergilerin payının azaltılması suretiyle  dar gelirlilerin vergi yükü hafifletilerek vergide adalet sağlanacaktır.

Vergi sistemi basitleştirilecek, denetimler etkinleştirilecek

Vergi kanunları; verginin konusu, matrahı ve vergi çeşitleri itibarıyla tümüyle gözden geçirilerek uygulamada basitlik ve etkinlik sağlanacaktır.

Vergi denetimlerine önem verilecektir. Vergi idaresi organizasyon yapısındaki sorunlar çözülecek, idarenin insan gücü ve teknik alt yapı yetersizliği giderilecektir.

Bilgi edinme hakkı ve şeffaflık kapsamında kişi ve kurumların ödedikleri vergilerin nereye ve nasıl harcandığı hususunda bilgi edinme ve gerektiğinde hesap sorma imkânına kavuşması sağlanacak, vergide öz denetim sistemi güçlendirilerek kayıp ve kaçak önlenecektir.

Tüm harcamalar gider konusu yapılabilecek

Vergi mükelleflerinin üretim ve ticaretine ilişkin belgelendirdikleri harcamaların gider konusu yapılması sağlanacaktır. 

Asgari ücretliden vergi alınmayacak, bütün çalışanların gelirlerinin asgari ücret kadar kısmı vergi dışı bırakılacaktır.

Vergi yükümlülüğüne erişim kolaylaştırılacak

Vergi tahsilatının önündeki bürokratik işlemler ile süre kaybına ve amme alacağının tehlikeye girmesine neden olan engeller kaldırılacaktır.

Etkin bir tahsilat modeli geliştirilecek ve uzlaşma müessesesi etkin ve basit hale getirilecektir.

Mükellefler ve vatandaşlarda vergi bilincini, vergi gayretini vergi ahlakını geliştirmeye dönük eğitim çalışmalarına önem verilecektir.

Ekonomik faaliyetlerin yoğun olduğu merkezlerde vergi danışma ve şikâyet birimleri yaygınlaştırılacaktır.

Kayıtdışılık ve kaçakçılıkla mücadele edilecek

Kayıtdışılıkla mücadele için kamu kuruluşlarının, özel sektörün, meslek kuruluşlarının, odaların ve sendikaların içinde olacağı toplumsal bir seferberlik başlatılacaktır.

Kayıtdışı ekonomik faaliyetler ile kara para elde edilmesine yönelik faaliyetler arasındaki ayrım netleştirilecek ve kara parayla mücadelede ayrı bir strateji belirlenecektir.

Akaryakıt, tütün, alkol ve şeker başta olmak üzere kaçakçılığın yüksek boyutlara ulaştığı alanlarda, yapılacak hukuki, idari ve denetim tedbirleriyle kaçakçılıkla etkin bir mücadele başlatılacaktır.

Kayıtdışı ekonominin önlenmesi, yasa dışı gelirlerin izlenmesi ve kara  para faaliyetleriyle mücadele edilmesi için gerekli olan kurumlar arası iş birliği ve koordinasyon sağlanacak ve bu amaçla MASAK etkinleştirilecektir.

TC kimlik numarası tüm işlemlerde kullanılacaktır.

Mali müşavirlerin öncelikli sorunları çözülecek

Mali müşavirlerin yaptıkları işlemlerle ilgili sorumluluklarının çerçevesi açık bir şekilde yeniden düzenlenecek, haksız rekabet, yetki karmaşası, tahsilat gibi öncelikli sorunları çözüme kavuşturulacaktır.

Kamu yatırımlarında etkinlik, verimlilik ve stratejik öncelik esas alınacak

Kamu yatırımlarının temel amacı, yatırımların planlanması ve uygulanmasında etkinlik sağlamak suretiyle projelerin ekonomik büyümeye ve buna bağlı olarak sosyal refaha sağlayacağı katkının en yüksek düzeye çıkarılmasıdır. Bu yapılırken, kamu ve özel sektör yatırımlarının akılcı ve  birbirlerini tamamlayan yatırım alanlarına yönlendirilmesi esas olacaktır. Bağlılık katsayıları yüksek olan öncelikli-lokomotif sektörler belirlenerek, kalkınma projeleri spekülatif ve istikrarsız yatırım alanlarından çekilerek, ileri teknoloji birikimini sağlayabilecek alanlara kaydırılacaktır.

İleri teknoloji ve yüksek miktarda kaynak gerektiren enerji ve altyapı gibi büyük kamu projelerinde özel sektörün imkânlarından yararlanmak amacıyla kamu-özel sektör işbirliği yöntemi uygulanması suretiyle projelerin gerçekleştirilmesi teşvik edilecektir.

Kamu kaynaklarının etkin ve verimli bir şekilde kullanılması ilkesi çerçevesinde adalet, güvenlik, eğitim, sağlık, enerji, savunma, ulaştırma, havacılık ve uzay, Ar-Ge, yazılım ve yeni teknolojilerin geliştirilmesine yönelik alanlardaki yatırım projelerine öncelik verilecektir.

Sektörel ve bölgesel önceliklerin yanı sıra yapılabilirliği ve önemi dikkate alınarak devam eden projelerden; çok kısa sürede tamamlanarak ekonomiye kazandırılabilecek olanlara, uygulamasında önemli fiziki gerçekleşme sağlanmış projeler ile başlatılmış bulunan diğer projelerle bağlantılı veya eşzamanlı olarak yürütülmesi ve tamamlanması gereken projelere öncelik verilecektir.

Öncelikli yatırım projelerine kaynak tahsis edilecek, gerçeklikten uzak projeler ayıklanacak

Öncelikli yatırım projelerine gerekli kaynak tahsis edilecek ve öngörülen sürede tamamlanarak bir an önce geri dönüşü sağlanacaktır.

Gerçekçi etüde dayanmayan projelere kaynak tahsis edilmeyecektir.

Belli bir stratejiye dayanmadan borçlanma ve sağlanan finansman kaynağına göre proje uygulama anlayışı yerine, sektörel ve proje bazındaki önceliklerden hareketle dış finansman sağlama anlayışı yerleştirilecektir.Kamu projelerinin yönetiminde “proje döngüsü yönetimi”nin her aşamasında yani proje belirleme, hazırlama, analiz, uygulama, izleme ve değerlendirme aşamalarında uyulması gerekli temel prensipler belirlenecek, uygulamadaki keyfiliğin ve dağınıklığın önüne geçilecektir.

Kamu kuruluşlarında proje yönetimi etkinleştirilecek ve hedefe yönelik şekilde performans denetimleri sağlanacaktır.

Önemli altyapı sektörlerinde gerçekleştirilecek projelerin planlanması ve uygulanmasında, bu amaca yönelik olarak hazırlanacak ana planlar ilgili kurumların katkısıyla oluşturulacak, gerçekleştirilme sürecinde yine kurumsal işleyişler-istişareler esas alınacaktır.

Ana planlarda yer alan öncelikler ile uyumlu olmayan siyasi rant yaratmaya ve gösterişe yönelik, gerçekçilikten uzak projeler gündeme getirilmeyecektir.

Kamuya ait hizmet binası yapımında saltanat anlayışına son verilecektir.

Toplumun büyük kesimini ilgilendiren önemli projelerde (ekonomik ve sosyal kalkınma projeleri) halkın proje oluşumuna ve karar süreçlerine katılımını sağlayacak katılım mekanizmaları oluşturulacak ve geliştirilecektir.

 

 

g) Borç Yönetimi Politikası

Kamu borçları sürdürülebilir seviyede tutulacak

Borç yönetimi, istikrarın sağlanması amacıyla kullanılan ayrı bir politika olarak değerlendirilecek, para ve maliye politikalarıyla uyumlu, sürdürülebilir, şeffaf ve hesap verilebilir bir borçlanma politikası izlenecektir.

Kamu kesiminde mali sorumluluk bilinci geliştirilecek, bu kapsamda mali yönetim, iç denetim ve iç kontrol faaliyetlerine ilişkin beşeri ve teknik kapasite güçlendirilecektir.

İç borcun vadesini uzatmak, çevrilebilirliğini sağlamak ve borç yükünü azaltabilmek için, borçlanmada alternatif yöntem ve araçlar kullanılacaktır.

Bu amaçla, ikramiyeli veya primli tahviller, kademeli tahviller gibi yeni senetler ülke şartları da gözetilerek kullanılacaktır. Ayrıca, şartlara göre enflasyona ve dövize endeksli, hisse senedine dönüştürülebilir ve değişken faizli tahvil ihracı da araç çeşitlendirmesi amacıyla kullanılacaktır.

İç borçların vadesini uzatmak amacıyla, sigorta şirketleri, özel emeklilik fonları, tasarruf sandıkları, munzam sandıklar, emeklilik sandıkları gibi banka dışı finansal kuruluşlara yönelik olarak uzun vadeli özel tertip tahviller ihraç edilecektir.

Borçlanma maliyetini düşürmek amacıyla, geniş bir yatırımcı kitlesine ulaşılarak ihale sistemi rekabetçi hale getirilecektir. Bu amaçla etkin işleyen derin bir ikincil piyasanın tesisi için, borçlanma senetlerinin likiditelerinin yüksek olması amacıyla, senetlerin vadesinden önce geri ödenebilmesine, başka senetlerle değiştirilebilmesine, parçalara ayrılarak satılmasına imkân veren yöntemlere ağırlık verilecektir.

Dış borçlanmada; uluslararası piyasalardaki gelişmelere paralel olarak döviz kompozisyonu çeşitlendirilecek, riskin ve maliyetin azaltılması için finansal araçlardan faydalanılacak ve değişik piyasalara yönelinecektir.

Özel sektörün kur riskini hafifletecek tedbirler alınacak Son yıllarda uygulanan kur ve faiz politikaları sonucunda hem dış ticaret açığı artmış, hem de özel sektörün dış borçlanması tehlikeli boyutlara ulaşmıştır.

Tehlikeli boyutlara ulaşan özel sektör borçlarının, özellikle de bankalar dışındaki şirketlerin, dış borç stokunun azaltılması ve döviz kuru riskinin hafifletilmesi için gerekli önlemler alınacaktır.

 

h) Borç Sarmalından Çıkış Projesi

“Borç Sarmalından Çıkış Projesi” ile vatandaşların borç sorunu çözülecek, icralık durumdaki kredi ve kredi kartı borçlularına kolaylık getirilecek

KOBİ’lerin, esnaf ve sanatkârın, çiftçilerimizin ve diğer vatandaşlarımızın borç ve yüksek faiz sarmalının neden olduğu yoksulluk tuzağından kurtarmak amacıyla finansal borçların yeniden yapılandırılması için “Borç Sarmalından Çıkış Projesi” uygulamaya konulacaktır.

Bu doğrultuda bankaların mevcut durumda donuk ve şüpheli alacak olarak görülen ve takibi başlatılmış olan alacakları, büyük ölçüde gönüllülük esasına dayanan bir mekanizma dâhilinde faizleri enflasyona göre yeniden hesaplanmak suretiyle ve üç yıllık bir vadede yeniden yapılandırılacaktır. Bu işlemler yapılırken BSMV (Banka Sigorta

Muameleleri Vergisi) ve KKDF (Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu) kesintisi alınmayacaktır. Böylece bankaların donuk kredileri azalacak, aktiflerin kalitesi artacak, vatandaşların birikmiş borçlarında önemli ölçüde azalma sağlanacak, girişimcimizin, çiftçimizin yeniden aktif üretime katılımı sağlanmış olacaktır.

Mevcut borç sorunu çözümlenirken bir yandan üreten ekonomi programının sağlayacağı gelir ve istihdam artışı, diğer yandan sosyal destek programımız, finansal farkındalık ve alınacak makro ihtiyati tedbirlerle vatandaşımızın tekrar borç tuzağına düşmesinin önüne geçilecektir.

 

ı) Finansal Piyasalar ve Bankacılık

Uluslararası standartlarda sağlıklı işleyen finansal sistem oluşturulacak

Reel ekonominin ihtiyaçlarını karşılayacak ve büyümeyi finanse edecek her türlü finansal aracın ihraç edilebildiği, işlem maliyetlerinin düşük olduğu, güçlü bir teknolojik ve beşeri altyapıya sahip, etkin bir biçimde denetlenen, yenilikçi ve şeffaf işleyen bir mali piyasa yapısı hedeflenmektedir.

Finansal sistemin sağlıklı bir şekilde işlemesi için sistemin tüm unsurları güçlendirilecek ve sağlıklı bir yapıya kavuşmaları sağlanacaktır. Başta bankacılık sektörü olmak üzere, finansal piyasaların milli niteliğinin korunmasına özen gösterilecektir.

Finansal sistemin işlevlerini yerine getirebilmesi için; ülke şartları ve uluslararası standartlar dikkate alınarak hukuki düzenlemeler yapılacak, gözetim ve denetim sistemleri uluslararası standartlara uygun hale getirilerek etkin işlemesi sağlanacaktır.

Mali piyasalarda Ar-Ge faaliyetleri desteklenecek, mobil bankacılık ve internet bankacılığı yaygınlaştırılacaktır.

Mali sektörde çevre ülkelerle işbirliği geliştirilecektir.

Bankaların firmaları kredilendirme aşamasında ortak risk raporlama ve kredi derecelendirme ölçütlerine kavuşması sağlanacaktır.

Mevduat sigorta sistemi rekabetçi hale gelecek

Mevduat sigorta sisteminde, bankaların risklerinin dikkate alındığı riske dayalı bir prim sistemi oluşturularak bankaların sistemi kötüye kullanmaları önlenecek ve mudilerin daha seçici davranmaları sağlanarak rekabetçi bir ortam oluşturulacaktır.

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun yönetimindeki siyasi etkiler ve çıkar odaklı baskılar ortadan kaldırılacaktır.

Bankaların sorunlarının Fon’a devredilmeden çözülmesi esas olacak, önlemlere rağmen mali bünyesi güçlendirilemeyen bankalar ve şirketler tasfiye edilecektir.

Sermaye piyasaları geliştirilecek

Sermayenin tabana yayılması diğer bir temel hedefimizdir. Bu itibarla, başta menkul kıymet borsaları olmak üzere sermaye piyasalarının gelişimi ile yabancı yatırımcı etki ve kontrolünden kurtulmasını sağlayacak tedbirler alınacak, daha fazla küçük ve orta ölçekli yurt içi yatırımcının sisteme girmesini sağlayacak yöntemler geliştirilmek suretiyle de piyasaların yeterli derinliğe kavuşması temin edilecektir.

Finansal ürünlerin yeterli çeşitliliğe sahip olması ve finansal farkındalığın artırılması sağlanacaktır.

Tasarruf farkındalığı oluşturularak yurtiçi tasarrufları artırıcı politikalar uygulanacak ve ekonomide yatırım seviyesi artırılacaktır.

Yurt dışı para, menkul kıymet ve mal piyasaları ile ilişki ve iş birliği geliştirilecektir.

Şirketlerin borsaya girişi teşvik edilecek, kurumsallaşmalarını özendirecek kolaylıklar getirilecektir.

Borsada manipülasyon yapanlar mutlaka engellenecek, güven kaybına neden olacak unsurlar ortadan kaldırılacaktır.

Ülkemiz uluslararası finansal işlemler için çekim merkezi haline getirilecek

Türkiye’yi uluslararası finansal işlemler için çekim merkezi haline getirebilmek amacıyla idari, hukuki, vergisel, düzenlemeler ile fiziki, teknolojik ve beşeri altyapıyı güçlendirmeye dönük tedbirler alınacaktır. Büyük uluslararası bankaların yatırım fonlarının, emekli fonlarının bölge ofislerini ülkemizde kurmaları sağlanacaktır. Finansal işlemlerin yoğunlaştığı bölgelerin bu proje kapsamında fiziki alt yapıları güçlendirilecektir.

Finansal işlemlerden oluşan katma değerin GSYH içindeki payının beş puan artırılması hedeflenmektedir.

Şeffaf ve güvenli bankacılık sistemi oluşturulacak

Tasarruf sahipleri ve kredi kullananlar için şeffaf ve güvenli bir bankacılık sistemi oluşturulacaktır. Bankaların reel kesimin finansmanında etkin hale gelebilmesi için, kaynak maliyetlerini artıran unsurlar yeniden değerlendirilerek, zaruri olmayanların tasfiyesi sağlanacak, bu suretle ortaya çıkacak avantajın ise doğrudan kredi faizlerine yansıtılması temin edilecektir.

Tasarruf artışının sağlanması için bankacılık sisteminde vatandaşımızın gelir fazlasını yatırabileceği finansal araçlar çeşitlendirilecek ve yaygınlaşması sağlanacaktır.

Kamu bankalarının; tarım sektörünün modernleşmesi, sanayi üretiminin artırılması, bölgeler arası gelişmişlik farklarının giderilmesi ile tarımsal üretime, küçük ve orta ölçekli işletmelere, Ar-Ge ve teknolojik yatırımlara destek verecek şekilde hizmet vermeleri sağlanacaktır.

Ziraat Bankası yeniden yapılandırılarak kamu bankası olarak kalacak ve tarım sektörünün modernleşmesine ve tarımsal üretime destek sağlayan, ancak verimlilik ve performans esasına göre yönetilen bir yapıya kavuşturulacaktır.

Halk Bankasının satışında halka arza ve sektörü ilgilendiren meslek kuruluşlarına öncelik verilecek, blok satışa izin verilmeyecektir.

Bankacılık prensiplerine uygun etkin bir yönetim yapısına kavuşturulması amacıyla, yönetiminde kamunun rolünü azaltacak şekilde Vakıfbank’ın yeniden yapılandırılması sağlanacaktır.

Türkiye Kalkınma Bankası yeniden yapılandırılarak, KOBİ finansmanında  etkin bir şekilde kullanılacaktır. Özellikle bölgeler arası gelişmişlik farklarının giderilmesine yönelik projeleri desteklemesi sağlanacaktır.

KOBİ’lere yönelik Gelişen İşletmeler Piyasası yeniden açılarak etkin olarak çalışması sağlanacaktır.

Bankacılık kesimini reel sektöre sürekli olarak mali destek verebilir  hale getirecek tedbirler alınacaktır.

KOBİ’lerin bankalardan daha fazla kaynak kullanmasını temin etmek üzere, Kredi Garanti Fonu sisteminin kaynakları artırılacaktır. Ayrıca, Kredi Garanti Fonu ve risk sermayesi sistemi etkin hale getirilerek KOBİ’lerin teminat sorunu çözülecektir.

Türkiye İhracat Kredi Bankasının kaynakları artırılacak ve ihracatın finansmanında ve sigortalanmasında etkinliği artırılarak ihracata dayalı bir büyüme yapısına katkıda bulunması sağlanacaktır. Bu çerçevede, Eximbank’ın ihracatta önemli payı ve potansiyeli olan şehirlerde şube açması ve muhabir ağını genişletmesi sağlanacaktır.

Sigortacılık sistemini geliştirecek politikalar uygulamaya konulacak

Bu kapsamda mali sistemin derinleşmesine katkıda bulunmak, uzun vadeli tasarrufları artırmak ve tamamlayıcı bir sosyal güvenlik sistemi oluşturmak için bireysel emeklilik ve diğer sigorta türleri desteklenecektir. Ayrıca modern ekonominin gereklerine uygun olarak reel ekonominin ve üreticilerin risklerini kapsamak ve ticaretin gelişmesini sağlamak amacıyla sigortacılık sistemini geliştirecek politikalar uygulamaya konulacaktır.

 

 

i)Dış Ticaret

Dış ticaret açığı ve cari açık azaltılacak

AKP döneminde rekor düzeylere ulaşan dış ticaret açığı ve cari işlemler açığı, ülkemizin ekonomik yapısını olumsuz etkilemekte ve kırılganlığı artırmaktadır.

Ekonomi programımızın temelini oluşturan ihracata dayalı ve istihdam dostu büyüme modelinin gereği olarak, üretimin ve ihracatın ithalat bağımlılığı azaltılarak sürdürülebilir büyüme ve ihracat artışını sağlayacak politikalar uygulanacaktır.

Yurtiçi ara mal üretimi teşvik edilecek

Dâhilde işleme rejimi, başta tarım ürünleri olmak üzere ithalatı azaltacak ve yerli üretimi artıracak şekilde düzenlenecektir.

Dışa açık ve rekabetçi bir yapı içerisinde dünya ekonomisi ile bütünleşmeyi sürdüren bir yapı esas alınacak, ihracatı geliştirmek için, ilgili tarafların da katılımı ve onayıyla, planlı ve proaktif bir dış ticaret politikası uygulamaya konulacaktır.

Bu kapsamda, ihracatta; katma değeri yüksek, bilgi ve teknoloji yoğun ürünler ihraç etmek; dünya ticaretinde önemi artan, alım gücü yüksek, genç nüfuslu ve dinamik pazarlara yönelmek; komşu ülkelerle ticareti geliştirmek; nihai tüketiciye ulaşmak gibi stratejiler benimsenecektir.

İhracatta sektör, mal ve pazar çeşitliliği sağlanacak

İhracatta sektörel ve mal grupları çeşitliliğinin sağlanması kapsamında, katma değeri yüksek ve teknoloji yoğun mallara ağırlık verilerek “Türk Malı” imajının yerleşmesi için moda-marka oluşturulması ile tanıtım ve tasarım faaliyetleri desteklenecektir.

 Bu çerçevede, moda ve markayayönelik tekstil ve konfeksiyon sanayi,  elektrikli ve elektronik makine ve cihazlar sanayi, otomotiv ana ve yan sanayi, makine-imalat sanayi, demir-çelik sanayi, gıda sanayi sektörlerinin geliştirilmesi ve desteklenmesi sağlanacaktır.

Yurt dışındaki Türk müteşebbislerinin Türkiye ve diğer ülkelerde yapacakları  yatır%