UFO"lar bu işe ne diyecek?

00:0016/12/2007, Pazar
G: 29/08/2019, Perşembe
Abdullah Muradoğlu

Yeni Şafak okurları hatırlayacaktır. 1998''de “Bir Bilim Kadınının Yaşam Öyküsü” başlıklı bir dizi hazırlamıştım.Nur Serter''i anlatıyordu.1980''lerde sosyete tarikatı olarak bilinen reenkarnasyoncu Beyti Dost''un dergisi Sevgi Dünyası''ndaki yazılarından, mistik şiirlerinden alıntılar yapmıştım.Kamuoyu bu bilgileri ilk kez Yeni Şafak''tan öğreniyordu.O Nur Serter bildiğimiz Nur Serter değildi.Türk-İslam Sentezi''ni savunuyor.. Maneviyatçılığı salık veriyor.. Milliyetçi, Mukaddesatçı grupların siyasi

Yeni Şafak okurları hatırlayacaktır. 1998''de “Bir Bilim Kadınının Yaşam Öyküsü” başlıklı bir dizi hazırlamıştım.

Nur Serter''i anlatıyordu.

1980''lerde sosyete tarikatı olarak bilinen reenkarnasyoncu Beyti Dost''un dergisi Sevgi Dünyası''ndaki yazılarından, mistik şiirlerinden alıntılar yapmıştım.

Kamuoyu bu bilgileri ilk kez Yeni Şafak''tan öğreniyordu.

O Nur Serter bildiğimiz Nur Serter değildi.

Türk-İslam Sentezi''ni savunuyor.. Maneviyatçılığı salık veriyor.. Milliyetçi, Mukaddesatçı grupların siyasi bildirilerine imza atıyordu. Bir ara da Beyti Dost''a ilgi duymuştu..

Sonrasını biliyorsunuz..

***

Birkaç ay önce Murat Bardakçı da Beyti Dost ilişkisini yazdı Serter''in.

Şiirlerinden, yazılarından örnekler verdi.

Dr. Refet hakkında ilginç bilgiler aktardı.

Geçen Ahmet Hakan sorular sordu.

Serter, Sevgi Dünyası''nın hümanist çizgide yayın yaptığını ve tarikat olmadığını iddia etti.

Hobi olarak yazmıştı o yazıları..

Oysa Beyti Dost''un bir tarikatten daha sıkı kuralları, hiyerarşik yapısı vardı.

Bedensiz varlık denen Beyti Dost, Hz. İsa''ydı ve sadece beş basamağı geçenler irtibat kurabilirdi. Böyle bir kişi vardı gruba göre..

O da Dr. Refet Kayserilioğlu idi.

***

Tekrar notlarıma baktım.

Sevgi Dünyası''nın yazarlarından Günseli Günseli''ye göre Uçan Daireler, yani UFO''lar görevli varlıklardı. Bu görev Beyti Dost planı tarafından verilmişti. UFO''lar insanlığa üstün bilgiler getirmekteydiler.. İnsanlığı yeni bir düzene alıştırmaktaydılar, vs.

Abuk sabuk işler.

Dr. Refet, Beyti Dost''dan ilahi bilgiler aldığını yazıyordu.

Usta bir hipnozcuydu.. Ruh çağırma celselerini idare ediyordu.

Grup üyelerinin özel yaşamlarına bile müdahale ediyordu. Müslümanlığa reenkarnasyonculuğu, ufoları mufoları bulaştıran biriydi.

Müşterisi de epeyceydi merhumun.

Cenk Koray''dan Neco''ya, Sevim Tuna''dan Gönül Akkor''a kadar pek çok ünlü isim gibi.. Bir UFO yakalayıp da “hocam ne iş?” diyecek halleri yoktu nasıl olsa..

***

Serter, “12 Eylül anlayışının Türkiye''de Atatürkçü bir gençliğin yetişmesine verdiği zarar son derece açıktır” diyor.

Oysa Sevgi Dünyası''nda Dr. Refet, 12 Eylül''e, Kenan Evren''e övgüler yağdırıyordu.

Hani solcular hep “12 Eylül Türk-İslam sentezine kucak açtı” derler ya..

Nur Serter de dergide din, iman, maneviyat yazıları kaleme alıyordu..

12 Eylül dönemi uygulamalarını eleştiren tek cümlesini bulamazsınız. Şöyle cümleler kurmuştur ama:

“Manevi eğitim ile insan ruhu ve karakterinin geliştirilmesine gayret gösterilmektedir. Bir insan mesleki olarak iyi eğitilse de manevi eksiklik varsa, çevresindekilerle anlaşması, başarılı ve verimli olması son derece güçtür. Japon sistemi, Japon halkının yapısından güç almıştır. Ancak bu sistem Japon halkının ahlak, din ve gelenekleriyle bütünleştirilerek ortaya bir Japon mucizesi çıkartılmıştır. Yeni kurulacak düzende üzerinde durulmaya değer bir rejim modeli.”

Ve daha neler..

Çocuk değildi Serter, kocaman bir doçentti bunları yazarken.

Şimdi biri çıkıp, “Atatürkçülüğü de hobi olarak mı yapıyorsunuz?” dese ne olacak?

İnsan yaşamı boyunca gerçeği arar..

Bu arada pek çok istasyona yolu düşer.

Ama başkalarının da değişme hakkına saygı şart.

Dürüstlük bunu gerektirir.

Çal Fazıl Say…

Piyanist Fazıl Say büyük bir sükseyle girdi yaşamımıza. Sonra magazin dünyasına dalış yaptı. Hande Ataizi ile görünmeye başladı. Hande aşağıya, Fazıl yukarıya.. Yok o onun parasını yiyormuş, öbürü reklamını yapıyormuş. Derken her magazin aşkı gibi birkaç ay içinde bitti ilişki küt diye. Bir iki ünlü kadınla falan ismi çıktı, sonra kayboldu. Sonunda Almanya''da bir gazeteye verdiği röportajla gündeme düştü. Başörtülüler hızla çoğalıyormuş, bu yüzden Türkiye''yi terk etme durumuna gelmiş. “Biz yüzde otuz, onlar yüzde yetmiş, azınlıkta kaldık abicim, yaşanmaz artık bu ülkede” falan demiş. Hem Cumhurbaşkanı da davet etmemişmiş. Gerçi Köşk''ten “davet ettik” açıklaması geldi ama, iletişim kopukluğu deyip geçelim. AK Parti''nin bir bakanı müzik ve resim derslerini kaldırmaya teşebbüs etmişmiş, üç dört yıl önce. Daha o günlerden çakmışmış.. Niye o zaman koymadınız tepkinizi? Öyle bir şey olsa, önce ben karşı çıkarım. Bir sanatçı “Biz ve ötekiler” diye cümleler kurar mı? Ben sanatçı değilim ama kendimi ne yüzde otuzun, ne yüzde yetmişin içine korum. 70 milyon insandan biriyim sadece. Yine de gel etme Fazıl Say, bu ülke hepimizin. Gel, istersen magazine düş, istersen reklam yıldızı ol, razıyız. Yine de bildiğin işi yap, çal Say.

Sosyal olguları araştırmak mı!

YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan''ın bilimsel araştırmalarını bile tartışma konusu yaptılar. Filan doktora öğrencisinin Nakşibendilik üzerine tezine danışmanlık yapmış. Bundan Nakşiliğine dayanak arıyorlar. Ayıp. “Türkiye Nakşibendi cumhuriyeti oldu” diyorsunuz, “her yanımızı sardılar” diye bağırıyorsunuz. Bir sosyologun Nakşilik araştırması yapması kadar doğal ne olabilir ki? Bir hekime “Yahu adam tıbbi araştırmalar yapıyor” demek kadar abes.. Sosyolog başka ne yapacak ki? Karıncaların, kertenkelelerin sosyolojisini mi yapacak?

Cumhuriyet''te “YÖK Başkanı''nın Nakşi Merakı” başlıklı bir haber yapmışlar. “Tarikatlar ve Tasarruf İncelemesi” diye ara başlık atmışlar. Tarikatleri anladık da tasarruf ne oluyor? Bu araştırmalar, tasavvufa tasarruf dememeniz için yapılıyor zaten.

Bir hatırlatma: YÖK''ün kuruluşundan bu yana, Türkiye''nin uluslar arası yayında en dipte yer aldığı alanlar hukuk, eğitim ve sosyal bilimler. Akademik özgürlüğün kısıtlandığı sistemden başka ne beklenebilir ki? Mucize mi?