YazarlarÇayın kimyası bozuldu (1)

Çay’ın kimyası bozuldu (1)

Ahmet Ulusoy
AhmetUlusoyGazete Yazarı

Çay, Doğu Karadenizin en önemli geçim kaynağı. 200 bin aile çay tarımı yapmaktadır.

Dünyadaki ilk 5 üretici ülkeden biriyiz ve üretim karşılığı 2.5- 3 milyar liralık bir katma değer bölgede kalıyor.

Çay bölgesi sınırlarını dikkate aldığımızda; çok önemli bir potansiyeli taşıdığını ve büyük bir ekonomik değer bıraktığını net olarak söyleyebiliriz..

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ahmet Ulusoy : Çay’ın kimyası bozuldu (1)
Haber Merkezi07 Şubat 2018, ÇarşambaYeni Şafak
Çay’ın kimyası bozuldu (1) yazısının sesli anlatımı ve tüm Ahmet Ulusoy yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Bir de tüketim tarafı var tabii. Su’dan sonra dünyada en çok tüketilen bir içecek çay ve ülke olarak kişi başı tüketimde dünya 3.'süyüz.

REKLAM

Bu yönüyle de yabancı çay üreticilerinin çay satmak için can attıkları büyük bir tüketim potansiyeli barındırıyoruz.

Bunun farkında olunduğundan yerli çay % 145 oranındaki gümrük vergisiyle korunuyor.

Bu duvar, başta sınır ticareti olmak üzere çeşitli yollarla aşılıyor, kaçak çay girişini cazip hale getiriyor.

Bayram değil (çay mevsimi değil), seyran değil birden çay konusuna neden girdik, söyleyelim.

**

REKLAM

Çay konusu, Çaykur Genel Müdürü'nün çayda kimyasal gübre kullanımıyla bölgedeki kanser vakaları artışı arasında doğrudan bir ilişki olduğu mealindeki beyanıyla gündeme taşındı.

REKLAM

Biz daha önceleri Çernobil Nükleer Enerji santralindeki patlamanın bölgedeki kanser vakalarını artırdığı söylemlerini çok duymuştuk (bende de böyle bir algı var).

Tıp Fakültesindeki akademisyenler yaptıkları bilimsel çalışmalarda bu ilişkinin geçerli olmadığını, Doğu Karadeniz’deki kanser vakalarının diğer bölgelerden farklı olmadığını dile getirdiler.

Şimdi de kanser vakalarıyla kimyasal gübre ilişkilendiriliyor.

**

REKLAM

Doğru-dürüst bilimsel çalışmalara dayanmadan, organik gübreye geçişi baskılamak düşüncesiyle, bir takım öngörü ve gözlemlerden hareketle böyle bir beyanatın verilmesinin doğru olmadığını düşünüyorum.

REKLAM

Yani, çayda kimyasal gübre kullanımının doğrudan ya da dolaylı nasıl kanserojen etki yaptığını (bilimsel çalışma sonuçlarıyla) belgelemek gerekiyor.

Çünkü, konu çok hassas: üreticileri, tüketicileri, hükümeti, kamu bürokrasisini, çay sanayicilerini (çok geniş bir kitleyi) doğrudan ilgilendiriyor.

Konuyla ilgili kimyacı akademisyenler; kimyasal gübrenin tarımsal üretimin büyük kısmında kullanıldığını, bunun bileşenlerinin kanserojen olmadığını, hatta bu bileşenlerin havada ve suda yoğun şekilde yer aldığını belirttiler.

**

REKLAM

Çay sektöründe yıllardır tartışılan sorunlar bugün de devam ediyor.

REKLAM

Bildiğim, Çaykur yönetimlerinin sorunların çözümü noktasında doğru dürüst bir hamle yapmadığıdır.

200-250 bin ton siyah çaya karşılık (bunun bir kısmını özel sektör üretiyor), 106 kg beyaz çay (sembolik bir rakam) ve 350 ton organik çay üretiliyor.

Soğuk çay (didi) üretiminde bir çıkış-başarı var.

Ayrıca, iç piyasa fiyatları ve üretim maliyetleri altında (zararına) satış yapılarak övünülen ihracat.

Hepsi bu !

**

REKLAM

Yıllardır çayda kimyasal gübre kullanılmaktadır.

Üreticinin kalite sorunu, kayıtsız alan sorunu (2B kapsamında ve ruhsat çıkarılmamış çay bahçeleri var), çaylık alanlarının yenilenme sorunu, toprağın bozulma sorunu, yanlış gübre kullanımı ve diğer sorunlar devam etmektedir.

Çaykur yönetimi üreticilere ürün hasadı ve çaylık alanların bakımı konusunda yeterli eğitimi, yardımı, örnek uygulamaları vermiş değil (zaman zaman söylem var, eylem yok).

1970’li yıllardan bugüne çay hasatında değişen tek şey, elle çay toplama yerine makasla toplanmasıdır.

REKLAM

**

REKLAM

Türk çayı dünyada tek kar yağışı olan bölgede yetişen çaydır.

Dünyanın diğer ülkelerinde üretilen çaylarda böceklerden arındırılması için ilaç kullanılması zorunludur. Böcek ilaçlarının çayda bıraktığı kalıntılar (pestisit) doğrudan kanserojendir.

Açık olarak söyleyelim. İthal edilen ya da kaçak olarak ülkemize giren çayların önemli kısmında (Asya ve Afrika ülkeleri menşeli) doğrudan kanserojen etki yapan ilaç kalıntıları söz konusudur.

Buna karşılık Türk çayında ilaç kullanılmamaktadır (çaylık alanlara kar yağdığı için). Türk çayı doğal şartlarından dolayı organiktir ve biz bu özelliğini dünyaya anlatmayı becerememişiz.

REKLAM

Kimyasal gübre kullanımı ve etkilerine sonraki yazıda değinelim.

(devam edecek)