
Geçtiğimiz günlerde Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev yayınlanan bir mülakatında Türkiye''ye sitem eder bir konuşma yapmıştı. Türkiye''nin özellikle Rusya ile doğalgaz anlaşması yapması ve enerji hattının inşasına başlanması gibi konularda gerekli desteği verememesinden yakınıyordu. Bu yakınmalar sadece ekonomik konularla sınırlı değildi şüphesiz. Rusya''nın Çeçenistan''a yönelik yeni bir saldırı başlatması Azerbaycan''da da endişe ile izleniyor. Olayın sadece Çeçenistan''a saldırmakla sınırlı olmadığını herkes biliyor. Rusya Türkiye''yi çok yakından ilgilendiren AKKA Anlaşması''nı bile tanımadığını açıklamasına rağmen Türkiye''den hâlâ bir ses çıkmış değil. Ruslar''ın AKKA Anlaşması''nı bozmuş olması, Kafkaslar''daki güç dengesini bozduğu kadar Türkiye''yi de doğrudan ilgilendiren bir güvenlik konusudur.
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel''in Kosova''dan sonra Azerbaycan''a Genelkurmay Başkanı''nı yanına alarak gitmesi ilginç anlamlar taşıyor. Her iki bölgede de Türkiye''nin birinci derecede ilgilendiği ya da ilgilenmesi gereken bölgeler. Hem kültürel, jeo-stratejik ve jeo-ekonomik bakımdan Türkiye''nin bölgesel iddialarını sürdürebilmesi hem de en temel ihtiyaçlarının karşılanması açısından bölgedeki askeri ve ekonomik değişiklikler, yaşanan kaos ve hareketlilikler bir hayli önem taşıyor.
Azerbaycan''ın bağımsızlığa kavuşmasının 8. yıldönümü nedeniyle Demirel''in, Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu''nu da yanına alarak Azerbaycan''a gitmesi önemlidir. Stratejik anlamda, bölgede Rus askeri hareketinin sürdüğü bir dönemde Genelkurmay Başkanı''nın da bulunduğu bir törene katılması sembolik olarak önemli mesajlar içeriyor.
Ancak 8 yıl aradan sonra Demirel''in yaptığı konuşmayı dinlerken köprünün altından çok suların akmış olduğunu biraz da içim burkularak dinledim. Demirel her ne kadar Azeriler''i coşturmaya çalışsa da eskisi gibi sesi gür çıkmıyordu artık. O bol vaadlerin devri geçmiş, vaadlere inanacak Sovyet boyunduruğundan yeni çıkmış ve Türkiye''den umutla çok şey bekleyen bir Azeri kitlesi yoktu artık. Demirel de artık çok fazla bir şey söyleyebilecek durumda değildi. "Yaşasın Türkiye-Azerbaycan işbirliği" gibi sözler gayet cılız kalıyordu artık. Türkiye kendisine verilen krediyi kötü kullanmıştı. Daha geçen hafta Türkmenistan Devlet Başkanı''ndan resmen fırça yiyen Enerji Bakanı da Demirel''in yanındaydı. Bu üçlü aslında Türkiye-Azerbaycan ilişkisinin stratejik olarak ne denli derin, vazgeçilmez konularla birbirine bağlı olduğunu göstermeye yetiyor: Güvenlik ve askerî alan, enerji ve devletlerarası ilişki... Bu ilişkinin törensel ve sembolik gösterilerden ileriye geçmesi gerekir. Demirel''in hep gücü ve dengeyi kollayan, risk almayan politikası bugün de kendini gösterdi. Rusya Kafkaslar''daki dengeyi altüst ederken, hâlâ enerji konusunda Rusya''ya bağımlılığımız sürüyordu. Belki, bu Azerbaycan gezisinde Azeriler''in gönlünü almak için bile olsa alternatif bir doğalgaz kapısının açılması bekleniyor. Bu konuda Türkmenistan''ın da talepleri bulunuyor. Ama Demirel hep Rusya''yı kollayan bir politika izleyecektir. Her üçünün de gönlünü alacak bir çözüm ortaya çıkabilir.
Fakat, acilen Türkiye''nin hem Müslüman Çeçenler''in maruz kaldığı katliamı durdurmak hem de Rusya''nın Türkiye''nin aleyhine olarak bölgedeki dengeleri altüst etmesine mani olmak için bir şeyler yapması gerekmektedir. Muhtemelen, Rusya''nın provokasyonuyla sivilleri hedef alan bombalamalar sonunda dünya kamuoyu "İslam terörizmi" karşısında Rus işgalini meşrulaştırmakta, binlerce sivilin katledilmesine ve yüzbinlerin mülteci durumuna düşmesine sessiz kalmaktadır. Aynı dengeci tutum başlangıçta Kosova konusunda da sergilenmiş, ancak Amerika ve NATO''nun olaya ağırlık koyması sonucunda taraf olmak durumunda kalmıştık. Şimdi, zafer kazanmış bir ittifakın üyesi olarak Kosova''da konuşma yapan Demirel vakit geçmeden Çeçenistan konusunda tavrını ortaya koymalıdır bu kez.
Çeçenistan''da Rus katliamına seyirci kalan, Rus askerî varlığının artmasını engelleyemeyen bir Türkiye''nin enerji konusunda da bölgesel dengeler açısından da aleyhine oluşan durumu önlemesi mümkün değildir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.