Suudi Arabistan’ın bağımsızlık savaşı

İhsan Aktaş
İhsan AktaşYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 13/10/2026, Salı • Yeni Şafak Haber Merkezi
Suudi Arabistan’ın bağımsızlık savaşı

Bu cümleyi kurmak, bağımsız ve büyük bir devlet için anlaşılması güç gelebilir. Fakat bugün Suudi Arabistan’ın içine düştüğü güvenlik krizi, çok önemli değerlendirmelere ihtiyaç duyuyor.

Birinci Dünya Savaşı bittiğinde Orta Doğu’nun tamamı İngilizler tarafından işgal edilmişti. 1932 yılında kurulan Suudi Arabistan Krallığı’nın, uzun süre bölgede sistem kuran İngiltere ve ABD ile ilişkileri etle tırnak gibi iç içe geçmiş bir şekilde bugüne kadar geldi.

Arap-İsrail Savaşı’ndan sonra Suudi Arabistan, dünyada petrol üretiminde büyük pay sahibi olduğu için petrol ambargosu dünya ekonomisinde büyük bir sarsıntı oluşturdu. Fakat dünyada petrol fiyatlarının yükselmesiyle Suudi Arabistan’da büyük oranda sermaye birikmeye başlamıştı.

Kral Abdülaziz, petrol ambargosunun bedelini hayatıyla ödedi.

Ambargo sonrasında dünyada petrol ticareti dolara endekslendi ve petrodolar sistemi kuruldu. Doların dışında herhangi bir para birimiyle petrol satışının imkânı kalmadı.

Suudi Arabistan’da biriken servet, ABD için dert olmaya başladı.

Bu dönemde Suudi Arabistan kadar zenginleşen bir ülke daha vardı: İran.

Bugünkü Körfez ülkelerinin henüz bu düzeyde bir zenginliği yoktu. Suudi Arabistan, İran, Irak ve Kuveyt, petrolden zenginleşen ülkelerdi.

İran Devrimi
: İran Devrimi ve Irak’la girişilen on yıllık savaş sonrasında İran’daki sermaye erimek zorunda kaldı.

İran-Irak Savaşı boyunca Suudi Arabistan’ın Irak için ABD ve Batılı ülkelere ödediği miktar, bugünkü değerle 600 milyar dolar.

Irak
: Bu dönemde Irak, var olan bütün servetini İran savaşına harcadı ve zenginlik namına bir şeyi kalmadı.

İki devletin savaşı ve Suudi Arabistan ile Körfez ülkelerinin 900 milyar dolarlık serveti, İran ve Irak ekonomilerinin çökmesi sorununu çözmeye yetmedi.

Aynı zamanda Saddam’ın elinde olağanüstü derecede büyük bir silah deposu kaldı. O dönemde Irak için kullanılan kavram, “Koca bir ülke silah deposuna döndü.” şeklindeydi.

Irak’ın elindeki silahlar İsrail için tehdit görülmeye başladı. Irak, o dönemde nükleer çalışmalara da başlamıştı.

ABD, büyük bir oyun kurgulayarak Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesini sağladı. Aynı zamanda Saddam’ın Suudi Arabistan’ı işgal edeceğine dair korku saldı.

Bilgisayar simülasyonlarının yok denecek kadar az olduğu dönemde, Kral Fahd’ın yardımcısı olan Kral Abdullah bu gelişmeler sayesinde savaşa ikna edilmişti.

Birinci Körfez Savaşı başlayıp bittiğinde Irak ve Kuveyt’in 50 yıllık petrol gelirlerine ipotek kondu.

İkinci Körfez Savaşı bittiğinde Irak’ın devlet kapasitesi çökertildi. Irak hâlâ kendine gelemedi; ancak bugünlerde yavaş yavaş toparlanıyor.

İsrail-ABD-İran savaşı başladığında, başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkeleri yeni bir güvenlik kriziyle karşı karşıya kaldı.

İran, geliştirmiş olduğu füze teknolojileriyle Körfez’deki ABD üslerinin tamamını kullanılmaz hâle getirdi.

İsrail bu dönemde Katar’ın saray yerleşimine saldırdı.

Körfez’in geleceği açısından bu durum oldukça derin bir krize dönüştü.

MEKKE SAVUNMA ANTLAŞMASI VE YEMEN SAVAŞI

Mekke Savunma Antlaşması tam da bu dönemde gündeme geldi.

İsrail, bölgedeki bütün ülkeler için bir tehdit olduğunu ortaya koydu ve bu tehdidi açıkça dile getiriyor, saklama gereği duymuyor.

Mekke Anlaşması’nın imzalanmasının hemen ardından, Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü sorunlu bir şekilde de olsa elinde tutan İran, ambargonun derinleşmesi karşısında Babülmendep Boğazı’nı Husiler eliyle kontrol edilebilir hâle getirdi.

Husiler durduk yere, arka arkaya Suudi Arabistan’a saldırmaya başladı.

Suudi Arabistan da Yemen’deki meşru hükümete olan desteğini artırdı.

ABD, Suudi Arabistan’ı koruyamadığı gibi Suudi yönetiminin İsrail’e karşı tutumu nedeniyle güvenlik üzerinden Arabistan’ı dövmek istiyor.

Suudi Arabistan bu şartlarda köklü bir bağımsızlık savaşıyla karşı karşıya.

Mekke İttifakı’nı oluşturan üç kurumsal devlet bu bağımsızlığı güçlendirirse Orta Doğu’da güç dengeleri kökten değişmiş olur.

Suudi Arabistan’ın nüfusu ve elindeki askerî teçhizat, bunun için müsait bir zemin sunuyor. Devlet kapasitesinin geliştirilmesi, sofistike alanlardaki derinleşme ve yeni bir güvenlik paradigması, bu zor sınavdan gücünü artırarak çıkabilir.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026