YAZI DİZİLERİ

'Allah'ı anlatan fen ilmini dinleyin'

1940 yılında Kastamonu'da ziyaret ettiği Said Nursi'ye “Bize Hâlik'ımızı tanıt; muallimlerimiz Allah'tan bahsetmiyorlar” diyerek yeni risalelerin yazılmasına vesile olan Abdullah Yeğin 70 yıldır Nurların hizmetinde...

Haber Merkezi Yeni Şafak

Siz Üstad'ı nasıl tanıdınız? İlk kez ziyaretine giderken zihninizde hangi sorular vardı?

Estağfurullah. Ben 1940 yılında Kastamonu'da orta okul üçüncü sınıfta okuyordum. Çevremizden Üstad'ı duymuştum. Bir gün arkadaşlarımla birlikte kendisini ziyarete gittik. Ben kendisine o günkü eğitim sistemimizin bize verdiği anlayışla şöyle bir soru sordum: “Muallimlerimiz (öğretmenlerimiz) Allah'tan bahsetmiyor: bize Hâlık'ımızı tanıt” O gün, o sualime, Üstad “siz muallimleri değil, fenleri dinleyin” diye cevap verdi.

Fenni ilimlere ilişkin hangi örnekleri vermişti?

Herbir fennin kendisine has lisanıyla Allah'ı nasıl anlattığını gösterdi. Nasıl ki, bir eczanede bulunan ilaç kutularında hastalıklara iyi gelen harika ve hassas kimyasal karışımlar var ise, o ilaçları hazırlayan işinin ehli eczacıyı gösteriyorsa, o çarşıdaki eczaneden çok daha mükemmel ve büyük olan, o eczanedeki ilaçların kaynağı olan küre-i arz eczanesindeki dörtyüz bin nebatat ve hayvanat, kürei arz eczane-i kübrasının eczacısı olan Hakimi Zülcelali, kör gözlere gösterir tanıtır” Bu minval üzere sürüp giden bir dersin sonunda, bizler çok tatmin olduk. O gün bugündür O'nun yanından ve yolundan ayrılmadık.

Size göre Risale-i Nur nedir?

Risale-i Nur demek, İslamın, İmanın kuvvetlenmesine hizmet eden Kur'an hakikatleri demektir. Risale-i Nur Kur'an hakikatlerinin delilleri bürhanlarıdır. Ayetler ve hadislerden başka şeyler karıştırmadan günümüz insanlarının maddi manevi ihtiyaçlarına cevap veren ikna edici derslerin verildiği eserlerdir. Risale-i Nur bu asrın en büyük mürşididir. Bediüzzaman Hazretleri böyle ifade ediyor.

Risalei Nur'un özelliği nedir?

Bin seneden beri Kur'an ve İslam aleyhine ne söylenmişse hepsini çürüterek hakikatleri Risale-i Nur'da yazmıştır. Bir çoğu Kur'an ve Hadisten mülhemdir. İmansız dünya saadeti olmadığı için hele ahiret saadeti olamayacağı için bu zamanın en büyük vazifesi müminlerin imanlarını tahkiki, şeksiz şüphesiz yapmasıdır. Risale-i Nur evvela müellifinin imanını sağlamlaştırmış müellif eseri en başta kendi nefsine yazmıştır. Onu kim okursa imanında vesvese ve şüphe kalmaz kainattaki insanın en büyük vazifesi kendi kusurlarını görmek ve ıslahına çalışmak ve Kur'an hakikatlerini anlayıp yaşamaktır.

Nurlar 50. yılında nerelere ulaştı?

Bugün elhamdulillah Amerika'dan Avustralya'ya, Rusya'dan Güney Afrika'ya kadar Risale-i Nur dersaneleri açılmış ve Risale-i Nurlar her dile çevrilmiştir. Risale-i Nur'un telifi bittikten sonra, üstadımız “Bana lüzum kalmamıştır, Risale-i Nur yeter, Risale-i Nurun hangi sayfasını açarsanız benimle değil, hadim-i Kur!an olan üstadınızla görüşürsünüz.” demiştir.

Risale-i Nur hiçbir şeye alet edilmez. Eğer maddi ve manevi bir takım şeylere alet edilirse ihlas zayi olur dünya için çalışılmış olur. İhlasın birinci şartı Allah emrettiği için bir işin yapılmasıdır.

Size göre Üstad'ın mezarının gizli olmasının sebebi nedir?

Üstad Hazretleri mezarının gizli olmasını Risale-i Nurdaki ihlası bozmamak için istemiştir. Çünkü iman hizmetinde Allah'ın rızasından başka gaye takip edilmez. Üstadımız derdi ki : “Ben hürmet istemiyorum, Kur'an'a hürmet edin, Peygamberimiz'e hürmet edin” Ziyaretçilerden hürmet için, dua almak için gelenlerden hoşlanmazdı. Hizmet için gelenleri baş göz üstüne kabul ederdi. Risale-i Nur'u hiçbir şeye alet etmemek Risale-i Nur'un birinci şartıdır. Bizimle görüşmek isteyenlere tavsiyemiz şudur, Üstadımız Risale-i Nur'da bütün ihtiyaçları karşılayacak şekilde iman hakikatlerini yazmıştır. İsteyenler, o hakikatlerden okumakla istifade edebilirler. Risale-i Nurları çokça okumalarını tavsiye ediyorum.

ABDULLAH YEĞİN KİMDİR?

1924 yılında Kastomonu'da doğdu. Lise yıllarında Bediüzzaman'la tanıştı ve sohbetlerinde bulundu. Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi son sınıfta iken okulu bırakıp Üstad'ın hizmetine girdi. Said Nursi tarafından Urfa'ya hizmet için görevlendirildi. Üstad'ın vefatına kadar burada kaldı. Bediüzzaman'ın vasiyetinde ismi geçen hizmetkarlarındandır. 'Yeni Lügat' isimli büyük Osmanlıca -Türkçe sözlük telif etti. Halen hayattadır ve İstanbul'da ikamet etmektedir.

HAYATINDAN SATIRBAŞLARI

Bediüzzaman Said Nursi, 1950'den ölümüne kadar olan dönemi III. SAİD DÖNEMİ olarak tanımlıyor.

  • 14 Mayıs 1950 - Genel Seçimler. Demokrat Parti iktidar oldu.

  • 13 Temmuz 1950. Nursi'yi de kapsayan genel bir af çıkarıldı. Demokrat Parti'ye ve Başbakan Menderes'e tavsiyelerde bulunup yol göstermeye, dini özgürlüğe izin vermeye teşvik etti.

  • 1951. Nursi hükümetin Kore'ye asker gönderme kararını destekledi ve öğrencilerinden Bayram Yüksel'i dualarla Kore'ye gönderdi.

  • Şubat 1951. Nursi Vatikan'dan, bizzat bir mektup eşliğinde gönderdiği “Zülfikar” Risalesi nedeniyle bir teşekkür mektubu aldı.

  • Ocak 1952- İSTANBUL. Nursi 27 yıl sonra ilk kez İstanbul'u ziyaret ederek, bir talebesinin bastırdığı “Gençlik Rehberi” kitabıyla ilgili iddialara cevap verdi.

  • Mart 1952 - EMİRDAĞ. Pakistan Eğitim Bakan Yardımcısı Nursi'yi ziyaret etti.

  • 5 Mart 1952. Gençlik Rehberi davası mahkeme heyetinin oy birliğiyle beraatla sonuçlandı. Nursi yüzlerce tanıdığı ve talebesi tarafından ziyaret edildi.

  • Nisan 1953- İSTANBUL. Nursi, Fener Patrikhanesi'ni ve Patrik Athenagoras'ı ziyaret etti.

  • Temmuz 1953. EMİRDAĞ-ESKİŞEHİR-ISARTA. Nursi Isparta'da bir ev kiraladı ve genç talebelerinden bir grubu yanında yetiştirdi.

  • 1954- BARLA. Nursi Risale'nin büyük bir kısmının yazıldığı sürgün yerini yeniden ziyaret etti.

  • 1955. İlerleyen yaşı nedeniyle Nursi'nin seyahat etmesi gittikçe güçleştiği için talebeleri imkânlarını bir araya getirerek kendisine 1953 model bir Chevrolet satın aldılar.

  • Haziran 1956. Sonunda Risaleler Afyon Mahkemesi tarafından da aklandı. Bunun üzerine Nursi'nin izniyle Ankara ve İstanbul'daki Nur talebeleri Risale'yi Latin alfabesiyle basmaya başladılar.

  • Ekim 1957. Genel seçimlerde, Nursi Demokrat Parti'yi açıkça destekledi.

  • 30 Aralık 1959- ANKARA. Nursi, kaldığı otelde DP milletvekilleri ve hükümet yetkilileri dahil bir çok ziyaretçiyi kabul etti. Nursi orada talebelerine bir veda konuşması yaptı.

  • 1 Ocak 1960- İSTANBUL. Son kez talebelerine hitap etti, “Sözle cihat” prensiplerine sadık kalmanın ve müspet hareket etmenin gerekliliğini vurguladı.

  • 20 Ocak 1960 - ISPARTA. Nursi Isparta'ya döndü. 17 Mart'ta son kez Emirdağ'a gelerek talebelerine veda etti. Daha sonra nihai yolculuğuna, Urfa'ya doğru yola çıktı. Çok ağır hastaydı.

  • 21 Mart 1960- URFA. Nursi'yi kalmakta olduğu otelde çok sayıda insan ziyaret etmeye çalışıyordu. Yetkili makamlar onun Isparta'ya dönmesini emretti, ancak seyahat edemeyecek kadar bitkin ve hastaydı.

  • 23 Mart 1960. Nursi sabahın erken saatlerinde huzur içinde hayata gözlerini yumdu. Ertesi günü Halil İbrahim Dergahı'ında bir türbeye defnedildi. Vefatında sahip olduğu dünyevi mal varlığı bir saat ve birkaç bardak, çaydanlık, seccade gibi birkaç küçük eşyadan ibaretti. Fakat ardında o tarihte sayıları yüz binlere ulaşmış talebelerini ve eserlerini bırakmıştı.

  • 12 Temmuz 1960. 27 Mayıs Askeri cuntanın emri üzerine, Nursi'nin türbesine girildi ve naaşı alınarak askeri bir uçakla bilinmeyen bir yere nakledildi. Naaşın nakledildiği yer halen meçhul.

  • 23 Mart 2010. Nursi'nin vefatının 50. yılı. 50 ülkede, 50 yabancı dilde eserleri yayınlandı.

    GÜNEŞİN BATMADIĞINI GÖSTEREN ADAM

    CEMİL MERİÇ

    “Yakın tarihimiz tek mücahit tanımıştır: Said Nursi. 60 yıl her kahra, her cefaya göğüs gererek mücadele eden biricik dava adamı... Ben onu tanıdım. Ben Müslüman mütefekkir deyince celadetiyle, cihadetiyle onu tanıdım, başka tanımadım. Nasıl başlamışsa öyle bitirmiştir hayatını. Seksen yedi senelik ömründe, eserlerine nasıl başlamışsa öyle de bitirmiştir. Hiçbir dünya büyüğüne dalkavukluk yapmamıştır. Bu bizim memlekette çok büyük bir fazilettir. Sonra aynı fikir üzerinde ısrar edişi, dönmeden yürüyüşü, samimiyeti. Buhran çağlarında güneşin batmadığını göstermek için bazı adamlar çıkıyor; Said Nursi gibi. O bir mütefekkirdir. Onun tefekkürüne bütün eserleri ve yaşadığı hayat seyri en beliğ bir delildir. Üstad şefkatle bağrına basıyor insanı. İçine girdikten sonra Risale-i Nur hakikatlarını yaşamak kolaylaşıyor. Bir Türk aydının bu büyük ve ulvi insandan haberdar olmaması düşünülemez.

    Bediüzzaman ve eserlerine olan alakasızlığımız tam bir yüz karasıdır. Said Nursi, İslam irfanının cihanşumül hakikatlarını Risalelerinde toplamış. Üstad, şimşek pırıltıları ile aydınlanan karanlık bölgelerde büyük bir güvenle dolaşıyor. Üslub kesif ve izahlar inandırıcı; asırları kucaklayan bir tefekkürün çağdaş idrake seslenişi, yaralanan bir idrake, yabancılaşmış bir idrake. Diyebilirim ki son iki yüz yıldan beri tefekkür dünyamızı istila eden Batı'nın işportalarından gelişigüzel devşirilmiş sahte, sakat ve şahsiyetsiz paçavralar arasında benzerine güç rastlayacağımız dürüst, metin, dost ve toprağın bağrından fışkıran düşüncelerle dolu bir hazinedir Risale-i Nur. Risale-i Nur milletimize Rabbani bir iltifattır, bizim ülkemizde çıkması Allah'ın bir nimetidir. Risale-i Nurlar haysiyetimizin bir müdaafasıdır. Ülkemizin yüzüstü bırakılan insanları Onun Nur risalelerini okuyarak İslamiyetin ne kadar aydınlık, ne kadar ne kadar muhteşem ve ne derece şerefli bir inanç manzumesi olduğunu idrak ettiler. Bediüzzaman, zilletleri izzete tahavvül etti. Mukaddes iman ateşini söndürmemek için bütün çile ve işkencelere katlandı. Sonunda dünyadan ebediyete muzaffer olarak intikal etti.

    50 YILDA 50 DiLDE

    Bediüzzaman'ın vefatının 50. yılında Risale-i Nurlar 50 ülkede, 50 dilde yayınlandı

    TÜRKÇE
    ARAPÇA
    OSMANLICA
    FARSCA
    İNGİLİZCE
    ALMANCA
    FRANSIZCA
    RUSÇA
    BOŞNAKÇA
    ARNAVUTÇA
    ÖZBEKÇE
    AZERİCE
    KAZAKÇA
    GÜRCÜCE
    TÜRKMENCE
    TATARCA
    KIRGIZCA
    HOLLANDACA
    MACARCA
    MALAYCA
    BULGARCA
    AFGANCA
    MAKEDONCA
    İSPANYOLCA
    YUNANCA
    İTALYANCA
    HİNTÇE
    URDUCA
    SWAHİLİ LİSANI
    JAPONCA
    ÇİNCE
    TAKOLOGCA
    ROMENCE
    DANCA
    UYGURCA
    PORTEKİZCE
    KORECE
    BENGALCE
    HAUSA LİSANI
    AFRİKACA
    RUMCA
    SÜRYANİCE
    GUJİRATİ
    NİJERCE
    KÜRTÇE
    FİLİPİNCE
    AFRİKA KITASI YEREL DİLLERİ
    ENDONEZYACA
    HİNTÇE

    HIRVATÇA

    YARIN

  • URFA'DA YAŞAYAN TALEBESİ ABDÜLKADİR BADILLI TANIKLIĞINI ANLATIYOR

  • ÜSTAD'IN ERMENİLERLE İLİŞKİLERE BAKIŞI

  • MEDRESETÜ'Z ZEHRA ÜNİVERSİTE PROJESİ

  • Yorum

    6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

    +