
ABD–İran gerilimi, küresel petrol tüketiminin yaklaşık %20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda günlük 20 milyon varillik akışı riske atabilir. Özellikle lojistik sektörünün gözü, iki ülke arasındaki müzakerelere çevrildi. Küresel LNG ticaretinin %20’sinin ve deniz yoluyla taşınan petrolün %30’unun bu hatta bağımlı olması, olası krizde navlun maliyetlerinde %30–50 artış ve teslimatlarda 10–15 gün gecikme anlamına gelecek.
ABD–İran gerilimi, küresel ticaretin en kritik geçiş noktalarından biri olan Orta Doğu’da risk algısını artırıyor. İki taraf arasında müzakere süreci piyasalardaki gerilimi düşürse de özellikle deniz yolu ticaretinde endişeler devam ediyor. Dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 80’i deniz yolu ile yapılırken, bu trafiğin önemli bir bölümü enerji taşımacılığına dayanıyor. Basra Körfezi’ni Umman Denizi’ne bağlayan Hürmüz Boğazı, bu sistemin en hassas noktası olarak öne çıkıyor. Günlük ortalama 20 milyon varil petrol, bu dar geçitten dünya pazarlarına sevk ediliyor. Söz konusu hacim, küresel petrol tüketiminin yaklaşık yüzde 20’sine karşılık geliyor.
LNG TİCARETİNİN YÜZDE 20’Sİ BURADAN
Enerji ticareti açısından boğazın önemi petrol ile sınırlı kalmıyor. U.S. Energy Information Administration (EIA) Dünya Petrol Transit Noktaları (World Oil Transit Chokepoints) Raporu’na göre küresel LNG ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştiriliyor. Deniz yoluyla taşınan petrolün ise yaklaşık yüzde 30’u bu rotaya bağımlı durumda bulunuyor. Bu sevkiyatların yaklaşık yüzde 70’i Asya pazarlarına yönelirken, Avrupa ve diğer bölgeler fiyatlar üzerinden dolaylı olarak etkileniyor. Gerilimin tırmanması halinde arzın sekteye uğraması, enerji piyasalarında yukarı yönlü baskıyı artırıyor. Özellikle, Çin ve Hindistan sanayisi için önemli olan sevkiyatların aksaması veya maliyetlerin artması söz konusu ülkeleri tedirgin ediyor. Baltık kuru yük endeksi de son 1 haftada yaşanan gerilimler nedeniyle yüzde 21 civarında yükseldi.
KONTEYNER NAVLUN FİYATLARINDA YÜZDE 50’YE VARAN ARTIŞ İHTİMALİ
İki ülke arasındaki gerilimin artması durumunda petrol fiyatlarında yaşanacak yüzde 10’luk bir artış, deniz taşımacılığı ve sanayi üretim maliyetlerini yukarı çekebilir. Savaş riski algısının yükselmesiyle birlikte sigorta primleri artarken, tanker ve konteyner navlunlarında yüzde 30–50’ye varan yükselişler görülebiliyor. Güvenlik gerekçesiyle alternatif rotalara yönelme, teslimat sürelerini 10–15 gün uzatabilir. Gerilimin kalıcı hale gelmesi, küresel ticarette maliyet baskısını artırarak büyüme üzerinde aşağı yönlü risk oluşturabilir. Bu tablo, özellikle enerji ithalatçısı ülkeler için enflasyon ve dış denge açısından kırılganlığa neden oluyor.
GLOBAL ENERJİ AKIŞININ KALBİ
Veriler, Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji sisteminin kalp atışı olduğunu net biçimde gösteriyor. Günlük ~20 milyon varil petrol geçişi ve LNG ticaretinin ~%2’si, boğazda yaşanacak en küçük aksamanın bile fiyatlara ve tedarik zincirlerine anında yansıması demek.
Neden kritik?
*Küresel petrol tüketiminin %20’si bu dar geçide bağlı.
*Denizyoluyla taşınan petrolün %30’u burada yoğunlaşıyor.
*Enerjinin %70’i Asya pazarlarına gidiyor; bu da Asya fiyatlarının ilk etkilenen olacağı anlamına geliyor.
Kriz senaryosunda ne olur?
* Navlun maliyeti %30–50 ve sigorta primleri artacak.
* Alternatif rotalar 15 gün gecikmeye sebep olacağından stoklar eriyecek.
* Enerjide yıllık 1,2 trilyon dolarlık hacim baskı altına girecek. Küresel ticaretin 30–35 trilyon dolarlık kısmı dalgalanabilecek.










