Onların işi kadınlara yeni hayat kurmak

Hatice Saka
00:0020/12/2008, Cumartesi
G: 19/12/2008, Cuma
Yeni Şafak
Onların işi kadınlara yeni hayat kurmak
Onların işi kadınlara yeni hayat kurmak

İstanbul'da beş ilçe belediyesi kadın sığınma evi hizmeti veriyor. Yeni sığınma evleri kendisine başvuran kadınların yalnızca barınma ihtiyacını karşılamakla kalmıyor. Kader arkadaşı olan kadınlar birlikte sosyal, kültürel etkinliklere de katılıyor. Kadınlara yalnızca sığınacak bir yer değil, yeni bir hayat kurma fırsatı tanıyan evlerin sayısı arttıkça birçok kadın mağdur olmaktan kurtulacak

Türkiye'de her üç kadından biri şiddet görüyor. Bu kadınların çoğu ailesini bir arada tutabilmek için baskıya katlanıyor. Bıçak kemiğe dayanmadan hiçbir kadın evini terk etmeyi tercih etmiyor. Kimini kocası evden atıyor, kimi koca dayağından, kimi aile baskısından kaçıyor. Hepsinin ayrı bir öyküsü, ayrı bir dramı var. Kendilerini sokakta bulan bu kadınlar ve çocuklar, kötü yola düşmemek ve hayatlarını devam ettirebilmek için sığınma evinde barınıyor.

BELEDİYELERİN SIĞINMA EVLERİ ARTMALI

2005 yılında yürürlüğe giren yasaya göre nüfusu 50 binin üzerindeki belediyelerin sığınma evi kurması öngörüldü. İstanbul'da ise şu ana kadar beş belediye kadın sığınma evi açtı. Küçükçekmece, Kadıköy, Pendik, Üsküdar ve Eyüp Belediyesi'nin kadın sığınma evleri var. İstanbul gibi bir metropolde bu sayının artması gerekiyor. Ancak mevcut kadın sığınma evleri şu ana kadar büyük işler başarmış. Biz de Küçükçekmece ve Eyüp kadın sığınma evini ziyaret ettik, yetkililerle görüştük ve kadınların hikâyesine kulak verdik. Belediyelerin kadın sığınma evleri koordineli bir şekilde çalışıyor. Bir kadının yeri değişmesi gerekiyorsa birbirleriyle bağlantı kuruyorlar ve en uygun sığınma evine gönderiyorlar. Gerekirse şehir dışındaki sığınma evleriyle irtibata geçip kadının güvenliğini sağlamak için tüm imkânları zorluyorlar.

EVİMİZDE BULAMADIĞIMIZ HUZURA KAVUŞTUK

İki sığınma evinin temizliği ve konforu daha kapıdan girer girmez dikkat çekiyor. Kadınların kendilerine ait odaları, çocukların oyun odaları, hep birlikte televizyon izleyip sohbet ettikleri salonları var. Hafta sonları hep birlikte kültür gezilerine, pikniğe, sinemaya, tiyatroya gidip sosyal hayattan kopmayan kadınlar, bu evlerde hayata yeniden döndüklerini söylüyorlar.

SÜRE KISITLAMASINA GİTMİYORUZ

1996 yılında kurulan Küçükçekmece Belediyesi Kadın Sığınma Evi'nin psikoloğu Çiğdem Morgül, kadınların her türlü ihtiyacının karşılanması için ellerinden geleni yaptıklarını ifade ediyor. “Kadınlara kalacakları süre konusunda kısıtlama yapılmıyor. Ne zaman ayakları üzerinde duracağına inanırsak ayrı eve çıkmasını sağlıyoruz” diyen Morgül, "Amaç kadınların hayata tekrar tutunması" diyor. Morgül sözlerini şöyle sürdürüyor: "Şiddet görüp aşağılanan kadın özgüvenini tamamen yitiriyor. Duygusal travma yaşıyor. En az iki ay bir rehabilitasyon süreci var. Bu süreyi geçirdikten sonra iş arama süreci başlıyor. Tüm sorunlar kadının iş bulmasıyla bitmiyor elbette. Bir ev kurulması için beş altı ay gibi bir süre para biriktiriyor kadınlar."

AYAKLARI ÜZERİNDE DURACAKLAR

“Asgari ücretle iş bulmak zor değil” diyen Morgül, hedeflerinin kadınlara asgari ücretin biraz üstünde bir iş bulmak olduğunu belirterek şöyle diyor: "Birkaç ay kalıp tekrar sokağa gitmek zorunda olan kadın yine aynı duruma düşecektir. Amaç bu kadınları onarmak, onları topluma kazandırmak. Biz bu yüzden süre kısıtlamasına gitmiyoruz. Gerekirse iki yıl sürsün ama kadın ayakları üzerine sağlam bassın. Zaten burada kalan kadınların çoğu da kısa bir sürede bunu başarıyor."

İKİ KURŞUNLA YAŞIYOR

Şimdiye kadar yüzlerce kadının dramına şahit olan Morgül, taşa bağlanıp işkence görenden, halası tarafından cinsel tacize uğrayan kız çocuğuna kadar birçok trajik olayla karşılaşmış. Kadınların ve çocukların tedavi süreçlerinde onlara hep yeni bir başlangıç yapacakları umudunu aşılamış. Psikolog Çiğdem Morgül kendisini çok etkileyen, bir olayı ise şöyle anlatıyor: "17 yaşında sevdiği adamla kaçan genç bir kadın ailesinin barışma isteği üzerine eşiyle memleketine gidiyor. Annesinin davranışlarından şüphelenince birkaç gün kalıp evlerine gitmeyi planlıyorlar. Bir gece annesi babasına bu işi yapacak bir adam bulmadıysan sen yapacaksın diyor ve baba onları kurşun yağmuruna tutuyor. Kocası hayatını kaybediyor, vücuduna 10 kurşun isabet eden talihsiz kadın hastaneye kaldırılıyor. Tedavi olduktan sonra bu genç kadın bizim sığınma evine geldi. Okumayı çok istiyordu, dershaneye gönderdik, üniversiteyi kazandı ve öğretmen oldu. Şimdi vücudundaki iki kurşunla hayata sımsıkı tutunmaya ve mesleğini aşkla yapmaya devam ediyor"

SİZİN KALEMİNİZ KIRILDI

Kadın sığınma evi yetkilileri töreden kaçan kadınlara ayrı bir özen gösteriyor. Ölüm kararı aileleri tarafından verilen kadınlar uzun bir süre işe giremiyor. Ortalığın sakinleşmesini beklemek aylar, bazen yıllar alıyor. Yetkililer bazen töre karşısında bile başarılı olabiliyor. Eyüp Belediyesi Kadın Sığınma Evi Müdürü Saibe Kara, Mardinli iki kızın öyküsünü şöyle anlatıyor: "15'inde ailesince zorla evlendirilmeye kalkılan Mardinli bir genç kız evden kaçmaya karar veriyor. Kardeşiyle İstanbul'a geliyorlar. Akıllarına gelen ilk şey ise bir televizyon programına çıkıp yardım istemek oluyor. Gecenin bir yarısı özel bir televizyon kanalının kapısına gidiyorlar. Güvenlik görevlisi de onları karakola götürüyor. Daha sonra bize yönlendirildiler. Sekiz ay onları misafir ettik. Aileleriyle irtibat kurduk daha önce onlara “Kaleminiz kırıldı” diyen amcasını yumuşatmayı başardık. Çocukların güvende ve sağlıklı olduğunu öğrenen aile kızlarını evlerine götürdü.”


Berdele kurban edilen hayatlar

13 yaşındayken annesi intihar edince babası yeni bir eş karşılığında berdel ediyor Aliye'yi. Kendisinden yaşça çok büyük olan kocasından akıl almaz işkenceler görüyor. Kocası dört kez karnındaki bebeği dayak atarak öldürüyor. Gidecek hiçbir yeri olmadığı için katlanıyor. Psikolojik rahatsızlıkları olan eşi evi terk edince ailesinin yanına yerleşiyor. 12 yıl süren evliliği boyunca yediği dayakların ardından bu kez baba ocağında üvey annesinden şiddet görüyor. Üvey annesi ağabeyine onu öldürmesi için baskı yapınca bir arkadaşının tavsiyesiyle kadın sığınma evine geliyor. “Ömrümde ilk kez burada sevgiyi tattım” diyen Aliye, başını yastığa huzurla koymanın mutluluğunu kelimelerle anlatmayacağını dile getiriyor.


Genç kızlar için ilk sığınma evi

Türkiye'nin ilk genç kız sığınma evi birkaç hafta önce açıldı. Yaş sınırını aştıkları için yurtlarda kalamayan ve töre, namus cinayetlerinden kaçan kızlar bundan böyle Türkiye'nin ilk genç kız sığınma evinde hayata tutunacak. Belediyelerle işbirliği içinde açılan sığınma evlerinde, genç kızların kalacak yer, yiyecek ve güvenlik sorunlarının çözülmesi, daha sonra meslek kurslarıyla iş imkânı sağlanması amaçlanıyor. TEL: 0216 545 48 57


Okul kayıtları bizi ele veriyor

Ayşe, kocası evden kaçınca töre gereği kaynıyla evlendirilmeye zorlanıyor. Çocuklarını alıp ailesini yanına gitmesi ise çözüm olmuyor. Her gün tehdit eden ailesi kızlarına daha fazla karşı gelmemesini söylüyor. Ayşe de çocuklarını alıp evden kaçıyor ve sığınma evine yerleşiyor. Ancak kocasının ailesi peşini bırakmıyor. Çocukların okul kayıtlarından hangi şehirde ve hangi semtte olduğunu öğrenen kayınları onu her seferinde buluyor. Şimdi çocukları okula gidemiyorlar. En büyük derdinin çocuklarını okutamamak olduğunu söyleyen Ayşe, kadın sığınma evlerinin yıllardır onlara kol kanat gerdiğini belirtiyor: "Çocuklarım dört ayda bir okul değiştirmekten ve kaçmaktan yoruldu. Ne zaman bir hayat kurmaya kalksak çocukların okul kayıtlarından bize ulaşmayı başarıyorlar. Benim gibi mağdur kadınların çocukları için ayrı bir uygulama yapmalarını istiyorum yetkililerden."


Vahiy geldiğini sanıyordu

Kocası şizofren hastası olan dört çocuk annesi Filiz, evliliğini kurtarmak için yıllarca direnmiş. Altı aydır sığınma evinde kalan Filiz dramını şöyle anlatıyor: "İlk başlarda çok mutlu bir evliliğimiz vardı. Eşim iflas etti ve yıllarca hiç konuşmadı. İşsiz kaldığı sürede uyuşturucu ve alkol kullanmaya başladı. Suskunluk döneminde kafasından neler geçtiğini bilmiyordum. Bir gün konuşmaya başladı ve şok oldum. Başka bir âlemde yaşıyordu. Bana araba plakalarından vahiy geliyor, gibi ipe sapa gelmez düşüncelerini gerçekmiş gibi anlatıyordu." Uyuşturucu ve alkol bağımlısı eşine ve çocuklarına bakıp evi geçindiren kadın, yediği dayaklara çocuklarının babasız kalmaması için katlanmış. Kocasının 14 yaşındaki kızını her gece banyo yaptırıp dövmesi bardağı taşıran son damla olmuş ve kadın sığınma evine başvurmuş. Şimdi bir temizlik şirketinde şef olarak çalışan Filiz, çocukları ve kendisinin yaralarını saran kadın sığınma evine çok şey borçlu olduklarını söylüyor.


Ağaçlardan nefret edilir mi?

16 yaşında evlenen Meryem hamileyken kocasının bağımlı olduğunu öğreniyor. Kocasının ailesi de onu istemiyor. Çocuğu doğduktan sonra üzerindeki baskı her geçen gün artıyor. Altı aylık bebeğiyle evden atılan Meryem, gözyaşları içinde çektiği acıyı anlatıyor: "Beni evden attıklarında bebeğimi daha doğru dürüst emzirememiştim. Kendi sütümü bir şişeye koyup götürdüğümde beni içeri almadılar ve sütümü bir ağacın dibine döktüm. O günden beri ağaçlara bakınca oğlum geliyor aklıma. İnsan ağaçlardan nefret eder mi? "Çaresiz baba evine dönen talihsiz kadın ailesi tarafından başka biriyle evlendiriliyor. İkinci kocasından da şiddet gören Meryem soluğu kadın sığınma evinde alıyor.


YALNIZ DEĞİLSİNİZ KADIN SIĞINMA EVLERİNE BAŞVURU İÇİN:

İstanbul Büyükşehir Belediyesi

(0212) 411 07 77

İstanbul Valiliği Acil Yardım Hattı (0212) 656 96 96