İsrail İngiltere’nin Siyonistler’in işgali altındaki Batı Şeria’da yasa dışı Yahudi yerleşimlerine karşı getirdiği yaptırım kararına misilleme olarak tarihi Kudüs’teki İngiliz Konsolosluğu’nun kapatılacağını ilân etmişti. İngiltere’nin de kabul ettiği uluslararası hukuka göre Kudüs işgal altındaki bir şehir olarak kabul ediliyor. Bu yüzden İsrail’in hukuken İngiliz Konsolosluğu’nu kapatma yetkisi yok. Doğu Kudüs 1967'den bu yana işgal altındaki Filistin topraklarının bir parçası ve Filistin Devleti’nin başkentidir. İsrail’in konumu işgalci olmasından kaynaklanıyor.
Birkaç ülke hariç, BM üyesi devletlerin ezici çoğunluğunun Büyükelçilikleri Tel Aviv’dedir. Amerika’daki “
İsrail Lobisi
” ve Sheldon Adelson
gibi siyonist milyarder bağışçıların baskıları sonucunda Trump ilk Başkanlık döneminde ABD Büyükelçiliği’ni Tel Aviv’den Kudüs’e taşımıştı. Keza Kudüs’teki konsolosluk hizmetleri de Büyükelçilik kapsamına alınmış idi.Kudüste’ki İngiliz Konsolosluğuysa Filistin Osmanlı egemenliği altındayken 1838’de faaliyete başlamıştı. Yani, Kudüs Konsolosluğu 188 yıldır faaliyette. İngiltere Filistin toprakları üzerinde bir İsrail devletinin kurulmasında da öncü rol oynadı. Aynı İsrail şimdi İngiliz Konsolosluğu’nu kapatıyor, bazı İngiliz vatandaşlarına da İsrail’e seyahat yasağı getiriyor.
İngiltere İsrail’e karşı Lahey’deki
Uluslararası Adalet Divanı
’na başvurabilirdi. Diğer yandan Londra’nın bazı İsrailli diplomatları sınır dışı etmeye hazırlandığı da söyleniyordu. İngiliz Hükümeti böyle bir yola başvurmak yerine İsrail’le anlaşma yoluna gitti. İngiltere’nin konsolosluk personelinin büyük kısmını Amman’daki(Ürdün) Konsolosluğa taşıdığı söyleniyor. Kudüs’teki İngiliz Konsolosluğu’na ait bina ise sadece “temsilcilik” olarak devam edecek imiş.Doğu Kudüs’ün işgal altındaki Şeyh Cerrah Mahallesi’nde bulunan Konsolosluk, İsrail’in yoğun yasa dışı yerleşim faaliyetlerine sahne olan bir bölgede yer alıyor. Dolayısıyla İngiltere’nin İsrail’e cevabı çok zayıf bir karşılık olarak değerlendiriliyor. Bu cevap İngiltere’nin “
İki devletli çözüm
” taahhüdüyle de çelişiyor. Araya “hatırlı dostlar
”ın girdiğini tahmin etmek zor değil. Mesele Doğu Kudüs’ten açılmış iken bir başka gelişmeden daha söz etmek gerekiyor. Trump, İsrail Büyükelçiliği’ne Hıristiyan-Siyonist
Mike Huckabee
’yi atamış idi. Trump ilk döneminde ise İsrail Büyükelçisi olarak yasa dışı yerleşimleri destekleyen avukatı David Friedman
’ı seçmişti. Friedman gibi Huckabee de danışman olarak, İsrail’in ABD’deki en bağnaz Neocon savunucularından radyo programcısı Mark Levin
’in üvey oğlu David Milstein
’i seçmişti.Milstein’in danışmandan daha fazlası olduğu, neredeyse paralel büyükelçi gibi hareket ettiğine dair ABD basınında çok sayıda haber daha önce yer almıştı. Milstein, ABD’nin değil Netanyahu Hükümeti’nin politikalarının temsilcisi gibi davranmakla suçlanmıştı. En son
New York Times
’da 8 Ekim’de yer alan haberde Milstein’in ABD Dış İşleri Bakanlığı’na gönderilmek üzere hazırlanan raporları sansürden geçirdiği, hasıraltı ettiği veya çarpıttığı belirtiliyordu.Batı Şeria’da Filistin kökenli dokuz Amerikan vatandaşı da katledilmişti. Demokrat Partili Senatör
Chris Van Hollen
önderliğindeki 30 Kongre üyesi, Dışişleri Bakanı Marco Rubio
'ya mektup göndererek soruşturma başlatılmasını istemişti. Söz konusu Times haberinde Milstein’ın Büyükelçilik personelinin bu konuyla ilgili olarak hazırladığı ayrıntılı raporu gizleyerek, ABD'li Kongre üyelerinin bilgi edinme çabalarını fiilen engellediği belirtiliyordu.Times haberine göre David Milstein, Netanyahu hükümetini olumlu bir ışık altında göstermek için İsrail faaliyetlerine ilişkin büyükelçilik raporlarını önemli ölçüde değiştirdi. Milstein’in bir diğer marifetiyse İsrail’in Gazze’ye insanî yardımları engellediğine dair raporları çarpıtmaktı.
Geçtiğimiz ay Amerikan medyasında yer alan bir başka çarpıcı haberdeyse David Milstein'ın İsrail vatandaşları dahil olmak üzere konuklardan para talep eden bir düğün davetiyesi gönderdiği belirtiliyordu. Haberde resmî diplomatik konumu sebebiyle Milstein’ın bu davranışının hem etik olmadığı, hem de “güvenlik endişeleri”ne yol açtığı kaydedilmişti.
Meslekten diplomat olmayan Huckabe ve Milstein’ın ABD Dış İşleri’nde İsrail politikasının belirlenmesinde Bakan
Marco Rubio
’dan bile daha etkili oldukları söyleniyor. Trump’ın ilk dönemindeki İsrail Büyükelçisi David Friedman’ın asistanlığını yapan Milstein’ın uzun bir süre sıkı İsrail yanlısı Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz
’un yardımcısı olarak çalıştığı da biliniyor.
