Bizim kuşak, Nurettin Topçu’nun maarif davası, Erol Güngör’ün millî kültür iddiası, Mehmet Âkif’in Âsım’ın nesli ve gençlik tasavvuru ile büyüdü.

Vatanını, milletini ne bahasına olursa olsun seven, köklerini, kim olduğunu "mıh gibi" bilen; fakat ufkunu kendi sınırlarına hapsetmeyen bir gençlik ideali…

Hala ilk gençlik yıllarındaki gibi iflah olmaz bir idealistim… Hala Necip Fazıl’ın ‘’sağına soluna bakmadan ben varım diyen gençlik’’ iddiasını üzerime alınıyorum.

Uzun zamandır yazılarımda “kadim doğrular ve yeni gerçekler” üzerinde durmaya çalışıyorum.

Hz. Mevlânâ’ya atfedilen meşhur pergel metaforundaki gibi: Bir ayağımız kendi medeniyetimizin, kültürümüzün, inancımızın kadim doğrularına sıkı sıkıya basacak; diğer ayağımızla bütün dünyayı dolaşacağız.

Çünkü mesele geçmiş ile gelecek, kimliğimiz ile dünya arasında tercih yapmak değil. Mesele, geçmişten aldığınız güç ve birikim ile geleceği inşa edebilmek.

Nurettin Topçu’nun maarif davası tam da burada anlam kazanıyor. Topçu için eğitim yalnız bilgi aktarmak, diploma vermek, meslek sahibi yapmak değildir. Bir şahsiyet inşasıdır. Mesuliyet sahibi, milletine karşı vazife hisseden insan yetiştirmektir. Merhum Topçu’nun bizzat kendi hayat hikayesi, Sorbonne Üniversitesi’nde felsefe doktorasını üstün başarı ile tamamlaması, ömrünün sonuna kadar verdiği mücadele, fikirlerinin, iddiasının capcanlı ispatıdır.

Erol Güngör’ün millî kültür meselesinde açtığı yol da bize önemli bir ölçü bırakır: Modernleşmek, dünyadaki değişimi anlamak, bilim ve teknolojinin imkânlarını almak, fakat bütün bunları kendi kültürel şahsiyetiniz içinde yeniden üretmektir.

Çocuklarımızı dünyanın en iyi üniversitelerinde okumaktan, en ileri laboratuvarlarında çalışmalarından, yapay zekâyı, kuantumu, uzay teknolojilerini öğrenmelerinden niçin çekinelim?

Temel mesele sadece bunları öğrenmek de değil; öğrenirken ayaklarını köklerine sapa sağlam basmak ve kendin olmaktan asla vazgeçmemek.

Başkalarının ürettiğini yalnızca satın alan, kullanan ve taklit eden değil; aldığı bilgiyi işleyen, üzerine kendi aklını, ihtiyacını ve medeniyet tasavvurunu koyarak özgün üretime dönüştüren bir gençlik ideali…

Mevzunun tam burasında Şanlıurfa’ya gelelim.

Geçtiğimiz hafta TEKNOFEST Şanlıurfa’da gerçekleşti.

Önceki TEKNOFEST’lerden farklı, çok renkli kareler vardı.

Poster tadında fotoğraflar…

Yöresel kıyafetleriyle anneler, babalar, nineler, dedeler… Yanlarında çocuklar ve gençler. Bir tarafta binlerce yıllık kültürün renkleri, öbür tarafta uçaklar, roketler, yapay zekâ, çipler, insansız sistemler…

Kadim doğru ile yeni gerçeğin aynı fotoğraf karesine girmesi tam da böyle bir şey olsa gerek.

Bir zamanlar TEKNOFEST’e küçümseyerek “panayır” diyenleri hatırlıyorum.

Bu ne hiddet?

Anadolu’nun kavruk çocuklarının gökyüzüne bakıp “Ben de yapabilir miyim?” diye sormasından neden rahatsız oldunuz?

Bir annenin, babanın, teknik ayrıntısını bilmese de bir aracı çocuğuna gösterip “Sen de yapabilirsin” demesinin nesi küçümseniyor?

Bana göre, TEKNOFEST’in kazanımı sadece orada sergilenen teknoloji değildir.

Teknolojinin toplumsallaşması, dalga dalga Anadolu’ya yayılmasıdır.

Yüksek teknoloji neden yalnızca büyük şehirlerdeki belli okulların, belli sosyo-ekonomik çevrenin çocuklarının gündeminde olsun?

Yapay zekâ neden sadece bazı seçkin grubun konuştuğu bir mesele olsun?

Uzay, çip, robotik, insansız hava araçları, enerji teknolojileri neden Şanlıurfa’nın, Siverek’in, Suruç’un, Harran’ın çocuklarının hayal dünyasına girmesin?

Unutmayalım ki; bir ülkenin teknolojik bağımsızlığı sadece birkaç bin iyi mühendis yetiştirmekle tanımlanamaz. Bizim maarif meselemiz yalnız teknoloji üreten bir gençlik yetiştirmek de değil.

Asıl beklenen dönüşüm, değişim, bir milletin çocuklarının özgüveni ve ufuk sınırları ile tarif edilebilir.

Benim içinde büyüdüğüm o iddia ‘’maarif davası’’ ile ‘’teknoloji davası’’ tam burada birleşiyor.

Birisi “Nasıl bir insan yetiştireceğiz?” diye sorarken diğeri ise “O insan yarının dünyasında ne üretecek?” diye soruyor.

Bu iki sorudan birini dahi ihmal edemeyiz. Her ikisinin de cevabına ihtiyacımız var.

Şanlıurfa’da gördüğüm fotoğraf bu yüzden benim için kıymetli.

Ve artık başkalarının çizdiği sınırların içindeki bir dairede değiliz. O daire artık kendi merkezimizden başlayarak, ufkumuzun çapında çiziliyor.

Bu güzel ülkenin gençlerine hayal kurmayı hatırlatan, TEKNOFEST gençliğine inanan Sayın Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan başta olmak üzere T3 Vakfı’na ve ilgili kurumlara şükranlarımla…

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026