Bu ülkede çok partili hayata geçildikten sonra önce “sağ taraf”ta yer alan partilere, ardından “İslamî söylemi» daha net olanlara oy verip destekleyen Anadolu insanının beklentisi son derece açık ve basitti: İtilip-kakılmayayım, bir de değerlerimle kavga edilmesin...

Bunun için fedâkârlığın her türlüsünü göze aldı Anadolu insanı, kimseden bir şey beklemeden, tertemiz alın teriyle kazandığı helal parayla kendi seçim çalışmasının masrafını karşılarken “Allah yolunda cihad” niyetiyle hareket etti. Ne de olsa “cihad” sadece düşmana karşı silahlı mücadeleden ibaret değildi. İşin bir yanında “hakkı üstün kılma” diye bir sorumluluk da vardı. İşte bu anlayışla yeri geldi 15 Temmuz’larda tankların karşısına dikilmekte tereddüt göstermedi. Bunu yaparken de ne “yukarılar”dan ne de oralara taşıdığı insanlardan beklenti içine girdi. Mesele, “Allah’ı razı etme” meselesiydi!..

Sonra Ak Parti’yle birlikte siyasî iktidarı elde etti, hem de son derece güçlü biçimde. Bu süreçte “sistem”le yaşanan “yapısal” problemler birer birer çözüldü. Askerî vesayetin ortadan kaldırılması, onunla paralel olarak sisteme sahiplik yapan sermayenin, bürokrasinin, medyanın ve STK’ların kemikleşmiş tekelci ve buyurgan iktidarına son verildi. Devletle millet barıştı ve kalkınma hamleleri ardı ardına geldi. İç ve dış pek çok alanda Cumhuriyet tarihi boyunca emsali görülmemiş sıçramalar yaşandı. Bunlar artık bugünün “rutin”leri olduğu için detaya girmiyorum.

Bütün bunlar olurken bir şey daha oldu…

Köylünün biri hayvanına binmiş kasabaya giderken, yolda birisi el kaldırmış. Köylü durmuş ve adamı terkisine almış. Bir süre gittikten sonra adam cebinden çıkardığı bıçağı köylünün boğazına dayamış ve “Hayvanını da heybeni de cebindekileri de bırak ve buradan uzaklaş!” demiş. Köylü ağlamaya başlamış. Adam “Sen ne yüreksiz biriymişsin yahu” demiş, “bıçağı görünce su koyverdin!” Köylü gözünün yaşını silerken karşılık vermiş: “Ben senin tehdidin sebebiyle ağlıyor değilim. Sen benim içimdeki yardımseverlik hissini öldürdün, ona ağlıyorum.”

Evet, yukarıda özetlediğim değişimler yaşanırken Anadolu insanının iki beklentisinden ilki gerçekleşti, ama ikincisi konusunda yaşananlar büyük bir hayal kırıklığı, hatta “kırgınlık” oluşturdu.

Batı’da “mutlak hedef” olan demokratik değerlerle protestanlaşma ve kapitalistleşme arasında şu veya bu biçimde teorik bağlantı kuran birçok isim ortaya çıkmıştır. Max Weber’den Peter L. Berger’e, Milton Friedman’dan R.H. Tawney’e kadar birçok örnek zikredilebilir. Bu ülkede Anadolu insanının yaşadığı hayal kırıklığının kökenini tam olarak buralarda aramak gerektiğini düşünenlerdenim.

Ak Parti iktidarları dönemlerinde yaşanan ve dahi Anadolu insanı tarafından hiçbir zaman benimsenmeyen, sindirilemeyen “değerlerle kavga” anlamına gelen kimi pratikler derin bir hüsran olarak içten içe dillendirildi önceleri. Ama zaman geçtikçe sosyal medyanın sunduğu imkânları da kullanarak Anadolu insanı bu konudaki memnuniyetsizliğini ve tepkisini daha açıktan ve doğrudan ifade etmeye başladı.

“Değerlerle kavga” dediysem, Ak Parti öncesi dönemlerde jakoben laikçilerin züccaciye dükkânına girmiş fil gibi kırıp dökerek ortaya koydukları kaba, dayatmacı ve acımasız politikalarını kastetmiyorum elbette. Aksine daha soft, daha dikkat çekmemeye ve rahatsızlık oluşturmamaya çalışarak uygulamaya konan kimi politika ve pratiklerden bahsediyorum. “Toplumsal cinsiyet eşitliği” başlığı altında sergilenen sosyal ve hukukî garabetler, kadının beyanını esas alan uygulamalar, kadının korunup kollanması adına ailenin içini boşaltan pratikler… bunlar ve benzeri politikaların ülkemizi getirip kapısına bıraktığı en büyük tehlike: Nüfus artış hızının eksilere düşmeye başlaması ve kültürel kopuş!..

Ak Parti döneminde “yukarılara” yükselerek bir nevi “dokunulmazlık” elde etmiş olan bazı kesim ve kimselerin, kendilerine emanet edilen makam ve mevkileri kendilerine “vergili” olarak gören ve bu ruh haliyle Anadolu insanına tepeden bakan, tahkir edici, hatta “meydan okuyucu” tavırları, özellikle içinde bulunduğumuz süreçte tam anlamıyla su yüzüne çıkmış bulunuyor. Özellikle kadın ve aile ile ilgili bir kısım söylemler, zaman zaman Anadolu insanının dinî ve kültürel kodlarını darmadağın eden “nobran” bir dille öylesine ısrarlı şekilde dile getirilir oldu ki, bunlara yüksek sesle tepki göstermek “muhafazakâr” Ak Parti döneminde en hafifinden “tedirginlik” sebebi haline geldi Anadolu insanı nezdinde. Bunun sonu nereye çıkar, Allah bilir; ama serencam bu!..

Hayırlı cumalar…

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026