Hırsızlara yakalanan iki gazeteci

04:003/04/2026, Cuma
G: 3/04/2026, Cuma
Ersin Çelik

Gece yarısı bir köyde kapılar kırılıyor, evlere giriliyor, insanlar yataklarında öldüresiye dövülüyor. CNN ekranlarında alışılmışın dışında bir cesaretle ele alınan haberden öğreniyoruz detayları. Yatakta acılar içinde inleyen, başı sarılı, suratındaki kanlı izler ve morarmış gözleri ile yaşlı adam, 75 yaşındaki Abdullah Daraghmeh. Vücudunda çok sayıda kırık var. Filistin’in Batı Şeria bölgesindeki Tayasir Köyü’nde yaşıyor. İsrailli “sivil işgalciler” o uykudayken kapısına dayanmış, yaşlı adamı

Gece yarısı bir köyde kapılar kırılıyor, evlere giriliyor, insanlar yataklarında öldüresiye dövülüyor.

CNN ekranlarında alışılmışın dışında bir cesaretle ele alınan haberden öğreniyoruz detayları. Yatakta acılar içinde inleyen, başı sarılı, suratındaki kanlı izler ve morarmış gözleri ile yaşlı adam, 75 yaşındaki Abdullah Daraghmeh. Vücudunda çok sayıda kırık var. Filistin’in Batı Şeria bölgesindeki Tayasir Köyü’nde yaşıyor.
İsrailli “sivil işgalciler”
o uykudayken kapısına dayanmış, yaşlı adamı yerlerde sürükleyerek dışarı atmışlar.
Bu kanlı baskınlar ne ilk ne de bilinmez bir gerçek.
TRT World’ün
bir gazetecilik başarısı olarak dünyaya sunduğu 
“Kutsal İşgal” (Holy Redemption) 
belgeseli, Filistin topraklarındaki işgali, terörünün vahşi boyutunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermişti. Ancak yeni ve dikkat çekici olan; İsrail’in 1967’den beri sistematik olarak uyguladığı bu işgal politikasının, CNN gibi Amerikan devi tarafından bu denli detaylı,
açık ve deşifre edici bir tonda ele alınmasıydı.
İsrail askerleri de Batı medyasından böylesine bir “cesur” refleks beklemiyor olsa gerek; Tayasir Köyü’ne giden muhabirlere silah doğrultup onları yerlerde sürükleyerek tartakladılar. Kameraları kırılan gazeteciler yaklaşık iki saat boyunca alıkonuldu. CNN, izleyicilerini hayretler içinde bırakarak bu anları da yayımladı.
Hem de saldırgan İsrail askerlerini, yüzleri belirgin olacak şekilde deşifre ederek.

CNN hem işgali hem de personeline yapılan saldırıyı şu tarihi notla duyurdu: “İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere vahşice saldırmasından ve yasadışı bir karakol kurmasından on iki saat sonra İsrail ordusu devreye girdi. Ancak askerler, işgalcileri durdurmak yerine, Filistinli sakinleri ve saldırıyı takip eden CNN ekibini hedef aldı.” 

Bu haber bir kırılma noktasıdır. CNN, bir IDF askerinin
“Bu yerleşim şu an illegal ama zamanla yasal olacak”
sözlerini de yayımladı.
Gaspın ve hırsızlığın itirafı,
Amerika’nın en etkili yayın organında resmen kayıtlara geçti. Bugüne kadar Gazze’deki soykırımı görmezden gelmekle veya
İsrail lehine “pasif sansür” uygulamakla
eleştirilen Amerikan ana akım medyasında, bu sertlikte bir “
anti
-
İsrail
haberine
rastlamak neredeyse imkansızdı.
Olayın ardından İsrail ordusunun, muhabirlere saldıran askerlerin bağlı olduğu taburu görevden çektiğini duyurması, bir askerin ordudan ihraç edilmesi ve disiplin sürecinin başlatılması da alışılmışın dışında bir yaptırım. Anlaşılan o ki; İsrail, Amerikan medyasında
“ifşa edilmenin” bedelini sezdi ve “sus payı” mahiyetinde
cezalandırmaya gitti.
Netanyahu, TikTok’u kontrol altına almayı bir savaş stratejisi olarak görse de
sosyal medyadaki “dip dalga”, geleneksel medyayı ve gazetecileri de köşeye sıkıştırmaya başladı.
CNN’in Kudüs muhabiri ve ekibinin İsrail askerleri tarafından alıkonulmasının yankılarını sayfalarına taşıyan
Washington Post’taki okur yorumlarına bakılırsa,
Amerikan kamuoyunda öfkenin belirgin biçimde yükseldiğini görülüyor. Gazze’de katledilen 250’den fazla gazeteciyi hatırlatanlar, İsrail’i açık biçimde “terör devleti” olarak nitelendirenler ve işgalcilere “yerleşimci” denilmesine itiraz eden yorumlar dikkat çekiyor.
Amerikalı vergi mükelleflerinin bir trilyon dolara yakın parasının 1967’den beri İsrail’e aktarıldığını raporlayanlar ve İsrail yanlısı politikalar üreten Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi’nden (AIPAC)
bağış alan adaylara karşı kampanya başlatılması çağrılarının
Washington Post sayfalarında yer bulması, toplumsal düzeyde yaşanan sosyal kırılmayı işaret ediyor.

Yıllardır Filistin topraklarındaki işgali İsrail lehine “temkinli” söylemlerle haberleştiren ve Gazze soykırımını aylarca görmezden gelen ana akım medya artık kabuğunu kırmaya başladı.

Ekranlara ve sayfalara yansıyan bu yeni, keskin üslup; aslında Amerikalı siyasetçilerin, teknoloji devlerinin ve küresel sermaye odaklarının henüz okuyamadığı devasa öfke selinin habercisi. Gazeteciler,
“insanlığın İsrail’i kusmaya başladığı” o kritik eşiği
, karar vericilerden çok daha erken fark etmiş görünüyor.
Peki bütün bunlar neyi değiştirir?
Bugün için belki hiçbir şeyi… Siyonist işgalciler yine kapıları kıracak, köyler gasp edecek, İsrail askerleri Amerikalı gazetecileri öldürmeye bile yeltenecek, esir alınmış siyasetçiler yine susmayı tercih edecek. Ama yıllardır görmezden gelinen görüntülerin artık dünyanın en güçlü medya kuruluşlarının ekranlarına yansıması, İsrail’in ürettiği tezleri teker teker çökertecek.
Çünkü “hırsız” en büyük destekçilerinin kamerasını kırarken yakalandı.
#Filistin
#israil
#Ersin Çelik