
Z Haber’den iyi yayınlar. Affedersiniz tekrar alalım arkadaşlar.
Z ayından...Yok baştan alalım. Z yayın... Neyse ne ya hu. Bu benim işim değil. Siz varsınız, ben varım. Odak sorunu olan sunucu yok neyse ki... Melda Hanım, eksik olmasın, Hoca kendi başına anlatsın, yeni bir konsept denemiş oluruz demiş.
(İç ses: Bu nedir ya hu! Melda Hanım kim? Patronun karısı. Hayatım boyunca nefret ettim yönetme hastalığı olan kadınlardan.)
Ben de yeşil tişörtlü kameramana güvendim. Her gün yeşil mi giyiyor bu adam diyorsanız, valla ben her gördüğümde sırtında bir yeşil tişört.
Yok Meta’nın sahibi gibi değil. Onun bin tane siyah tişörtü var. Bu bizimki bulduğu yeşil tişörtü almış, anladığım kadarıyla.
(İç ses: Kendine gel Hoca! Ne yapıyorsun? Zevzek sunucuyu gönderdin, kendini adeta onun yerine ikame ettin.)
Bizim kameramanın yeşili, yaşlı Japon kadınların, modası geçtiği için kimselerin almadığı kırmızı mor saç boyalarını marketler bedavaya gelecek kadar ucuzlatınca aldıkları türden. Bir ara Japonya’da bütün yaşlı kadınların saçı başı rengarenkti. Avrupalılar bu renkli yaşlı kafalar ile karşılaşınca “Doğu dinginliği ve renklerin parlaklığı ile yaşam sevinci arasındaki bağlantı” konulu onlarca makale yayınlamıştı. Ciddi dergilerde. Japonlar bu saçmalığı fark edince Avrupa salaklığına acıyıp durum budur diye bir açıklama yayınladılar.
Bizim kameramın yeşili de öyle bir şey olmalı. Muhtemelen bir kız buna “Sen hep yeşil giy, gözlerinin rengi daha iyi ortaya çıkıyor” demiştir, bu da dayanmıştır yeşil tişörtlere. Kendisine sormak varken niye mi akıl yürütüyorum. Ne bileyim yahu. Karşımda Z kuşağı var, onlarla diyalog kurmak pek kolay değil. Beklenmeyen neticeler her an çıkabilir. Bunu da en iyi biz üniversite hocaları biliyoruz tabi.
(İç ses: Kendi ellerimle kazdığım bu çukurdan nasıl çıkacağım? Hani anlatacağım çok şey vardı. Hani sunucu sözümü kesiyor diye burnum Kaf dağında söyleniyordum. Gir konuya. Hadi başla bir yerden.)
Evet efendim, geçen hafta nerede kalmıştık. Nerede kaldıysak kaldık, çok da beis yok. Neticede şov dünyasında “Nerde hareket, orada bereket” iyi gider. Diyorsunuz ki, Ahmet Erselim Hoca bugün çok neşeli. Evet, ne demişler: Neşeli ol ki genç kalasın/ Bu dünyadan da zevk alasın.
(İç ses: Rezil olma maratonunda kendimi durduramıyorum. Ne yapıyorlar ya hu! Bu stüdyoya giren salaklaşıyor mu!)
İşte Feride Hanım da -ki kendisi bizim akran- bu okul şarkısını bolca söylemiş olmaktan mütevellit zevk almaya karar vermiş. Ve yüzünü tazelemek istemiş. Ne var bunda? Yüzüne şöyle bir dokundurtmuş. Oldukça ucuzlamış merdiven altı hizmetler ile botoks yaptırmış. Olan şu ki, algoritmalar yüzüne henüz botoks yaptırmış Feride Hanım’ın aniden ölümünü pek beğendi. Tam olarak beğendiği neydi? İletişimciler, hukukçular, sosyologlar devreye girdi, kanaat önderleri fikir beyan etti. Haber tazeliğini muhafaza etmeye devam ediyor.
(Yönetmenden gelen ses: Yorumlarınızı bekliyoruz de, tam burada.)
Kulağıma bir şey taktılar sayın seyirciler, çok mustaribim. Yönetmen bir şey diyor. Ama anlayamıyorum tam olarak. Yollarınızı bekliyormuşuz. Tabi hakikate giden yollar çeşit çeşit.
(Yönetmen: Hocam yol değil. Yorum yorum. Seyirciye rol ver. Yorumlarınızı bekliyoruz de. Sizin düşünceniz önemli de.)
(İç ses: Ne rolü ya hu! Ben yönetmen miyim rol dağıtayım!)
Yönetmenimiz sizden yorum bekliyor(MUŞ). Sizi çok önemsiyor belli ki. Çok mu güzel yorum yapıyorsunuz acaba? Ben, tabi daha önce sizlerin yorumlarını hiç okumadığım için…
(İç ses: Ne yapıyorsun? Ahmet ne yapıyorsun! Nedir bu yalakalık! Bu laubali cümleler. Bana ne seyircinin yorumundan. İncir çekirdeğini dolduracak bir şey söyledim de sanki üstüne ahaliden yorum bekliyorum. YORUMMUŞ!)
Yeşil tişörtlü bir şey diyor. Ne diyor anlamıyorum. Bir şey işaret ediyor.
(Yönetmen: Sana gösterdiği yöne bak. Orada ekranda ne yazıyor? Oku Hoca!)
Sel gibi akıyor. Ben hangi birini okuyayım ya hu.
@rizkinibulur: Anlat anlat heyecanlı oluyor.
@eskidençokgüzeldimben: Ben merhum Feride Hanım’ı tanırım. Stüdyo konuğunuz olmaktan şeref duyarım.
@köylü: Ben Feride Hanım’ın annesini, Lütfiye nineyi iyi tanırım. Telefonla bağlanıp size onun hakkında bilgi verebilirim.
(İç ses: Hayatın boyunca “Bir duruşum var” diye dolaş, ahir ömründe seni Müge Anlı yapsınlar. Başım dönüyor. Dünya yıkılıyor, altında ben. Başım dönüyor.)
Meraklısı için not:
Haci Cavcav, geleneksel gölge oyunumuz Hacivat ile Karagöz’de, Karagöz’ün Hacivat’a taktığı alaycı lakaptır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.