Şaire gram altın takılır mı?

04:0015/05/2025, Perşembe
G: 15/05/2025, Perşembe
Yeni Şafak
Fotoğraf: Arşiv
Fotoğraf: Arşiv

Şaşırdılar. İçlerinden nasıl ya diye düşünenlerin olduğunu görüyor gibiydim. Biri, “Koskoca şairlere düğünde takı takar gibi gram altın mı takacağız yani?” diye itiraz etti.

Sevgili karilerim

Geçtiğimiz günlerde telefonum uzun uzun, birkaç sefer çaldı. Açtım. “İyi akşamlar İrfan Bey.” dedi karşıdaki ses. “Bu saatte ısrarla aradım, kusuruma bakmayın ama ben filanca kurumun müdürüyüm. Bir şiir gecesi için sizi rahatsız etmiştim.”

En son ne zaman bir şiir gecesinde bulunduğumu hatırlayamadım ilkin. Sonra aklıma, yıllar evvel, edebiyat fakültesinin düzenlediği bir şiir gecesine katıldığım, hatta çok ricacı oldukları için bir konuşma bile yaptığım geldi. “Buyurun ama ben ne şairim ne de şiirden anlarım.” dedim. “Ayrıca ne zamandır edebiyat dergilerini de yeni şiiri de pek takip etmiyorum.”

Karşıdaki ses, uzun zamandır yapılmayan bir şiir gecesini ihya etmek amacında olduklarını ve araya uzun zaman girdiği için neyi nasıl yapacaklarını bilemediklerini söyledi. “Bize himmet etse etse İrfan Bey himmet eder.” dedik. “Zamanınız olursa tertip heyeti toplantısına sizi de davet etmek isteriz.” Ses, gerçekten yardıma muhtaç gibi geliyordu. “Böyle heyetlerin içinde yer almayı pek sevmem aslında.” dedim. Daha devam edecektim ama araya girdi. “Sizden çok şey istemeyeceğiz İrfan Bey, sadece engin tecrübenizle bize abilik yapsanız yeterli olur.” dedi. Böyle deyince kıramadım tabi.

Tertip heyeti toplantısında ben dahil on ihtiyar vardı. Heyetin yaş ortalamasını, bu yaşımda aşağı çeken ben oldum desem yeridir. Çaylar içilirken önce kimlerin davet edileceği konuşuldu, sonra programın genel hatları. Bana bir konuşma teklif ettiler, kabul etmedim. Onur konuğu kim olsun diye sordular, ben bilmem diyerek savuşturdum. Son olarak davetli şairlere ne hediye edileceği gündem oldu. Kimi kitap hediye edelim dedi, kimi kravat, fular, eşarp yahut çiçek. Birisi kalkıp tanıdığı bir ebru ustası olduğunu, kendisinden çerçeveli ebrular alabileceğini, şairlere ebrudan oluşan tablonun yakışacağını söyledi. En son, içlerinden biri kalkıp ilk akla gelen, hep akla gelen, hiç akıldan çıkmayan o teklifi yaptı. “Dolmakalem hediye edelim. Hani şairler ya, yazıyorlar filan…” Dayanamayıp araya girdim. “Dolmakalemle yazan mı kaldı Allah aşkına.” dedim. “Herkes artık bilgisayara yazıyor. Hatta bilgisayara bile tenezzül etmiyorlar. Ellerindeki o küçük akıllı telefonlara yazıyordur muhtemelen yeni şairler.” Bütün gözler üzerimdeydi. Ağzımdan çıkacak teklifin kabul göreceğini o an hissettim. “Hediye edilmesi düşünülen kitaplar, kravatlar, fularlar, eşarplar, çiçekler, ebrular ve dolmakalemler ne kadar tutuyor?” diye sordum. Söylenen meblağları alt alta yazıp topladım. Kırk bin lira ediyordu. Sonra kaç şair olduğunu sordum. “On iki.” dediler. “Tamam.” dedim. “Dörder bin liradan on iki şaire birer gram altın verseniz, kırk sekiz bin lira yapıyor. Bunca hediyeye, bir ton para vereceğinize bütçeye ufak bir ek yapıp her birine birer gram hediye verseniz daha makbule geçer.”

Şaşırdılar. İçlerinden nasıl ya diye düşünenlerin olduğunu görüyor gibiydim. Biri, “Koskoca şairlere düğünde takı takar gibi gram altın mı takacağız yani?” diye itiraz etti. “Öyle takmazsınız.” dedim. “Çıkışta uzatır, bu da hediyemiz dersiniz. Zaten bu geceye davet edilmekle şimdiden memnundur onlar. Sahneye çıkacaklar ve şiirlerini okuyacaklar, bundan ala hediye mi olur? Üstüne bir de ceplerine gramları koydunuz mu sizden daha iyi bir tertip heyeti olmaz.”

Ortamı kaplayan sessizlik, ikna olduklarını gösteriyordu. “Paradan daha büyük bir motivasyon olmaz.” dedim. “Hem o kadar hediyeyi kim kucaklayıp götürecek?”


#Sermuharrir
#şiir
#şair