Hakim ve savcılar için yeni bir sistem kurulmalıdır

04:005/04/2026, Pazar
G: 5/04/2026, Pazar
Ahmet Ünlü

Vatandaşa sorulduğunda hakim ve savcılardan dolayısıyla da yargıdan yaka silkeler. Hakim ve savcılarla görüşüldüğünde ise çok büyük sorunları olduğunu ve adata bunaldıklarını görürüsünüz. Evine dosya götürmeyen hakim ve savcı yok gibidir. Hele sorumluluk sahibi olanlar ellerindeki dosyaları sonlandırmak için insanüstü bir gayrete girerler. Bunlara bizzat şahidim. Bugünkü yazımda yargı sistemindeki sorunları ve çözüm önerilerini gündeme getirmeye çalışacağım. Hakimler ve Savcılar Kanunu masaya yatırılmalıdır

Vatandaşa sorulduğunda hakim ve savcılardan dolayısıyla da yargıdan yaka silkeler. Hakim ve savcılarla görüşüldüğünde ise çok büyük sorunları olduğunu ve adata bunaldıklarını görürüsünüz.

Evine dosya götürmeyen hakim ve savcı yok gibidir. Hele sorumluluk sahibi olanlar ellerindeki dosyaları sonlandırmak için insanüstü bir gayrete girerler. Bunlara bizzat şahidim. Bugünkü yazımda yargı sistemindeki sorunları ve çözüm önerilerini gündeme getirmeye çalışacağım.


Hakimler ve Savcılar Kanunu masaya yatırılmalıdır

Öncelikle çok zor bir alanda yazdığımın farkındayım. Zaman zaman sosyal medya hesabımdan yaptığım paylaşımlarda 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun farklı bir anlayışla masaya yatırılarak aksayan yönlerinin düzeltilmesi ile 21. yüzyılın anlayışıyla yeniden yazılması gerektiğini belirtiyorum. Özellikle de ödül ve ceza sistemi baştan sona yeni bir anlayışla yeniden yazılmalı, meslekte kalmaları sakıncalı olanlar sistem dışına atılmalıdır.

Bakan Akın Gürlek’in yargı sisteminin içerisinden gelmesi bu açıdan oldukça önemlidir. Hakim ve savcıların derinden yaşadığı sorunları yakinen bilen birisi olması birçok sorunun çözümü için anahtar mahiyetindedir. Birilerinin canını sıksa da yargıda atılacak adımlar açısından oldukça önemlidir.

Öncelikle hakimlik ve savcılık hiçbir meslekle kıyaslanamayacak kadar önemli, zor ve bir o kadar da şerefli bir meslektir. Adalet dağıtmak veya adaleti katletmek. Böyle bir seçenek arasındasınız. Her şeyden önce bunlardan kendilerine hakim olmaları beklenir. Bunlar her yere gidemez, eğlenemez, istediği gibi davranamaz hatta herkes gibi kahkaha dahi atamazlar. Aksi takdirde çok farklı yönlere çekilir ve başları sıkıntıya girer. Konuşmalarına ve davranışlarına bunlar kadar dikkat etmek zorunda olan başka bir meslek grubu var mıdır bilemiyorum.

Her hareketleri adeta gözlem altındadır. Zafiyetleri dahi birilerinin avantaj sağlayacağı bir nesne haline getirilebilir. Hatta birlikte çalıştıkları katiplere dahi dikkat etmek zorundadırlar. Hiç beklemedikleri biranda tepe taklak gidebilirler. Özetle bu mesleklerde görev yapan kamu görevlilerinin her an pantolonları hiç beklenmeyen zamanlarda kendilerinden veya başka bir yerden kaynaklanan sebeplerle yırtılabilir veya sökülebilir. Bu nedenle bu meslek mensupları sanıldığının aksine çok zor şartlarda görev yaparlar. Hatta bunların özel hayatları dahi yok desek yeridir.

İşin başka bir boyutu ise bunların eş ve çocukları dahi gözlem altındadır. Eş ve çocuklarının hataları dahi onlara fatura edilebilir. Ekrem İmamoğlu’nun davasına bakan hakim ve savcıların yaşadığı sıkıntıları düşünürseniz ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Adam işledikleri vukuata dahi bakmadan hakime ayar verir ve hakim de sinirlerine hakim olarak hareket etmek zorundadır. Aksi davranış her şeyi berbat edebilir.

Hatta duruşmada bazen sanıklar hakim ve savcıya hakaret eder ve onlar bende aynısını sana misliyle iade ediyorum diyemez ve yutkunurlar. Aksi takdirde başları sıkıntıya girebilir. Toplumun en problemli kişileriyle muhatap olmak kolay değildir.

Hakim ve savcılar çok sıkıntılı davalar nedeniyle ilave bir ödeme de almazlar. İmamoğlu davası gibi nice davalar vardır. Milyarlık bir ticaret davasına bakan hakimin yaşadığı sıkıntıyı düşünün. Ne yönde karar verirse versin birileri sevinirken diğerleri kin ve nefret gösterecektir.

Hakim ve savcıların ödül mekanizması çok kısıtlı

Bu özetten sonra hayatları ve çalışma şartları çok disiplinli olan hakim ve savcılar için ödüllendirici mekanizmalar getirilmelidir. Bunun için bilimsel çalışmalar yapılarak objektif kriterler getirilmeli ve sonucuna göre de ödül ve ceza uygulanmalıdır. Öyle hakim ve savcılar vardır ki ittifakla bunların bulundukları yerlerde bekleyen dosyalar kar gibi biranda verir ve kaybolur. Bunun içindir ki işlerinde çok başarılı olanların ödüllendirilmesi elzemdir.

2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'na bakıldığında hakim ve savcılar için ciddi bir ödül ve ceza mekanizması olmadığını görürsünüz. Bütün davaların karar vericileri olan hakim ve savcıların ödül mekanizmasının olmaması çok ciddi bir nakısadır. Başarının ödüllendirilmediği hiçbir mekanizma başka başarıları tetikleyemez.

Bize göre Hakim ve Savcılar Kurulunca bilimsel çalışmalar yapılarak objektif kriterler belirlenmeli ve ittifakla başarılı kabul edilen hakim ve savcılara öncelikle 2802 sayılı Kanunda ödül mekanizması getirilmeli, bu düzenleme yapılana kadar da Adaleti Güçlendirme Vakfı kanalıyla kayda değer ödüller verilmeli ve kamuoyuna da açıklanmalıdır. Marifetin iltifata tabi olduğu unutulmamalıdır.

Bunun için de kriterler belirlenirken üniversitelerden destek alınması gerektiğini düşünüyorum. Dünya örneklerinin incelenmesi gerektiğini söylemeye dahi gerek yoktur. Aksi takdirde profesyonellikten ziyade amatör bir çalışma olacaktır. Yine bu çalışmada akademisyen kökenli hakim ve savcıların olması da son derece önemlidir.


Hakimler ve Savcılar Kanunu bilimsel çalışmayı kısıtlıyor

Doktorasını yapmış veya profesör unvanlı bir hakimin üniversitede ders vermesinin yasak olduğunu birisi söylese herhalde gülersiniz. Maalesef acı ama böyle. Birçok kamu kurumu bilimsel çalışmayı desteklerken 2802 sayılı Kanun’un 48 inci maddesinde yer alan; “Hakim ve savcılar, Adalet Bakanının izin vermesi koşuluyla adalet yüksekokulları ile hizmet öncesi, hizmet içi ve bir üst göreve hazırlama kurslarında meslek ile ilgili konularda ders ve konferans verebilirler.” hükmü konu uzmanı doktora yapmış veya başka akademik unvanlı hakim ve savcıların üniversitelerde ders vermesini adeta engellemektedir. Bu çağda böyle bir şeyin kabul edilebilir bir tarafı olamaz. Her şeyden önce Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu’nun 23.11.2023 tarihli ve 16 sayılı kararı ile kanunla kurulanlar hariç tüm Adalet Meslek Yüksekokulları kapatılmıştır. Dolayısıyla hakim ve savcılara yüksekokullarda ders verme imkanı dahi ortadan kalkmıştır. Halbuki bırakın yüksekokulları hakim ve savcıların üniversite ders vermelerinin önü açılarak yargı üniversite işbirliği arttırılmalıdır.

Bu nedenle 2802 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin 21 inci yüzyılın gereklerine uygun bir şekilde yeniden düzenlenmesi ve yargı üniversite bağının güçlendirilmesi gerekmektedir. Üniversitede ders vermek ciddi bir emek ve birikim istemektedir. Kendini yetiştiren yargı mensuplarının birikimlerini öğrencilere, üniversitenin birikimini de yargıya aktarması paha biçilmez bir şeydir.

Yargı mensupları ne kadar nitelikli olursa verilen kararlar da o kadar nitelikli ve sorun çözücü olacaktır. İstisnalar olsa da bilen insanlardan zarar gelmeyeceğini herkes kabul edecektir. Sayın Bakan Gürlek’in bu konuda gerekli adımı atacağını düşünüyorum.

#657 Ailesi
#Hakim
#savcı
#ahmet ünlü