“İnsanların mutsuz oldukları bir toplumda yaşıyoruz. Acı çeken, ruhen dengesiz, yıkık ve bağımlı olan bu insanlar, önce bütün çabalarıyla kendilerine boş zaman yaratmaya çalışırlar, sonra da bu zamanı ‘öldürebildikleri’ ya da geçirebildikleri oranda sevinç duyarlar.”
Sahip Olmak ya da Olmak/Erich FromM
“Özgürlüğünüz, zincirlerinizi kırmanız değildir. Zincirlerinizi fark etmenizdir. Çünkü çoğu insan, özgür olduğunu sanarak kölelik içinde uyur.”
Ermiş/Halil Cibran
“Yapılandırılmış erteleme bu olumsuz özelliğin işinize yaramasını sağlama sanatıdır. Ana fikir ertelemenin, kesinlikle hiçbir şey yapmamak anlamına gelmediğidir. Ertelemeciler aslında nadiren bir şey yapmazlar. Kalem açmak, dosyaları düzenlemek, bahçeyle ilgilenmek gibi şeyleri daha büyük işler yapmamak için kullanırlar.”
Erteleme Sanatı/John Perry
“Yeni teslimiyet aracı akıllı telefondur. Enformasyon rejiminde insanlar artık eğlenceye teslim olan pasif seyirciler değildir. Hepsi aktif yayıncılardır. Sürekli enformasyon üretir ve tüketirler. Artık bağımlılık ve zorlama biçimine bürünen iletişim çılgınlığı, insanları yeni bir ergin olmama/reşit olmama hali içinde bir arada tutmaktadır.”
Enfokrasi/Byung-Chul Han
“Hayatımda ilk defa, birçok ozanın söylediği, onca düşünürün nihai bilgelik olarak öne sürdüğü hakikati gördüm. Hakikat şuydu; sevgi, insanın ulaşabileceği en yüksek ve en büyük hedefti. O anda, insan şiirinin, insan düşünce ve inancının ayırt ettiği en büyük sırra haiz oldum: İnsanın kurtuluşu sevgiyle ve sevgidedir. Elinde hiçbir şeyi kalmamış bir insanın dahi, kısacık bir an için bile olsa, sevdiğine ilişkin düşüncelerden nasıl mutluluk duyabileceğini anladım.”
İnsanın Anlam Arayışı/Victor E. Frankl
“Biz bir insandan nefret ettiğimizde, kendi içimizde yuvarlanıp bu insanın görüntüsüyle karşımıza çıkan birinden nefret ederiz. Bizim kendi içimizde olmayan şey, bizi kızdırmaz.”
Demian/Hermann Hesse
“Evet, yüzyılımızda herkesin tekliğe kaçması, kendi kabuğuna çekilmesi, varını yoğunu başkalarından kaçırması insanları sadece hemcinslerinden uzaklaştırma, karşılarındakini kendinden nefret ettirme sonucunu veriyor. Biriktirdiği servetin miktarı arttıkça, ‘Artık kudretliyim, hiçbir ihtiyacım kalmadı!’ diye düşünüyor. Akılsızın, ne kadar çok biriktirirse kendisini o ölçüde ölüme götüren bir iktidarsızlığı güttüğünden haberi yoktur, çünkü yalnız kendine güvenmeye alışmıştır o. Toplumda tek olarak sivrilmiş, ruhunu insanlara, insanların yakınlığına inanmamaya alıştırmıştır.”
Karamazov Kardeşler/Dostoyevski
“Nasıl ki yabancı bir cismin ağırlığı üzerinden hiç eksik olmayan bir çelik yay sonunda esnekliğini kaybeder; başka bir kimsenin düşünceleri sürekli olarak üzerinde bir baskı yahut tazyik unsuru olarak varlığını koruyan bir zihin de körelir. Keskinliğini kaybeder. Sürekli yiyerek bir kimse midesini bozar ve böylelikle bütün bedenine zarar verirse, zihin de düşünce malzemesiyle lüzumundan fazla beslenerek boğulabilir. Çünkü bir kimse ne kadar fazla okursa okuduklarından kalan izler de kaçınılmaz olarak o kadar az olacaktır: Zihin üzerine tekrar tekrar yazı yazılan bir tablete benzer. Derin derin düşünmeye zaman yoktur ve okunan şeyler ancak derin düşünmeyle hazmedilebilir…”
Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine/Arthur Schopenhauer

